Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

+ Fixforum.Biz .:. Hayatı Paylaş .:. » Siirkolik.Com » Şiirler
 __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: 1 ... 229 230 [231] 232 233 ... 244   Yukarı git
Konu: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__  (Okunma Sayısı 52965 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« Yanıtla #3450 : 07 Mayıs 2008, 09:24:31 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

GÖZLERİNİN İÇİNDE ÖLMEK...

Şimdi Dersim'e düşen gün ışığı mameki köprüsünün eski metal korkuluklarını yalamaktadır. Kül rengi boyaları gecenin soğuğundan kalan katılıklarını çözmektedir ağır ağır. Fırçanın az okşadığı zayıf boyalar bir yaranın kabuğu gibi kurumuş, kabarmıştır. Belki bir solukluk rüzgar gizli bir el olup yerlerinden söküp, dökecektir onları  aşağıda akan suyun içine. Uçan bir güvercinin kanadından düşen bir telek gibi nazlı nazlı dans ederek düşecektir boya parçaları suyun yüzüne. Senin gözlerin değmiştir o ırmağa, ama boyanın düştüğü suya değil, baktığın zamanda oradan geçen suya değmiştir. O suda kalan göz izlerini çoktan sürüklemiştir su, kim bilir şimdi hangi durgun suyun bir parçasıdır bakışlarının değdiği o su parçası şimdi. Güneşin ışığını nasıl da kucaklıyor ırmak, suyun yüzüne bir aydınlık yayılıyor aynı anda. Suyun rengi gözlerinin rengine  benziyor, ırmağın gözle görüldüğü uzaklıkça.  Sazlıklar, kamışlar yapraklarını suya yalattıkça, saçların yüzüme sürülüyor sanki, bir uyanış vakti oluyor tenimde kıpırtısı o anın. Dağ bir değil, dört değil dersimde, dağlar sırt sırta vermişler bir sülalenin bireyleri her biri, meşeler oldukları yerde selamlaşıyorlar birbirleriyle. Gün başlamış artık merkez caddesi üç adımlık olan dersim'in toprağında, sen evden çıktın ilk adım, etraf kendine çeki düzen verdi, kıvrımlı yol kıvrımlarını düzeltti, otların içindeki papatyalar gülümsüyorlar yanlarından geçerken sana, bayırdaki çakıl taşları kendilerini toprağa yapıştırıyorlar, ayakların kaymasın diyedir. Senin çarşı yoluna dönüşünde teninin kokusuna hayran hep aynı iğdenin  kokusu karışıyor gıptayla. İkinci adım ekmek kapını açtı, tanıdıkların günaydın diyorlar sana, karşılık veriyorsun gülümseyerek, sesin kapının camından geçiyor gizlice  merdivenleri senden önce çıkıyor, oturuyor koltuğuna senin yerine. Senden ayrılması zor biliyor bunu, terketmesi mümkünsüz. Üçüncü adım işte gün seninleyken bir adımdan da küçüldü. İnsanlar geldiler o küçük günde karşına, yüzleri hüzün renginden, gözlerinin renkleri yoksulluk boyasıyla boyanmış.  Kadınların kirpiklerinden alsan birer tane, bir orduyu donatacak yay elde edebilirsin. Kirpikleri uzun çelikten çemberin kesilmiş yarısı gibi her kadınında. Kaşlarının arasına çizgiler düşmüş kiminn, ağaçlarını çığ silmiş iki dağı andırıyor kaşları kadınların. Alnına kahkülün düşüyor o sıra, hep sol elinle düzeltirsin, kahkülün alnını çok seviyor benden, yaslanıyor ikide bir. Görsem kıskanmam, ellerimin izlerinin kalıntıları belki saçlarında duruyorlardır diye, hatta mutlu olurum. Zaman ilerledi, oda aydınlandı