Ilıca’da Mustafa Kemal’in ilk karşılanması sırasında:
Konukların önemli kimseler olduğunu anlayan ihtiyarın zeki gözleri parladı. İri ve ak tüylerle örtülü elini geniş göğsünün üzerine koyarak selamladı. Mustafa Kemal Paşa, ta yanıbaşına kadar geldiği halde heykel gibi duran bu ihtiyarın hatırını soruyor, o da gövdesine yaraşan derin ve gür sesiyle teşekkür ediyordu. Mustafa Kemal’in sohbete başladığı ihtiyar, Ruslar gelince göçmek zorunda kalıp Çukurova’ya indiklerini, şimdi köyüne döndüğünü kısaca anlattı. Mustafa Kemal, o günlerin bu dönüşe pek uygun olmadığını işaretle:
- Ağa, yoksa oralarda geçinemedin mi, diye sordu.
İhtiyar hemen karşılık verdi.
- Hayır Paşam, Çukurova cennet gibi bir yer, bir eken yüz biçiyor. Bize tarla verdiler, çayır da... Geçimimiz padişahta bile yoktu. Çok rahattık. Yalnız son günlerde işittim ki İstanbul’daki “ırzı kırık”lar bizim Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş. Geldim ki göreyim, bu “namertler” kimin malını kime veriyorlar?
Tunç çehreli, ak sakallı, gün görmüş ihtiyarın iman dolu göğsünden gelen bu ses yine O’nun gibi tunç çehreli kahraman askerin gözlerini yaşarttı. Bu eski Türk kalesine, ulus işi için, ulusla birlikte çalışmağa gelen bu büyük devlet adamı yaşlı gözlerle arkadaşlarına döndü:
- Bu ulusla neler yapılmaz!
N.A. BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s.116-117
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: -*aNıLaRLa aTaTüRK*- oyunları, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- programı, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- oyunu indir, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- program yükle, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- download, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- hikayeleri, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- resimleri, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- haber, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- yükle,
-*aNıLaRLa aTaTüRK*- videosu, -*aNıLaRLa aTaTüRK*- msn eklentisi, şarkı sözleri
Aşağıda yer alan anı, vatan gerçeğini en iyi anlayan ve onun gereğini yapmaktan çekinmeyen insanların başında Atatürk’ün yer aldığını yansıtması açısından önemlidir.
Mustafa Kemal’in Samsun ve çevresindeki faaliyetlerinden korkan İstanbul Hükümeti, İçişleri Bakanı Ali Kemal’in bir genelgesi ile O’nu görevden alıyor. Bu sıralarda, Ali Galip adında birisi de, Erzurum Valiliği’ne atanmak maskesi altında Mustafa Kemal’i tutuklamakla görevlendiriliyor. Ve Sivas’ta bazı tertiplere başvuruyor. Bu komployu Amasya’da haber alan Mustafa Kemal, bir atlı birlik oluşturarak habersizce Tokat’a gidiyor. Kendileriyle sohbet etmek üzere şehrin ileri gelenlerini topluyor. Bu toplantıda bulunan avukat Ali Bey, gözlemini şöyle anlatıyor:
“Yirmi kişi kadar vardık. Atatürk, etrafında bazı kişilerle birlikte geldi. Köşede bir sandalye vardı. Selam verip oraya oturdular ve bize memleketin kurtuluş yolu hakkında hiçbir şekilde unutamayacağım şu açıklamada bulundular:
- Hiçbir koruma aracına sahip olmasak bile, dişimiz tırnağımızla, zayıf ve dermansız kolumuzla mücadele ederek şeref ve haysiyetimizi, namusumuzu korumayı kaçınılmaz görüyorum. Tarih, bize vatan uğrunda canını, malını esirgemeyen milletlerin asla ölmediklerini göstermektedir. Ben hayatımı, hiçbir zaman milletimizden üstün görmedim ve görmeyeceğim. Her an memleket için şerefimle ölmeye hazırım.”
N.A. BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s.370-371.
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Atatürk, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş, orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek halde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lambasının cılız ışığında çalışıyordu.
Bir aralık lise binasına baskın yapılacağı ve Atatürk’ün yakalanıp asılacağı hakkında şehirde haberler dolaşmaya başladı.
Atatürk’ün hizmetini basit fakat temiz ruhlu, fedakar bir Türk genci yapıyordu. Bu delikanlının babası gizli ve sık sık geliyor; oğluna:
- Etme, eyleme; evine dön; bugün yarın şehir basılacak; Mustafa Kemal ve arkadaşları yakalanacak. Onlar her şeyi göze almışlar; sen aileni düşün, diyordu.
