Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+ Fixforum.Biz .:. Hayatı Paylaş .:. » Hayatın İçinden » Dini Konular
 ALEVILER....

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 8   Yukarı git
Konu: ALEVILER....  (Okunma Sayısı 2941 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #15 : 19 Kasım 2006, 01:34:27 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Yüzyıllardır Anadolu ve Balkanlar’da yaşayan Alevi-Bektaşi toplulukların piridir. Varolan kaynaklardan XIII. yüzyılda yaşadığı anlaşılmakta olup, çağdaşı olan diğer halk velileri gibi onun da yaşamı yarı-menkıbevi verilerle örülmüş durumdadır. Tarihimizde Horasan Erenleri, Rum Abdalları gibi değişik adlarla anılan ve birçoğunun kökeni Yesevilik’le de ilgili olan Vefailik, Babailik, Haydarilik, Horasan Melametiliği gibi akımlara mensup sufilerdendir. Hacı Bektaş Veli’nin de dahil olduğu bu Türkmen babaları, göçebe, yarı göçebe kitlelere daha uygun gelen bir İslam anlayışının yayıcısı kolonizatör dervişler geleneğindendir.
Kardeşi Menteş, Selçuklu döneminde meydana gelen Babai Ayaklanması’na (1239-40) katılarak savaşta ölmüş, Hacı Bektaş ise savaşa katılmamış ve Suluca Karahöyük’e bugün adı Hacıbektaş olan ve dergahının da bulunduğu yere yerleşmiştir. Yaşamı ve faaliyetleri ile tam bir halk insanı olan Hacı Bektaş Veli sarayı ve kenti değil, kırsal alanları ve göçebe/yarı-göçebe köylüleri yeğlemiştir.Onun izinden giden Anadolu erenleri ve onların izinden giden Alevi-Bektaşi topluluklar Hacı Bektaş’ın manevi mirasını efsaneleştirmişlerdir. Hacı Bektaş Veli, Anadolu ve Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi çevrelerde inanç esaslarının temel şahsiyeti, serçeşmesi ve piri, olarak görülmektedir.
Alevi-Bektaşi geleneğine ve hakkında bilgi veren kaynaklara göre Hacı Bektaş Veli hem soy, hem de tarikat silsilesi bakımından Hz. Ali’ye bağlanmakta ve seyyid olduğu kabul edilmektedir. Onun tarikat silsilesi içerisinde yer alan bir diğer önemli şahsiyet ise büyük Türk mutasavvıfı Ahmet Yesevi’dir. Hacı Bektaş’ın efsanevi niteliğinin bir sonucu olarak Alevilerce Hz. Ali’nin don değiştirmiş bir şekli olarak da görülmektedir. Hacı Bektaş Veli’nin halk arasında nesilden nesile aktarılan menkıbeleri ve Alevi ozanlarının Hacı Bektaş Veli’yi konu alan sayısız şiirleri bulunmaktadır.
Anadolu’da kuruluş döneminde dervişler arasında Hacı Bektaş Veli’nin ve düşüncelerinin önemini gören Osmanlı idarecileri, yeni askeri yapılanmanın en önemli bölümü olan Yeniçeri Ocağı’nın piri olarak onu seçmişlerdir. Böylece Hacı Bektaş Veli’nin düşünce sisteminden esinlenilen Bektaşilik, gerek halifeleri gerek göçebe yarı-göçebe topluluklar ve gerekse Yeniçeri Ocağı aracılığıyla ve resmi himayeye mazhar konumuyla giderek güçlenmiştir. Bektaşiliğin ikinci piri (Pir-i Sani) olan ve Osmanlı Padişahı II. Bayezid’in desteğiyle Hacı Bektaş Zaviyesi’nin şeyhliğini üstlenen Balım Sultan (Öl. 1516) ile birlikte tarikat yeniden yapılanmaya tabi tutulmuş ve Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada çok sayıda tekkeden oluşan belli bir erkâna ve merkeze bağlı geniş bir tarikat ağı ortaya çıkmıştır.
Vilayetname-i Hacı Bektaş Veli adlı yarı-menkıbevi eserde onun Anadolu’daki diğer tanınmış dervişler ile olan ilişkileri ve çeşitli olaylar da nakledilmektedir. Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen kitaplar arasında Makâlat, Kitabü’l-Fevaid, Nesâyih-i Hacı Bektaş Veli, Tefsîr-i Fatiha, Şathiyye, Risâle, Makalat-ı Gaybiye, Kelimat-ı Ayniye ve Şerh-i Besmele sayılabilir.
Onun mezarı bugün Hacıbektaş ilçesinde işlevini yüzyıllardır sürdürmüş bulunan zaviye içerisindedir. Mimari bakımdan Selçuklu üslubunu yansıtan Hacı Bektaş Veli Zaviyesi, XIII.-XIV. yüzyıllarda Hacı Bektaş Veli kültü ve bu kültün halk katındaki nüfuzu nedeniyle giderek Anadolu’nun tasavvuf yaşamında önemli bir merkez haline gelmiş, Yesevilik, Vefailik, Kalenderilik ve Haydarilik gibi çeşitli tarikatlara bağlı olan ve fetih ve kolonizasyon hareketinde öncü rol oynayan derviş zümrelerini kendi bünyesinde birleştiren büyük bir tarikat merkezi konumunu kazanmıştır.

Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
Fix Robot Modu
Özel Bir Bottur =)
*****
Mesajlar: 27336
Re: ALEVILER....
« Posted on: 18 Kasım 2008, 11:58:23 »

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: ALEVILER.... oyunları, ALEVILER.... programı, ALEVILER.... oyunu indir, ALEVILER.... program yükle, ALEVILER.... download, ALEVILER.... hikayeleri, ALEVILER.... resimleri, ALEVILER.... haber, ALEVILER.... yükle, ALEVILER.... videosu, ALEVILER.... msn eklentisi, şarkı sözleri


Logged
« Yanıtla #16 : 19 Kasım 2006, 01:37:22 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

ALEVİLER’DE İNANÇ ANLAYIŞI
Alevi inancı, Hak-Muhammed-Ali sevgisi üzerinde şekillenmiş, inanç, kurum ve pratiklere dayanmaktadır. Bu inanç ve ibadet anlayışının kendine özgü yönleri bulunmaktadır. Bu anlayışın temeli biçimden çok özü esas almasına ve şekilciliğie karşı olmasına dayanır. Alevilik’te biçimsel uygulama ve ibadetler de olmakla birlikte, esas olan zahir yani biçim ve dış anlamlar değil, batın, yani öz ve iç anlamlardır. Hacı Bektaş Veli de, Tanrı’nın bir zahiri bir de batını olduğunu vurgulamaktadır. Bu bağlamda Kur’an-ı Kerim’in bir zahir bir de batın anlamı olduğuna inanılmaktadır. İşte bu özü, yani batını kavrama süreci, ideal insanı betimleyen insan-ı kamil (olgun insan) olma aşaması şeklinde nitelendirilir. Olgun insan olabilmek, ölmeden evvel ölmek, Hak ile Hak olmak gibi kavramlarla da ilintilidir. Hak Muhammed Ali Yolu olarak da ifade edilen Alevilik’teki inanç ve ibadet uygulamalarının temeli işte bu ideal insanı şekillendiren ögelerden oluşmaktadır. Bütün Alevilik kurum ve kurallarının özünde işte bu amaca varmak için gerekli ayrıntılar bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse Alevilik’in serçeşmesi Hünkar Hacı Bektaş Veli bunu “Dört Kapı Kırk Makam” şeklinde sistematize etmiş, insan-ı kamil olabilmek için katedilmesi gereken aşamaları bu şekilde ele almıştır.  Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hünkar Hacı Bektaş Veli insan-ı kamil  aşamasının sembolleri olarak görülürler. Özellikle ozanların deyişlerinde bu semboller hem birlikte hem de birbirinin yerine kullanılmışlerdır. Örneğin Hacı Bektaş, Hz. Ali’nin don değiştirmiş bir başka benzeri olarak kutsanır.
Alevilik’te biçimsel anlamda ibadetin bir araç, olgun insan olmanın ise esas amaç olduğu kabul edildiğinden cemlere katılmak, oruç tutmak yetmez. Eline, diline, beline bağlı olmayan, en kutsal varlık olan insanı sevmeyen, olgunlaşmamış insanların ibadetleri de boşunadır. Özünü, gönlünü arındırmadan Hakk’a varılamaz. İnsan-ı kamil olabilen kişi, Hak ile Hak olmuş, Hakk’a varabilmiş kişidir. Alevilik’te Kabe, Tanrı’nın en şerefli varlığı olan insanın gönlüdür. En büyük Hac ise, gönül ziyaretidir, gönül kazanmaktır, razılıktır. Böylece Alevi inancında Tanrı’nın hoşnutluğunun da insanın hoşnutluğuna bağlı olduğu görülmektedir. Alevilik insan merkezli bir inanç anlayışı olup, “72 milleti bir gözle görmek” ve “Yaradılanı hoş görmek” yaklaşımını vurgulamaktadır. Özetlenen bu ilkelere uymayanlar cem ibadetlerine alınmadıkları gibi toplumdan da dışlanırlar.
Ayrıca Alevilik’in yozlaşmasının, kişisel ve toplumsal çıkar güdüsü doğrultusunda özünden uzaklaşmasının da önüne geçebilmek için, “Yol cümleden uludur” anlayışı takip edilir. Yani Alevi yolu herşeyin üstündedir şeklinde bir ilke daha ortaya konulmuştur. “Yol bir sürek binbir” ilkesi ile de sosyal gerçekliğe uygun olarak özü aynı olan ancak yöresel ve kültürel farklılıklardan kaynaklanan, sürek farklılıklarının da olabileceği vurgulanmaktadır. Bu anlayışlar bir yandan çoğulculuğu ve hoşgörüyü vurgularken diğer yandan da birlik ve beraberliği sağlamaktadır.
Alevilik’in diğer bir yönü de inanç yaşamında ve toplumunda kadın ve erkeğin her açıdan eşit olması gerektiğine ilişkin inançtır. Çalışırken de, ibadet ederken de kadın ve erkek birliktedir. Sünni geleneğin aksine tek eşlilik esastır. Başlık parası gibi uygulamalar kabul edilmez. Kadın olsun erkek olsun eşinden şikayetini Dede’ye iletebilir, suçlu bulunursa düşkün edilir. Aleviler’de toplumsal ve inançsal yaşamın her alanında kadının da erkekle birlikte ve eşit olarak yer alması bu anlayışı benimsemeyenlerce çeşitli iftiralara da konu olmuştur.
Alevilik’in inanç esaslarının şekillenmesinde Sufilik’in de büyük rol sahibi olduğu bilinmektedir. Hak aşkını temel alan Sufiler inancın zorla ve kalıplaşmış kurallarla dayatılmasından çok, gönüllerin kazanılmasına dayanan bir yaklaşımı benimsemişlerdir. Sufi anlayışda ibadette aşk ve cezbe yani coşku da önemli yer tutmaktadır. Alevilik de inanç ve ibadetlerini ilahi aşk ve coşku üzerine kurgulamıştır. Sufilik’i esas alan akımların çoğunluğu köklerini Hz. Ali’ye bağlamaktadırlar. Hz. Ali, Peygamber’in de söylediği üzere “İlim şehrinin kapısıdır.” Zahirin değil batının açıklayıcısıdır, konuşan Kur’an’dır.