iyiden, sesler birbirlerine karıştı. Dertler hep insanların içinden çıkıp, bütün binanın içinde birbirleriyle çarpışıp, dolaşır oldular. Yaslandın kotuğuna kalemini ısırdın bir an, mürekkep kokusu duydun, yazılmamış şiirlerin anası duruyor o kokuda. Şiirler tekmil saf tuttular aklında, nasılda birbirlerine benziyorlar, nasılda soylarına sadık kalmışlar ki, hepsinin yapısı aşkla aynı yapıda. Yemek saati geldi, merdivenlerde ayak sesleri azaldı, dışarının sesi içeriden daha baskın şimdi, bir beyaz kağıt sana bakıyor masanda, kalem parmaklarını ikaz ediyor bir sihirli dürtüyle, yaz diyor sana kalem, yazıyorsun, şiir seni satır satır aldatıyor, sen içindeki boşluğu yazıyorsun, satırlar sevdiğinin dolu olduğu yerden dem vuruyor, sen yoksulluğu yazıyorsun, satırlar karun kadar bir sevdalı yüreğin olup kalıyorlar kağıdın üstünde, bahtına kara diyorsun, satırlar kara aslında, bahtına beyaz giysili bir adam oturmuş şiirden, yeşil kurbağalar öter göllerde türküsünü söylüyor, sazının tellerinde titreşen sesi sen bilen bir adam, yeşil kurbağalar öterken göllerde, sen dalıp gidiyorsun oturduğun yerde, göllerin en güzeli bir sevda suyunun içine, yalnızlığın kulaç atamıyor halsiz, ayrılık suyun etrafını kollarıyla sarmış, sen orta yerinde kalmışsın suyun, sevda suyundan bir damla sağ gözünün kenarından süzülüyor yüzüne doğru. Ümidin yüreğinin kapısın çalıyor apansız, ağladığının bile farkıda değilsin. Gözlerin dersim oluyor bir anda, bakışından bir adam süzülüyor munzur olmuş, dersim dört dağ içinde, gülü bardağ içinde, dersim'i hak saklasın, bir yarim var içinde, bu türküyü yüreğin söylüyor, bu sesin bir benzeri daha yok içindeki cihanda, bu türkü bize bestelenmiş bütün sevenlerin ortak duygularından, bu sözler biz ayrı düşmüşlerin tenlerinden koparılmış zerrelerden hasıldır. Biz mecnun ile leylaya söyletiyoruz, içimizde dersim yanıyor bütün kerem ile aslı olmuş. Telefonun çalıyor, gün bitti, dersime akşam düşüyor, ben dersim oldum içinde, munzur gözlüm... buralarda suların sesi bile sensiz, denizin tuzu bile kurumuş... Gözlerinin çekik şeklini yalnızlığıma cendere etmişim beklerim seni, diyeceksin ki dersim neresi, burası neresi, istanbul neresi. Deme işte bunu deme, sen dersimde doğduğum zamansın, bütün dünyada sevdiğim nokta, istanbulun bütünüsün sıcacığım... Seni seviyorum dünyanın üstünden atmosfere ayrılmış bir zerrecik tozun bile eksiksizliği ile... Yurdumun kaç ile, kaç ilçesi, kaç beldesi, kaç köyü, kaç karış toprağı varsa, her iklim bütün güzellği ile sen bulunduğum her yerde, her bölgede, senin nerede olduğun değil, benim içimdeki dünyada yaşadığın yerin benim için önemi var, çekik gözlüm öyle özledim ki seni, bütün kadınlar sana benzer bakışlarla bakıyorlar sanıyorum gittiğinden beri, hadi dön gel, bakışlarım beni aldatmaya çalışıyorlar. Senin gözlerin hangisinde  olabilir ki, sana ait, bana tarifini yapamadığım bir güzelliğin derinliğini bırakmışlar, çırpınırım, gömülürüm içine giderek... Gözleri zulumüm, kabirim ne güzel olacak bütün sevincim budur... Sonunda gözlerinin içinde öleceğim.       