Atatürk bu geliş gidişin farkına vardı; bir gün delikanlıyı yanına çağırdı ve sordu:
- Sık sık sana gelen kimdir?
- Babam!...
- Ne istiyor?
Delikanlı her şeyi anlattı. O zaman Atatürk, ona doğru biraz daha ilerledi; elini omuzuna koydu ve dedi ki:
- Hizmetinden memnunum, fakat baba hakkı büyüktür. Madem ki razı olmuyor, git! Git, fakat babana söyle ki, vatan elden giderse evladın ne önemi kalır?
N.A. BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s.87-88
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Anadolu’ya geçmek için hazırlıklarını tamamlayan Atatürk, Yıldız Sarayı’na gitti. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, onu çok küçük bir odada kabul etti. Hemen hemen diz dize oturdular.
Padişahın sağında mini bir masa üzerinde güzel ciltlenmiş kalınca bir kitap, bir Osmanlı Tarihi vardı. Pencereden Boğaz, Boğaz’ın mavi sularında birbirine paralel dizilmiş ve toplarını saraya çevirmiş olan düşman savaş gemileri görünüyordu.
Padişah, ona dedi ki:
- Paşa, devletimize çok hizmet ettin; bunların hepsi artık bu kitaba geçmiştir!
Elini Osmanlı Tarihi’ne koydu, bastı ve ilave etti:
- Tarihe geçti!...
Sonra dedi ki:
- Bunları unutunuz. Asıl bundan sonra yapacağınız hizmet şimdiye kadar yaptıklarınızdan mühim olacaktır. Paşa, isterseniz devleti kurtarabilirsiniz!
Atatürk cevap verdi:
- Bu yolda elimden gelen yapacağıma emin olmanızı rica ederim.
Vahdettin:
- Muvaffak olunuz! diyerek ayağa kalktı.
Ziyaret sona ermişti.
Padişah, ondan düşmanların arzularını yerine getirmesini bekliyordu; elinde hiçbir kuvvet kalmamış olan devletin ancak böyle, düşmanların hoşuna giderek kurtulacağını sanıyordu. Bilmiyordu ki, kuzuyu yemeğe karar vermiş olan kurt için bahane bulmak gayet kolaydır.
Atatürk de devleti kurtarmak istiyordu; fakat düşmanlara yaranmakla değil, milletin bitmez tükenmez hürriyet ve istiklal aşkını, cesaret ve fedakarlık duygularını harekete geçirerek...
İşte Türk milletini anlamamış bir adamla, anlamış adamın arasındaki fark...
Niyazi Ahmet BANOĞLU, Nükte ve Fıkralarla Atatürk, s.86-87
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Atatürk, İzmir zaferinden sonra ilk kez Adana’ya gelmişti. Ayağının tozuna yüz sürmeyi adak edenleri zorla topraktan ayırabiliyorduk. O genç, alçak gönüllü kurtarıcı, bu coşkun, kendinden geçmiş halkı selamlaya selamlaya hükümet konağına geldi. Biraz sonra evine dönecekti. Merdivenlerin yarısını indiği sırada bir kucak sarı çiçekle bir köylü kadınının nefes nefese, sıçrarcasına merdivenleri çıktığını gördük.
Gazi Mustafa Kemal durdu, köylü kadını yanına kadar çıktı. Anlatılamaz bir hayranlıkla O’nun gözlerine tutuldu ve bir süre bu dalgınlık içinde yerinden kımıldanamadı, sonra bir ana sesindeki sevecenlik ve özlemle:
- Ah benim çakır oğlum! Yolunu bir deli gibi bekledim. Sana bu çiçekleri tarlamdan yoldum. Eğ başını! O sarı saçlarını öpeyim... Bu benim adağım, umduğumu çok görme...
Genç komutanın yüzüne bir huzur ve sevinç yayıldı, başını ona doğru eğdi. Köylü kadın bu sarı başı, bağrındaki sarı çiçeklerin üzerine bastırdı. Kokladı, öptü. Sonra da sarı fulyaları ayağının altına sererek:
- Adağım yerini buldu, koca yiğit, tuttuğun altın, kılıcın keskin olsun; her muradın yerine gelsin, dedi.
Bu köylü kadın bizim cephe arkadaşımız “Sultan Ana” idi.
Arif Hikmet PAR – M.Agah ÖNEN: Atatürk’ü Anlamak, s.98-99
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Alfabe toplantısında, 29-30 Ağustos 1928 Dolmabahçe.
Şafak söküyordu. Doğacak güneş 30 Ağustos sabahının güneşi idi. Bütün İstanbul, bu büyük zafer hazırlıklarını tamamlamıştı...