3.2.1. Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki İmam Sevgisi
Bilindiği üzere Alevilik’te Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve Oniki İmam  sevgisi önemli bir yere sahiptir. Ehl-i Beyt sözcük olarak ev halkı demektir. Ev halkı, yani Ehl-i Beyt, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’den oluşmaktadır. Ehl-i Beyt, Aleviler arasında  Pençe-i Al-i Abâ olarak da adlandırılır. Aleviler gerek Kur’an-ı Kerim’e (Ahzap Suresi, Ayet 33) gerekse Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi’ne dayanarak Ehl-i Beyt’e özel bir sevgiyle bağlanırlar. Ehl-i Beyt sevgisi, onları ve soylarını da kapsayan iktidar hırsı içinde olmamayı, doğruluk ve dürüstlük simgesi olmayı, haksızlığa boyun eğmemeyi ve eşitlikçiliği de kapsayan değerleri de yapısında barındırmaktadır.
Oniki İmamlar ise Aleviler’in Hz. Muhammed’den sonra önder olarak tanıdıkları Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın soyundan gelen, Ehl-i Beyt’in devamı niteliğinde kişilerdir. Alevilik’in oluşum tarihinde büyük rol sahibi kutsal şahsiyetler olarak anılırlar. Oniki İmamların adları sırasıyla şöyledir: İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynel Abidin, İmam Muhammed Bakır, İmam Cafer Sadık, İmam Musa Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki, İmam Ali Naki, İmam Hasan Askeri, İmam Mehdi.
Aleviler’e göre Müslümanlar Hz. Muhammed’den sonra 73 fırkaya ayrılacaklar ve Ehl-i Beyt’in, Oniki İmamlar’ın yolundan gidenler doğru yolda olacaklardır. Ehl-i Beyt’in, Oniki İmamlar’ın yolundan gidenler Fırkayı Naciye veya Güruh-u Naci (kurtarılmış insanlar) olarak adlandırılır. Muhammed, Hz. Ali, Ehl-i Beyt, Oniki İmamlar ve onları sevenlerin tümü, Güruh-u Naci kavramının kapsamında görülürler. Demek ki Ehl-i Beyt sevgisi Alevilik’in esasını oluşturur. Tevella ve teberra anlayışı da bu sevgiden kaynaklanır. Tevella, Ehl-i  Beyt’i, Oniki İmamlar’ı, Ondört Masumlar’ı, Onyedi Kemerbestler’i ve onların yolundan gidenleri ve sevenleri sevmek, teberra ise onları sevmeyenleri sevmemektir. Dede, Seyyit, Pir, Mürşid gibi adlarla anılan Alevi dinsel önderlerinin bir bölümünün soyları da Oniki İmamlar’a dayanmakta olduğundan büyük saygı görmektedirler.


Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #17 : 19 Kasım 2006, 01:38:38 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Ondört Masumlar
Ondört Masumlar veya Ondört Masum-u Pak deyimleri, Alevilerce kutsal olarak kabul edilen ve küçükken şehid olan Ehl-i Beyt soyundan gelenleri nitelemek için kullanılmaktadır. Küçük yaşta şehid edilmeleri nedeniyle Masum-u Pak yani günahtan arınmış, duru olarak adlandırılmaktadırlar. Ondört Masum-u Pak olarak bilinen ve Alevi kaynaklarında da anılan kişilerin adları şunlardır: Muhammed Ekber b. Ali, Abdullah b. İmam Hasan, Abdullah b. İmam Hüseyin, Kasım b. İmam Hüseyin, Hüseyin b. İmam Zeynelabidin, Kasım b. İmam Zeynel-abidin, Ali el-Eftar b. İmam Muhammed Bakır, Abdullah b. İmam Cafer Sadık, Yahya el-Hadi b. İmam Cafer Sadık, Salih b. İmam Musa Kazım, Tayyib b. İmam Musa Kazım, Cafer b. İmam Muhammed Taki, Cafer b. İmam Hasan Askeri ve Kasım b. Muhammed Taki.
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #18 : 19 Kasım 2006, 01:39:01 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Onyedi Kemer-Besteler
Hz. Muhammed’in buyruğuyla Hz. Ali on yedi kişinin belini bağlamıştır ki, Aleviler’in Buyruk kitaplarında Onyedi Kemerbestler olarak yer almaktadır. Bunlar Hz. Muhammed’e ve Evlad-ı Resule ikrar vermiş, bağlanmış kişiler olarak görüldüğünden, Alevilerce büyük saygı gösterilmektedirler. Bunların adları da şu şekildedir: Selman-ı Farisi, Kanber, Cafer-i Tayyar, Ebu Zerr-i Gıffari, Cabir-i Ensari, Malik-i Eşter, Abdullah b. Abbas, Hasan-ı Basri, Zünnun-i Mısri, Ebu Derda, Cömerd-i Kasab, Amr, Ammar b. Yaser, Süheyl-i Rumi, Ebu Mihcen, Süleym, Seyfüddin.
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #19 : 19 Kasım 2006, 01:39:37 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Dört Kapı - Kırk Makam
Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki Kâmil (olgun) insan olma ilkelerini Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş bunu “Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur” şeklinde açıklamıştır. Bu ilkeler aşama aşama insanı olgunluğa ulaştırır. Bir başka yoruma göre ise şeriat anadan doğmak, tarikat ikrar vermek, marifet nefsini bilmek, hakikat Hakk’ı özünde bulmak yollarıdır.
Dört Kapı şunlardır:
1.Şeriat, 2.Tarikat, 3.Marifet, 4.Hakikat
Her bir kapının on makamı vardır:

