Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Kızıl sonbaharım Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi
Ellerimde çoğul bir gölge kuşu Adının arkasına basmadan yürüdüm Alnımda birikti çizikler Adımdan çıkardım aklımı Aklımsız kaldım Neylersin İnsanız Ne yapsak eksiğiz işte Ölüme ayarlı saatiz
En fazla içimde ölürsün Sorarım Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni? Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi? Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını! Devrik cümlelerimin öznesi oldun?
İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım
En fazla içimde ölürsün Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana Kalan gidene denk neyi varsa susuyor. Ve susmak inceltiyor her yarayı Ve susmak bakmak oluyor Gitmediğin her yere
Kim tutuklanmış yalnızlıktan Gizin içine gizlenen kim Söyle beni nerene sakladın Ki şimdi bu kadar sokaktayım
En fazla içimde ölürsün Karla karışık yağarsın yara Bereme Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde Sana borcum olsun Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde
En fazla içimde ölürsün Yanağında yanar avucum Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar Gırtlağıma kadar aşka batarım Yeteri yok. Eksiği fazla.
Neyin kaldı eksilenlerden arta İçeri doğru kapanan bir kapıydın Saçlarından geçtim önce Ve kendimden öylece Neyim yoksa var bildim Eğildim Eksildim Eridim Bir seni bitirmedim
Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını Uğultusuna tutunamadın
Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan Öyle yaşadım gözlerini Tenimde itiş kakış Cebimde depremlerin Esrarlı gece ayinleri Volkanik şiirler Usul usul giymedim mi sözlerini Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer Sensizlik seni anlattı en çok Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti Söyle saçlarında öldüğüm Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri Açar gibi yaparak açık bir kapıyı Beni ikiye böldün Hadi içimi kendine aldın da Beni nerde bıraktın Hangisini seçerdin benim için Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için
Ben yarama çoktan sen bastım Yaşım kadar gencim Adın çabuk diye geçti Ardında aç köpekleri bırakarak Ezberimden geçtim. Hızla biten aşk şarkılarından geçtim Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk Bildim
Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine Onurlu bir karanlığı seçtik Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik Cesurduk çünkü Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar
Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız Gerisi hiçlik Gerisi yokluk
Sensizliğin anlattığı ne vardı senden başka Bir hayatın tüm yanılgılarını Saçlarında çözdüm Şimdi beni hangi yanımdan susacaksın Sessizlikte bir dildir Çoğul susulur Pusulur Şimdi beni hangi yanımdan kusacaksın
Yıkık şehrimin izbesi En fazla içimde ölürsün En çok Gözlerime gömülürsün. Gözlerimi kaparım Vasiyetimi yazarım
Logged
Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi ...
Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız Gerisi hiçlik Gerisi yokluk
çok hoşmş cnm emeğine sağlık
Logged
Canım yanıyoR ! KaLsaydın diyé söyLeyemediqLerim. qiTTiqden sonra yüReqimé aĞır qeLiyor.. şimDi - arDından sesLendikLerim, yuTkunurkén boĞazıma takıLıyor.
seni yüreğime aldım alalı, aşk denilen bu tarifi imkansız coğrafyadayım bahar bütün şarkılarda kayıp mor kendi gelip yerleşti tenime
sevgilim… bir kalp ayracına kaç insan sığar , ceset olmaya meyilli çan çiçekleri hangi aşkın mezar çiçeği savunmasız sallanıp duran… atıldığı çölde yağmuruna dua olan çürük gözlerimde anlam
sende anlam dil bozukluğudur, kırar şiirin pusulasını…
kendimi bildim bileli bu karanlık sulardayım karanlığına boğulmadım… bir fener yakaladım uzak kıyılarda, liman kentlerini bu yüzden severim kıyı olurlar umutlarıma
gecenin kırılgan zilleridir aşk sokak çocuklarının tarumar ettiği, boy hedefi bir resim hangisi kırdı gözlerimdeki sevinci , bilmiyorum sokaklardayım o gün bu gün, avare bir bilici buğulana camların arkasında , silik bir yüz gibiyim içimde uçucu bir özlem , nikotinli bir bekleyiş dalıp boğuluyorum acılarımın tüm kanıtlarını yakıp , doldurdum bir şarap şişesine yitik şiirler antolojisi ! saldım suyun çarşaf yüzüne , kıyına vursun şahidimdir denizin sürgün çocukları martılar tenlerinde tuzlu bir hüzün , kanatlarında yaralar bıçkın ve harbi delikanlılar gidişini hatırlatmasın diye kıyı kıyı dolaşıp , vapurlara sataşırlar bende feryat kendine dönüşür…
senden sora… dilim yükünü çekemeyen bir hamal çoktan kovuldum yeryüzü cennetinden cehennem ortasında üşüyorum gözlerin bu alev kızıllığında sağanak sancılar güneşse gözlerin . . .
ben/ sende cürüyen çan çiçekleriyim. . .