07.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
Fix Robot Modu
Özel Bir Bottur =)
*****
Mesajlar: 27084
Re: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__
« Posted on: 12 Ekim 2008, 09:36:49 »

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunları, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ programı, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunu indir, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ program yükle, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ download, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ hikayeleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ resimleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ haber, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ yükle, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ videosu, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ msn eklentisi, şarkı sözleri


Logged
« Yanıtla #3451 : 07 Mayıs 2008, 11:09:08 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

CAN EVİ...

Buluştuğumuz yer acaba kaç yalnız gün geçirdi ? Ayak seslerimiz kaldırım taşlarında kaç başka ayağın altında kaldı kim bilir. Senin gittiğin günün yüzü beynimin bir nöronunun üzerine düşmüş, ölmüş o nöron, olduğu yerde gömmüş kendini, onu gömmeye beni çağısa bile, ona en yakın olan ben ondan önce benden çıkıp gitmiş olduğumdan beni zaten bulamazdı. Bıraktım içimde bir düştüğü yerde düşüşünün nedenini bildiğim bir neden öldüğünü bildiğim olarak kalsın. Dökülmüş sokaklara senden sonralık, beni dışlamış senden kalma benler, seni arıyorlar benden telaşlı. Sen bakarken ben gözlerimle duyuyordum seni, görüyordum sesini. Gözlerini başka işlere yollamıyordun. Gözbebeklerinin huyudur tanıdığımdan beri senin gözlerin ille de kendi işleriri yaparlar, baktığı gözlerin bebeklerini büyütür, beslerler, donatırlar kendilerinde. Susmak sana çok yakışıyor canım. Vitrindeki mankenin üzerindeki gisi senin suskunluğunu giyinmiş, yüzünün rengi ilk bakışından. Cansız değil, kıpırdarsa seni seyretmenin ağırlığının hesabını verecek, titreyip düşecek belki vitrine, dağılacak bir daha toplanması imkansızca. Benim bütün işim şımarıklıktır. Ben bir haşarı çocuğum, yaşım parmaklarının sayısından az, ben hiç büyümedim seni tanıdığım günden beri, zaten büyümek istemediğimdendir, aramızda kalsın. Sana çocukça eller ile dokunmak kadar, ellerini bir yeri bilmeyen bir çocuk gibi ellerine vermek kadar güzel olan tek ikinci şey var, o da bir su damlası, gözeden ilk düşüş zamanındaki bir su damlası. Bana kalırsa sen durup dururken gitmeyi, gitmeye mecburum demeye getiriyorsun. Bu gitmek gitmek değil, kalmanın bir başka biçimi, hatta bahçedeki havanın evin bütün odalarına sinmesi kapının açılmasıyla. Yerleşmek demeli bence gidiş dediğine.
Neresine bakıyorsun günümün, gözlerine mi, bütün yüzüne mi senden kalma bedeninin bütününe mi ? Hayır iyidir benim sabahlarım, güneşi sütçü güğümüne doldurmuş getiriyor hep, kaseye boşaltıyor, ılık, apak bakıyorum bir bebek gibi içine doyumluğum gelmiş diyorum bir bebek gibi, sen gitmemişsin ki bu bebeğin içinden. Güneşin yüzündeki renklerle geliyorsun, içindeki ateşle geliyorsun. Gözlerinin pırıltısını görüyorum günün aydınlığında, akşam perdeleri ellerin çekiyor, gözlerini kapayınca güneş gitmiştir güne küsüp. Niye ki günün yarısında da gözlerinin kara regi var. Bir kavga başlıyor bakışlarınla gözlerinin rengi arasında, arada ben kalıyorum. Yarı yarıya bölüyorum yalvarıyorum her saati iki eşit parçaya bölerek, bir yanı senin bir parçan gündüzden, öte yan yine senden gece. Bütün gün sensin. Bu paylaşılmazlığının nedenini anlayamıyorum. Ben beni bölesim geliyor seni bana ispatlamak için, günün bütününü anlamak maksadıyla, olmuyor, kendimi bölersem, kanım iki misli akacaktır biliyorum ki, acı iki kez çığlık atacaktır içimde, acı iki kat aynı anda düşecektir her yerime. Boş ver diyorum güne, yarın yine sen olmayacak mısın, bu keyifli kavgaları gece ile gündüzlerin hep sürecek bütün günlerin. Dur bakalım sıvışayım bari yüreğinin içine, sıcak kanına gireyim, uyuyayım artık. Usandım günün seni paylaşamamasından. Ben sendeki gerçek günü gün gibi yaşamak hakkımı istiyorum, gözlerinden dalıyorum. İyi geceler gülüm, uyumak istiyorum içinde. Gözlerini ört üstüme. Gece içinde uyumak senin içinde, gece ile gece olmak hoş, uyanmak içinde, güne başlamak, güneşle ateşten bir sevda doluluğu yürekle, iki güneşi arkadaş etmek gün etmek seni... Gözlerine bakmak hele gözlerimin bütün gözün anlamınca, yakacak sonunda gözlerimdeki bütün cihan kendini, ateşlerin hepsi mi gözlerin senin, ben bu gözlerindeki yangına her derdimi atsam, dertlerin külü bile kalmaz dünyada. Uyudum gözlerinin içinde, gözlerinin rengine sarılıp, gecenin öfkeli karanlıklarına inatla, bir yıldız ışığıyla dururum yüreğinin ilk çarpmaya başladığı noktada. Can evinim, can evimsin...


07.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3452 : 07 Mayıs 2008, 12:28:26 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

DEDİ,DEDİ,DEDİ...

Uzakta sevdalısı vardı,
Ne çok özlüyorum dedi...
Onulmaz yarası vardı,
Artık ölüyorum dedi...
Kader aşılmaz bir duvardı,
Kanatlandı, uçuyorum dedi...
Bitmeyen yalnızlığı vardı,
Tanrım, yok mu oluyorum dedi...
Ve o, bir gün sevdalandı,
İnanılmaz bir gerçekti, çoğalıyorum dedi...
Sevenler izinden yürüdü, çoğalıyoruz dedi...
Ayrılık onu yüreğinden vurdu,
Can evinden sakat oldu...
Duyamıyorum, göremiyorum dedi...
Eyvah, hele bir ayrılıkları vardı,
Sonrası mı ?
Hep ağlıyorum, o, herşeyimmiş meğer,
Onsuz, yapayalnız,
hep kimsesiz kalıyorum dedi...

Bayram Tunca 1956, Elazığ
21.07.2006 Taşkışla/Taksim
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3453 : 07 Mayıs 2008, 13:04:11 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

BİR DÜŞÜN Kİ...
 
Yakınında hep bir kuru dalım,
Bütün ocaklarda yanan ben...
Kerem'im aslın içinde,
Yanında bir gül ağacıyım,
Uzağında hep bir bozkır,
Koynunda bir yağmur ormanım...

Seni ekmiş hüda içime,
Bigbang patlamışsın yaşamıma,
Yaradan yüreği yaratmış önce besbelli,
Yaşam nurdan,
Ben aşkta o benzersiz,
Filiz yardan yeşermişim,
Bütün sevdaların adı sevda,
Bütün yüreklerin şekli benzerken,
Hiç bir gönüldeki aşk,
Başkasının sevdasına benzemez,
Adı aynı,
Tadı başka,
İşte ben, toprakta sen olur büyürüm,
Olsun da razıyım senden,
İsterse kara taşta olsam senden yosun,
Dört mevsim, bir ömür hep sen,
Senin suyuna yürürüm,
Büyürüm, büyürüm,
Adıma sevdam desen hele,
Bütün dünyanı bürürüm...

