Gökyüzünden boşalırken yağmurdan bozma gözyaşları, yudum yudum ayrılık doluyordu içime.. Kanıma işleyen sözlerinin çekilmesi kadar gözlerinin peşinden sürüklenirken düşlerim, soluksuz kaldı zihnimin boğulmaya yüz tutan çırpınışları.. Öncesini ve sonrasını hesaba katmazsa çelişkilerin, hem sen kaybedersin hem ben kaybederim o yaşanması ve acıtması mecburi hisleri.. Hissizliğe terkedip vurdumduymazlığın arşında, basıp şah damarındaki şiirleri bitiren noktaya ayrılığı, gitme; sessizliğe gömme dinimi ardına bakmayıp, ardında hatırlamaya değer hiçbir şey olmadığını sanıp, aslında yakın mesafedeki göreceli güzelliklere kanıp gitme.. Kalpsiz oluşunu gizlemeye çalışırken ruhum, yüzüme söyleyemediğin, söyleyemediğin cümlelerin batıyor işte.. Görmez yüzüm kırıkların gölgesinde unutulmuş duaları.. Aklımdan geçip boğazımın geçit vermez düğümüne takılır cümleler.. Geçer şiir yüzlü, senin gidişin gibi bu da geçer.. İnsan dediğin her zaman için kendine yakışanı seçer..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: şuursuz isyanlar oyunları, şuursuz isyanlar programı, şuursuz isyanlar oyunu indir, şuursuz isyanlar program yükle, şuursuz isyanlar download, şuursuz isyanlar hikayeleri, şuursuz isyanlar resimleri, şuursuz isyanlar haber, şuursuz isyanlar yükle,
şuursuz isyanlar videosu, şuursuz isyanlar msn eklentisi, şarkı sözleri
Bir sevdadır duvarları dudaklarından üstün olan, varlığını ispatlamaya çalışırcasına inatla yokluğun kıtlığından kurtulmaya çırpınan. Orada dikilir karşında sessiz soluksuz "nefes al" emrini bekler ciğerleri; ses tellerini tavaf eder duaları, kalp atışlarının o bozuk ritminden yorgun düşmüş gücüne sırtını dayayıp.. İki kişiye ait olması gereken bir sevdada üçüncü birinin girebileceği bir aralık, bir açık kapı bırakıp bırakmadığın sorgulamaz kendini çevreleyen bu kadar görünmez duvarın arasında.. İnanır sadece daha önce bırakılmamışlığın o en insancıl saflığında.. Çıplak ayak koşar adımlarının seslerinden başka anlatamaz derdini onursuzca sevgisinden vazgeçenin vicdanına.. Sevmek der ve sürekli tekrar eder sözlüğünde yazılmamış unutmanın adı geçtiği zaman.. Sevmek bir eylem değil der sana bakıp, varlığının ihtişamına dalıp ama içinden boğularak.. Sevmek sensin der, unutulmak ve hiçe sayılmak da ben.. Varsın bitsin hayaller, hala yüreğimde o giden..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Şans aradım aşka varmaya, dilencilikten vazgeçtim artık. Tesadüflere rastlama inancı ile az da olsa nefes aldım.. Ha geldin, ha geleceksinlere bağladım umutlarımı. Derin derin üflerken içimdeki sonrasız sıkıntıları, boğulurcasına hayaline dalıyorum en kırılgan hislerimle.. Bir özür beklemiyorum hayatıma geç girişine, erken gidişine. Her baktığım yüzden parçalar alıp seni yaratmaya çalışırken içimin hala seninle dolu olduğunu yeni yeni farkediyorum, bunca yenilgiden sonra bile içimde daldırdığım ellerime takılıyorsun.. Yıkıp gittiğin sevdadan şehrimin kalıntıları takılıyor düşlerime.. Üşümeye ve ısınmaya çalışmıyorum bedenimde saklı kaldığım zamanlarda; çünkü bilmiyorum teninin hangi sıcaklıkta barındığını ve hangi sıcaklığın sıcaklığını ipeksi teninde paylaştığını.. Sen olmaya çalışmadan mimiklerin yerleşiveriyor yüzüme bana yakışmasalar bile, hala olduğum gibi kalarak.. Nerede hata yapmışımdır acaba diye düşünürken kayboluyor şuurum.. Sevmeyi mi bilmiyordum, sevilmeyi mi beceremiyordum. Yoksa, yokluğunda bile seni böyle sevmemin işe yaramadığını mı farkediyorum.. Kalpsizliğ(in)e direniyorum şiir yüzlü.. Yokluğuna direniyorum..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Uzatmayız ya bazen sonu belli denilen hikayeleri, umuda ve yaşanması muhtemel güzelliklere kıyarız.. Mümkün olduğu kadar az üzülmenin hesabını tutarız, ince gibi görünen düşünceler yüzünden hayatı bir türlü rayına oturtamayız... Biraz ürkek biraz da çekingen yaşarız içimizdeki sesi bastırmaya çalışırken.. Gölgesinden daha büyük olmayı berecemeyen bir kalbin içinde boşlukları barındırırız sevdanın bir tarafta sonunu bulması korkusuyla.. Zaman bedenimizden zerre zerre dökülürken hiçe doğru, zamanın gittiği yere gitmenin verdiği hiçlik huzurunu İlaç sanarız hiç anlayıp sormadan.. Neleri kaçırıp bu yüzden nelerle uğraştığımıza bakmadan hep yerinde durmayan takvime bırakırız hayatı ve birbirinin yaması olan tereddütlerimizin giderilmesini.. Oysa ilerlemektir sadece akreple yelkovanın işi ve dünyanın yaptığı tek şey dönmektir hiç durmamacasına.. Sende başlayıp sende biter farkına varamasan da nasıl olsa bir gün biter diyerek daha yaşamadan vazgeçtiklerin..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Hikayelerimiz var birbirinden uzakta olan.. Karanlığa o kadar yakın durmaktan yorgun ama bir yerde kesişen korkularımız var, büyüttükçe büyüyebilen umutlarımız kadar.. İnancın eşiğine kurulup beklemek var hatıralardan ve öngörülerden gelecek bir haberi veya bir insanın yan yana getireceği iki güzel kelimeyi.. Soluksuz düşüneb...ilmek var yalnızlıkta bile tüm olumsuz genellemeleri çürütmeye meyilli, inatla güzel şeyleri ispatlamaya çalışan hisleri.. Pencereni aç dışarda esen benim bak; duymadın mı hiç yankılanan fısıltılar var gökyüzünden.. Bir "sen" var öyle masum bakabilen karanlığın içinden; bir de ben derinliğine vurgun senin seyrinde şarkılarla süslü göğüs kafesimin içinden.. İki kişilik süslenmiş sevdadan ilahiler var; sen hep dur orada saçlarında ılık rüzgar, ellerinde benden bozma bir bahar..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Bakışlarından uyku akıyordu aşkın, bir daha gün doğar mı bilemeden geceye hazırlanıyordu gitmeler.. Kolunda sevmeye yeteneksiz, belki de isteksiz hesaplaşmalar maziye gömülmüş biçimde sallanıp engel mi olurlar yeniden sevebilmeye.. Nerede kaldı yüreğine yakıştırdıklarını her nefeste yanında arayan, derinlerde saklı inceden hislerin? Tuvale sürülmek için parmaklarından hangi dinden vahiy bekler ki renklerin.. Dudağının mim çekilmiş yerinden çıkmaya istekli ama çelimsiz sözlerini kime kanıp da saklıyorsun ey aşk? Bak gece bitiyor sanki uyuma vakti değil kalbim; sol tarafından yeşiller içinde bir gün doğuyor, diril artık bedenim..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
bi kız var ya alttaki şiirde, onu tanıyorum.. resmini gördüm buna şiir yazacam dedim yazabilir miyim, izin verdi... nasıldır acaba kendine şiir yazılması, cümle kurulması hissi... hiç tatmadım..
devamı var... sanırım hiç susmuycam...
