Benden de sana saygılar dost yürek. Epey zamandır da sen yoktun hayırdır, nerelerdeydin acaba ?
nefis terbiyesi abim dil orucundaydım
Logged
...
....
Ey bu çağın Nuh'u! Sen denizden eser yokken karada gemini yapmaya devam et. İnsanların söylediklerine aldırma. Bittim! dediğinde deniz ayağına gelecektir
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunları, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ programı, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunu indir, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ program yükle, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ download, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ hikayeleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ resimleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ haber, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ yükle,
__BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ videosu, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ msn eklentisi, şarkı sözleri
o ak kırılgına bir gün olsam, şafağına ağarım, inceden bir güle düşer, dudaklarım adını anarken, nefesimden bir ılık şebnem düşer, bilmem farkeder mi o ak kırılgan, ben düşmüşümdür o bir damla, kanında açmışımdır kızıl gül olup...
kırılgan, sabah esner dudaklarınla, açar gözlerini gün gözlerimden, şehir kırılgan yüzüne, şenlenir benim yüzümden, günaydın der sana, kırılgan, kaldırımlar, ayak sesleri, kuşların cıvıltısı, sana olan tutkudur her şey, içimden seslenir türkü türkü, saçlarını okşar badı sabah, ellerim olup, gözlerine sürme olur, sürülürüm gözlerimin renginden, farkeder misin kırılgan, ellerini tutar gizlice, ellerim sende kalmıştır kırılgan, çiçeklerden koku olmuş yayılırım, eteklerin rengi değişir, girdiğin her kapıyı, yüreğim açar, su içtiğin bardağı ben tutarım, gözlerin derinlerinde bir hizmetkar, boynunda bir altın kolye, kulaklarında küpe olumuşum, tutunurum sana, dokundukça ellerin, ruhum ürperiri, içim dışıma çözülür düşer, farkında mısın kırılgan, gün akşam olur, yastığının altında, bir mecnun ruhu olur beklerim, geceler yüzüne bakışlarımı, sürerken, yüreğim içinde uyur, kan ter içindedir kırılgan sevdam...
en güzel şiirmi yazamıyorum işte, yüreğim susma hakkını kullanıyor, dilim diline demekte, o en güzel şiiri, yüreğim yüreğine yazmakta, seni seviyorum kırılgan, artık benden kendini ayıramazsın, gömleğini çıkartmak değil bu iş, derini yüzmen gerekir, kırılganlık hançeriyle, iki kere acı çekersin her darbede, iki kere üzülürsün, iki ah çekersin tek sesin bölünür, iki kabus görürsün bir korkuda, bir ırmak gibi akarken düşün, bir yanı kızıl kandır, düşünde akan gönül ırmağı, deltalar sahiller hep iki renk olur, bir yanı benim gönül rengim, ayırsan kendini, yarım kalır her güzel duygun, bir yüreğin, hançerle ayrılmış haliyle, seni seviyorum kırılgan, gözlerindeki uyku bile benim, farkında mısın kırılgan, bir gözle uyuyup, bir gözle ağlayamazsın, nedensiz uykusuzluğuna, seni seviyorum kırılgan, ormanların kalabalık yaşamınca, öyle zehir zemberek, hep soluk soluğa, hep bir rüzgar koşuşturmacasıyla...
28.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 28 Nisan 2008, 10:55:52 Gönderen: BAYTUNCA »
Akşamlara, yüreğimin elleri, sensiz örter kapıları, kömür gözlüm, bakışların sıvanır, bütün gecenin yüzüne, kilitlenir bir daha, hasret içime, can evim mecnun mapushanesi, gözyaşlarım lav akar...