Hep birden kalkıldı. Atatürk’ü, Türk yurdunu ve Türk ulusunu kurtaran en büyük zaferin yıldönümünü kutluyorduk.
Ulu Önder, kutlamaları – derinlere bakan gözlerinin dalgınlığı içinde - dinledi, dinledi:
- Bu zaferi kazanan ben değilim, dedi. Bunu asıl, tel örgüleri hiçe sayarak atlayan, savaş meydanında can veren, yaralanan, kendini esirgemeden düşmanın üzerine atılarak Akdeniz yolunu Türk süngülerine açan kahraman askerler kazanmıştır. Ne yazık ki onların her birinin adını Kocatepe sırtlarına yazmak mümkün değildir. Fakat hepsinin ortak bir adı vardır: Türk Askeri.
Kutlamalarınızı onların adına kabul ediyorum.
Kemal ARIBURNU, Atatürk, Anekdotlar, Anılar
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
İtalyanların Habeş Harbi sıralarında idi. Ege kıyılarında kıta ve tahkimat komutanları çok titiz davranıyorlar, kıtaya herhangi bir yabancının sızması olasılığına karşı erleri sık sık uyarıyorlardı.
Bu günlerin birinde Atatürk’ün teftişe geleceği haber alındı. Atatürk beklenilen günde yanındaki erkanı ile geldi. Kıtaları teftiş edip dolaşmaya koyuldu.
Savunma mevzilerinden birine giden yolun dönemecinde Atatürk birdenbire durdu. Yanındakilere:
- Siz beni burada bekleyiniz, ben yalnız gideceğim, dedi.
Yanındaki komutanlar tereddütle birbirlerinin yüzüne baktılar. Fakat, tabii bir şey söyleyemediler.
Atatürk patikanın kıvrımını döndü. Koruganın hakim bir noktasında nöbet bekleyen Mehmetçiğe doğru yürüdü. Uzaktan gelen bir sivilin kendisine doğru yürüdüğünü gören Mehmetçik hemen silahına davrandı. Daha fazla yaklaşmasına izin vermeden gür sesi ile:
- Dur!... diye gürledi.
Atatürk bu kesin ihtar karşısında durarak:
- Sen beni tanımıyor musun? Ben kimim?
- Mustafa Kemal’sin komutanım.
- Peki sen benim Mustafa Kemal olduğumu biliyorsun da hala neden yasak, diyorsun?...
Mehmetçik bir an durakladı. Herhalde teftişten haberi vardı. Fakat onun bildiği Atatürk, yanında kalabalıkla gelirdi. Böyle yapayalnız gelmezdi. Bir an daha düşündükten sonra kafasını salladı ve safiyetle yanıt verdi:
- Komutanım, Mustafa Kemal’sin Mustafa Kemal olmasına ama... Düşmanların işine akıl sır ermez... Birini sana benzetir içeri sokarlar... Gözünü seveyim sen şu bizim yüzbaşıyı al birlikte gel, o zaman nereye istersen git!
Atatürk, geri döndükten sonra komutanlara bunu anlattı. Bu mert ve uyanık eri çavuşluğa yükselttirdi.
H. BESLEYİCİ, Atamız Atatürk s.97-98
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu Ata’ya bildirdiler.
- Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.
Atatürk sordu:
- Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:
- Gazete kağıdı ile sardığı sigarayı yakarken kağıt tutuşmuş da ondan.
Bunu söyleyen o zamanın bakanlarından biridir. Bakana şu soruyu yöneltmiş:
- Siz hiç gazete kağıdı ile sigara içtiniz mi?
- Hayır...
- Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şeydir. Köylü gene bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğiniz yerde, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.
H. BESLEYİCİ, Atamız Atatürk, s.95-96
Logged
dostuN a$kı sewgiLiden daaa coktur! sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (: sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (: dost sewgiLideN daaaa chok sewer! biLir misn bizde DOSTLUK Nedir? nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM bNMdiR..! {düş sokağı sakini , уαℓηız_ρяєηѕєѕ , Umut_Yolcusu ,--a5L1-- }
canım ne güzel bi paylaşım ama günümüzde ATATÜRKÜMÜZ gibi yapılan hatanın içeriğine bakmadan yargılıyolar bu sadece hukuksal değil insanlar arasında da bu böyle anlayış yok işte yapıcak bişeyde yok bence paylaşım için tşkler canım emeğine sağlık....
Logged
şimdi sussam olurmu yoruldum desem hayat durulurmu... hayalet gibiyim varken yok oluyor bedenim sus... soru sorma yüreğim... meddücezir'deyim....