Şeriat kapısının makamları:
1.                  İman etmek
2.                  İlim öğrenmek
3.                  İbadet etmek
4.                  Haramdan uzaklaşmak
5.                  Ailesine faydalı olmak
6.                  Çevreye zarar vermemek
7.                  Peygamberin emirlerine uymak
8.                  Şefkatli olmak
9.                  Temiz olmak
10.              Yaramaz işlerden sakınmak
Tarikat kapısının makamları
1.                  Tövbe etmek
2.                  Mürşidin öğütlerine uymak
3.                  Temiz giyinmek
4.                  İyilik yolunda savaşmak
5.                  Hizmet etmeyi sevmek
6.                  Haksızlıktan korkmak
7.                  Ümitsizliğe düşmemek
8.                  İbret almak
9.                  Nimet dağıtmak
10.              Özünü fakir görmek
Marifet kapısının makamları
1.                  Edepli olmak
2.                  Bencillik, kin ve garezden uzak olmak
3.                  Perhizkârlık
4.                  Sabır ve kanaat
5.                  Haya
6.                  Cömertlik
7.                  İlim
8.                  Hoşgörü
9.                  Özünü bilmek
10.              Ariflik
Hakikat kapısının makamları
1.                  Alçakgönüllü olmak
2.                  Kimsenin ayıbını görmemek
3.                  Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek
4.                  Allah’ın her yarattığını sevmek
5.                  Tüm insanları bir görmek
6.                  Birliğe yönelmek ve yöneltmek
7.                  Gerçeği gizlememek
8.                  Manayı bilmek
9.                  Tanrısal sırrı öğrenmek
10.              Tanrısal varlığa ulaşmak

Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #20 : 19 Kasım 2006, 01:40:07 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Oniki Farz
Alevi inanç ve uygulamalarının yer aldığı Buyruk kitaplarında yer alan ilkelerden bir diğeri de Oniki Farz olarak bilinmektedir. Oniki Farz şunlardır:
1.                  Hakk’tan korkmaktır.
2.                  Kimseye haksız söz söylememektir. 
3.                  Halka şefkat kılmak ve öğüt vermektir.
4.                  İnsanı aziz bilmek, saygı göstermek ve küçük görmemektir.
5.                  Hakk’tan gelene razı olmaktır.
6.                  Tevekkel olmak, cihan esbabına meşgul olmamaktır.
7.                  Her şeye tahammül etmek ve Allah’ın görücü olduğunu bilmektir.
8.                  Halktan sakınır olmaktır.
9.                  Kanaat ehli olmaktır. 
10.              Hakk’tan gelecek rızık için üzülmemektir.
11.              Halka karışmamaktır.
12.              Talip olanın Hakk sermayesi olmaktır.

Dört Kapı Kırk Makam, Oniki Farz gibi inanç ilkelerinin yanısıra Üç Sünnet, Yedi Farz, Oniki İşlek vb. Aleviler’in uymaları gereken başka inanç ilkelerini gösteren kurallar da bulunmaktadır. Geçmişte bu ilkeler dinsel önderler aracılığıyla topluma öğretilmekte ve uymayanlara yönelik çeşitli yaptırımlar işletilmekteydi.
Hiç şüphesiz bu esaslar geleneksel Alevi yaşamında geçerli olmuştur. Zaman içerisinde sosyo-ekonomik yaşamın değişmesine paralel olarak toplumun ihtiyaçları da değişmektedir. Tarihsel ve sosyal koşullar Alevi inanç ilke ve uygulamalarının gerektiği gibi güncellenmesine olanak tanımamış ve sonuçta toplumsal yapı ile inanç ilkeleri arasında uyumsuzlukların ortaya çıktığı görülmüştür. Bugün yapılması gereken Alevilik’in inanç ilke ve uygulamalarının günümüz koşullarına uygun olarak yeniden yorumlanmasıdır. Özellikle 1990’larla birlikte faaliyete geçen cemevlerinde ve diğer Alevi inanç-kültür merkezlerinde, Alevilik’in çağdaş toplumsal gereksinimler doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına yönelik çabaların yoğunlaştığı dikkat çekmektedir.
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #21 : 19 Kasım 2006, 01:40:21 »
Fixforum Üye Profili ssaydan
Fix Üye
****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 28
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 529

Ne SoYsUz MüSlüMaN Ne De DiNsİz TüRk

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: ALEVILER....

   kolay gelsin gardasım birbirimizi paylasımlarla bilgilendirirsek eminim daha iyi olacak eline saglık........
Logged


