BİZE övgülerinde, içlerindeki geleneksel karşıtlıklarını da bulmak mümkündü ve işte İngiliz Sun gazetesi, “Irkçı” yaklaşımını şu tezahürü ile gizleyemiyordu; “Bu macera gerçekten de Almanya karşısında yarı finalde sona ermeli!.’’
İngiliz, “Türkler mutlaka durdurulmalı!” demekten kendisini alamıyordu ama şu satırları da yazmadan edemiyordu...
“Türkler dalgasını geçiyor. Şimdi hepimiz biliyoruz ki, Türkiye söz konusuysa maç gerçekten bitene dek, hiçbir şey bitmiş sayılamaz’’
İngiliz inanmak istemiyordu çünkü, kendilerini AB kupasından kesen Hırvatları gömmüştü Türkiye...
Elbette sonuç müthişti...
Bu sefer Yüce Yaradan’ın “Semih”i çıktı sahneye ve şu malum şebekenin kafasına inip, onların titreyerek kendilerine dönmelerini sağlayıverdi!..
Ve elbette Rüştü...
Semih, Tuncay, Hamit tümü...
Allah’ın sopası yoktu ama, onlar gene milyonların duası üzerlerinde idi ve bu yüzden, cümle AB’ci krema takımı, o yiğitlerin yüzü suyu hürmetine müthiş milliyetçilerdi ve “En büyük Türkiye” diyebiliyorlardı...
Ve bu “Allah’ın kutsal uyarısı” o çocukların üzerinden, dünya alemin üzerine de olmuştu da, yedi düvelin matbuatında manşetler, Türklere övgülerle doluvermişti...
Atatürk’ün vefatından bu yana (O zaman onun ardından da saygı ile eğilmişlerdi), dünya ilk defa Türkiye’ye hiç eğip saptırmadan ve ince ince iğnelemeden hakkını teslim ediyor ve bizlere şöyle diyordu...
“Ne mutlu Türksünüz...”
Gelin tadını çıkaralım ve o “Övgüleri” tekrarlayalım...
Bizim “Tercüman” maç günü demişti ki;
“Allah yardımcınız olsun...”
Öyle olduğunu Macar basını maçtan sonra yazıverdi... Macar Gazetesi Nemzetisport “Allah her zaman onlara yardım ediyor... “dedi.
Mahu’nun başlığı “Allah ebedi”...
İşte, cümle alemin “Ne Mutlu Türküm diyene” dediği satırlar...
ABD’de ESPN Televizyonu, “Viyana kenti, 1683’teki Viyana Kuşatması’ndan bu yana bu denli büyük bir mücadele yaşamadı.Türkler’in gücünü, cesaretini ve yorulmazlığını selamlıyoruz”.
İsveç Televizyonu, ‘’Bu Türkler kaç canlı. Türkler’i kim motive ediyor. Maç sonucunu Hirvatistan için Alfred Hitchcock da yazmış olabilir’’.
İspanyol Marca gazetesi, ‘’Türkiye, Dünya Kupası’nda olduğu gibi tek bildiği yolla kahramanca yarı finale yükseldi. Türk taraftarların takımlarının maçlarında ilk yarıyı izlemelerine gerek yok, istediklerini yapsınlar, son 20 dakika izlesinler yeter. Türkiye’de tek bir kahraman yok. İsviçre maçında Arda, Çek Cumhuriyeti maçında Nihat, Hırvatistan maçında Semih ve Rüştü. Mucizeye hepsi katılıyor, bunların hepsi deli!’’
Fransız L’Equipe gazetesi, ‘’Türkiye hiçbir zaman vazgeçmez’’ ifadesini kullandı.
Le Parisien gazetesi, ‘’Heyecan uyandıran Türkler’’
İngiliz The Daily Telegrnaph, Fatih Terim’in yürekli çocukları... 5 yaralı, iki cezalı oyuncu bulunan Türk milli takımı bunu onurları sağladı. Taraftarları da azına razı olmadı. Terim’in tutkulu oyuncuları büyük mücadele verdi.
The Guardian, Geri dönüşlerin kralı...
The Times gazetesi: Biri Fatih Terim’in takımının ilerleyişini bir şekilde izaha kalksa, mantıken yenilgiye uğrar. Onlar bu turnuvada bir takım değil, bir fenomen, doğanın gücü. Bu adeta mitolojik bir savaş’’.
Daily Mail gazetesi: “Fatih Terim’in ‘’İmparator’’ lakabıyla tanınıyor... Bu başarının ardından bakalım şimdi nasıl bir onur unvanı bahşedilebilecek?’’
Macarlara dönelim, “Allah onlara yardım ediyor” diyorlar ya...
Milletin duaları elbette orada sahadaydı ve...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, Federasyodn Başkanı Hasan Doğan’a maçtan önce “Gazilerin yanından geliyorum,sırtlarında milli forma,ekran başındalar...” diye telefon etti ya...
Dualar, mübarek gazilerimizin de dualarıdır... Sahadaki çocuklarımız, arkalarında Türk Milleti’ni hissederek sahada idi...
Diyemeyenler için yeri gelmişken gene tavsiye edelim...
Hadi şöyle bir içten bağırıverin, bakın nasıl rahat hissedeceksiniz...
Bizim gibi bağırın bu “Birlikteliği” yaşayın;
“Ne Mutlu Türküm diyene...”



Logged




