2006 yılından beri başkanlığını yaptığınız Danıştay, Türkiye Cumhuriyetinin en üst yargı organlarından birisidir. Başbakan ve Bakanlar kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, Danıştayın başlıca görevlerindendir.
Sayın Sumru Çörtoğlu;
Danıştayın 140. kuruluş yıldönümü nedeniyle 10 Mayıs 2008 günü düzenlenen törende yaptığınız konuşmada, Avrupa Birliğinin yargı organlarımızı yönlendirme ve etki altına alma girişimlerine sert tepki göstererek AByi Türk yargısına saygılı olmaya çağıran şu sözleri söylemişsiniz: ***Yargıya intikal eden konularda, gerek ulusal, gerekse uluslararası çevrelerce yargı organlarını yönlendirme ve etki altına alma girişimlerini doğru bulmuyoruz. Kendi ülkelerindeki yargı organlarına ve bu organların karar ve dava süreçlerine gösterdikleri saygıyı aynı şekilde, Türk milleti adına karar veren bağımsız Türk yargısına da göstermelidirler.*** Sizin bu sözleriniz, doğaldır ki, ulusal bağımsızlığı ***onurlu ve şerefli yaşamanın temel ilkesi sayanlarca çok beğenilmiş, çok alkışlanmıştır. Peki siz, bu beğeniyi ve alkışları gerçekten hak ettiniz mi?
29 Ekim 2004 tarihinde Romada, Papa X. Innocentenin heykeli altında, 25 AB üyesinin devlet ya da hükümet başkanları, şatafatlı bir törenle, AB Anayasasını imzaladılar. Bu törene aday ülke Türkiye adına katılan dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanı Abdullah Gül de ***Nihai Senet adı verilen bir belgeyi imzaladılar. T.C. hükümetini temsil eden Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gülün kabullendikleri AB Anayasasının çok önemli bir maddesini okuyalım:
***Madde I-6: Birlik Yasası The Constitution and law adopted by the institutions of the Union in exercising competences conferred on it shall have primacy over the law of the Member States.*** Türkçesi: ***Anayasa ve kendilerine verilmiş yetkileri kullanan Avrupa Birliği kurumlarının uyguladığı yasalar, Üye Devletlerin yasalarının üstünde olacaktır.***
Açıkça görüldüğü gibi, 29 Ekim 2004 tarihinde AB Anayasasının kabulüyle, Türk Anayasası ve yasaları, AB Anayasası ve yasalarının altında kalmıştır. Türk yargı organları da AB yargı organlarının buyruğu altına girmiştir.
Sayın Sumru Çörtoğlu;
Siz, bütün bunları bilmiyor olabilir misiniz? Peki siz, ABye karşı çıktınız mı? Siz, içinde laiklik ilkesi bulunmayan, üye ülkelerin anayasaları ve yasaları üstünde olan AB Anayasasına karşı bugüne kadar ***sert bir söylemde bulundunuz mu?
Sayın Sumru Çörtoğlu, ABden yana olmak demek, başta Danıştay olmak üzere, tüm Türk yargı organlarının AB yargı organlarının altında kalmasını kabullenmek demektir. AB yanlılarının, AB sözcülerini eleştirme, onlardan kendi yargı organlarına saygılı davranmalarını isteme hakları yoktur!
Sayın Sumru Çörtoğlu, Siz, Türkiye Cumhuriyetinin en üst yargı organlarından birinin başkanısınız. CHPnin ***Teflon lideri Deniz Baykal gibi konuşmamalı, onun yaptığı gibi ***AB adına konuşanlar demokrasi ukalası yollu babalanmalarla halkımızın gözünü boyamaya çalışmamalı, onları aldatıp kandırmamalısınız!
Sayın Sumru Çörtoğlu, Danıştayın 140. kuruluş yıldönümü nedeniyle yaptığınız konuşmada; ***Yargı bağımsızlığı, devletin bağımsızlığıyla eşdeğerdir*** diyorsunuz. Oysa, ABye üye olmak demek, ulusal egemenliği Brüksele devretmek, bağımsızlıktan vazgeçmek demektir. ABye üye olduktan sonra, bağımsızlıktan söz etmek mümkün değildir. ABye üye olduktan sonra; Avrupa Parlamentosu TBMM nin üstünde, Avrupa Hükümeti Ankara hükümetinin üstünde, AB yargı organları da Türk yargı organlarının üstünde olacaktır. İşte bu nedenle, hem AB yanlısı olup, hem de yargı bağımsızlığı, devlet bağımsızlığı savunulamaz! Öyleyse sizden, önce, en sert dille, ABye karşı olduğunuzu en yüksek sesle duyurmanızı bekliyoruz.
Sayın Sumru Çörtoğlu, Türkiyede hukuk kurumları olan barolar, sözde proje karşılığı ABden hibe aldılar. İşte bunlardan birkaçı: 1. TBB, Türkiye Barolar Birliği
Proje Adı: Hukuk Mesleğine Enformasyon. ABden Aldığı Hibe: 36,384 Avro 2. Diyarbakır Barosu
Proje Adı: Güneydoğuda Adaletten Yararlanmayı Artırma: Herkes için Adalet
AB den Aldığı Hibe: 454,649 Avro 3. Van Barosu Projenin Adı: Bölgesel İnsan Hakları Merkezi
AB den Aldığı Hibe: 70,226 Avro 4. Antalya Barosu
Av. Osman Güvenin Döneminde. Projenin Adı: Demokratikleşme Bilincinin Artırılması.
Sayın Sumru Çörtoğlu, Hibeler, karşılıksız paralardır. Bu hibelerin içinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tek bir kuruşu dahi yoktur. Peki, kim kime karşılıksız para verir? Büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yabancılardan karşılıksız para almayı, ***iğfal edilmeyle eşdeğer görmüştü. Siz, hukuk kurumları olan baroların ABden hibe almalarına karşı çıktınız mı, hiç tepki gösterdiniz mi?
Sayın Sumru Çörtoğlu, T.C. Adalet Bakanlığı da ABden hibe almıştır. İşte, sözde projeler karşılığı aldığı hibeler: 1. Projenin Adı: Türkiyede İstinaf Mahkemelerinin Kurulması.
ABden Alınan Hibe: 1 milyon 400 bin Avro. 2. Projenin Adı: Türkiyede Ombudsman Sisteminin Kurulması.
ABden Alınan Hibe: 1 milyon 170 bin Avro. 3. Projenin Adı: Türkiyede Denetimli Serbestliğin Geliştirilmesi.
AB den Alınan Hibe: 1 milyon 525 bin Avro Siz, Adalet Bakanlığının ABden hibe almasına karşı çıktınız mı?
Sayın Sumru Çörtoğlu, ***Parayı veren düdüğü çalar deyimini duymamış olamazsınız. Şaşmaz kuraldır, yabancılardan karşılıksız para alanlar, yabancıların buyruğu altına girerler. Adalet Bakanlığının, ABnin buyruğu altına girmesine ***sert bir çıkış yaptınız mı?
Sayın Sumru Çörtoğlu, Hem ABden milyarlarca Avro hibe alacaksınız (Türkiyede sivil toplum örgütlerinin 1995 yılından beri ABden aldıkları hibe, üç milyar Avroyu aşmıştır), hem içinde laiklik ilkesi bulunmayan Hıristiyan AB Anayasasını kabul edeceksiniz, sonra da tutup devletin, yargının bağımsızlığından söz edecek, laikliğin korunması öğüdünü vereceksiniz! Hem ABden yana olup, Ulusal Egemenliği Brüksele devredeceksiniz, hem de görünürde AB egemenlerinin buyruklarını yadırgayacaksınız!
Sayın Sumru Çörtoğlu, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, bakın ne diyor: ***AB sizi gözleyecek. Bu tek taraflı bir süreç değil. Eğer Türkiye ABye katılmak istiyorsa, AB sizin politikalarınıza karışır. Kısaca özetlemek gerekirse, sizin içişlerinize karışmak bizim görevimiz. Gelecekte, ABden gelen daha çok eleştiri göreceksiniz. Hem benden, hem arkadaşlarımdan.*** Joost Lagendijk, bu gerçekleri, AB Mandacılarının utanmaz yüzlerine tokat gibi çarpıyor! AB Mandacılarının, AB sözcülerinin eleştirileri ve buyrukları karşısında şikayetlenmeye, ağlamaya ve de sızlanmaya hakları yoktur! Ancak hiç kuşku duyulmasın, Türk ulusunu düştüğü bu aşağılık durumdan kurtaracak olan Kemalistler, AByle imzalanmış tüm belgeleri yırtıp tarihin çöp sepetine atacaklar, Ulusal Egemenliğimize sahip çıkacaklardır.
Sayın Sumru Çörtoğlu, 13 Mayıs 2008 tarihinde emekli oluyorsunuz. Size sağlıklı emeklilik diliyorum.
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
"sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal elsiz ayaksız birleşir yılan yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal hani bir vakitler kubilayı kestiler çün buyurdun kesenleri astılar sen uyudun asılanlar dirildi mustafam, mustafa kemalim" (üstadım attila ilhan)
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
"Hayat içi su dolu bir fıçıya benzer. Bu suyu birden içsen de biter, yavaş yavaş içsen de..."