                               
« Yanıtla #22 : 19 Kasım 2006, 01:40:46 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Eline-Diline-Beline Sahip Olmak
Alevi inancı, ahlakı, inanç ve ibadetin önşartı olarak görmektedir. Yani ahlak bakımından yetersiz olan bir kişinin inanç ve ibadette yer alması uygun görülmemektedir. Eline, diline, beline sahip olma kuralı Aleviler’in yaşamları boyunca uymaları zorunlu ahlak sisteminin adeta simgesidir. Eline bağlı olmak, elinle koymadığını almamak, diline bağlı olmak gözünle görmediğini söylememek ve beline hakim olmak haram olan cinsel ilişkiye girmemektir.  Bu kural Alevi toplumunun çok güçlü ahlak sisteminin özetidir ve  Alevi Yolu inanç önderlerinin deyimiyle “kıldan ince, kılıçtan keskindir.” Yolun bu kurallarına uymayanlar düşkün sayılırlar. Düşkünler toplumdan soyutlanırlar, işledikleri hatanın durumuna göre değişik şekillerde cezalandırılırlar.
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #23 : 19 Kasım 2006, 01:42:55 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Cem İbadeti
Alevilik’in temel ibadeti  “Cem”dir. Cem ibadeti, Alevilerce Kırklar Cemi/Meclisine dayandırılır. Kırklar Meclisi, Hz. Muhammed, Ehl-i Beyt ve onlara yakın toplam kırk kişinin katıldığı bir toplantıdır. Alevi inanışına göre Alevilik’in cem de dahil pek çok geleneksel uygulaması Kırklar Cemi’nden ilham almaktadır. Alevi cemleri daha çok hasat döneminden sonra yapılır. Cemlerin perşembeyi cumaya bağlayan akşamlarda yapılması gerekir ve Aleviler arasında Cuma akşamı olarak adlandırılır. Alevi Dedeleri uzak taliplerini ziyaret ettiğinde cem yapılacağı bu hizmetle görevli kişi (peyik) tarafından duyurulur. Ceme katılacak olanlar yanlarında niyaz veya lokma adı verilen yiyecekler getirirler. Cemler büyük evlerde yapılır. Dede cem yapılacak yerin başköşesinde bulunan posta oturur. Cemde Oniki Hizmet vardır. Bu Oniki Hizmet’in sahipleri şunlardır:


Dede (Mürşid, Pir)
Rehber
Gözcü
Çerağcı (Delilci)
Zakir (Aşık)
Ferraş (Süpürgeci)
Sakka (İbriktar)
Kurbancı (Sofracı)
Pervane
Peyik (Davetçi)
İznikçi (Meydancı)
Kapıcı (Bekçi)
Cem ibadeti, Oniki Hizmet’in yerine getirilmesinden oluşan kutsal bir ibadettir. Bu ibadetin temeli razılık ile başlayabilmesindedir. Dede ve topluluk birbirlerinden razılık almadıkça cem başlayamaz. Oniki Hizmet sahiplerinin görevleri ise şu şekilde özetlenebilir: Dede, cem törenini yönetir. Rehber, cemde görgüsü yapılanlara yardımcı olur. Gözcü, cemde düzeni sağlar. Çerağcı, çerağı (mumu) yakar, meydanın aydınlanmasını sağlar. Zakir, saz çalarak deyişler söyler. Süpürgeci, her hizmetin sonunda, süpürge çalma görevini yerine getirir. Sakka, su dağıtır, lokmalar yendikten sonra temizlik için ibrik, leğen, havlu getirir. Sofracı, kurban ve yemek işlerine bakar. Pervane, cemevine gelenler ve gidenlerle ilgilenir. Peyik, cemin yapılacağını herkese haber verir. İznikçi, cemevinin temizliğine bakar. Kapıcı, cem yapılan yerin kapısında bekler.
Cem içerisinde Pir Sultan’dan, Şah İsmail Hatayi’den, Kul Himmet’ten deyişler söylenir, semah dönülür, lokmalar dağıtılır, Kerbela şehitleri anılır. Cem’de musahipler görülür, düşkünler dara kaldırılır, toplumun önünde haklı haksız belirlenir, suçlu olanların gerekli cezaları verilir. Cemlerde verilen cezalara uyulur, aksi halde toplum dışına itilmek kaçınılmazdır. Cem bir ibadet olmasının yanısıra, ayrıca Aleviler için adeta eğitim kurumu ve toplumsal sorunların çözümlenme yeri olarak yüzyıllardır farklı işlevleri sürdüregelmiştir. Günümüz toplumsal yapılanmasında daha çok kentlerde yaşayan Aleviler için diğer işlevleri zaman içerisinde etkisizleşmişse de özellikle dinsel işlevleriyle yaşamaktadır. Bugün yurtiçi ve yurtdışında varolan cemevlerinde ya düzenli olarak her hafta veya Dedeler geldiğinde cemler düzenlenmektedir. Cemler geleneksel yaşamda, dışa kapalı bir dinsel ibadet iken, artık günümüzde kentlerde Alevi olmayanların da katılabildiği bir nitelik kazanmaktadır. Yine eskiden Dedeler, sadece kendi ocaklarına mensup Aleviler’le  bu ibadeti yürütürken, bugün kentlerdeki cemevlerinde farklı ocaklara mensup Alevi toplulukların katıldığı cemler yapılmaktadır.


Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #24 : 19 Kasım 2006, 01:43:17 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Sultan Nevruz
İlkbaharın başlangıcı ve Hz. Ali’nin doğumu sayılan Nevruz (21 Mart) akşamı Alevilerce Sultan Nevruz olarak adlandırılır. Sultan Nevruz akşamı cem yapılır. Yolun kurucusu Hz. Ali’nin doğum günü olması nedeniyle büyük bayramdır. Bu günde dinsel ibadetlerin yanısıra kültürel ve folklorik kutlamalar yapan Alevi topluluklar da bulunmaktadır. Ayrıca Nevruz ibadetinde, Hz. Ali’nin doğumu olarak kutsanan Nevruz’u konu alan deyişler de kimi Alevi topluluklarında nevruziye olarak adlandırılmaktadır
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #25 : 19 Kasım 2006, 01:43:39 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Muharrem Orucu, Aşure Geleneği
Alevilerce Kerbela Olayı’nın anlamı büyüktür. Hz. Hüseyin’in Kerbela’da Yezid ordusunca acımasızca şehid edilmesinin anısına, Oniki İmamlar’ın anısı ve sembolizminin de eklenmesiyle yüzyıllardır Muharrem orucu tutulmaktadır. Ayrıca Muharrem’de oruç tutmanın gerekliliği Kur’an-ı Kerim’deki Araf Suresi’nin 142. ayetine de dayandırılmaktadır. Hicri takvimin birinci ayı olan Muharrem ayının birinci günü başlanan oruç, Hz. Hüseyin ve Oniki İmamlar’ın aşkına oniki gün tutulmaktadır. Masum-u Pak’lar için Muharrem Orucu’ndan üç gün önceki üç gün tutulan oruç ise Masum-u Pak’ların anısına tutulur. Muharrem Orucu sırasında Hz. Hüseyin’in susuz şehid olması anısına su içilmez, kurban kesilmez, tıraş olunmaz, eğlence ve düğünlere ara verilirdi. Akşamları Kerbela olayını anlatan kitaplar okunur, mersiyeler söylenirdi. Ayrıca oruç sonunda maddi güçleri yerinde olanlar kurban da keserler ve toplu halde pişirilen aşure çorbası herkese dağıtılırdı. Bu kurban ve aşure ise Kerbela’da İmam Zeynel Abidin’in kurtulması ve Ehl-i Beyt soyunun ondan devam etmesinden duyulan sevinç nedeniyledir. Bugün kentlerde Muharrem orucu zamanında cemevlerinde lokmalar verilmekte, halka aşureler dağıtılmakta, Hz. Hüseyin, Kerbela Şehidleri ve Oniki İmamlar’ın anılması amacıyla çeşitli programlar düzenlenmektedir. Özellikle Alevilerce kurulan TV ve radyo kanallarında özel yayınlar yapılmaktadır. Alevi inanç ve geleneklerinde Ramazan ayında 29 ya da 30 gün oruç tutmak şeklinde bir uygulama yoktur.
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #26 : 19 Kasım 2006, 01:44:28 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

Hızır Orucu
Aleviler her Şubat ayının 13-14-15. günlerinde üç gün Hızır Orucu olarak adlandırılan bir oruç tutarlardı. Hızır’ın darda kalmış insanlara yardım edeceğine inanılır. Bu nedenle Aleviler arasında “Yetiş Ya Hızır” deyimi yerleşmiştir. İşte bu oruç Hızır’ın aşkına üç gün tutulur. Oruç akşamlarında kömbe vb. geleneksel yemekler yapılarak dağıtılması da adettendir.

 Kurban Bayramı
Alevilik’te kurban geleneği önemli bir yer tutmaktadır. Yatır, ocak ziyaretleri veya ibadetler sırasında kurban geleneği uygulandığı gibi, Kurban Bayramı’nda da kurbanlar kesilir. Sünniler’de olduğu gibi bu geleneğin kökeni Hz. İbrahim’e dayandırılarak, Hz. Muhammed’in de bu geleneği sürdürdüğüne inanılır. Kurban’ı kimlerin, nasıl kesebileceği Dedeler tarafından topluma anlatılır. Kurban’ın kesilmesi için belli bir dua okunur ve ancak böyle kesilebilir. Kurban etinin özellikle fakirlere dağıtılması esastır.

