Karanlıq bir odadayım. Yüreqime senin nefesini çekiyorum. AynaLar yüzüme güLüyor aLayLı aLayLı. AynaLarda sensizLiqimi ve bakamadıqım yüzünü görüyorum. Ne kadar uzaksın bana? Başımı çevirdiqimde göremiyorum gözLerini, oysa kaLbimde hissediyorum kaLbinin kıpırtıLarını. Bir yaz yamquruydu seni aLıp götüren. Söz vermiştin oysa bir sonbahar akşamı döneceqim diye... kaLbime sonbahar geLdi... sen yine geLmedin...
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: maNga'dan DamLaLaR oyunları, maNga'dan DamLaLaR programı, maNga'dan DamLaLaR oyunu indir, maNga'dan DamLaLaR program yükle, maNga'dan DamLaLaR download, maNga'dan DamLaLaR hikayeleri, maNga'dan DamLaLaR resimleri, maNga'dan DamLaLaR haber, maNga'dan DamLaLaR yükle,
maNga'dan DamLaLaR videosu, maNga'dan DamLaLaR msn eklentisi, şarkı sözleri
SéN yoruLma béN Gidérim,Silahı çékiP vuRmana geRek yok SéNsiz zatén bitérim,SéNi sévérkén SaNa SoRmadım Ki,danı$madım Ki, $imdi SéNi unutmak için SéndéN yardım diLéyim,kafanı takma acılar bénim içimé atar G!DéR!MM..
Bazı gerçekler vardır değişmeyen, Toprağa dek insanın şahsına münhasır olup, Ancak onunla birlikte mezara giren. Ten gibi, ruh gibi, can gibi, birde SEN! gibi...
Sen, benim en aydınlık karanlığım. Sen benim en yakın ırağım. Sen benim, ben kadar gerçeğim, tekim, Vazgeçilmezim...
Ne olur hep yanımda kal, gitme bir yere. Sonsuza dek yüreğimde olman, Beynimde, ruhumda dolaşman yetmez bana. Sen, senliğinle hep ama hep yanımda ol ne olur.
Her ayrılık son olsun, her ayrılık ders olsun ikimize. Sen ki, yana yakıla hasretini çektiğim, Sen ki, özleminle günler, geceler eskittiğim, Sen ki, adına "KADERİM" dediğim...
Kösebaşlarının eşkiya karanlıkları, Çıkmaz sokakların çıkmaz sonları korkutmaz beni. Ben sensizlikten korkarım ancak. Ben sensizliğin karanlık uçurumlarında Paramparça olmaktan...
Gözlerine mahkum, afsız, infazsız bir müebbet... Karanlık ve soğuk zindanlarında yüreğinin, Ebediyete kadar kalmak olsun cezam. Ben mahkum, sen gardiyan.
Artık hiç sabah olmayacak yavrum Çok uzun sürecek bu siyah gece Ta zaman durunca, ömür bitince Alış karanlığa, gözlerini yum Artık hiç sabah olmayacak yavrum
Bilirim, bu mor sükutu bilirim Beyaz olmalı geceler, bembeyaz Karanlıklar üstünedir şiirim Bilirim, bu mor sükutu bilirim
Dağlar gibi deryalar gibi sonsuz Karanlık, karanlık ölümden beter Bir yol ki hayatla beraber biter taştan bir sükut ki hissiz ve ruhsuz dağlar gibi, deryalar gibi sonsuz
Artık hiç saban olmayacak yavrum Bitkin gözlerime son bir defa bak Bir daha o yerden gün doğmayacak Bu mor gecelerde kayboldu ruhum Artık hiç sabah olmayacak yavrum
Geceye vuruyorum kendimi epeydir Sıyrılıp usulca siyah örtünün kenarından Açığa çıkıyorum, alabildiğince açığa En uzak yıldıza dikiyorum gözlerimi Ya bitkindir bencileyin, ya da sırf efkârından Titriyor ışıkları Yanyanayken bile ne kadar uzak Ve ne kadar fakir Zamane aşıkları
Kendimi geceye vuruyorum epeydir Karanlığa karşı bir şemsiye yapıp üstüme Yaslanıyorum kocaman bir çınara Canımı acıtıyor gövdesindeki yaralar Kırılmış dalını, budağını ekliyor yüküme Yoruluyorum Ve ne kadar söz versem de kendime Sana darılıyorum
Epeydir geceye vuruyorum kendimi Bıçak gibi ayaza karşı dönüp yönümü İnadına bir mezar taşına dayıyorum sırtımı İşte varlık, işte gerçek, işte kuvvet Bu taş bildim bileli bu dağ başındadır Ne çok erken pişmanlığı Ne de geç kalmanın telâşındadır Sükunet burada oturur Ve ne kadar kargaşa varsa götürün Huzur istiyorum, Bir parça huzur!
bunları yazan ben değilim aslında parmaklarım hareketteyken düşüncelerim kopuyor benden aslında okadar çok gülerim ki hayatta biriken hiçliğimin patlaması olsa gerek hala nedenini bulamıyorum karamsarlığımın güneşlerden mi bahsetsem kara bulutlardan mı yada isteksizce susup ağladığım zamanlardan mı belkide yaşadıklarım ilgi çeker sizler tarafından bilmiyorum ama yine ağlıyorum askıda kalmış binlerce düşünce kimi acıtıyor, gözlerini kapat diyor kimide anlamsızca gülmemi söylüyor inanmak istemiyorum yalanlara yinede hoşuma gidiyor kandırılmak çektiğim acılar kahkalara boğuyor bazen beni mutluluğuma ağladığımda oluyor çoğu zaman merak ediyorlar kişiliğimi soruyorlar sevmelimiyim sevmemelimi çözülmezsin dedi biri lanetlendim o günden beri anlamadım ki bende beni boğuyorum bütün sevdiklerimi önce zevk duyuyorum deli gibi sonra haykırıyorum sende bırakma beni, emi gidiyor tüm gelenler gelenler gidiyor birer birer giden benlerden geriye bırakıyorlar bana keder son kalanımsın sende gitme yeter..
Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken Ben hergün azraillen dans ediyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen sıcak yatağında rahat uyurken Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa Bende seni o kadar çok seviyorum.. Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!
Mevsim kıştı seni sevdim sensiz Sensiz hem ben hem de kış sessiz Sessiz sessiz ağladım ben sensiz Bahar da gelse bu kollar yine sensiz Sular sessiz seller sessiz yel sessiz Ne yağmur var ne de kar, hava bile sessiz Issız ıpıssız dünyam, kalbim yine sensiz Dinmez bu sevda gönül artık hep sensiz Bitmez sabahı yok bu gecenin Harap gönlümde kalmadı taş taş üstünde Yıkıldı hayallerim dünyam bile başıboş Söndü tüm arzularım bundan böyle artık yas Gün doğmuyor güneşe hasret gözlerim Nedir bu sensiz gecelerdeki kasvetim Dünya umurumda değil serilse önüme artık Ve sen yalnız sen umudumsun, sabahımsın.. alıntı
Öyle bir gelip geçtin ki hayatımdan Kurtulmak mümkün olmadı hiç izlerinden Ne kadar duygu varsa yaşadım sonuna kadar yaşattın....
Sevdim seni biliyorsun hem de nasıl! Gözlerini kattım gözlerime seninle baktım herşeye seninle gördüm görülecek ne varsa görmek adına...
Nefret ettim senden biliyorsun hem de nasıl! Sendin nedeni bana göre konulan bütün noktaların Ölmüştük biz artık İhanet ettiğimiz sevgimizle sevgilere layık değildik... Sana göreyse bendim arkasını dönen çekip giden hayatından Oysa ben yitirilmişlerimizi görmüştüm çoktan Onaramayacağımız yıkıntılarımızın farkındaydım sadece Gittim ama hiç unutulmuşum olmadın sen benim Senin gözyaşlarınla ağladım hep Her deniz kıyısında her köhne balık lokantasında Taksim, Beyoğlu, Anadolukavağı’nda ve içtiğim her yudum rakıda acıdan öleceğimi sanarak senin şarkılarını söyledim Ne büyük aşklar dahil hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini ben ilk senden öğrendim...
Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum Hep böyle havalar besler fırtınaları Korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek Duymazdım durgun suların bezgin türkülerini Alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı Bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor Esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım Geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
Ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim Beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim Deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi Çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin Gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime Selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim İnsan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum
Kaderim kaderleri demişim güzelim Sen olmasan ben böyle değildim Böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
Rüzgar gibi ağustos geçti ellerimizden Meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar Bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı Bir yanda boşa geçen gecelerin acısı Malum o dramın en güzel perdesindeydik Ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik Her gören didik didik bizi denetliyordu Biz kendi derdimize düşmüştük
Orda da akşamlar olacak güzelim Kanlı mendil gibi ağustos akşamları Şu benim çektiklerimi görmeyeceksin Belki yanında başkaları olacak Belki düşlerine bile girmeyeceğim Gün oldu acıların şiirini yaşadım Gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım Bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı Ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin Dokunsan parmaklarıma tutuşacağım
Yere batan şehrin tek yalnızıyım Yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum Ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler Tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu Yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum
Düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz En güzel günlerinde gençliğimizin Ölümden ötesini aklım almıyor Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum İstesek cenneti kurtarabiliriz Ben bir ışık için tepmişim rahatımı Bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini Bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum Delicesine anlayarak güzelim Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek.