İçimdeki kırık dökük tüm anıları kardım bir araya getirip, neyleyim ki, bir serçe parmağının tırnağı olmadılar ki...
geçtim tomurlanıp gizlice havayı hipnozlayarak aldığın nefes kadar içine dolmak için bir damla gönül suyu oldum attım kendimi elindeki bardağa dudaklarına dokunacağım yere geldim ki tam, bir bir damla suyun içinden sen içerken dudaklarının dışına sanki uçurumdan deniz kıyısına düştüm kazara sildin bir mendil ile ıslaklığım bir damla göz yaşı ben kurudu mendillinde kıyıda bir çakıl taşı kaldı yangın başıyla güneş vurgunu bir sensiz ben...
güllerini emanet ettim verdiğin son sözüne buluştuğumuz yere git ellerimi nöbetlemişim yüreğim sunacak gözlerim karşılayacak seni biri kurumuş kan kırmızısı öbürü taze bahar akşam gününden al hadi ben yoksam orada bıraktığın yerde terkedilmekle kolkolayımdır benim adım yalnızlık beni terkedişine tanıtıyorum senden kalan en son dostuma...
suya kar taneleri düşüyordu başıma yağan yokluğundu...
03.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 03 Temmuz 2008, 15:59:10 Gönderen: BAYTUNCA »
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunları, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ programı, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ oyunu indir, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ program yükle, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ download, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ hikayeleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ resimleri, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ haber, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ yükle,
__BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ videosu, __BAYTUNCA''dan DaMLaLaR__ msn eklentisi, şarkı sözleri
Her şafak sökende dünya gecenin mantosunu çıkarır atar üstünden güneş tan yerine ateş köpüğü sürer ışık bir kez daha dağların zirvesiyle selamlaşırken toprağın rengine sarınır sıcak nemine katar yaşam kendini ve yıldızları siler birer birer bir çocuğun elindeki silgiyle kara tahtada biten bir dersin hiç yapılmamış sonu gibi öğrenmenin kendine yeni bir renk edindiği an o an mor menekşeler asıl rengine kavuşur yaylalar çok desenli fistanlarını giyerler gelincikler ak-kırmızı yüzleriyle rüzgarın gizli elleriyle aşk ile selamlaşırlar uyanmışsındır yeni günün adına selam sana sevdiceğim kırmızı gül dudaklarına dudaklarımdan yangın kızılı selamlar ve işte iki badem çiçeği düştü bütün gözlerinden bakışlarından aktı bütün akan akmayan sulara akan sular gözlerin oldu akıyor durgun sular gözbebeklerin gibi oynak, dalgalı yüreğimde çırpınıyor ve benim gözlerim gözlerinle birleşmeye kendilerini bütün sulara atarlar gözlerimin şekli dalgalarda halka halka boğulana dek su gibi bakışlarında çırpınmalarına doyamam gözlerimin gözlerinde boğulması gözlerine karışması ne güzel bilesin ki gözlerim gözlerinle ölmeden ölüm bile ölüm değil bir nedene gömülmek olmazsa...
şu dağları ferhat gürz ile değil şirin bir düş ile kavrayıp duygularıyla deldi gönül yüreğim kanını kattı güneş terimi kuruttu tuzu çıktı açığa yorgunluğun göz göz, tane tane oldu özlemi canın dilde söz sevda kapısına dayandı avuçlarım kan ter içinde avuçlarını sadakat dilerler gönül geçti bir hamlede mağmanın tam ortasından mağma tutuştu hangi dağı değil bütün dağları neresinden delseniz dağ dayanmaz dünyayı ortasından delseniz arkası sana kavuşmakta son bulur her noktadan...