çan çiçeklerinin her ezgisinde aç gözlerini güneşimi mor bir dağ ardına hapis , cennetim uzak kabrime
çan çiçekler altında çürümekteyim aç gözlerini güneşe cennetime ereyim ölmelerdeyim...
Logged
Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi ...
senden sora… dilim yükünü çekemeyen bir hamal çoktan kovuldum yeryüzü cennetinden cehennem ortasında üşüyorum gözlerin bu alev kızıllığında sağanak sancılar güneşse gözlerin . . .
çok güzelmiş yüreğine sağlık klavyene sağlık
Logged
Canım yanıyoR ! KaLsaydın diyé söyLeyemediqLerim. qiTTiqden sonra yüReqimé aĞır qeLiyor.. şimDi - arDından sesLendikLerim, yuTkunurkén boĞazıma takıLıyor.
. ßiLmediqinis keLimeLerin aLtını çizin derdi hocam ... ßunca yıL/ßunca yoL/ßunca hayat ve kitaptan sonra ; ßütün keLimeLerin aLtını çiziorum ... hocam artık izin istiorum...
derinlerde saklı tutulmuş kayıp sevinçlerini getirdim sana söndüremediğin mumların kokusunda türküler derledim Aze! Gün batımı kızıllığında sevdaya susan kadın
dağlardan inen soğuk sulardım dost yanında kaldım, sıcağında demlendim
bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz, içine çek, söndüğünde yakmaya geldim
II.
yanık mavi sarıldı yorgun turuncuya gebe kalan şiirlerin rahminden döküldü acılar kıvrandı gece, esnedi sızı, düştü veda Aze! Suskuların içinde ağıt yakan kadın
dudaklarda eriyen öpüştüm çocuk yanına süzüldüm, uyudu sitemlerim
bir notalık şarkıysa kavuşmalarımız haydi söyle,bittiğinde yeniden yazmaya geldim
III.
tesellisi olmuyor çalınan umutların kapı tokmaklarında unutulan merhabaları çıkardım sana Aze! Koynunda düşleri emziren kadın
sahile vurmuş bir dalgaydım anaç yanına uzandım, ellerinde iyileştim
bir yudum şarapsa yıllanan anılarımız iç gitsin, yenilerini doğurmaya geldim
IV.
deli hüzün uslandı, katreler dize geldi sevinci okşayan rüzgarın parmaklarına tutundu hayat sustu ay, sustu gece, konuştu yürek Aze! Dehlizlerinde ümit yoğuran kadın
sesi yaralanmış dertli bir makamdım can yanına sokuldum, dile değdi ezgilerim
bir nehir gibi akıyorsa büyüttüğümüz düşler yüzmeye başla, yorulduğunda seni tutmaya geldim
Logged
Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi ...
..Ah ben hep duyguyla akıl.. ..Kapılarını bunca yıl.. ..Zorladım.. ..Bir düş gerçeği.. ..topladım gerçek düşümde.. ..Savaştı bu huyla akıl.. ..Hep kafamda ve gönlümde..
..Baktım, bölüşmüş gerçeği.. ..Aklım bir düş-dönüşü'mde.. ..Duyguyla anlaşmış akıl.. ..Aşk,motoru olmuş düş'ün.. ..Ve düş de aklın eşeği.. ..Vardığım her öpüşüm'de.. ..Aklım ısırdı her şeyi..
Giderken bura için, gelince ora için, Gününde ve gecende kendince ora için Sakladığın kendini böldün iki yarım'a; İki kez yaralandın bir yarım yara için.
« Son Düzenleme: 17 Kasım 2007, 18:49:53 Gönderen: คzє »
Logged
Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi ...