Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Bu Sana Son Mektubum Anne  (Okunma Sayısı 59 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 17 Mayıs 2008, 14:11:00 »
Fixforum Üye Profili sair_erenkapu
Yeni Üye
*


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 0
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3

sair_erenkapu

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Bu Sana Son Mektubum Anne

Merhaba Anne…

Biliyorum uzun zamandır kızgın ve dargınsın bana. Uzun zandır sana ne bir telefon açtım, ne de bir-iki satırlık mektup yazdım… Bağışla beni Anne…

Artık seni unutmuş olduğumdan korkma Anne… Ecel gibi aklımdasın… Sen benim bedenimin her bir zerresindesin Anne. Çünkü emzirdiğin süt hala iliklerimde – kursağımda Anne. Sana Anne demeyeli, beyaz bir kağıda senin adını yazmayalı epeyce uzun zaman oldu Anne. Bir beyaz kağıda “ANNE” yazmayı dahi özlemişim Anne…

İşte uzun zaman sonra bu sana ilk mektubum. Sevin Anne… Sevincinden ağla Anne…

Hani sen her zaman şikayetçiydin ya sigara içmeme, artık içmiyorum Anne…

Hani bir çakmak koleksiyonum vardı, DUPOND’lardan ve ZİPPO’lardan oluşan… hani kullanmaya kıyamadığım çakmaklarım vardı ya Anne, işte onları sigara içenlere “sigarayı bırakan birinden, bir armağandır bu size. En kısa zamanda sigarayı bırakmanızı diliyor…” diyerek dağıt Anne…

Hani alkol içmeme kızardın ya Anne. Artık içmiyorum. Alkol’ü de bıraktım Anne. Hani vitrinde duran yıllanmış şaraplarım, o pahalı viskilerim, şampanyalarım ve kanyaklarım vardı ya Anne, işte onları özel bir günde bütün sevdiklerimizle birlikte kadeh-kadeh yudumlayın, her yudumda beni hatırlayın Anne…

Hani yazdığım şiirlerim, öykülerim ve hikayelerim vardı ya, işte onları da bahçede çakmakla tutuşturup yak Anne… Ama yakmadan önce her birini tek-tek oku Anne… Oku ki bu vefasız-bu hayırsız oğlun, nasıl sevmiş, nasıl sevişmiş, nasıl aşık olmuş, neler görmüş, neler yaşamış ve yüreği neler-neler hissetmiş… bunları anla Anne… ve anla Anne ben onları yazarken her seferinde sen bana sorular sorduğunda, bir şeyler istediğinde neden sana bağırmış-kızmışım işte bunları da anla Anne… Hepsini bir-bir oku Anne ve sakın bir tanesini dahi, “Benim oğlum yazmış, Güzel yazmış” diye bir kenara benden bir anı olsun diye saklama Anne… Hepsini yak Anne… Çünkü onlar benim, inanarak, hissederek, yaşayarak yazdığım yalancı hayatımı anlatıyor Anne… Bunu şimdi anladım…

Ama bu mektubu sakla Anne. Bu mektubu sakla… çünkü hissettiğim en gerçek duygular bu satırlarda gizli Anne… çünkü yazdığım en gerçek duygularım bunlardır Anne…

Hani bir kız vardı ya Anne, ilkokul mavi önlüklü yıllarımdan tanıdığım, hani şu babası fotoğrafcı olan kız… Hani şu mavi önlüklü, pembe yakalıklı renkli gözlü olan kız… Hani o zamanlar sana “Aşık oldum” dediğim kız, hani o zamanlar “Seviyorum” dediğim kız… Evet Anne işte o hatırlamana sevindim… Hani bir gün olur da rastlarsan ona, benden çok-çok selam söyle… Bilirim hala değişmemiştir mavi gözlerinin bakışı, bilirim hala değişmemiştir sarı saçlarının ışıltısı… İşte o kıza benden selam söyle Anne. O beni unutmuş da olsa, hatırlamıyor da olsa, sen yinede benden selam söyle Anne… Altı-yedi yıl önce evlendiğini duymuştum, “evlilik hayatında mutluluklar ve sağlıklı uzun yıllar dileğimi” söyle Anne… ‘-Neden mi o kız?’ çünkü ben onda sevdanın en karşılıksız en acımasız ve en masum halini yaşadım Anne… Diğer kızların hepsini boş ver Anne, onların hepsi usta birer yalancı… Ne olur Anne mutlaka ama mutlaka söyle Anne, yıllarda geçse bu mektubun üzerinden, gördüğün ilk yerde söyle Anne… Teşekkür ettiğimi, mutluluklar dilediğimi ve hala o günkü saf duygularımla onu sevdiğimi söyle Anne…

Hani misketlerim vardı ya Anne… çocukluğumda biriktirdiğim ve daha bu zamanlara kadar sakladığım misketlerim vardı ya Anne, işte onların hepsini ilk baharda sokaklarda misket oynayan çocuklara dağıt Anne… Yalnız içlerinden bir tanesini alıp çocukluk arkadaşıma ver Anne… Hani diğerlerinden daha büyük, hani diğerlerinden daha parlak, hani göz alıcı maviliği olan misketimi alıp çocukluk arkadaşıma ver Anne… O misket onundu, ben o misketi onunla oynadığım bir oyundan kazanmıştım. Geri ver Anne, geri ver ki beni hatırlayıp gülümsesin ve sonra çocukluk yıllarımızı hatırlayıp hüzünlensin sonrasında da derin bir nefes çeksin. O büyük mavi misketi çocukluk arkadaşıma ver Anne…

Hani çizdiğim resimlerim vardı ya Anne… işte o resimlerin her birini katlayıp uçaklar yap Anne ve sonra balkona çıkıp tek-tek uçur o uçakları uçabildikleri yere… Ben resimlerime düşüncelerimi eklemiştim, artık hiçbir düşüncem yok Anne…

Odamda ki gardırobun kapaklarını aç Anne, bana ait ne kadar kıyafet ve nevresim varsa hepsini büyük çöp torbalarına doldurup mahallenin orta yerindeki çöp konteynırına at anne. Ben onları giymeyeceğim artık…

   Ve odamda ki eşyaların hepsini yoksullara ver diyeceğim ama, o eşyaların içine ruhuna işlemiştir aşk sızılarım, gönül yaralarım, sevda sözlerim ve yalnızlığım. İşte bu yüzden hepsini kırıp parçala Anne… Sonra bahçeye çıkartıp alev-alev tutuştur Anne… Tutuştur ki bütün o aşk sızıları, gönül yaralarım sevda sözlerim ve yalnızlığım çıkan o kara dumanla birlikte uçup gitsin gökyüzüne…

Hani doğum günlerimde, sevgililer günlerinde, yılbaşlarında ve zaman gerektirmeden bana sunulan hediyeler vardı ya, işte onların tamamını o hediyeleri bana hediye edenlere geri iade et Anne… İade et ki alıp o zamanları hatırlasınlar, gülümsesinler, hüzünlensinler utansınlar ve ağlasınlar Anne…

Sana söylemek istediğim bir sözüm var Anne… söylemeye ve yazmaya korktuğum. Ama söylemem gerekiyor “BU Sana Son Mektubum Anne”. Biliyorum kızacak ve darılacaksın bana ama bu benim elimde değil Anne… Neden diye sorma birazdan yazacağım Anne…

Hep hayretler içerisinde dinledim-seyrettim senin yaşantını. Neden bu kadar güçlüydün Anne söylesene nasıl? Görücü usulüyle evlenmiş olmana rağmen, üstüne bir de geçim sıkıntısı çekerken, babamla bu kadar huzurlu, bu kadar mesut bunca yıl nasıl yaşadın Anne? Ben kaç kızla bir sevda yaşadım, kaç kızla bir aşkı paylaştım bilmiyorum ama sizin gibi hiç huzurlu ve mesut olamadım Anne… Hep kandırıldım, hep aldatıldım, hep terk edildim  Anne… Sorun bende değil, sorun “seni seviyorum, sana aşığım” maskelerini yüzlerine takan o canavar kızlarda Anne… Allah kahretsin ki sevilmeyi dahi bir türlü beceremedim Anne…

Şimdi soracak olursan bu sana neden son mektubum, söylüyorum işte, ben yaşamaktan yoruldum… Bunca zaman içtiğim onca sigara ve alkol, bedenimde sağlıklı bir tek hücre bırakmadı. Haklıydın Anne… Sigara ve alkol her geçen gün beni biraz daha ölüme yaklaştırıyordu…
Bunca zaman sana neden bir tek mektup dahi yazmadım biliyor musun Anne? Çünkü iki yıla yakın bir zamandır ben bu makineye bağlıyım. Daha ilk günlerde içimde ‘bu makineden kurtulacağım’ diye bir ümidim vardı, bu makineden kurtulduğum an koşacak gelecektim sana o sevgi ve şefkat dolu kollarına… anladım artık Anne bu makineden kurtuluşumun hiçbir yolu yok. İçimde ki son umudum da bu mektubu yazmadan önce öldü Anne… Anne ben sigara ve alkol yüzünden kanser oldum.

Bu mektup bittikten sonra öleceğim Anne. Hakkını helal et Anne. Oğlun, bu hayırsız oğlun ölüyor Anne. Oysa ki ne çok isterdim, bu mektubumda öleceğimi değil de bir haftaya kalır-kalmaz yanındayım diye yazmayı ne çok isterdim Anne. Bu hayırsız oğlun ölüyor Anne ve şunu bil Anne bu hayırsız oğlun yüreğinde bir tek seni götürüyor Anne, bir tek seni… Seni seviyorum Anne hakkını hela et…

Bu mektup bittince makinenin kapanması için gereken birkaç evrak var onları imzalayacağım Anne. Makine kapandıktan bir-iki dakika sonra öleceğim Anne. Biliyor musun aslında çok cesurmuş senin bu hayırsız oğlun. Bak tıpkı sevdalarımda ki gibi koşa-koşa korkusuzca… korkusuzca gidiyorum ölümüme… Ölümden korkmuyorum Anne…

Kusura bakma Anne bu hayırsız oğlun bir hayırsızlık daha yaptı sana. Sen kim bilir hangi umutlarla açmıştın bu zarfı, bak Anne bu hayırsız oğlun her zamanki gibi yine üzdü seni…

Ben araştırıp öğrendim Anne… 3-4 gün içerisinde naşımı gönderecekler sana. Kefenimin içerisinde de olsam son kez kucağına alacaksın beni, göz yaşlarına boğulacak ve beklide bu acıya daha fazla dayanamayacak bedenin, öylece kucağında ben, yere düşüp bayılacaksın… Belki de dayanır yüreğin çünkü sen benim yıllardır tanıdığım o güçlü Annemsin… Bu kez kucağına aldığın beni yatağıma değil, mezarıma koyacaksın. Bilirim ki yıkılmazsın sen. Sen güçlüsün Anne. Çünkü sen Annesin…

Hakkını helal et Anne. Oğlun, bu hayırsız oğlun ölüyor Anne. Seni Seviyorum Anne. Hakkını helal et Anne… Elveda Anneciğim elveda…



Sevgilerimle;
Hayırsız Oğlun…

Eren KAPU
Logged

sair_erenkapu
Fix Robot Modu
Özel Bir Bottur =)
*****
Mesajlar: 26070
Re: Bu Sana Son Mektubum Anne
« Posted on: 29 Ağustos 2008, 20:19:58 »

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bu Sana Son Mektubum Anne oyunları, Bu Sana Son Mektubum Anne programı, Bu Sana Son Mektubum Anne oyunu indir, Bu Sana Son Mektubum Anne program yükle, Bu Sana Son Mektubum Anne download, Bu Sana Son Mektubum Anne hikayeleri, Bu Sana Son Mektubum Anne resimleri, Bu Sana Son Mektubum Anne haber, Bu Sana Son Mektubum Anne yükle, Bu Sana Son Mektubum Anne videosu, Bu Sana Son Mektubum Anne msn eklentisi, şarkı sözleri


Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Serkan

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Güzel Şiirler Burçlar Çocuk Oyunları ssk - tatil - Sohbet