Hani alimlerin alimi olsan,
Yaşamın kendisi olmasaydı,
Sen yok olacaktın,
Hani yaşam var olmasaydı,
Yaradan da olmayacaktı,
Hani diyelim ki hesaplamaya yetti aklın,
Kainattaki bütün var olan herşeyi,
Hesabı yapmaya aklına düşünmeyi koymasaydı vermeseydi o,
Bir dinozorun zorba büyüklüğünde olsaydı da beynin,
Kendin küçücük kalacaktın,
Adımının hesabını yapamayacak kadar,
Ya da bir yerde zehirli bir ot olup,
Hani neden sana vermiş aklı, düşünceyi deme,
Hani diyeceğim ki,
Aklın- fikrin, düşüncen kainatı hesap etmeye adarken,
Aklın diyecektir sana hani,
Bunca alem, yaradanın büyüklüğü içinde,
Bir hiç ti, yaratılmadan önce,
Hani aşkı bilmeyen gönlüne de ayıp edersin,
Aşkı niye yüreğine koymuş diye,
Sorarsan cevabını ben diyeyim,
Aşk başın üstündedir hep,
Hatta ondan da yukarı,
Ayakların altında değil...

Kimsenin başı da ayaklarında değil,
İşte yardanın yarattığını,
Yine yarattığı dünyaya yaslamış ayaklarını,
Başını boşlukta koymuş, yukarıda,
O da her şeyiyle yaradana yaslanır diye...

07.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3454 : 09 Mayıs 2008, 10:38:38 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

YÜREĞİN TÜRKÜSÜ...

Sen yüreğimin okuduğu şiir,
aşkın dilimin ezgisi,
gönlümün dört yanında,
bestelendin canıcan,
notalara konuk değil, 
öz evlat,
kızoğlan kız gelin gittin,
şimdi kaç türkü oğlun kızın var,
şimdi kaç türküler buketi torun var,
senin, yalnızca senin,
saçlarının tellerinden sazları takınmış,
atmosferi dans ettirir bir coşku içinde,
kara sevdalı gökyüzüyle,
bulutlarına kirpiklerinin,
pembeleri şırınga ettiği,
denizin rengine inatla,
bakışır gök yüzünden pembelik,
gözlerinden orkestrası kurulu,
salonsuz,
yaşamın özünden bir açık hava,
püfür püfür dört mevsimin,
en seçkin, en sıcak noktasından,
dudaklarının birbirine dokunduğu,
türkünün ateşe düştüğü nefesinden,
söylendiğinde içinin titrediği,
ve en güzel çalgısı gözlerinden,
lir kirpiklerinin dizisinden gelmedir,
bağlama soyundan özel tınısı,
dinlemek dinlemek olduğunu tanır dinledikçe,
kulakta zar kendini duymaya ispatlar,
sen böyle bir türküsün işte,
oy canı can,
hangi dille okunsa,
gözlerinin türküsünü,
hangi nesilde olursa olsun,
hangi ırk,
ve hangi millet,
ve hangi cinsiyet,
ve hangi yaştaki insan,
söylerse söylesin senin gözlerinin türküsünü,
o gözlerinin türküsüdür,
bütün dünyadaki gözler adına bestelenmiş,
gözlerinin türküsüdür,
bütün dünyayı orkestra etmiş,
yüreğimin ortasında,
gümbür gümbür söylenir,
aşkım, aşkım, aşkım,
sen ne güzelsin,
yaprağın yeşilinden giyinir,
gül kendi rengine,
ruj edinir dudaklarını,
kahve yemenden firar etmiştir,
süzülür bakışlarından,
gözlerinden içmesi,
en halis fincandan yani,
senin sevgini,
bir fincan kırk yıl hatıra hesap,
bir de iki gözünden süzülür ki kara sevda,
dediki cana işimiz zor deli gönül,
demek ki bir değil,
bir çok ömrümüz olsa,
o gözlere ikimizde köleyiz...
 
mendil mendil gözyaşı ıslaklığı,
güzelin yokluğuna küsen,
çoban çeşmesinin kurumuşluğu,
çaydan demin sana izinsiz gelişi,
coşkulu bir ırmağın suyundan,
güneşle anlaşmış,
sevdalı buharlaşmışlık,
çağlayanın sesini türküne,
akortlama uğraşı,
karıncanın ormanın uğultusundan,
nefretli kaçışı,
küçücük ayaklarıyla senin türküne koşuşu,
kartalın bulutlarda seni dinleyişi,
bulutların göz yaşları olup süzülüşü,
hep sesine olan bunca,
hesabın içine girme telaşlısı şey,
senin sesinden sesleri,
senin soluğundan solumalarıyla,
sen gönlümün ormanındaki özge ceren içindir,
beni bile azat etmeye uğraşır içimdeki sen,
o bile içimden kaçıp sesine karışmak ister,
damlalarını birbirine eklemeye çalışır yağmur,
desenlerini sesinden ister kilimler,
odalar duvarlarını sesine yaslar,
bahçeler güllerini yarıştırır,
gülün en güzeli seçecektir,
seslerin en güzel ses gülünü,
bunca telaşı boşuna değil,
dağlar bile yaslamakta,
en küçük tepeye bir ellerini,
bir kurt bile kucaklamakta,
atıp sırtına getirmekte,
bir körpe kuzunun,
sana kavuşma özlemine dayanamayıp,
sen adı gül,
sen türkü dudaklım,
sen hep birlikte söylenen beste,
gülümcan, sıcacığım,
güneşin türkü dinlemeye geldiği meydan...

09.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
 
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3455 : 09 Mayıs 2008, 13:00:16 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

YAPAMAZSIN YALIN AYAK YÜREKLE...

Sen benim dünyaya geldiğimden habersizliğim,
sonrasında yine sensizliğime ilk ağlayışımsın...
aynı havayı solurken, havanın arasına,
soğan zarı inceliğinde sensizliği koyansın desem kızma...
sen bir çırak duygumsun, usta duygularınla bu gönül,
ustaların ustası eserler yaptı senden, boynuz gönül,
kulak sevdana minnet borçludur bu canın aşk atölyesinde,
sen işlenir gün yirmidört saat,
satılır genlerime ben ruhuma oturtacak bir tane bile kendime ayıramadım senden,
ellerini tuttuğum ilk andaki kanım tanıktır,
gideceğini damarlarım söylediler, sordum; gözlerinden okuyup öğrendik diyorlar,
ve sen gölgeni bile tembihlemişsin onunla hiç buluşmadık diye,
benim kurnazlık gülüm, şundan da senin haberin olsun,
bende gölgemi gölgene çakmıştım, yine yerinde tezkeresiz hep orada bekliyor...
saatinin zamanın aklını bozmuştun bilerek, sıkntılıydı her anımızın içi,
bilmedin ki yüreğim doktordu aşk mütehassısı branşı gönlümle yolladım o ana,
dinledi içinden geçen kandırış hastalığının kalbini,
kendini kandırıyıyor teşhisi koyuldu,
tüm zamanlarda, baştan bu güne değin,
sevmişiz birbirimizi işte inkar etme, işte kanıt, reçetesinin örneği...
ayrılıktır gönül hastanesinden kovuldu, huysuz hasta,
ne kucakta sıcaklığa yaslanır uyur, ne perhiz ister,
bir kuru gururlu inat işte, defolup gitsin dedik,
sureti durur, nasıl kazıyacağız, ah nasıl kovacağız onu,
lokman hekimin neşteri mi sanki elimizde ki kader...
seni tutup bir tuvalin içine attım, ressamı şiirlerimden,
kalemi, ilk çizgileri, en ince yanıyla her yerinden,
bir gönül tablosu oldun, bilmem kaçıncı harika derler sana,
bu gönül bir müzayyedeye taşıdı kan ter içinde,
bir yürek haraç mezat eyledi açık arttırma usülü sevda,
leyla ile mecnun, kerem ile aslı aklına gelen bütün aşıklar,
hatta gök yüzünde hızırla ilyas gökten izin alıp indiler,
ihaleyi yine sensizlik şirketinevereyim sanki,  veremem,
karun kadar zengin bir kara sevdalı maşukum ben sana,
derimi soyarım, yetmezse, son tüyüme kadar satarım kendimi,
gönül odamın en ilk hazırladığım yerine çivilerim gerekirse,
altından kalkamazsam kendim seninle yakarım,
kül olmazsak, keremin küllerini alır sıvarım üzerimize,
yine olmazsa güneşi indiririm ortasında otururuz, varsın çevremizde beklesinler,
güneşle beraber güler dururuz gafil hallerine, bizi gülüşüne ortak eden güne,
kovamaz ya, somurtur bunu yaparsa değil mi canım...
varsın ayrılık denen zebani cehennemden gelsin gitsin habire,
bir senden üflerim, bir sen bakarım ki, yer ile yeksan olmak yetmez,
cehennemin kazanına kendisi düşer, yine vermem seni kimseye...
   
yahu yüreğim şu kız yüreğe bir inyal gönder kılcal damarlarınla,
kan kurumuşluğu bu inadını ferhatın külüngüyle gidip kır,
hayatımın akışını durdurdu, habersiz mi şu divane güzel,
durdurduğu akışın içinde önce kendisi boğulacak,
o hayatın bütün kendisine ölüm olup hücumunu bilmiyor mu,
bakma sen, sevmeyi onun yüreğine sormalı her insan,
unumu eledim, eleğimi astım diyen dil bilmiyor mu,
elek elek olduğunu un için olduğunu,
yaşamak için yaşam için o unu elediğini ölmeden unuturmu ki...

yürek yaşamak içindir bir yanıyla, öte yanıyla sevmek içindir,
yarım yürekle yaşamanın mümkünü olmadığını bilmez mi o diğer yarım,
böylesine yarı yarı ya can çeker, ne ölür, ne öldürür,
ne d gelir birleşir beraber yaşar...

09.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3456 : 10 Mayıs 2008, 17:10:56 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

SENİ Mİ ANLATAYIM...

Seni mi anlatayım,
cemreyi bilmez mi toprak,
güneşi tanımıyor mu,
suyun ısınmasının,
ateşe sorgusu olmaz,
uykudaki çiçek topraktan,
zamanı gelmiştir diye,
gözlerini çıkartıp bakmakta,
bilmiyormu ki seni anlatayım,
dağların başında karıın işi ne,
serinliğin zamanıdır yayla yayla,
gönül dolusunca çiçekler açar,
gagaları cezalıdır kuşların,
durmaksızn ötmeye,
seni mi anlatayım, seni mi, kime ?

seni mi anlatayım,
bulutlar birbirine nazlı nazlı yürürken,
yerde gölgeleriyle kime koşarlar,
tutamam ki gölgelerini bulutların,
nasılsa sana koşuyorlar,
bir köstebek bulutun gölgesine binmiş,
bir kelebek kartalın kanadında saklanmış,
bir rüzgar yüzüme üfler,
gözlerin düşmüş kirpik uçlarıma,
bir şebnem düşüyor gül duygularımdan,
seni mi anlatayım,
bülbül sılasını bilmez mi,
seni mi anlatayım,
göçebe kuşların özlem vaktidir,
seni mi anlatayım,
biliyorlar hangi yöne uçacaklarını,
hasretliklerden gelmişler,
yaz yurduna,
bu konaklanmaya kucak açmış,
yeryüzü nedenini bilmez mi,
bu konaklama hevesi bunca kanadın,
maksadı belli...

yollar kavuşmalar içindir,
dağların asıl adı hasret,
seni mi anlataım,
ferhat'ın şirin gürzüne,
hangi dağ tanımaz ki o gürzü,
hangi akarsu sevdaya yönelmiş,
hangi pınar karışmak istemez bir büyük suya,
çağlayanın kendini kayadan atışı,
kayanın haydi git deyişi,
kıyılarında gürültülü o alkışlar,
kol kola vermiş halay çeken ormanlık,
bilmiyor mu, bilmiyor mu sanırsın,
geceler senin saçlarındır,
örtülürler ormanların üstüne...

seni mi anlatayım,
akarsular durmuyor ki,
gün sabah var akşam yok,
yıldızlar desen gözyaşı olmuş,
kıpır kıpır bakar bakar ağlarlar,
uzaklığın üzüntüsüne,
seni mi anlatayım,
şu koşuşan heyecan bütün,
bütün sen işte,
seni mi anlatayım,
ben nasıl anlatırım seni,
ömrüm yetmez,
nasıl herşeyi  anlatayım...

10.05.2008 Kartal
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3457 : 11 Mayıs 2008, 00:34:26 »
Fixforum Üye Profili MHMTRL
___rEsİmDe GöRüNmEyEn AdAm___
Global Moderator
***

İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 402
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5224

___kalemkar___

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

kelimelerin bir usta eliyle kalıba sokulduğu nasılda belli oluyor

saygılar dost yürek
Logged

...

....

Ey bu çağın Nuh'u!
Sen
denizden eser yokken
karada gemini yapmaya devam et.
İnsanların söylediklerine aldırma.
Bittim! dediğinde deniz ayağına gelecektir
« Yanıtla #3458 : 13 Mayıs 2008, 09:13:14 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

Teşekkürler dost yüreğim. Saygılar, sevgiler. Anlayışının ustalığına, ince fikrine sağlıklar, ömrüne bereket dilerim.
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3459 : 13 Mayıs 2008, 16:09:51 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

BEYAZ GÖNÜL GÜVERCİNİ...

Denizin nasıl sonsuz dalgası varsa,
ve nasıl hep serin, herp tuzu eksiksiz ise,
güneşin rengi çırpınırsa dalgalarda,
ve balıkların gökyüzü ise nasıl,
soluk almak yaşamaktır,
elbet denizler ana karnıdır,
yaşamaktır suda havayı solumak,
yaşamaktır,
ayaklarımızın yere değişi,
çiğerlerimizin havayla eski tanışıklığı,
olmazsa olmazlığı yaşamın,
kanatlarının suyu yırtışı balıkların,
bir sıcak soluk katışımız evrene bizim,
yaşamaktır,
aynı dünyanın her hangi bir yerinde,
yaşamaya tutunmaktır yalnızlıktada,
ellerinin sıcaklığı yitikken,
başka yerinde dünyanın,
aynı havayı solumak,
ayrılığın yurdunda oturup,
dünyayı bir soluk ile hep paylaşmak,
sensiz yaşamanın kırıntısı,
bir parçalanmış yürek,
sensiz olmamanın eksiksiz yanı,
aldığım nefesin paylaşılıyor olması seninle,
demek ki ayrılk ölümden önce yok,
ayrılık uydurma, bir masal,
gönüllere kaf dağını anlatsan,
gülüp geçerler,
göz var yari görür gönülde candan içeri,
gönül var beni arka plana iter,
bana benden hükümran daha bir sahip,
sen olmuş bana, benden içeri...

bir güvercin çırpınır,
bir barış güvercini,
kalbim atışlarının adını değiştirmiş,
yalnızlığımı vuslat mahkemesine vermiş,
gözlerime niye türkü söylüyor dedi yargıç,
türküler yüreğinden izinsiz söylemek yasak,
türkülerin sahibi gözlerin,
bir tutku işte seni söylemek her türkü gibi,
cezasına razı dilim,
bülbülün cefasından cezalıyım,
mecnunun sahrasının kum tanelerini saymaktan,
keremin külünden giyinmiş yalnızlığım,
ne mecnunum, ne kerem,
aslım zindanında yatar yokluğunun,
ben kimsesiz yaşarım katıksız,
müebbet sensizlikte, bu da kaderim,
türkülerin cezasına hep çarpılacak dilim,
yüreğim dilmden ayrı kalamaz,
sensiz olamaz türkülerle dolu gönül,
zindanlar hep bana göre demek ki,
ohh çok bahtiyarım, çok,
seni söylemek yalnızlığı sen edip,
ömrübillah aynı cezayı çekerek,
senden ayrılmamak ne güzel, ey gül...

