mevsimlerden kışı yaşıyorum; senli sensiz, çırılçıplak ruhum. sessizce yürüyorum geç saatlerde, dökülmüş yapraklar arasında ne o gecenin sensizliği yıkıyor beni, ne de yavaş yavaş ölüme direnen bedenim. beni yıkan geçmişim, beni mecalsiz bırakn hayallerim.
hayallerim vardı gerçekleşmeyen, bir de çok istediğim müptelası olduğum sevgin. gözlerim vardı senden başkasına kör, senden başkasına isteksiz. sen yoktun, geride kalan bakışlar ve bitik tükenen umutlar. umut içindeydi, sevgi kalbimde, adın dilimde.
kar yağıyordu, soğuktu her yer inciler gibiydi. ağaçlar yapraklarını dökmüştü, senin benden döktüğün sevgi yağmurları gibi. yürüyordum karlar arasında düşünmeden, başım dik ama sensizim. anladım ki mevsimlerde kış ve sen yoksun..
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: hasret gemisi şiirleri oyunları, hasret gemisi şiirleri programı, hasret gemisi şiirleri oyunu indir, hasret gemisi şiirleri program yükle, hasret gemisi şiirleri download, hasret gemisi şiirleri hikayeleri, hasret gemisi şiirleri resimleri, hasret gemisi şiirleri haber, hasret gemisi şiirleri yükle,
hasret gemisi şiirleri videosu, hasret gemisi şiirleri msn eklentisi, şarkı sözleri
ben bir kere bakarım bakarsam bakarsam candan ve derinden alırım aklını sana hiç kıyamam; bakarsam severim her zerreni seni senden alır bakışlarım, seni senden alır hayallerim
gülersem bir daha ağlayamamaktan korkarım ağlarsam bir daha gülememe telaşı endişelendirir beni sevmek ilk ve son tercihim olur ve bakarım gecemsi saçlarına ve sonra severek incitmeden baktım mı ölürsün
sonbahar,ilkbahar ve kış eşlik eder bana sana yolculuğumda ben seni dilerim tanrımdan hep yokluğunda o sessiz hasretinle sessiz nidalarım da bırakmaz beni için için yakar kavurur yüreğimi bir yağmura gülerim bir de sana aşık olurum delicesine ansızın
bazen seni söküp atasım gelir içimden dayanamam,ağlarım ve ben seni içimden nasıl söker atarım, ben sensiz ne yaparım bu şehirde vakit azalır sabah,akşamlar bayramlar geçer aradan ayrı ayrı hasretinle yanar tutuşurum, küllerimi de senin aktığın ırmaklara dökerim
bazen kendi kendime gülüşüm olursun bazen de bir sigaralık nefesim bazen içtiğim çayda yaşarım seni bazen de bir yağmurda anarım ellerini gözlerin gelir aklıma işte orada ne olursa olur, ölürüm ölürüm... bir bakmışsın yok olmuşum dağılmışım sensizlik treninde
senin aktığın ırmaklara sevdalıyım ben, sen kokan karanfile mahrumu olduğum sevgine muhtacım ben, sensizliğe sitemim sen gelirsen ben varım, gelmezsen ölürüm, yaşayamaz bu vücut ne olursun gel: senin aktığın ırmaklarda taş olmaya bile razıyım..
yine günlerden pazarları yaşıyorum dünyamda pazarlar hiç bitmesin istiyorum çok seviyorum pazarları doğan güneşi çok özlüyorum pazarları yaşadığım değişimi
şöyle esneyerek ve uykuya doyarak kalkmak yataktan sonra soğuk bir duş almak ve unutmak olan bütün kötü hallerimi ve mutfaktan gelen sıcacık demlenmiş çay kokularını bir de doktorumun yazdığı yaşam ilaçlarımı sevgili pazarım senin sayende külli sarayın bahçesindeyim içimin içindekileriyle beraber huzurlu yaşıyorum
bahçedeki bütün işleri ben yapacağım bu gün pazar diye ben sulamak istiyorum manolyayı ve ben koklamalıyım portakal çiçeklerini öncelikle güneşin ilk ışıklarını ben içeceğim yudum yudum
akşam olurken güneşin batışını hüzünlü bi şekilde seyrediyor olacağım bir pazar günüm daha bitecek ama gelecek pazarlardan hala umutluyum en sevdiğim çiçekle(manolya)başbaşa kalmak isteyişim var bir de onunla olmak ne güzeldi ne büyük mutluluktu benim için
ölmek gibi bir durumum yok şimdilik bir gün azrail gel derse dinlese beni bi şartım var beni akşamüstü özellikle de pazar günü al ne olursun en sevdiğim bugünde manolyamla son kez her sabahki gibi beraber olmak ve ağlamak istiyorum için için
benim için her gün bir dün olacak biliyorum ölüm gibi sessiz olacak manolyamla ayrılığım geçen günlerime bazen gülecek bazen de ağlayacağım belki tatlı bir gülümseme bazen de küçücük bir hatıramız vardı ya işte bunlar yetecek ağlamama manolyam,sevgi nehrim benim
gülmek yürek isterdi bizim dünyamızda, ağlamak da öyle dünya bazen bir hasret bir özlemden öteye gitmezdi bizim için bazen biz dünyasız yapamazdık, bazen de o bizsiz bir anlam taşımazdı öyle ki biz olmasak
elele geçen sevgililere bakardık mimar sinan parkında kuponlar çıkarırdık maçlara yönelik sessizce ikimiz de üzülürdük ara sıra; ama birbirimizi de teselli ederdik gelecek günlere umutla bakar ölesiye kovalardık mutluluğu
aşık olmak bizim için bir cehennemdi sanki girsek yanacağız, girsek üzüleceğiz, tenimiz dağlanacak aşktan güllerle olan samimiyetimiz bitmeyecek sonsuza dek biz gülemeyeceğiz belki hayatta; ama hiç kimseyi ağlatmayacağız da.
