günlerden salı içimde bir boşluk saat gece yarısı ve ben onun odak noktası ne yapsam dedim nasıl etsem dedim dostuma bana yol göster dedim ne yapayım ben şimdi onu yine seveyim mi dostum kararsızdı ama sevdiğimin farkındaydı olmayacak bir duaydı ,amin demek olmazdı bende kabul ettim ama içim yine kan ağlardı sormak istedim neden diye bukadar cesaret yokmuş bende cevabını biliyorum ama kabul etmek kimin elinde konuştum gene ben onunla atamadım onu bu gönülden tamamen kaybetmek olmazdı böylesi bile güzeldi onun varlığı yeterdi biliyorumya o orda biliyorumya o çok iyi biliyorumya o kimseyi sevmedi biliyorum ya onu kimse benim gibi sevmedi zaten sevemezki boşverdim bende sonunda ona yakın olayımda varsın arkadaş kalayım dedim ve yine günlerden bir gün olacak ve ben yine onun değil bir başkasının olacağım....
kuzum kim üzmüş seni böle şiir yazdırmış bak bu sefer güldürmedin beni ağlamaklı yaptın yüreğine sağlık canım
insan her zaman gülemiyor her zaman mutlu olamıyorum
benimde hüzünlü anlarımdan biriydi işte böyle birşey çıkıverdi
sen sakın ağlamada ben gene seni güldürürüm bilirsin bu konuda becerikliyimdir
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) oyunları, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) programı, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) oyunu indir, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) program yükle, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) download, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) hikayeleri, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) resimleri, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) haber, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) yükle,
ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) videosu, ömrümün girdabında deli yangınlar...(beğendiklerim...) msn eklentisi, şarkı sözleri
danteli sıyrıldı bedenin,tende kalan pişman gölde... sırtımdakiler diken tarlasından bana hatıra... midemde anlayışsız bulantı... utanıyorum; zehrimi bulaştırdığım her yaralı insandan... bahtsız olduğunu bile bile sevdalanmalarımdan... taş oldu bana karşı her şey şimdi... yargılanmadan,boynumda bir tuhaf yafta... bana düşense; sehpayı cellada yanaştırmadan kendi ayağımla devirmek...
alıntı
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
kumsalda bir çakıl taşı gibi, önce güneşi hapsetsem içime... sonra serinliğini hissetsem dalgaların... ve tatlı bir cıvıltı olsam bir bülbülün dilinde... ve ben mezarı olmasam duygularımın... ben ölürken bile uzaklarda şarkılar söylese benim için duygularım... ve benim için yaşasa hayallerim... sonsuzluğa baksam ve sonsuz olsam... ve görsem suyun ve sayıların nereye aktığını... ve sonra uzanıp öpsem sonsuzluğu,solgun yanaklarından... hayat denen şeyi bir kolye yapsam; ve o kolyeye senin resmini koysam, ve hep boynumda asılı kalsa... ve işitsem ki dünyanın hiç bir yerinde bugün hiç kimse ölmedi... ve bugün doyasıya yemek yedi herkes... ve mezar taşlarına yazsalar; hayaller,duygular,mutluluklar,tatlı rüyalar ve bebekler giremez! ve renkleri değiştirilse mezar taşlarının... mesela bir martı resmi konulsa üzerine,sonsuzluğu simgeleyen... ve sonsuz insanlar anlasalar aslında sonsuz olduklarını... ve ihtiyarlar bastonlarını havaya kaldırarak, ve sevinçten birbirlerini çimdikleyerek deseler, "biz zaten ölmemek için ölüyoruz" ve hepsinin dudağında sonsuz bir gülümseme yapışıp kalsa......
(alnt)
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
mesela bir martı resmi konulsa üzerine,sonsuzluğu simgeleyen... ve sonsuz insanlar anlasalar aslında sonsuz olduklarını... ve ihtiyarlar bastonlarını havaya kaldırarak, ve sevinçten birbirlerini çimdikleyerek deseler, "biz zaten ölmemek için ölüyoruz" ve hepsinin dudağında sonsuz bir gülümseme yapışıp kalsa......
çok hoş bir paylaşım...
teşekkürler...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
vuruldu, umulmadık bir anda... dizlerinin üzerine düştü, dönüp arkasına baktı.
vücudu ısındı. yarası sızladı,kanadı. kanadı... gözleri açıktı önce, sonra kapadı...
ölüm ona böyle dokunmazdı; sırtına saplanan dostun kurşunu olmasaydı!!!...
(alnt)
« Son Düzenleme: 29 Nisan 2008, 15:46:02 Gönderen: aşk-ı beka »
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
kumsalda bir çakıl taşı gibi, önce güneşi hapsetsem içime... sonra serinliğini hissetsem dalgaların... ve tatlı bir cıvıltı olsam bir bülbülün dilinde... ve ben mezarı olmasam duygularımın... ben ölürken bile uzaklarda şarkılar söylese benim için duygularım... ve benim için yaşasa hayallerim... sonsuzluğa baksam ve sonsuz olsam... ve görsem suyun ve sayıların nereye aktığını... ve sonra uzanıp öpsem sonsuzluğu,solgun yanaklarından... hayat denen şeyi bir kolye yapsam; ve o kolyeye senin resmini koysam, ve hep boynumda asılı kalsa... ve işitsem ki dünyanın hiç bir yerinde bugün hiç kimse ölmedi... ve bugün doyasıya yemek yedi herkes... ve mezar taşlarına yazsalar; hayaller,duygular,mutluluklar,tatlı rüyalar ve bebekler giremez! ve renkleri değiştirilse mezar taşlarının... mesela bir martı resmi konulsa üzerine,sonsuzluğu simgeleyen... ve sonsuz insanlar anlasalar aslında sonsuz olduklarını... ve ihtiyarlar bastonlarını havaya kaldırarak, ve sevinçten birbirlerini çimdikleyerek deseler, "biz zaten ölmemek için ölüyoruz" ve hepsinin dudağında sonsuz bir gülümseme yapışıp kalsa......
Hiç kimse senin kadar; yakıştırmamıştır hüznü kendine ... Hüzünler ki aşkın ve şiirin , yıllanmış şarabıdır; damıtılmıştır acıların imbiğinden... Hüzünler ki şairlerin yüreğinden uçuşan, sararmış çiçek tozlarıdır... Biraz da şairlere özgüdür hüzün ...
Bozkırın yalımına direnen, solgun bir gül gibi yüzün ... Acının, sabrın ve yalnızlığın ; sessizliği sararıyor ... yorgun güzünde alnının , Ve artık hiç bir şey bırakamıyorsun ; bekleyişlerden başka kendine ... Biraz da şairlere özgüdür bekleyiş ....
Hiç kimse senin kadar alışkın değildir ayrılıklara ... Ayrılıklar ki nişanlısıdır hasretin ; acılar ve türkülerle çeyizlenir , bekleyişlerin sararan güzüne ... Ve hasret kızıl bir güldür , ayrılıkların mendiline nakışlanmış .... Biraz da şairlere özgüdür hasret ...
Kerem´i kül eden yangındır gurbet , ferhat´ın sabrıyla çatlayan kayadır ... Sarınarak acının yorganına , sararmış bir yaprak gibi nakışlar, bekleyişlerin gergefine hüznü Gurbet biraz da halep demektir... söylenir adı efsane efsane ... Biraz da şairlere özgüdür gurbet ...
Ayrılıkların çanı vurduğunda, savrulur pişmanlığın kızgın külleri ... Bütün sevdalar hasretin yalımıyla tutuşmuş ... bir bozkır türküsüdür Kerem´in kavruk bağrında ... ve artık yollara düşmenin zamanıdır, şen olasın halep şehri Biraz da şairlere özgüdür ayrılıklar...