bulutların süzülüşünden bir haberdir her umut,
tutunur gizlice en kara yerlerine gönül,
bu baht karası benzerlik,
bu ümitsizliğin vurulmak için firarı daim,
ele geçmezliği seni arayışın,
hep beni takmadan,
bu zulumün zalim benzerliği yokluğuna,
alışmışlığım senin içindir,
benzimi kül eylemişim, aslına kerem ben,
bulutlarda bir gün yağmur olup,
bir kül damlası düşeceğim başına,
yüzüne doya doya öpücükler atacağım,
güneşin güllerinden kaynamış soluğumun damlalarıyla,
yağacağım apansız yüzünün hüzün noktalarına,
pembeler boyayacağım yanaklarını,
suskunluğunu öpeceğim,
gülden rujlarla donanacak dudakların apansız...

su gibi akar seni sevmişlikte zaman,
hazanları, zemherileri yaz rengine boyar her seni düşünmek,
sızar bir ter damlası ferhat alnında,
çabalarımın şirin alnında tuzu kurur,
seni sevmek zor,
seni kendisi etmesi canın daha bir beter,
ömrünü maksadı etmektir aşkına gönülün,
iki mevsim yeter,
biri bahar, biri gül,
ikiside sen,
ben işçi arıyım,
güneşten sen toplarım,
yüreğimde seni bal eylerim ne güzel,
kovan kovan, dertlere derman...

sabır giyinmişim,
kahır soyunmuşum doğduğum andan değil,
seni sevdiğim andan beri,
kurşun ağırlığıdır sana her adım,
ama ışık hızıdır hayalimde koşan bende,
sana varış,
kainatın en uzak yeri olsa,
can burada daiye aldanma,
bak seni düşündüm şimdi,
farkında mısın,
değilsen yüreğine elini at bir kere,
fazla bir darabanı var, ne dersin, kimdir...

bu akşam gün kararmadan gökyüzüne bak,
bir beyaz güvercin uçuyor göreceksin,
kanatlarında yüreğimi taşıyor,
yüreğini koy kanatlarına,
bulutlarla göndersin beyaz güvercin,
yorgun düşmesine yanmam,
seni bulmuş olmasına küçücük yüreği dayanmaz,
yüreğimi düşürür kanatlarından,
tutamazsın,
ölür düşer ayaklarının altına,
yüreğim sana feda ama,
beyaz gönül güvercinine acırım sonra...

13.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 13 Mayıs 2008, 16:12:50 Gönderen: BAYTUNCA » Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3460 : 14 Mayıs 2008, 08:30:52 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

AĞLAYAN GÖZLERİMDİR, KEDER İÇİMDE...

Damla düşer dağılırsa, nedeni mi yiter,
Ağlayan gözlerimdir, acı keder içimde,
Yüreğine düşen her ümit te biter,
Bir acı denizi kalır, şu derbeder içimde...

Şarkılar isteyen o dudaklar susmuş,
Sözler saza, perde notaya küsmüş,
Rüzgar dala değmez, yüzünü asmış,
Oysa fırtanalar var bir beter içimde...

Bir kırık testiden ne bekler mecnun,
Vahası leyladan çöl gezer mecnun,
Bir damla leylaya oh çeker mecnun,
Benim de sam yeli hasret eser içimde...

Ellerin gül ağacı parmakların dal,
Rayihadan uyku, sevdadan masal,
Sen gönül derdine çare, kara bal,
Aşkındır lokman hekim, gezer içimde...

Gözlerin bir baksalar kara bahtıma,
Yıldızlar otururlar gönül tahtıma,
Bir güneş gülü açarlar sabahlarıma,
Saatler sen olur gül dizer içimde...

14.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2008, 08:37:12 Gönderen: BAYTUNCA » Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3461 : 14 Mayıs 2008, 09:49:14 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

TUFAN SONRASI...

Saçlarıdır karanlık gece,
kirpiklerin dağ eteğine dizili,
güller gibi sıralanmış,
gözlerindir okyanusa düşmüş gün ışığı,
yakamozları gündüleride düşer,
yüreğimin içine,
dalga dalga damarımda,
kanım, kanımın ardısıra koşar,
ruhuma varana dek sürecektir,
sana olan bu koşuşma,
bütün genlerimde bir yarışsın sen,
her sabah start verir  şafak,
akşam dağlardan aşarken güneş,
altın kızıllığında ferhat gürzüdür kanım,
yıldızlardan madalyasını alır gönül,
bütün sevdalı anılarımı  boyarım,
bütün renklerini düşürürsün içime,
sen ne güzelsin,
en çok gülüşünle ısınıyorum,
en çok güneşle dargınım hep,
senin bir başka ateşin var,
bir başka rengin var diye,
gözlerinin ışığında geceye girerken ben,
küsüp gidiyor güneş,
kıskanç ateş,
bir bilse ateşini senden aldığını,
bir bilse ah, kahrından söner...

bir yaşam yolculuğu başlar bana,
her fecir zamanı,
nuh tufanından bir çalkantılı zaman,
düşer gözlerin bir an gözlerimin içine,
bakışlarında yaşamı sürdürmeye uğraşırım,
içimde bütün canlılarından birer çift,
doyumu üç öğün varlığındır,
suyu bakışlarından akar iki göze zemzem,
bir ölümüne yarıştır,
durur sonunda yaşam gemisi,
bir nefesin içinde oh çeker yürek,
yaşıyorum çok şükür bugün yine,
dalgalardan kıyıya itilen bir sandal gibi,
ölünceye kalacağım yere doğru,
ağır ağır sürünüyorum,
gülüm, içinde parçalanmaya,
bulunamamazcasına içind kalmaya geliyorum,
bu gün yine başladım güne,
günü sen tutmak istiyorum,
içine düşünce yüreğinin,
kanında gönlümün dansını kanın seyretmeli,
güneşi topladım yüreğime doldurdum,
gözlerini aç,
yaşam devam etsin içimdeki her şeye... 

14.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ
Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3462 : 14 Mayıs 2008, 12:38:32 »
Fixforum Üye Profili tAneCan
.:soN Bahar:.
Global Moderator
***


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 309
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 4829

.: huZuR :.

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

Dört mevsim, bir ömür hep sen,
Senin suyuna yürürüm,
Büyürüm, büyürüm,
Adıma sevdam desen hele,
Bütün dünyanı bürürüm...



yollar kavuşmalar içindir,
dağların asıl adı hasret,
seni mi anlataım,
ben nasıl anlatırım seni,
ömrüm yetmez,
nasıl herşeyi  anlatayım...



sensiz yaşamanın kırıntısı,
bir parçalanmış yürek,
sensiz olmamanın eksiksiz yanı,
aldığım nefesin paylaşılıyor olması seninle,
demek ki ayrılk ölümden önce yok,
ayrılık uydurma, bir masal,
gönüllere kaf dağını anlatsan,
gülüp geçerler,
göz var yari görür gönülde candan içeri,
gönül var beni arka plana iter,
bana benden hükümran daha bir sahip,
sen olmuş bana, benden içeri...





hepsi birbirinden güzel...
kaleminiz tükenmesin baytunca...
yüreğiniz dert görmesin...
Logged

Dört yanlış birleşince
Bir doğru vurulur
Ama
Testilere hesaplar
Kırılmazdan önce sorulur...
« Yanıtla #3463 : 14 Mayıs 2008, 12:40:03 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__

AVLAKTA CEYLAN...
 
avlakta ceylanım ben
arpacıkta masumiyet
gözlerim gün görmemiş
tetikteki azrail
kurşundaki ölüm
zaten avlanmış bütün duygularım
mapusluktur sevdam
bir güzelin yüreğinde
suretim durur karşında
bakışlarım özgür ama
can tutukludur sevdaya
ağıtı yangın alevi
ayrılığımın olduğu sebep
bir sebepsiz zulüm
kaç yerimden vurmuş beni
bir de sen vurma
zaten yardan ayrıyım
yüreğim kurşunlanmış
yetimdir duygularım
öksüzdür düşlerim
karanfilin kokusundan
kanım kokusu
kızılı seninin kanın renginin aynı
bir düşlerimiz farklı be zalim avcı
ben bu ormanın yeşilliği
ben şu gül ağacının gülü
ben şu bülbülün yaşam maksadı
ben şu akan suyun tazeliği
şu yüce dağın başının derdi dumanı
kartalın kanadıyım
serçenin sesi
rüzgarın türküsüyüm
her makamda
hoyratım
uzun havayım
aşk türküsüyüm
karacaoğlan
gönülüyüm
yaradanın yoluna
yunusum
dost yolunda,
pir sultan abdal
bozkırım sevdalı yalnız gönülde
ağustosta karım
yangın hasretliklere
onulmaz gönül yarasına
sürülen hayat balıyım
lokman eliyle
bir demim semaverin içini yakan
bir yükün hafifliği
bir hammalın ekmek kudretiyim
kollarında taşınırım
yaşama
sevdaya üğünen unum
buğdayın özündeki can,
değirmenin dönmesindeki maksat
vurma beni zalim avcı
yazıktır bana
yazıktır günahım boynuna...

çağlayanın suyunda sevda çağıldar
uçurumun eşiğinden çiçekler beni
seyreder gizli gözlerle
asi nehirlerde kıvrılırım
yeşertirim geçtiğim gönülleri
vurma beni zalim avcı
senin gönül suyun yok mudur sanki
kesilmiş mi bütün göz yaşların
kurumuş mu pınarları
hiç mi ağlamadın sen
sevda çekerken
hiç mi seni de biri vurmadımı ha
benim gözlerimin benzeriyle
zalim
hiç ölümün ayrılıktan ağır olduğunu
duymadın mı sen...

14.05.2008 Taşkışla/Taksim
Bayram Tunca 1956, Elazığ

Logged

Hasretin ölümün diğer adıdır...
« Yanıtla #3464 : 14 Mayıs 2008, 12:44:31 »
Fixforum Üye Profili BAYTUNCA
Fixforumania
*******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 149
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2968

Aktiflik
Seviye