Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunları, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ programı, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunu indir, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ program yükle, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ download, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ hikayeleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ resimleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ haber, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ yükle,
__BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ videosu, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ msn eklentisi, şarkı sözleri
Ben bir toprak köy yoluydum, Bakışımlıydık asvalt caddeyle, Sorsanız o der ki tanımam, Belki bir patikadır der , Uzaktan bakıştığım, Oysa bendim yıllar yılı ona ve, Görkemine alıştığım, Selam verip karşılığını alamadığım, Günaydın dediğimi de , Beni duymazdan gelen o koca yol, Etrafındaki şu tepeleri de, Kendisi sayar, Saymak ta ne ki, Sanki kendi yaratmıştır, Bir koskoca yol o, Üzeri süslü, desenli , Gençliğinin her yanına, Kilometre taşları döşeli, Görkemli de, Kuruntusundan geçilmez, Şimdi diyeceksiniz ki, Kıskanıyorsun onu, Hayır, asla kıskanmıyorum, Daha da büyür de, Bir toprağa bağlılığın, Ne olduğunu anlar birgün, Beni de anlar o gün, Varsın şimdilik kibirlensin, hakkıdır...
Ben kışın karında, yüreğimle üşürken, Her hazan yağmurlarında, Ona verdiğim gönül ile, Islanırken, Yüzüm bazen çamurdan, Hasretiyle bazı zaman gün altında, Her yanım olurken toz, duman, Kar altında aylarca kaybolurken varlığım, Atrafım bozkırdan, taşdan, Üzerimde sürüler geçerken, En incindiğim de, bana en ağır gelen de, O vefasızın sevdasının ağırlığında çöküşüm oldu...
Oysa kii benden geçenler, Bereketti, Ağzı var dili yok sürülerdi, Her yanı ile sömürülen, Her şafakta her notadan çıngırakları ile, Her telden türkülerle, Koro ile meleşerek gelirler, Koçlar kuyruk sallar, Koyunlar memelerini çalkalar, Geçip giderlerdi üstümden, Yıllar böyel geçti ömrümde, Traktör gürültüleri zerrelerime sindi, Dökülen tanelerden, Çok ça serçe yi yemledim, Yine de bilemedim, Yanyana da ayrılıklar, Hasretler olurmuş meğer...
Oysa dönemeçte ki şu kara dut, Benim toprağımla beslenir, Meyve yetirir, Yanındaki çoban çeşmesi de tanıktır, Suyu yüreğimden akarken, Tanıktır sevdasından çektiklerime, Bir de saçı sakalına karışmış, Kepeneğine sinmiş garip çoban, Ve dilindeki türküsü, "Kürdün gelini" ile, Elindeki kavalı nın sekiz deliği, Bir de yanımda yöremde, Mevsimsiz kuruyan kır çiçekleri...
Oysa bendim o ılık nefes , kaval da,, Oysa bendim çobandaki ruh, Oysa bendim asvaltındaki beyaz her çizgi, Ey yıllar, şimdi siz söyleyin, Niye ki, dost dediklerim, Gönül verdiklerim, Uğruna öldüklerim, Beni apansız unutup ta geçtiler, Hangisinin başı göklere erdi acaba, Bir saçlarımın siyah olduğunu bilirim, Bu onu tanıdığım gündür, Bir başıma kar yağdığını, Hiç kalkmamak üzere, Bu da unutulduğum, çöktüğüm gündür, Onun üzerinde fişek hızıyla, Otomobiller gider şimdi de, Uzaklara yolcu taşır otobüsler, Hepsi de kendisi gibi, Hep kuruntulu, hep homurtulu...
10.02.2006 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Kerem le aslı'ya, mecnun leyla'ya, Ayrılığı yasaklarım tüm dünyaya, Ne ümitsiz, yorgun, ne aşktan yaya, Olmayanların dünyasında uyurum...
Her yorgunluk bitmiş, herkes bahtiyar, Ne aşk sürgünü, ne de olan bin diyar, Bilirim ki her sevda bir dünya değer, Gider artık yarin sinesinde uyurum ...
Uyurum gülistanım ölene dek uyurum, Sen de uyu gülüm, ben kaygısız uyurum, Kışın sıcak nefesinde uyurum, Yazın saçlarının gölgesinde uyurum...
16.12.2005 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Şarap mahzende yıllanır, sevdan garip yüreğimde... Şarabı içen sarhoş oldu da, Attı şişeyi bir yana, Ya hep seni saklayan şu gönlüm, neylesin, Ne hallere düştüğünü nasıl söylesin, Sana nasıl anlatsın...
Ne sarhoşluğunu bitirirsin içimde, Ne yürek mahzenimi boşaltırsın, Sen kokar olmuş her zerrem, Ben, ben değililm artık, hep sen olmuşum, Buna ne dersin ? Ne kokunu silersin de gidersin, Ne beni tapularsın hepten, Ne de satar gidersin...
22.12.2005 (Erollar Bar Kadıköy) Bayram Tunca 1956, Elazığ
Bu gün de akşam oldu, Karanlık içime çöker az sonra, Şu koca şehirde yanarken ışıklar, Bana da ışıkları söndürür sensizlik, Hazırlandın, gideceksin işte, Sonrasında, Gökyüzünde yıldızlar, Mehtapta ay, Bir sayılmaz nicelikte olsakta, Yine de onlar gökte, Ben se yer yüzünde yalnızım... Saatler geçer, her saniyesinde yokluğunla, Önce tan yeri ağarır, Güneş doğar çok geçmeden, Sabah olur, Yine gelirsin durağa, Mağrur halinle, Kızarmış gözlerinle... Ne olur sanki, Bir gece de gitmesen, Bir peri çıkagelse apansız, Dileğimizi sorsa, Yüz sürsem eteğine, Gözlerini göstersem, Seninle gözgözeyken, Gözlerin dupduru, Bakışların sevdalıyken, Desem ki ey güzel peri, İşte, anıdır, Durdur zamanı, Dondur ikimizi de, Ve ahirette yeniden başlat, O zamanı, aynı anı...
Olmadı gülücük, Gidiyorsun işte, Gelmedi peri, sormadı dileğimi, İşte sen gidiyorsun evine, Ben sensizliğe,
Peri geç kaldı, gülücük, Her anı bir kez yaşanır, Gelse de artık göremeyecek...
21.12.2005 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Elif kaşlarını çatarken Karac'oğlan'a, Yüreğinin yağı erir oğlanın, Oyy anam, anam, Pınarın berrak suyuna, Şavkı düşmüşken o güzel yüzün, Eteklerin toplamasın güzel yar, Fistanı ıslanmalıdır tatlı elifin, Bedeni yanacak çünkü sevdadan, Yağız bir yiğidin, Yufkalaşmış, kağıt gibi yüreğine, O yüreğin ortasına, can evine, Elif-elif adın yazar, Ak elleriyle yazar, Bir sabit kalemiyle, bir kara sevda... O berrak pınar ben olsam, oyy anam, Suyum kururdu aşk ateşinden, Nasıl dayanır ki o sendeki can, Ey oğlan... Var mıdır senin kadar seven, Kahve gözlü elifi, Sen ne dersin serin pınar, Şahidiyken üç gözenden akan suyun, Demez misin, İki gözem elif akar, Serin, dupduru, tazemi taze, Bir gözemden karac'oğlan kanı akar, Sımsıcak... Sen ne dersin ey mecnun, Yar leylanın çektiğine, Emmimoğlu sevdalı der o kız sana, Çöl gezdirir sevdiğime gafiller, Leylam gözlerin zindan karası, O da bahtıma bulaşmış, Sevdam karadan da kara ki kara, Dudakların vaha olmuş, Bedenim sahra, Gönlüm gözyaşından içer , kanar yüreğim, Sıcaklığı sen olursun bu tenin, Fırtınası dinmesin sevda çölünün, Üşümem meraklanma... Can çeker mecnun, Sen çeker gönül, Ben bin defa ölürüm de her gece, Gönül sen der de, çıkar sabaha... Oyy anam oyy, Gözlerine mil çekerler mecnunun, Mecnun sevdanın gözleriyle görür, Geçer yine de koca sahrayı, Oyy leyla oyy, Mecnun olmak kolay mı... Ya sen ey yüce dağ, Duydun mu hiç ey yüce dağ, Ferhatın gürzünün sesini, Utandın mı yüksekliğinden, Sertliğine kızdın mı, Anladın mı ey yüce dağ, anladın mı, Sevda senden de yüceymiş, Yürekler senden de granit, Gönl gücü yaradanın eseri, İşte halin, bir aşık'ın gürzüyle, Devrildin de yol oldun, Sular yaladı eteklerini, Aktı oyy anam aktı, Yarin şirin yurduna... Ben se gülüm, Yirmibirinci asrın mecnunuyum, Keremiyim, ferhatıyım, Sen leylam, şirinim, gönül gülümün aslı, Kırk gözeler bende akar, Kaynağı yüreğimdir, Munzur suyu olmuşum ben, Gülüm toprağına akar dururum, Oyy anam oyy, Ben asrın mecnunuyum, Ferhat'ım karac'oğlan'ım, Gülüm var içimde, Sayısız, orman orman, Yediveren gülüm, Yağmur ormanları yüreğimde, Benden çok sen olmuş içimde, Ben kaybolmuşum içimde, Gözyaşlarımdan bir nehir, Sevdandan ummanlar olmuşum, Oysa bir damlaydın önceleri sen, Binlerce ben olmuşum şimdi hep senden, Bende başladı damlalar, Senle çoğaldı içimde umman oldular, Ummanlar sen, Ben bir zerre kaldım, Çırpınırım içinde, Yapayalnız bir zerre, İçimdeki büyüklüğünde, Görülemeyecek kadar bir küçük ben, Çırpınır dalarım, daldıkça boğulurum, Oyy anam oyy, Alabora olan bir gönülden, Var mıdır kurtulan, Sevda denizlerinde, Varsın ne olursa olsun, Sevenlerin ahir zaman içinde, Gönül deryaları, göz yaşlarıyla, Cehennem ateşini söndürmesidir, Hele ki ayrılık ateşine düşmek se, Oyy anam oyyyy, Bütün sevenlerin gönül ateşiyle , Gözlerinle güneşi tutuşturup, Güneşi bile damla damla eritmektir...
31.10.2005 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