sessizlik korkutur dili, soluk almaz duygular, boğulur içimde, olmadığın yer, yetim yurdudur damar, kanın önünü tutmuştur, beklemek bir taş gibi, sensizlik çökmüştür dağlara, kentleri yokluğun silmiştir, ne aslının keremi, ne keremin yangını, düşe kıran girmiştir, sevdalar öldürülmüş, gönül yatadurur, bir boşluğa serilmiş, can kolsuz venüs, kollarım götürmüşsün iyi ki, sensizliği kucaklasam, utanırdım kendimden, yalnızlığıma sarılmışım, kıpırtısız yıldızlar, gün ağarmış, bana ne, ufuktan sensizliktir doğan yine, güneşin sensizliği değiştireceği yok, saatlerin getireceği seni...
yağmur soluk soluğa, içime yağar, yokluğun ıslanır zerre zerre, sevgi yanar, deryaya savursam sönmez, kutuba gömsem donmaz, içimde sensiz İstanbul, ve daha da dünya kadar, sensizlik var, beni doğrulayan, yalnızlık süzülür gözlerimden, damlalara bakarım, yarısı yanmış bir ben, yarısı özleminden parçalardır, içine katasım gelir benden olanları, yokluğuna anca böyle eşlik edilir, buharlaşmış oluruz birlikte, gökyüzüne gömülürüz, acılarımız bile bize ağlar belki arkamızdan...
hadi gül rengi sevda dudaklım, hadi bak gökkuşağının rengini tamamlayan, hadi gel gökte bulut doluluğu, deryada hayat suyu, hadi gel tut ellerimi, bu dünya bize göre değil, gidelim iki yıldız olalım uzaklarda, kalan dünyamıza bakalım oradan, hiç değilse kaygusuzca...
28.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Şimdi akşam serilyor ağır ağır, yorgun bir hammalın gününden yılgın, az sonra gece daynır gırtlağına, yorgunluğunun üstüne örtünür, horlarken otomobiller yollarda, kapı bu günlük son cızırtsını ağlatırken, özgürlüğü dış kapıya bırakmışım ben, girer kollarıma, çıkar gideriz Taksim'e, Beyoğlu'nda volta atarız, kafelerin ışıkları titrerken cazdan, cayın demine düşeriz birlikte, koyu bir sevda çiçeği açar masamızda, garsonun yakasında karanfil, karşı masadaki kızın kahkahası, ve yanındaki adamın palavra limuzini, çalışır bir dolap beygiri gibi üç kağıt, onlar kalkar giderler, biz kalırız başbaşa, dört göz eksiklik eksikliktir, birçok palavranın yeri boş kalır, sen gözlerini ser yüzüme, ben dudaklarına ruj çekeyim, bir şiirden, gürültüden orkestra kurayım, sen gönül türkümüzü söyle, ben kirpiklerinle lir çalayım, desinler isterse, iki ortaçağ uşağı, kim bilir değil mi, kim bilir, birimiz leyla, birimiz mecnun, ve ocakta yanar kerem ateşi, gözlerinle dolduracaksın kim bilir, bu koca geceyi, damla damla içime...
sabır da dağılır odada, saatlerde usanır geçer giderler, sıfırlanır başladığımız yerdeki zaman, şimdi oturduğumuz yerde, düşlerimizi al içeri, hayallerimiz yorgun yolcudur, gönlünü aç, gönlümden geçir her birini, ruhlarını doyur anılarımızla, şimdi yaslan omuzuma, ne güzel mutlulukları gördünmü, bak sessizlik bile esniyor, merdivenlerin basamakları solgun, uykusu var avizenin, eline minnt bekler, kalk gidelim hadi, gece uykuya dalmış, biz neden uyumayalım, sarılıp birbirimize, toprak bile uyurken, ölüm bile sessizken bu saatte, yüreğimizin istediğini ki kaç zamandır, dudaklarım dudaklarına söylesi, dudaklarından dinlesin dudaklarım, gönlünden, gönlüm adına geçenleri...
saçlarıma saçlarını karıştır, yüzüme yüzün değmeden uyuyamam ben, ellerin bedenime sarılmamışsa, bir eksiklik vardır bende bilki, horozun ibiği bile şu saat yan yatmış, batan bir gemi bile dibe yeni vurmuştur, derinliklerden korkusu tükenmiş, kekliğin gagasındaki kırmızılık, dudağında kalmıştır, kekliğin haberi yok, gül düşmüş canım yüzüne, gül, hadi sokul yaprak yaprak süreyim yüzüne yüzümü, nefesin ılıklığına, nefesimi sarayımda uyusunlar, gece bizim kime ne...
izi mi kalır bu gecenin sanki, yarın doğan güneşle, bir kalırsa tuzu kalır teninin, tenimde birbirine benzeyen bir erimişlikte...
