Aşkın içinde şehvet yoktur. Karıştırmayalım sakın. Aşklar duyguların beden ve ruha olan hükmedişidir. Şehvet cinselliğin aşık olmadan, hatta hiç sevmeden de yaşandığı fizyolojik coşkusu ama ruhi boşluğudur... Mevlana en iyi örneğini de eşek ile vermiş doğrusunu yapmış. En basiti iki fare bile şehvetle birleşebilirler... Ama bilinç sevgi, ruh şehvette değil, aşkın kendisindedir. Aşık olunan şehvet aracı değildir öncelikle... Şehvet aşkın içinde uçurum gibidir, aşkı dışlayıp şehvetin coşkusuna kapılan sevdiğini sevmiyor, aksine araç olarak görüyor bence. Evet şehvet sevdiğini sevilmesi gereken gibi sevmek ile zaten aşkın dış çerçevesidir, yaldızsız bir çerçeve yani, asıl emsalsiz tablo ruhsal gerçektedir... bunun içinde bedensel coşku bence aşkı değil tatmin olmayı ama, yalnızca fizyolojik olarak boşalmaları sağlar... belki biraz daha açmak gerekir örneğin leyla ile mecnun Fuzuli'nin yazdığı bir öyküdür yani leyla ile mecnun bir öyküdür, ama fuzuli'nin kafasının içindeki iki sevgilidir... yani fuzulinin duygusal y gerçek yaklaşımıdır, kendi istediği aşkın içinden (yüreğinden) çıkıp dilinden dışa vurumudur... ama efsaneleşmiş ve çağlar boyu sevginin gerçek anlamda değerrini bilen herkes için anlamını kazanmış ve asla da kaybetmeden ölümsüzce sürdürecektir... yani insan severken bir noktada şehveti hiç aklına bile getirmez bence... (bu benim fikrim ama, siz katılıp katılmamakta serbestsiniz tabii, ben gerçekten kendimi gerçek seven olarak görüyorum bu nedenle böyle düşünmek karakterime, bütün ruhuma yansımış) evet şehvet dış çerçevedir, bedenin ve içindeki çok organın hareketini eforunu artırmasıdır, ama asıl gerçek ruhsal rahatlığın ve beraberliğin içindeki gerçek tablodadır, şehveti ben şehvet ismi ile aşkın adının geçtiği yerde anmak bile bu isimle bana göre hiç hoş değil hiç bu durum şık değil bence, evet eşeklerde bunu yapıyor...... hatta kendini tatmin edenler de yapıyor aynı şeyi değil mi arkadaşlar

?