       Abdal Musa Cemi
Yine kış aylarında Abdal Musa Lokması, Abdal Musa Cemi, Abdal Musa Kurbanı, Birlik Cemi, Birlik Kurbanı gibi adlarla da anılan bir Cem ibadeti düzenlenirdi. Alevilerin büyük saygı duyduğu erenlerden Abdal Musa’nın adıyla anılan bu ibadet için evler dolaşılarak lokmalar toplanır, kurbanlar kesilir, cem yapılır ve pişen lokmalar ertesi gün dağıtılırdı. Bu ibadet ve oradaki hizmetlerin giderleri bütün toplum tarafından verilen katkılardan oluştuğu için Birlik Cemi olarak anılmaktaydı. Abdal Musa Cemi’nin düzenlenmesinin topluma yararlı olacağına, ürünlerin bereketli olacağına, başka bir deyişle topluma iyilik getireceğine inanılmaktaydı.
Ancak Alevilik’teki ayin ve merasimlere ilişkin bilinmesi gereken bir diğer konu da eskiden varolmuş yöresel uygulama farklılıklarıdır. Aleviler arasında yerleşmiş “yol bir sürek binbir” deyiminden de anlaşılacağı üzere Anadolu’nun değişik bölgelerinde yaşayan Aleviler arasında bu dinsel ibadetlerin uygulanmasında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Günümüzde kentlerde bu farklılıkların giderek ortadan kalkma eğiliminde olduğu görülmektedir. Dedeler ve babalar arasında zaman zaman toplantılar yapılarak uygulama farklılıklarının olabildiğince azaltıldığı görülmektedir. Yine de bu farklılıkların bir zenginlik göstergesi olduğu unutulmamalı, uygulama farklılıklarının birer tartışma ve anlaşmazlık konusu haline getirilmemesi gerekmektedir
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #27 : 19 Kasım 2006, 01:45:31 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

 Yıllık Törenler
Belli günlerde yapılan ibadet ve kültürel etkinliklerin yanısıra dışında Alevilerce Anadolu’nun değişik merkezlerinde de her yıl törenler, etkinlikler düzenlenmektedir. Bunların en bilinenleri şu şekildedir: Hacı Bektaş Veli Törenleri, Abdal Musa Törenleri (Antalya), Veli Baba Törenleri (Isparta), Hamza Baba Törenleri (İzmir), Şücaettin Veli Törenleri (Eskişehir), Pir Sultan Abdal Törenleri (Sivas), Hıdır Abdal Törenleri (Erzincan). Bu törenler daha çok bir Alevi ulusunun türbesinin bulunduğu yerlerde düzenlenmekte olup, kurbanlar kesilmekte ve lokmalar dağıtılmaktadır. Bu törenlere Türkiye’den ve yurtdışından yüzbinlerce insan katılmakta ve adeta bir festival havası içerisinde kutlanmaktadırlar. Aleviler arasında bu törenlerin dinsel bir ibadet anlamı taşımasının yanısıra birlik ve beraberliği sağlama bakımından da işlevleri olduğu söylenebilir. Ayrıca bu törenler sırasında tanınmış Alevi sanatçılar Alevi deyişleri söylemekte; gerek Alevilik gerekse törene konu olan evliya konusunda bilgiler verilmekte, paneller yapılmakta; değişik bölgelerden gelen Alevi önderleri görüş alışverişinde bulunmakta; satılan kitap, dergi vb. materyallere de halk büyük ilgi göstermektedir
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #28 : 19 Kasım 2006, 01:47:09 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 56
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1416

***aLi kurşun***

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: ALEVILER....

  kolay gelsin gardasım birbirimizi paylasımlarla bilgilendirirsek eminim daha iyi olacak eline saglık........
guzel kardesım sen yeterkı ıste!hersey acık ve seffaf sekılde anlatılmıs kafasına bıse takılan sorsun!bu topıcte bu kulturu sonuna kadar acıklayacagım!herzman olumlu olumsuz elestırılerıde beklıorum
saygılar
Logged

yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
« Yanıtla #29 : 19 Kasım 2006, 15:25:49 »
Fixforum Üye Profili bagdat caddesi
Profesyonel Üye
*****