28.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Kır sofrasına oturduk, tabakta zeytin taneleri, tanelere vurur dal arasından, bir bakış gibi gün ışığı, gün ışığı siyahın üstünde parlar, zeytin tanesine sıvanmış gümüş, tabakğın dört etrafında gülümser, kırmızı gül resimleri, ellerin bulut beyazı, gözlerin zeytin tanesinden kara, daldan bir erik düştü, kan kırmızısı, olgun, ezildi biraz, çatladı neşter yemiş yürek gibi, dudakların rengi akar balında, domatesler ye beni diye cezbeder, hıyarın hıyarlığı tutmuş, bakar yüzüne, korkmuyor doğranmaktan, soyulmaktan çekinmiyor, peynirin canı çözülüyor, yüreğinin suyu iniyor tabağa, çekirgenin cırlaması notalı, karıncanın yürümesi nöbettir, seni görmüş ya hepsi, ben kıskansam ne çıkar, küçücük gözleri kendinden büyük, karınca dolaşırken omuzunda, rüzgarı bile durdurur çılgınlık etse, rüzgar hafif dağı aşan bulut gibi, yorgun bir suvariye benzer, su inceden türkü okur, dilini nerden öğrenmiş, benim yazdığım sözleri nereden bilir, sevdan tırmalarken yüreğimi, gönlüm seslenirken gönlüne, yazılmış bu türkü, senin sesinden karışmış suya, serçe bundandır çalımlı içer, sürer gagasını kanat altına, hoş bir aroması vardır, nefesin düşmüş olmalı, su kenarındaki yarpuzlara, kürünün taştığı yerde, bir söğüt dalı dans eder, boynunu nasılda eğmiş, kendi gölgesine dalı, içer senden taze taze serinlenir, sofrada ekmek yaşamın yüreği, yürekte sevdan bütün etraftır, kuşlarla birlikte söylerim, dudaklarımda adın yayılır bahçeye, nefes alır yel, ateşinden bunaldığı boşlukta, serinler, güneş dalar ışığıyla, suda seni okşar durur, bak asmadaki üzüm, seyreder gözlerin olmuş, gönül sofrasını, marulun her yaprağında, serin gülüşün açılır, yumurtanın kabuğundan, zarı ayrılır, bir ufuk resmi yansır zarın üstüne, dolu dizgin bir doru tay, ve altın eğerinde bir sultan oturur, dağlar dalga dalga, kırlar halay çekerler, gözlerin bakıyordur o sıra ufuğa, sımsıcak bütün tepeler, gözlerinin içine düşerken gözlerim, derim ey ferhat göz bebeğim, bugün yine şirin bir dağ deleceksin, onun gönül dağını, gidip alın terinden akıtacaksın suyu ovaya, bal akacak, şirin bir kovan olacak dünya...
29.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
en güzel şiirmi yazamıyorum işte, yüreğim susma hakkını kullanıyor,
bir ben susuyorum sanıyordum...
yağmur soluk soluğa, içime yağar, yokluğun ıslanır zerre zerre, sevgi yanar, deryaya savursam sönmez, kutuba gömsem donmaz, içimde sensiz İstanbul, ve daha da dünya kadar, sensizlik var, beni doğrulayan, yalnızlık süzülür gözlerimden, damlalara bakarım, yarısı yanmış bir ben, yarısı özleminden parçalardır, içine katasım gelir benden olanları, yokluğuna anca böyle eşlik edilir, buharlaşmış oluruz birlikte, gökyüzüne gömülürüz, acılarımız bile bize ağlar belki arkamızdan...
ne gariptir ki... bizsizliği olamadağımız bizle sarmaya çalışırız...
sabır da dağılır odada, saatlerde usanır geçer giderler, sıfırlanır başladığımız yerdeki zaman, şimdi oturduğumuz yerde, düşlerimizi al içeri, hayallerimiz yorgun yolcudur, gönlünü aç, gönlümden geçir her birini, ruhlarını doyur anılarımızla, şimdi yaslan omuzuma, ne güzel mutlulukları gördünmü,
sıfırlayabilmek zamanı oturduğumuz yerden... keşkelerin yerine güzel günleri serpiştirmek... yorgun yürekleri dinlendirmek umut yatağında...
kaleminiz zeval görmesin... dizeleriniz tükenmesin... yüreğinize sağlık olsun...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
Seni yad etmek güzel, içim kendini dinliyor o sırada hep, dışım içime dönüyor, seninle içimdeki seni de yad için...
seni yad etmek çok güzel, gözlerim dinleniyor o sırada, gördüğü her zulüm siliniyor bütün, kalbim düşüyor bakışlarıma, senin gözlerinle bir muhabbet, eyliyor gözlerim, gözbebeklerim onsekiz yaşının canlılığnda...
seni yad etmek çoktan çok güzel, rüzgar avuçlarımı okşuyor, saçların düşüyor parmak uçlarıma, kılcal damarlarım karıncalanıyor, kanım yılların seyyahlığından yorgun, bir bahar düşüyor damarlarıma, içinde senden güller, kanım koyulaşıyor biraz daha...
seni yad etmek tarifsiz güzel, kırk yıl görmediğim bir dost, apansız çıkmış oluyor karşıma, yaşanmamış zamanlardaki bütün özlemler, tel tel saçlarıma yayılıyor birer birer, konuşulmamış her ukte, içimden boşalıyor söz olup, sanki en güzel şiir her söz, sanki hayaline bakışım bile, en güzel tablo, gözlerimin gördüğü bütün açı, eşsiz bir panorama, bütün herşeyin içinde sen...
seni yad etmek korkunç hafifletiyor beni, beni benim içime düşürüyor, senin avucuna sığacak kadar değişiyorum, küçülmek değil, maksat elinin sıcağında kalmak hep, maksat avcundaki sen olmak, zevklerin en güzeli, bir düş bahçesine girmek gibi, belki elini sokarsın bir an koynuna, ya da sürersin boynuna, maksadın aslı sana sarılmak...
ne ince şey seni daha ince fikirle yad etmek, kırmamak atılması gereken, bir eski aynayı bile kırmamak, gönül ardiyesine koyup, içinde senden anılara saygıyla, ve perdenin çiçeklerini soldurmadan çekmek, pür dikkat ellerin değmiş diye, kapının kolunu okşamak, eşiğin üzerine basmamak asla, izlerinin bir zerresine bile saygıyla, camın yakınına çok sokulmamak, siluetinin gözlerine nefesin düşmesi, gözlerini kırpıştırır diye, siluetinin bile cama bulaşmış gözlerinin, en derinine bakamam diye, ne çok korkarım biliyor musun, bütün genlerime ayrı ayrı öğrettim bunu...
seni seviyorum demek boyumdan büyük, seni seviyorum demek onca kolay sanırdım, meğer ölesiye zormuş, dil ile söyledim, yüreğim yüreğine onaya geldi, gözlerinle mühürle gönül muhabbetini, ölüm olsa seni seviyorum demek, kefenimi koltuğuma almışım, gelmişim, yad etmişim sevgimin doğuşundan, bu güne dek geçen zamanı, hadi sıcacığım ölüme hazırım, duysun yeter seni seviyorum diyen yüreğimi, yüreğin...
29.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Davlumbazı yalayan çorba kokusu, sıvanırken cansız metale, bir garibin muhtaçlığıyla özlemek, lokma lokma cana gelmek, adım adım sana gelmek, yaşamın anası olan her lokmada, biraz daha dirilmesi tokluğun, biraz daha ölüme yakınlığıdır, hep tekrarı zorunlu, doğumdan ölüme dek, yemeden yaşanmaz olmanın kati gerçeği, işte seni böyle bir, iştahın manasınca sevmek, öyünsüz beklemek hep...
sudan alınan ilk yudumun, dudağa değdiği noktadan, dilin suskunluktan kızgınlığına, bağlanan bir nehir misali, yanağının öptüğüm ilk an, kaynar kazana düşer yokluğundan, içim fokur fokur lavlar misali, ama gözlerimde buzdan perdeyle, seni beklemek, seni özlemek, çözmek kolaydır buzu, lavları dondurmak durur bir bakışında, bu böyle bir çılgınca, sihirli sevmek işte, bu seni sevmek, seni beklemek, bu seni özlemek işte...
bebenin ağlamasını kesen anne memesi, tatlı mırıltılara dönüşü ağlayışının, ve emziren annenin aldığı eşsiz haz, bebenin yüreğinin, annenin gözlerine düşüşü gibi, yüzüne bahar düşüşü gibidir, bir ben bilirim, dört mevsimdir seni sevmek, bir bebek tokluğu, bir bebek uykusudur, seni sevmek, seni beklemek, özlemek...
bir yolculuğa çıkarken, dönüşün garantisizliğine peşin imzadır, yüreğin yürekle vedası, kalan herşeyin kaderine razı oluşudur sonralarda, kırgınlığın hiç sözlüğe girmemişliğidir, özünü kendine almak, öyle yola koyulmaktır seni sevmek, özlemek, dönmeyi yalnızca sen olduğun yer diye düşünmektir, o seni sevmek işte, seni özlemek, sana olan olmazsa olmazlıktır canda...
yalanlarda bile ruhun, canın mecburiyetidir seni sevmek, her pembe yalanda canın, seni biraz daha kendine kendi edişidir, ilacın derde hükmüdür, derdin büyüklüğüne, küçük bir parçanın gerekliliğinin, atom etkisi, ruhunu kandıramazsın ama, seni sevmek yalnız olmamaya inanmaktır, yalnızkende, içinde dolaştığını bilmektir, bir dünya gibi apayrı, baş döndüren bir hızla, dopdolu bir dünya gibi, seni büsbütün doldurmuş bir gönülle, kendine yer kalmamış bir naturadır, kabuğudur senden olan bütünlüğün, seni sevmek, bir bir her parçanın, bütünü olmak senden, kabuğuna razı olmak içinde sen varsın diye, bir meyvenin tadıyla, seni sevmek, seni özlemek, seni beklemek...
gözün baktığı şey, beyinin algıladığı biçim, bahçenin ilahi güzellik donanımı, sesin tutulamayan yankısı, sözün ruha etkisi, ateşin tutulamaz yakışı, duvarın maksatlı direnişidir, rüzgarın nefesini tatma uğraşıdır, bildiğim ki seni sevmek, aldığın nefeste havayı ortaklaşmaktır, seninle ayrı canlar olduğumuz doğrudur, seni sevmek her güzel duyguyu aynı hissetmektir, sevincin hüzüne kan bağlılığı, kandaki alyuvar, akyuvar kardeşliğiyle, ayakta durmanın nedenidir seni sevmek...
bir mahkumun duvarın arkasındaki dünyayı görüşü, senin sokakta olduğun anda, senin gülüşünü, yürüyüşünü, tek kişilik bir oyun gerçeği etmektir kafanın içinde, seni oynamayı aşka rol vermektir, hücredeki seyircisizliğie inatla, yürekteki her anı seyirciyle, işte bu seni sevmektir canım, yoluna ölmek için bir kurbanın, bıçağını kendi elinde tutması gibi, seni sevmek zor zenaat bebeğim, kanın rengi kadar kendine özgü...
30.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Bu sevda yurduna hasret depremi, Vurdu ne dağ kaldı, ne seni-beni, Gülden eser yoktur sorma dikeni, Batmış yüreğim yalnız, özleyiş boşa...
Sensizlik tozuyor kıraç düşümde, Sensizlik akıyor gözümün yaşında, Sensizlik duruyor her an karşımda, Gönül diyeceğim yalnız, arayış boşa...
Şimdi senden ince bir hayal kurup, O senden hayalin yüzüne durup, En ince bitimde gönlüne varıp, Desem sevdiceğin yalnız, yakarış boşa...
Sensiz koca cihan bir tırnakta acı, Ne sarılır yeri var, ne lokmanı, ne ilacı, Meğer sensizlikmiş her vuran sancı, Can der öleceğim yalnız, yaşayış boşa...
30.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 30 Nisan 2008, 14:31:30 Gönderen: BAYTUNCA »
Siyah gözlerini çok seviyorum, Bakınca katrana batıyor gönlüm, Seni sevmek günahım yazılacaksa, Vazgeçmem, nasılsa cehennemi, Seni sevdiğim için yaşıyorum, Tam güneşin ortasına düşüyorum, Derken, gözlerini kapayınca sen, Zemheride bir dağ gibi üşüyorum, Elini elime versen, volkan olurum... Biliyor musun ?
İnce dudaklarını seviyorum, Gülüşün cenneti dünyama taşıyor, Gönlümün en özge sevda dalında, Hiç bilinmeyen bir gül tomurcuklanırken, Susunca sen, gün düşen çiğ gibi, Buharlanıyorum büsbütün, kayboluyorum, Anlıyor musun ?
Ellerine bir buket kırmızı gül yakışır, Gönül bahçelerinden seçme, Yüreğim kanıyla toplanmışlar, Ateş adını koymuş her birine, Mevsimler soğuklarından ayrılmışlar, Ellerini alma ellerimden, Kardelenler küsüyorlar dağlarda, Karlar hasretimdeki dağlara yağıyor, O bir kar çiçeği değil diyorlar, Biliyorlar ki sen bir kan çiçeğisin, Avuçlarımı yakan küçücük ellerinle, Avuçlarıma alevler serpiyorsun, Biliyor musun ?
Kız senin baban yoksa cellat mı, Mapusane yapı ustasımı yoksa söyle, İşkence kılıcından mıdır kirpiklerin, Öyle bir zulüm bakıyorsun ki, Babana şikayet edesim tutuyor seni, Gönlümü doğram doğram doğruyorsun, Severek öldürmeyi öğretmedimi sana, Bir bakışından kaç parçaya bölündüğümü, Görmüyor musun ?
Bak o zindan gözlerine geceyi örterim sonra, Seni büsbütün içimin en derinine gömerim, Bir sevda denizi var içimde, boğulursun, Suyunu kılıçlayamazsın ki, kanımdır, Kanımdaki her damla sen, Kör olmayasın, kör olma da gör, Gözlerinin derinliğininde derini bir yürek var, Seni sever, zindanlar zindanı, Kimseler görmesin seni, kıskançlığım bana kalsın, Seven yürekte, mecnun içinden leyla canımsın, Bilmiyor musun...
30.04.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 09 Mayıs 2008, 13:22:41 Gönderen: BAYTUNCA »
Edem ne çok özledim güzel şiirlerini yaa bir süre güzel yüreğinden yoksun kaldım ama geri geldim.Güzel yüreğine sağlık abim.
Logged
Ellerimi güneşte ısıttım bugün Çünkü benim bildiğim İnsan yaşadıkça bir hayal inşa ederdi // Bence en önemli isteği kolay yoldan Elde etmemekti saadet, onur. . . Pazarlar sanki içime kurulur Akşamın fakirliği gündüzün gürültüsüyle yoğrulur + Anne böyle kız mı doğrulur? Özlemin yüzümde kavrulur, kal be gitme ne olur !! . . .Aylak saat durur. .