nefesini hissettim anılarımı zımparalar yedi kat göğe solur seni bütün duygularımın en derin nefesleriyle düşüncemin ciğerleri yağmur çiseliyor damlaları sen seller akıyor gürültüsü sürüklenişi sana doğru çimenler, çiçekler yıkanır paklanmak hep sen serçe gülümser dalda sesinde sen kayalarda kartalın çalımındasın kanatlarının altında kalmış bütün ovalar yeşil bir duygu halısı serilmiş buğulanır toprak bütün ovalar sen yılan bile dokunmaz zulumü kuyruğuyla iter bir yana ihanet firar eder manasını silerek sen olmuş bir mavi dünya kainatın içinde yüzer etrafında yıldızlar dalga dalga galaksiler eteklerini uçurur boşluğa sevinçten kıyılmaz düşündükçe sonunun, hep bir daha baş edilmesini düşünür akıl zehir bile şimdi adından utandı kendini zehirledi acı ölümün içinde kıvranır zehir kendini içmiş yarsızlığa kıyamamış zulume dönmüş sırtını zehir zehirken belki bir dokunsam sana zehirler bal kesilir yürek yaralarında kanlar kovan kovan tat akarlar o benim dünyam desem bütün sular başlarlar yutmaya karaları sana aşığım bilseler ki ama bilseler ki kavuşamamışım daha kötüsü ağular umutsuzluklarımı boğarlardı yıldızlar çarpışırlardı tutar seni getirirlerdi vuslatını soyar koyarlardı vuslatımın koynuna sararlardı boynunu boynuna hasretimiz asarlardı bütün ağaçlar ayrılıklara cellat olur bütün dallarına yaprakların güllerin gözlerinin önünde...
04.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 04 Temmuz 2008, 13:58:18 Gönderen: BAYTUNCA »
İçimdeki kırık dökük tüm anıları kardım bir araya getirip, neyleyim ki, bir serçe parmağının tırnağı olmadılar ki...
geçtim tomurlanıp gizlice havayı hipnozlayarak aldığın nefes kadar içine dolmak için bir damla gönül suyu oldum attım kendimi elindeki bardağa dudaklarına dokunacağım yere geldim ki tam, bir bir damla suyun içinden sen içerken dudaklarının dışına sanki uçurumdan deniz kıyısına düştüm kazara sildin bir mendil ile ıslaklığım bir damla göz yaşı ben kurudu mendillinde kıyıda bir çakıl taşı kaldı yangın başıyla güneş vurgunu bir sensiz ben...
güllerini emanet ettim verdiğin son sözüne buluştuğumuz yere git ellerimi nöbetlemişim yüreğim sunacak gözlerim karşılayacak seni biri kurumuş kan kırmızısı öbürü taze bahar akşam gününden al hadi ben yoksam orada bıraktığın yerde terkedilmekle kolkolayımdır benim adım yalnızlık beni terkedişine tanıtıyorum senden kalan en son dostuma...
suya kar taneleri düşüyordu başıma yağan yokluğundu...
03.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Çok güzel bir şiir... Özellikle giriş bölümündeki satırlar nasılda özetliyor herşeyi... Ve bitişteki satırlar ise bitmeyişi bitemeyişi...
Yüreğinize kaleminize sağlık
Logged
Bahçede geziyorlardı ama akılları sevgililerindeydi. Bahçede geziyorlardı ama öyle şikayet ediyorlardı ki yerden gül de bitse gökten ateş de yağsa farkına bile varmazlardı. Sanki her biri bir Mecnun.Gezdikleri yerler ise uçsuz bucaksız çorak çöller... Onlara hüznü anlatmaya ne hacet!Çünkü onlar için her mevsim hüzün...
Teşekkürler Fesleğen Herşeyin özeti sizin sözlerinizde bitmeyiş, asla bitemeyiş... Bitmesin ölümle beraber bitmeli bitmeyeni bu dünyada kendi başına bırakacak gidecek değilim... Beni anlayan yüreciğin dert görmesin ruhunu okşadıkça duyguları kokan fesleğen (biliyorsundur Fesleğenler okşadıkça daha çok kokarlar) sevgilerimle...
Kurşun kalem ile künye yazılmaz Bir benim ölmem ile ordu bozulmaz Şehidim dünyaya kabrim kazılmaz Anam, Cennet bizim değil mi zaten...
Düştüğümüz topraktan gelir aslımız Tarihler ki şehidoğlu bilir neslimiz Koy olmasın kabir taşında hiç ismimiz Vatan namus, toprak değil mi zaten...
Ecdadımın kanıdır ay yıldızlı bayrak Var mı onun gibi, hele bayraklara bak Gök kubbe selamda şu toprağa bak Her karış bir mehmet değil mi zaten...
Tarihin ön sözü, son sözü şehit Kitabı Mukaddes Cennetim tehit Ölüm yurtsuzluktur asıl her vakit Yaşama hakim vatan değil mi zaten...
Olmasın balımız dost, vatansız zehir Kim bilmez ki yiğidiz hep evvel-ahir Baş eğmez, diz çökmez, çekmeyiz kahır Yol, Erkan, Kemal izmimiz değil mi zaten...
08.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 08 Temmuz 2008, 12:09:23 Gönderen: BAYTUNCA »
Kurşun kalem ile künye yazılmaz Bir benim ölmem ile ordu bozulmaz Şehidim dünyaya kabrim kazılmaz Anam, Cennet bizim değil mi zaten...
Düştüğümüz topraktan gelir aslımız Tarihler ki şehidoğlu bilir neslimiz Koy olmasın kabir taşında hiç ismimiz Vatan namus, toprak değil mi zaten...
Ecdadımın kanıdır ay yıldızlı bayrak Var mı onun gibi, hele bayraklara bak Gök kubbe selamda şu toprağa bak Her karış bir mehmet değil mi zaten...
Tarihin ön sözü, son sözü şehit Kitabı Mukaddes Cennetim tehit Ölüm yurtsuzluktur asıl her vakit Yaşama hakim vatan değil mi zaten...
Olmasın balımız dost, vatansız zehir Kim bilmez ki yiğidiz hep evvel-ahir Baş eğmez, diz çökmez, çekmeyiz kahır Yol, Erkan, Kemal izmimiz değil mi zaten...
08.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
yüreğine sağlık abi...
Düştüğümüz topraktan gelir aslımız Tarihler ki şehidoğlu bilir neslimiz Koy olmasın kabir taşında hiç ismimiz Vatan namus, toprak değil mi zaten...
bunların üstüne başka bişey demiyorum doğru söze ne denirki...
Logged
Mutluluga hep geç kalırım Hep erken giderim mutsuzluğa Ya herşey bitmiştir çoktan Ya hiçbir şey başlamamış...
Şafak kızıl saçlarını çözerken, Gülistanda gülü şebnem öpüyor... Gönlüm yar'e arzuhalin yazarken, Sazımı tel, türkümü dem öpüyor...
İçim ezgi, yüzüm sevda türküsü, Umut yar'e giden turna sürüsü, Vuslat gelin, yok ötesi, berisi, Leb alnından, göz, gözünden öpüyor...
Murat; yüce dağ gibiydi, eğildi, Hasret; dağların karıydı, çekildi, Kader; çin seddiydi, o da yıkıldı, Yürek yari; can özünden öpüyor...
Yar verdiği söze sadık diliyle, Gelin oldu , duvağıyla, teliyle, Aşkın şerbetini kendi eliyle, Al iç derken, söz, sözünden öpüyor...
Gece yanar sarılmak var o yare, Artık iki gönül olmuş tek pare, Gönül derdim yeni bulmuştur çare, Kara sevdanın hazından öpüyor...
Kışı bitmiş, güller açmış yüreğim, El eleyiz, gülüş sürer süreğim, Varsın olsun bir ölümde merağım, O da aşkın son yazından öpüyor...
04.09.2007 Kartal Bayram Tunca 1956, Elazığ
Abim benim döktürmüşsün yine.Çok çok güzel olmuş.Şu türkü kelimesi girdiği herşeyi nasılda güzelleştiriyor.Tabi bide senin o türkü gibi yüreğin kelimelere böyle güzel bir hâl vermiş. Ellerine yüreğine sağlık edem.
Logged
Ellerimi güneşte ısıttım bugün Çünkü benim bildiğim İnsan yaşadıkça bir hayal inşa ederdi // Bence en önemli isteği kolay yoldan Elde etmemekti saadet, onur. . . Pazarlar sanki içime kurulur Akşamın fakirliği gündüzün gürültüsüyle yoğrulur + Anne böyle kız mı doğrulur? Özlemin yüzümde kavrulur, kal be gitme ne olur !! . . .Aylak saat durur. .
