Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ oyunları, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ programı, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ oyunu indir, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ program yükle, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ download, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ hikayeleri, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ resimleri, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ haber, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ yükle,
__dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ videosu, __dolunaymesut''tan DaMLaLaR__ msn eklentisi, şarkı sözleri
Yürüdükçe öğreniyorum ayaklarımızın da konuştuğunu yürüdükçe sorular sorduğunu, yankılar bıraktığını ardında öğreniyorum gök ne uçsuz bucaksız, ne göründüğü kadar mavi bulut değil rüzgârın taşıdığı bir tek, vakti gösteren saat değil yürüdükçe öğreniyorum, kendiliğinden ışımıyor sabah bile
Söylendiği yerde kalmıyor söz, durmadan ilerliyor alevi - içinde bir yürek varsa bir sözün, içinde bir alev varsa yüreğin - bir alan bir başka alanın, bir kent bir başka kentin yürüdükçe katıyor sınırlarına kendi sabırsız genişliğini
Yürüdükçe öğreniyorum, elimize neyi alırsak alalım - bir somun parçası, aşınmış bir çift ayakkabı, bir bayrak - yeni bir dili konuşuyor tutup kaldırdıkça havaya öğreniyorum bir kıvılcıma yol verdiğini parmaklarımızın neyi tutarsak tutalım ellerimizin her biri bir şalter
Logged
Nerden bilebilirdim habersiz çekip gideceğini. Dün vardın bende vardım. Bugün yoksun; Bense varmıyım yokmuyum bilmiyorum. Dolmayacak cinsten bir boşluksun şimdi. Ne sana benzeyen biri bu boşluğu doldurabilir. Ne de yeniden çıkıp gelsen SEN doldurabilirsin. Öyle bir boşluk ki sorma gitsin. Boşver ve sevgili Alıştım ben yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin!
SéN yoruLma béN Gidérim,Silahı çékiP vuRmana geRek yok SéNsiz zatén bitérim,SéNi sévérkén SaNa SoRmadım Ki,danı$madım Ki, $imdi SéNi unutmak için SéndéN yardım diLéyim,kafanı takma acılar bénim içimé atar G!DéR!MM..
Sensizlikte, Kah geceler üzerime yürüdü, Kah ayazlar zorladı kapılarımı.. Ama her zorlukta gözlerine sığındım. Her solukta ismini haykırdım. Yalnızlığınla savaştım durdum. Belki de en gururlu savaştı benimkisi Silahım yoktu; aşktan öte.
Sadece seni seven yüreğimdi savaşan. Kazanan hep hasretin olsa da .. Ben seni " sensizlikte " bile yaşatandım..
Rüzgarlarla savruldum karanlıklara. Düştüm hasret çukurlarına, Ezildi gözlerimde büyüttüğüm cicekler. Pes etmeden, Cocuksu düşlerime yenilerini ektim. Sensizlikte kör kuyulara itildim. Yaralarımı gözlerindeki ışıkla sardım. Yüreğimi söktü arsız yalnızlıklar. Yıkılacak gibi oldum, Seni beklediğim sokaklarda. Ama pes etmeden, Her zorluğa senin sevdanla karşı durdum. Ayrılık tepelerine tırmanırken yüreğim, Hep baharımsı nefesini soludum.
Uzaklarda olsan bile, Bir nefes alışını bahar bildim ömrümde. Bir gülüşünü mutluluk addettim yüreğimde. Seni severken hic durmadım. Hep sana, sevdana yaşadım. İlaç bilmez acıların için, Siper ettim gögsümü, fakir ömrümü. Üzülmedim seninleyken, Hep mutluluk bildim gülüşünü. Aldırmadım, karanlık gecelere. Üşüdüğümde, bir yorgan misali Gülen gözlerine sarılıp, Mutluluklarına uzandım.
Yanında aldığım solukları, Hep kâr saydım mutluluk envanterine. Kalem olup gözyaşlarımı akıttım. Ağladım, hasretinle ıslandım. Ama yüreğimde hep seni yaşattım.
Yalnızlığınla savaşıp, Seni " sensizlikte " yaşatan Bir fakir yürek oldum ömrümde. Bir gözyası bile düşmedi hüznümde.
Şimdilerde, Sen, bende yokken bile Seni ölümüne sevmekle meşgulum. Olur da acıların sararsa yüreğini, Karanlıklar boğarsa düşlerini Bir nefesini ver ne olur, Yüreğimi siper eder bu can sana.