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Ruhum yöneliyordu sana, bana sormadan bedenimin talihsiz kaçma çabalarında.. Gözlerinin ferinde kalmaya hevesli türküler dolanıyordu dudaklarıma; sözlerim onlara takılıp düşüyordu sanki ilk defa cümle kuruyormuşum gibi cesaretimizin yeterince acemi yanlarına.. Hep gül istiyordum bakışların nemlenmeden, sende gizli yanımı hüzünler işgal etmeden.. Kimsenin bilmesine ihtiyaç duymadan sadece sevmeye çalışıyordum seni omzum saçlarının özleminde bana ağır gelirken.. Bu yüzden hep senden bahsediyordu cümlelerim bilincimin dışında bulut gibi sen birikirken.. Hep senle ilgili çıkmaya başlıyordu iyi veya kötü, sonunun nasıl bittiğini, bitip bitmeyeceğini bilmediğim, hiç ama hiç bilmediğim masallar.. Umut edebilmek için artık sebep aramıyordu yılgınlığımın o en kör yerindeki denge tahtıma kurulmuş senden olma aşk.. Çünkü ışık basmıştı dehlizin tüm kalelerini ve artık düşen yaprağın yerinden yeşil yeşil tomurcuklar açıyordu ülkeme..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Yalnızsın benim içimdeki özel yerinde; eğer sen de izin vermezsen birilerine kimselerin dokunamayacağı tek yerdesin.. Tarihinde ne yazdığı önemli değil, yeter ki temiz ve senin olsun yüreğin; hikayemin boş yerlerini doldurabilir misin? Hızlıca çarparken ciğerlerime saat sesleri, bir tek ellerin dursun sırtıma destek çıkıp, bırakmasınlar beni kırgın zamanın boşluğuna. Bir kıvılcım kadar büyüyemeyen umut, büyümesin gözlerimin bebeklerini sana beslemeye.. Hep haksız olsun terkedilenler, hep sensiz ve hep bensiz olsun mutlu sonu sevdadan garantili öyküler.. Girdap gibi çekilsin kanım isterse seni sadece hayal eden kalbimden. Gamzende gökyüzüne doğru tuttuğum dualarım da geri dönsün mühim değil aslında sende öylesine güzel dururken.. Yaşamasam da seni dert keder değil ayrılığa ve hüzne olan doygunluğuma. Sağır duvarlarda yankılanan yüzün var odamda.. İçimde tüm olumsuzluklara inat tüm ihtişamınla bir sen var nasılsa..
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
bi kız var ya alttaki şiirde, onu tanıyorum.. resmini gördüm buna şiir yazacam dedim yazabilir miyim, izin verdi... nasıldır acaba kendine şiir yazılması, cümle kurulması hissi... hiç tatmadım..
devamı var... sanırım hiç susmuycam...
bi resme şiir.. :) ne güzel bi duygudur di mi :) bi fotoğraf karesinde gördüklerine düşer cümlelerin. fotoğraftaki ben'e şiir yazan olmadı hiç.. adıma yazan.. oldu galiba. ya da ben oldu sanıyorum.. gerçi artık önemi de yok..
hiç susmamak.. ben artık sustuğum zamanları daha çok seviorum..
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...
Birikmiş bir bahardı kaç ayrılıktan kaç kışın içinden geçip gelen.. Bir kere daha sarılma imkanı olsa dünyanın durması gereken o köşede, hüzün basmadan akışkanlığıma kanım karışsaydı senin kanına.. Sükut tutmuşken dilimi senden yana saçlarından tel tel hüzün sarıldı sevdama, ardından yüreğime kalan açık yarama.. Dizlerimin altı tutmuyor artık, yolların seni getirmeyeceği gerçeği harp etmekte sürekli çelişik biçimde, 'ha geldin, ha geleceksin'lerin içinde.. Okyanusun en tuzlu kayası sende, senin özleminde karanlıkta boğulan yaralı bir martının kanadına bağlı mavi pusulanın içindeki sözlerim nerde?
Logged
Adem ve Havva yasak elmayı dişlediklerinde, büyük bir tutkuyla aşkı yüceltiyolardı. Masumiyetin bu ilk ışıltılı eylemi ,Tanrı tarafından günah ilan edildi. Tenin tene değişindeki ilk ürperti, ilk gerçek yürek çarpıntıları, arzuya yazılan ilk gerçek şiir; yargılandı... Ve Tanrı suçu yarattı!...