Sen bakınca yüzüm erir güneşin öptüğü kar gibi sen bakınca gözlerimdeki kenti seller basar aşıklar yağar damla damla yüreğim olur bütün şu dünya karasız deryalar deryası sudan gelmiş yaşam başlar en ilk sıradaki genimde zincirleme bir çözülüş yıldızları dizer bakışların ipek bir ipin üstüne saçlarına örtersin bütün zaman örter başını saçların tel tel dokur gönül kainatımı kurar sevda arıları bal köpüğü gözlüm yivinde kalırım ben saçlarını sıvazlama kahkülüne dokunma hele bir tel saçına tutunurum sen başını eğersen kainatım düşer boşluğa birbirinin içine girer evvel ile ahir toplayamam alma bakışlarını kara sevdamı yitiririm...
sen gülünce tohumuna su yürür goncaya adını koyar nebat bülbülün çile defterine ilk anılarını yazar bahçeler bir mecnun eliyle yusuf kuyusundan mürekkep ile leylanın gözlerinin hokkasından kirpiğinin ucuyla her dilden bir anlamda gülümcan yazılır bir benim mi aklım karışır ismin bütün sevdalarda her yerde her renkten açılan sevda gülüdür sevda çekenler hangi lisanı kullansa bile anlamı aynı derin aşk, kapkara sevda kainatın en görülemez olduğu yer en gizemli nokta...
sen uyursan ben ölürüm ölüm uykunun derinliğidir unutmak değil mi uyuyunca canın içindeki kendini kendisi eden yaşam özünü sevdiceğini uyuyacağım de uykun gelince gözlerindeki kabrime gireyim gözlerini öyle kapa dışardaki dünyada boşlukta çürümek zor gelir bana...
sen susarsan kainatın devinimi biter aşkı yaşamın parçası var eylememiş mi yaradan nasıl biter bunca gök bunca denizin her damlası bunca dalganın sen sen diye ard arda koşuşması nasıl biter susma canımcan bir tek şey söyle seni seviyorum deme teki gözlerime bak kainat durmasın yeter...
16.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
« Son Düzenleme: 17 Temmuz 2008, 10:15:10 Gönderen: BAYTUNCA »
Kurşun kalem ile künye yazılmaz Bir benim ölmem ile ordu bozulmaz Şehidim dünyaya kabrim kazılmaz Anam, Cennet bizim değil mi zaten...
Düştüğümüz topraktan gelir aslımız Tarihler ki şehidoğlu bilir neslimiz Koy olmasın kabir taşında hiç ismimiz Vatan namus, toprak değil mi zaten...
Ecdadımın kanıdır ay yıldızlı bayrak Var mı onun gibi, hele bayraklara bak Gök kubbe selamda şu toprağa bak Her karış bir mehmet değil mi zaten...
Tarihin ön sözü, son sözü şehit Kitabı Mukaddes Cennetim tehit Ölüm yurtsuzluktur asıl her vakit Yaşama hakim vatan değil mi zaten...
Olmasın balımız dost, vatansız zehir Kim bilmez ki yiğidiz hep evvel-ahir Baş eğmez, diz çökmez, çekmeyiz kahır Yol, Erkan, Kemal izmimiz değil mi zaten...
08.07.2008 Taşkışla/Taksim Bayram Tunca 1956, Elazığ
Duygu yoğunluğundan can verirmi insan? Asker yolu beklerim günü günü eklerim... Çarparsınız bölersiniz toplarsınız günler öyle zor geçer ki sanki hiç bitmez...
Şehitlerimiz ve bu şiir çok şey yazmak isterdim ama tıkandım üstad tıkandım yazamıyorum...
Yüreğinize sağlık
Logged
Bahçede geziyorlardı ama akılları sevgililerindeydi. Bahçede geziyorlardı ama öyle şikayet ediyorlardı ki yerden gül de bitse gökten ateş de yağsa farkına bile varmazlardı. Sanki her biri bir Mecnun.Gezdikleri yerler ise uçsuz bucaksız çorak çöller... Onlara hüznü anlatmaya ne hacet!Çünkü onlar için her mevsim hüzün...
Teşekkürler Fesleğen. Bir şey yazmanıza, yorum yapayım diye bilincinizi zorlamanıza, güzel şeyler yazayım diye uğraşmanıza gerek yok. Bir şeylerle iç içesiniz bu konuda, o haşır-neşirlik zaten us dünyanızda bana ve bu şiire, hatta bu konudaki şiirlere ne atıflarda bulunyor, ne özvüler yapıyor. Sizinde yüreğinize sağlık, bütün "Mehmet" lere sağ salim terhisler diliyorum, kendim ve sizin adınıza. Sevgilerimle.