her gün geçeceğiz o bildiğimiz iş bankasının önünden ve her zamanki gibi ayhan abiye bahis için uğrayacağız ve acıkınca da tabii ki gideceğiz asmaaltına sonra dertleşmek için gideceğiz demokrasi parkına biz,biz gibi yaşayacağız yani: gülemesek de derinden ve için için, biz ağlatmayacağız.
sana hiç gerçekçi gelmeyecek belki de; ama içinde sen olan tüm fotoğraflarımı yırttım seninle oan gönlümü ısmarlama aşklara bıraktım, anlayacağın çok doluyum sana ben bu aralar seninle kurduğum ve sen dolu cümlelerim de anlamlarını yitirdi bende,onlar da yok artık ve hiç yapamayacağım şeyi yapıyorum şimdi, senden ayrılıyorum
çiçeklerden gülü severdim;senin gibi koktuğu ve senin kadar yaşam dolu olduğu için... seni en çok ağaçlardan akasyaya benzetirdim; onun kadar yeşil ve en az onun kadar hakimdin kendine şimdilerde doluyum sana ta ki dokunsalar ağlayacağım senden ötürü ve ötesi yok artık boynu bükük duruşum senin üzerimde bıraktığın o kahrolası karanlığın ve yok olası hasretinden bilirim çaresi yok ne yapsam olmayacak; bu bir ayrılık değil bir teselli sadece kendimi,senden ayrılıyorum
ne gülen gözlerimi göreceksin bundan sonra, ne de sıcacık dediğin ellerimi tutacaksın benden mahrum olman sana neyi hissettircek onu bilmiyorum;ama seninle olmak sıkar beni artık seninle olmak ve bir şeyler paylaşmak; ellerimin kelepçeli halini andırır yüreğimde ne yapayım bilmiyorum ben şu saatten sonra, onu da tam olarak bilmiyorum zaten bildiğim bir şey var o da senden ayrılışım ve gidişim dönmezcesine
senden ayrılıyorum yeter artık dur demeliyim bu oyuna, yeter artık çektiklerim yazık değil mi benden alıp yok ettiğin biricik değerlerime;namusuma ve gururuma sevmenin anlamını bulamadığım sevgilim sana ne desem bilmiyorum kelimeler kifayetsiz bu ayrılığa,güneş şahit ve bomboş sokaklar yalnızlığıma arkadaş gözlerim buğulanıyor şimdi; ama söylemek zorundayım, senden ayrılıyorum..
seninle yağmurlar altında yürümeyi özledim şimşekler çakarken havada,yüreğim yanar pare pare yokken sen gözlerin gelir aklıma,varken ellerini severim en çok yaşamak isterim senle geçen her anı seve seve ve içten içe
sevmek, yağmurlarla gelen o toprak kokusuna benzer içimde derin derin girer içime o enfes koku ve sonra, sarar ellerin gibi sıcak,gözlerin kadar mahsun buğulu camalara yazdım adını;ellerim kırılaydı da yazmayaydım
yağmurlar hatırlatır seni bana,ondan bekleyişim şimşeklerin çakmasını bu hayat benim için artık bir yağmur hatırası olmaktan öteye gitmez sarmaz beni bu sokaklar,bilemez kimsecikler senin kadar ötelerimi bilemezler yüreğimin heyecanını,senden kalanları
sardığım bedenin şimdi ellerde mi;yoksa unuttun mu aşkınla yanan kalbimi bana sorarsan unutmadım tatlı nefesini ve sıcacık ellerini istesem de unutamam ki;yağmurlar hatırlatır onları bana seni bana sorsalar söyleyemem dilim varmaz hasretine
yağmurun her yağışı sana olan hasretimi yeşertir an kalır sana ulaşmama sevgilim,an kalır mutluluğa ben sana ulaşamadım;ama yağmurunun hatırası kaldı bende,yadigar ne zaman yağmur yağsa hatıralarımız canlanacak,unutma!