---ALıntı---
Logged
Umutlar katiLLer elinde siLah oLmuş, sevdaLar çocuk eLinde oyuncak.Isyan kapısını kiLitLedim yüregimde, birdaha açıLmamacasına.Icimde kopan firtınaLarı hayaL denizine savurdum avunsunLar diye.SessizLiğimi bent yaptım gözyaşLarıma.Ama çığLıklarımı susturamadım gönüL üLkemde...
Bitmez tükenmez martıların haykırışı var yüreğimde sana dair uçup gelen. Bir yarım sesle sesleniyorum beni duyar mısın? Ayın o acılı suratının ardından gün doğduğunda, kanatlarını çırpan bir küçük kuş olduğunda sabah, sen yüreğini geçmişin kirinden arındırıp benim ellerime koyacakmısın? Beni sevebilir misin? Niyetli misin buna ? Sen ilk yazın kuçağında uyurken yağmurlu serin akşamları düşünüp ödünç verilmiş yataklarda geçirdiğin sevişmeleri hatırlayıp kahrolacak kadar niyetli misin buna? Toğrağın iliğine ve kemiğine işleyen çok eski bir yağmur kadar beni içinde barındıracak mısın? Ay düşmüş toprakta menekşe kokulu öpüşmelerle geçikmiş iklimlerin ortasındayız seninle.
Zaman durdu sanki birden tartışmalar bitti. Güneşe dönüyor ayçiçeği gün hızlandığında ve ben her güne uyandığımda sana dönmeye niyetli. Sana diyor ki gözlerim; sen bir kırlangıç gibisin. Hayatın sana verdiği uslanmaz ruhun içinde her baharda bana dönen ama güzün hep göç eden... Ve ben korkuyorum seni sevmekten.
Bitmeyen şarkılarla avunmayacağım bundan böyle. Bak şimdi gökyüzüne, hayali bir gölgeye dönüşüyor benim bedenim. Her nefesinde solumaya başladın bile beni. Ve ben korkuyorum. Bir kasımpatı çiçek açıyor sarı taç yapraklarıyla. Ve gözlerim tiryakisi olduğum kahvenin tadında. Bunu biliyorum gece parçalanıyor, yıldızlar çıkıyor yüreğimden. Kirpiklerim titremeye başlıyor. Bu kız çoçuğu yüreğine yumulmuş ve bir daha ağlamak istemiyor, anlıyor musun
Ben, hüzünlerime geri dönüyorum ... Yine mi dönüyorum hüzünlü saatlere? Oysa geceye beş kala çağırışlarını duymuştum. Belki sensindir diye bir umut kapladı içimi. Nafile, sana uzanan bütün yollar kapalı... öğrendim, evet geç de olsa öğrendim bunu. Çok geç olsa da... Uzaklardan bir ses olmak istedi bir dostum, uzaklardan bir el... Üşüme diye. Olamadı, olamazdı, yokluğun her şeyden daha soğuktu. Yokluğun soğuk, yokluğun buz gibi... Hani; öyle üşürsün ki, artık hiç bir şey hissetmez uzuvların, uyuşur kalır da manâsız bir donukluğun çizgileri oluşur, ardından bir kabuk içindeki parçalanmayı döker, ezip de geçer tüm bedenini, acısı en derinden gelir de yakar her yerini... İşte ben de öyle üşüdüm gece yarısını beş geçe... Manâsız buluyorum sanki artık her şeyi. Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim, sonra gülüp geçerim gibi geliyor. Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye anlamsızca bakabilirim gözlerine... Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları... Dokunabilir miyim AŞK'a, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım, geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin... ?? Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen, beni ben olduğum için mi, kendi var ettigi için mi ister...!! Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der, yoksa bir iki zaman sonra herkes gibi o da mı çekip gider... Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi, görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi... Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa. Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum. Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum... Bir el istiyorum başımda... Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın yalnızlığımı tılsımıyla... Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma yumuşacık ... ve alsın tüm donuklukları usulca. Bir göz istiyorum gözlerimde... Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma, yolum olsun yordamım olsun istiyorum... Bir omuz istiyorum... Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum. Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak... İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum...
Biliyorum, ne de çok şey istiyorum... Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum. Seni bende var edişimi, aslında sadece bende olduğunu, aslında sadece bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum. Ama yine de seni çok özlüyorum, yine de çok üşüyorum, ve yine de seni istiyorum... Ben, hüzünlerime geri dönüyorum...
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
İSLAMCI değil MÜSLÜMAN... (islamcı olmadığım için dinsizim gözüyle bakanlardan midem bulanıyor...)