Ahmet Telli
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
ve gidiyorsun ansızın, yalnızlığın ellerimden kayıp gidiyor... gözlerin geliyor ardın sıra... yüzümün ateşinden anlıyorum, yaşamaya layık olmadığımı... bıraksalar, bütün kaldırımlar çatlayacaktı. bütün durgun sular akacaktı, bıraksalar, gözlerin benden başkasına bakmayacaktı...
gecekondular yıkılıyor bir bir... gidiyorsun, hasretim kuşatmalar altında ekmeğe, aşka verdim ömrümü... yüreğimin ateşinden anlıyorum, yalnızlığa alışık olmadığımı... kenar mahalle çocukları duvarlar örüyor, söylenecek sözlerin üstüne... bıraksalar, kumral saçlarından gece tutacaktı. bıraksalar, gökyüzünde hiç yıldız kaymayacaktı...
elinden tuttuğum mevsimler gidiyor işte; ekmeğimi aşkım, yalnızlığım gidiyor ansızın... sözlerin geliyor ardın sıra... suları azalmış denizlerden kokun geliyor. gidemezsin öyle usulca... yaşamı yeşerten buğday bakışlarını ver bana... ay ışığını sürükleyen bereketli rüzgarını, yaşama kafa tutan şair yanını ver bana...
dur, gitme! henüz yaşamadıklarımız hatrına... henüz söylemediklerimiz adına... masmavi açan gökyüzünü, yağmurla yıkamadan daha... nereye?
bıraksalar, peşin sıra bir menekşe devrilecekti, bir gül fidanı yeşerecekti... bıraksalar, toprak benden başkasını gömmeyecekti...
dur, gitme! henüz yaşamadıklarımız hatrına... henüz söylemediklerimiz adına... masmavi açan gökyüzünü, yağmurla yıkamadan daha... dur, gitme!
alıntı
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
gidiyor ansızın... sözlerin geliyor ardın sıra... suları azalmış denizlerden kokun geliyor. gidemezsin öyle usulca... yaşamı yeşerten buğday bakışlarını ver bana... ay ışığını sürükleyen bereketli rüzgarını, yaşama kafa tutan şair yanını ver bana...
yaşama kafa tutan şair yanını ver bana...
iyi ki paylaşmışsın canım... teşekkürler...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
hangi dilde anlatsam seni , hangi coğrafyaya koysam , Adın aynı kalır.. Bırakmaz hiçbir tabiat harikası senin varlığını sahiplenir kendi ülkesinde ..
ki sana türkü yazsam , Sazım utanır..
hatırıma gelsen hani hiç gitmesen , kardelen bakışlarını getirsen bana , bütün renklerle vedalaşıp kumrallığını dolasan koynuma.. ..hatırıma gelsen , ah gelsen.. hani.. hiç gitmesen.. hiç gitme ..sen..
hangi iklimde güzelse o hanımeli gözlerin , üç mevsime elveda diyorum..
Sen gelirsin ya aklıma.. bütün odalarıma güneş doğar , şifa bulur bahanelerim , bir karanfil düşer yüreğime.. eritir sitem fidanlarını.. ağlar usulca.. ve ölür hüzzam yakarışlarım..
hani seviyorum desem seni , Nurun iner ya yüzüme , adının geçtiği her cümle , sana yazdığım güzel şiirler (kötülerin hepsini yakarsak) efendisi eder Beni bu Şehrin..
her kelimen , bakışların , tebessümün, ve güzel yüzün.. tadın , varlığın.. göz yaşının tuzu bile , bana.. Allahın hediyesi..
bir yıldıza emanet edip, yollasam sana Anka kuşlarını.. Babilin asma bahçelerini küpe yapsam sana.. yada Fatih olsam.. Yıksam İstanbul'u.. Yıksam da.. Alsam seni..
bayrağı ; gül kokan , Cennet çiçeği motifli ve sana yazılan şiirlerden harmanlanmış , Vatanımsın...
Kızılırmağından öpsem seni , Fıratın Diclen kıskanır.. İstanbulunu sevsem , okşasam saçlarından , AnadoluN kıskanır.. üzülür.. küser üç mevsim..
..korkma Senindir Bütün Sevdam..
siyahkan'ım....
şiir tadında bir sevgi sundun bana... her telefonu açışında adıma yazılmış bir şiir müjdeledin bana... şiirlerle sevdin beni... sevgi dolu kalbini bırakıp avuçlarıma, hep "korkma" dedin "senindir bütün sevdam" dedin... korkmuyorum artık... seni çok seviyorum.... güzel şiirlerin için teşekkür ederim hayatımın anlamı...
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2008, 15:53:09 Gönderen: aşk-ı beka »
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
gidiyor ansızın... sözlerin geliyor ardın sıra... suları azalmış denizlerden kokun geliyor. gidemezsin öyle usulca... yaşamı yeşerten buğday bakışlarını ver bana... ay ışığını sürükleyen bereketli rüzgarını, yaşama kafa tutan şair yanını ver bana...
yaşama kafa tutan şair yanını ver bana...
iyi ki paylaşmışsın canım... teşekkürler...
ben de zaman ayırıp okuduğun için teşekkür ederim tanecan'ım
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
yağmur çağırdı ben gittim geleceğin tek aşikar yanı, bir gün öleceğindir dedi, iman ettim. hüznü yeniden keşfe çıktığında şarkılar mütebessim beklemekteydi penceremde ecelim. yalnızlık...kabir yalnızlığı tek bir evet sesi diğer bütün evetlerden sıyrılıp kulakta çınlayan... bu ses benim sesim, duyulur kalubeladan bu ömür benim ömrüm bu gözler, bu eller benim yalnız ben sorumluyum hesabından peki şimdi nerdeler? KİMLER? ömrün yangınına terk edip beni kayboldu zaman... VE İŞTE O AN sen ellerini sür, geçer ruhumun yaraları küçük, tahta sandalyemde otururken, masum ve muhtaç... kendi tarağınla tara saçlarımı tekrar fısılda kulağımda, narin sesinle o gün yanımda olmayacağını...
adı yok
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..
hani bazı anlar vardır ya, beş yılını birden götürür insanın... az daha alsaydım bu satırları içime, bilmem kaç beş yıl gidecekti ömrümden... adsızlığına bin türlü anlam yüklü satırlar...
teşekkürler can... iyi ki paylaşmışsın...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
vakit gece yarısı başlamakta bir mücrimin yargısı ve ben adliye muhabiriyim bir mahkeme gördüm kendimde haberler veriyorum yasak bölgemden dinlesinler sabun kokan insanlar bir kez daha anlasınlar temiz olduklarını! öyle ya kimine göre güzel gösteren ayna olmalı sanat adamı
işte itirafım ediyorum cürüm işledim düştüm kendi gözümden söylemeye utanırım yaptıklarımı söylemezsem utanırım... yazılar yazdım mavi yeşil sulara kahramanı oldum söylenmedik masalların rüyalar gördüm gün ortasında hayal sinemasında roller oynadım onaylanmış normallere meydan okudum... bine böldüm kendimi ben eşittir ben artı ben artı ben... bin ben vardır bende toplamı ben
insanım ve suçluyum! kendimi ihbar ediyorum
bir mahkeme kurdum orta yerimde davacıyım kendimden sanık benim yargıç ben savcı benim tanık ben kendini yargılayan hüküm verenim
yazdım karar metnini kanımla mühürledim bir hapishane oldum kendime benim kendini bekleyen gardiyan ben her gece ceza çekenim memnu meyvelere uzanan ellerim kelepçeli yasak beldelere yürüyen ayaklarımda prangalar ruhumu kemirirken gecenin ifritleri izliyor yarasalar uzun bir gecedir ömrüm sürecek kabre kadar ...
Ömer Sevinçgül
Logged
Sana bakmak , bir beyaz kağıda bakmaktır. her şey olmaya hazır ... Sana bakmak , suya bakmaktır. gördüğün suretten utanmak... Sana bakmak , bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır... Sana bakmak .. Allah'a inanmaktır ..