Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ)  (Okunma Sayısı 152 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 08 Temmuz 2007, 17:45:40 »
Fixforum Üye Profili anadolu007
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 163
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1963

"_TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDULİLLAH_"

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ)

NEREYE KADAR ?

Rum idaresi Güney’de kalmış olan Türk emlâkini “Kıbrıs’ın Meşru Hükümeti” sahtekârlığının arkasına saklanarak istimlâk etmekte veya istediği şekilde kullanıp gasbetmektedir. En önemlisi, bu emlâk ile ilgili olarak mal sahiplerine haklarını ve tazminatlarını “Kıbrıs meselesinin kapsamlı çözümünden sonraya” bırakan bir yasa ile sureti haktan görünmektedir. Ayni idare Kuzeydeki Rum emlâki için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye’nin aleyhine davalar açmakta tazminat kararları ile Türkiye’yi sıkıştırmaktadır. Türkiye bu davalarda muhatap olmakla kalmadı, Loizudu davasında dört yıl verilmemiş olan tazminatı şimdiki hükümet ödemek suretiyle işleri içinden çıkılmaz bir hale getirmiş oldu. Bu da yetmedi Güneydeki Türk emlâkinden hiç bahsetmeksizin Kuzeyde Rumların haklarını koruyan, ve AİHM tarafından Türkiye’nin bir alt kuruluşu addedilen, Tazmin komisyonu kurarak Rumlara toprak iadesine ve tazminat ödemeye başlandı.

Maraş’ta gasp edilmiş vakıf topraklar üzerine bina edilen mülk için tazminat ödemeye mahkûm olan Türkiye, vakıf topraklarla ilgili hakkını savunmaktan aciz kaldı. Bu gidişata göre Rumlar Kuzey’deki mallarına sahip çıkmaya devam ederken, Rum idaresi “istimlâk” adı altında Güneydeki Türk mallarını gasbetmeye devam edecek. Böylelikle, Rumların yasasında da belirttikleri gibi kapsamlı bir çözümden sonra ele alınması gereken karşılıklı tazminat sorunu Rumlar tarafından şimdiden halledilirken, Türkler bekleme odasında hava almakla yetinecek.

Siyasi duruma gelince. Annan Planına “kandırılarak da olsa” EVET demiş ve bize de dedirtmiş olan Türk Hükümeti imzaladığı EK Protokol ile (AB’nin şaşmayan anlayışına göre) eli kanlı, terörist, toplu mezar yapımcısı, gaspçı Rum idaresini “meşru hükümet” olarak tanımak mükellefiyeti altına girmiştir. AB Türk hükümetinden bu protokolü Büyük Millet Meclisinden geçirmesini ve “mükellefiyetini yerine getirmesini” ısrarla ve her fırsatta istemektedir. Rum ve Yunan hükümetleri de “bu mükellefiyet altında gördükleri AKP Hükümetinin yeniden ve tek başına seçilerek” bu mükellefiyetini yerine getireceği inancı ile hareket etmekte, AKP’nin tek başına iktidar olması için dua etmektedir. Bizdeki korku ve endişe AKP Hükümeti tek başına göreve geldiği takdirde “ben yaptım, oldu” yaklaşımı ile böyle bir yanlışı yapar mı? AB’ye , ABD’ye ve Yunanistan’a “Kıbrıs meselesini halledeceğiz” sözleri verilmiş. Kırk yıldır yanlış politika ile meselenin çözülmeyişinden Türk tarafının - özellikle Denktaş’ın - sorumlu olduğu kabul edilmiş; Soyer Hükümetine “meseleyi iki toplumlu, iki kesimli federasyon” olarak halletme yetkisi verilmiş; Annan Planına EVET deyip EVET dedirtmek suretiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetin’den, eşit egemenlikten vazgeçildiği kayda geçirilmiş; askeri çekme vaadi verilmiş ve hatta 1960 Antlaşmalarına göre kalıcı olan 650 kişilik Türk Alayının bile adadan çıkması her üç yılda masaya yatırılacak.... Kırmızı Çizgimizi kimse bilmiyor. Sayın Cumhurbaşkanı Sezer’in devlet olarak ortaya koyduğu “iki devlete dayalı ve Türkiye’nin garantörlük haklarını içeren” milli formülünü ne AKP Hükümeti ne de CTP Hükümeti ağzına almıyor.

Durum bu. Rum tarafında yapılan kamu yoklamalarında %50’ye yakın Rum’un Türklerle bir arada yaşamak istemediği kanıtlanmış. İngiliz Bakan HOON “durum bu olduğuna göre konfederasyon gerekir” diyor, yani iki devletli bir anlaşma. Türk Hükümeti gidişattan memnun. Hamasetle olmaz diyor ve soruyor: Asker mi çektik, toprak mı verdik? Cevabı, bilenler için basit: Evet Askeri çekme ve toprak verme vaadinde bulundunuz; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yaşayacak demediniz. Sormak hakkımız değil midir? Nereye gidiyoruz? Ve “her şey iyi gidiyor, hamasete gerek yok” sözleriyle nereye kadar avutulacağız?


Rauf Denktaş

Logged

"YARALI BİR CEYLAN DAĞLAR BAŞINDA
UYUR YAVRUSUNU GÖRÜR DÜŞÜNDE
PERVANELER GİBİ AŞK ATEŞİNDE
KEREM YANAR ASLI KÜLE ÇEVRİLİR"
Fix Robot Modu
Özel Bir Bottur =)
*****
Mesajlar: 27342
Re: NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ)
« Posted on: 18 Kasım 2008, 22:40:45 »

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) oyunları, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) programı, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) oyunu indir, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) program yükle, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) download, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) hikayeleri, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) resimleri, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) haber, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) yükle, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) videosu, NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ) msn eklentisi, şarkı sözleri


Logged
« Yanıtla #1 : 15 Temmuz 2007, 11:32:47 »
Fixforum Üye Profili anadolu007
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 163
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1963

"_TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDULİLLAH_"

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: EMREDERSİNİZ-(RAUF DENKTAŞ)

Emredersiniz!

ABD’den Müsteşar Yardımcısı Bryza emrediyor: Türkiye yükümlülüklerini yerine getirsin. Bu Türkiye’ye; “Ek protokole attığın imza gereğince eli kanlı Rum idaresini ’meşru hükümet’olarak tanıyın”, Annan Planına EVET deyip EVET dedirtmek suretiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden vazgeçileceği, ’kurucu devlet’aldatmacası altında karma bir vilâyete ’Türk Devleti’denmek suretiyle TBMM’de karara bağlanmış olan ’iki devletli ve Türk garantisini içeren’bir formülden vazgeçildiği anlamına gelmektedir. Bu da yetmedi ’Türk tarafı artık önerilerini Rumların kabul edebilecekleri şekle soksun’buyruğu ile Bryza 43 yıllık ABD siyasetini (yani Kıbrıs’ın zaman içinde Yunanistan’a verilmesini) öngörmektedir.

AB de Türkiye’den ayni şeyleri yerine getirmesini beklemektedir. Annan Planına EVET deyip bize de EVET dedirtmek suretiyle Ada’dan askerini çekeceğini, 650 kişilik kalıcı Alayın bile her üç yılda gidiciliğini masaya yatıracağını kabul etmiş olan Türkiye’ye, her fırsatta “askeri çek veya azalt” talepleri gelmektedir. Kıbrıs’ta utanma duygusunu çoktan kaybetmiş olan Rum liderliği ve Kilise uluları Kıbrıs’ı işgalden kurtarma senaryoları yazmakta, dünyayı bu yönde bilinçlendirme kampanyasını hızla genişletmektedir.

Türk Hükümeti “Annan Planını aldatılarak, rica üzerine kabul ettiğini” itiraf etmiş olmasına rağmen, bu kabul ile Rumlara toprak vermenin ve adadan askerini çekmenin ötesinde Kıbrıs Türklerinin egemenliğinden ve devletinden de vazgeçme sözü ile kendi kendini ABD ve AB karşısında bağlamış olduğunu hatırlamak istemiyor. “Kıbrıs’tan asker mi çektik, bir karış toprak mı verdik?” diyerek, Kıbrıs meselesini getirmiş oldukları uçurumun kenarından kurtarılması için uğraşanları insafsızlıkla suçlamaktadırlar.

Kıbrıs meselesi Türkiye’nin AB’ye giriş yoluna konmak istendiğinde rahmetli Ecevit “bunu yaparsanız ben de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet ile bütünleşirim” diyerek iki meseleyi birbirinden ayırmıştı. AKP Hükümeti bu iki meselenin birlikte halledilebileceği inancı içinde Kıbrıs meselesi ile Türkiye’nin AB’ye giriş konusunu ayni kanala koydurttu. Şimdi baskı altındadır. Ek Protokolü Meclisten geçirmesi için, asker çekmesi için, önerilerini Rumların kabul edebilecekleri bir formata koyması için baskı altındadır. AB bazı konuları müzakereye açmayı Türkiye’nin Kıbrıs meselesini halletmesine bağlamıştır. Kıbrıs meselesi (AB’ye göre Türk azınlığın meşru hükümetle bütünleşme ve işgalin kalkması meselesi) Türkiye’nin AB üyeliğinde “ön koşul” haline getirilmiştir.

En önemlisi Türk Hükümeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde müftü operasyonu ile oluşan 2. Soyer Hükümeti, resmi programında \scaps Kıbrıs meselesini “iki toplumlu, iki kesimli federasyon” olarak ele almaktadır. Türk Hükümetinden bu aymazlığa dur diyen yok; dünyaya Kırmızı çizgilerimizi duyuran Cumhurbaşkanı Sayın Sezer de olmasa, Rum tarafı keyfinden bayram yapacak. Bundan daha önemlisi Karamanlis’in “Kıbrıs meselesini BM kararları ve AB normları çerçevesinde halledelim” çağrısını Sayın Başbakan Erdoğan olumlu karşılamakta ve seçimlerden sonra meselenin halledilebileceğini (kırmızı çizgilerini belirlemeksizin) vadetmektedir.

Bryza’nın ve diğerlerinin emirlerine cevap, Seçimlerden sonra “emredersiniz” olur diye endişe etmekteyiz.


(Rauf Denktaş)
Logged

"YARALI BİR CEYLAN DAĞLAR BAŞINDA
UYUR YAVRUSUNU GÖRÜR DÜŞÜNDE
PERVANELER GİBİ AŞK ATEŞİNDE
KEREM YANAR ASLI KÜLE ÇEVRİLİR"
« Yanıtla #2 : 05 Ağustos 2007, 12:15:39 »
Fixforum Üye Profili anadolu007
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 163
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1963

"_TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDULİLLAH_"

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: NEREYE KADAR-(RAUF DENKTAŞ)

Sayın Hüsnü Mübarek!
 
Rumlar adına “Türk askeri adadan çekilmeli” buyurmuşsunuz. Bunu gönül rahatlığı içinde söyleyebilmek için Türk askeri 1974’te adaya gelinceye kadar Rumların biz din kardeşlerinize neler yaptıklarını “bilmiyordum” diyebilmeniz gerekmektedir. Halbuki siz bunu söyleyebilecek durumda değilsiniz. Neden mi? Müsaadenizle anlatayım. Rahmetli Nasser, Makarios’un “tam bağımsızlık” için mücadele ettiğine inanmıştı. Yani aldatılmışlardan biriydi. Bağlantısızlık merakı ile emperyalistlere karşı “tam bağımsızlık” mücadelesi verdiğine inandığı Makarios’un “bağımsızlığı korumak için var olan garantilerden kurtularak Enosis’e sıçramak istediğini; tam bağımsızlığın, Enosis’i engelleyen tedbirlerden kurtulmak anlamına geldiğini” hesaba katmaksızın, Makarios’a (Sovyetlerin de katkısı ile) silâh ve sahil koruma gemileri verdiğini muhakkak bilmeniz gerekmektedir. O günlerde, minarelerimizden çıkarılan mermilerin Mısır’dan geldiğini gördüğümüzde şoka girmiştik. O günlerde Sayın Nasser’e bu hissiyatımızı yansıtan bir de mektup yazmıştım. Müslüman Müslümanı, Hıristiyan’a dövdürtmez diye saf bir düşüncemiz yoktur ancak, Allah’tan korkan bir Müslüman liderin her konuda ağırlığını koymadan önce “haklı ile haksızı” ayırt etmesi gerektiğine inananlardanız. O zaman da ağırlığını ezilen Müslüman’ın aleyhine koymaması gerekir diye düşünüyoruz. Bugün biz Kıbrıs’taki Müslüman Türk halkı eğer ezilmemişsek bunu, 11 yıl devam eden soykırımı uygulamasından sonra, Anavatan (ve Uluslararası Antlaşmalara göre Garantörümüz) Türkiye’nin evlâtlarını feda ederek 1974’te yasal müdahalesine borçluyuz. Türkiye son anda (ve 11 yıl sabrettikten sonra) Yunanistan’ın Enosis darbesine cevaben adaya çıkmamış olsaydı bugün Kıbrıs’ta tek bir Türk kalmamış olacaktı. Bu yok oluşta Mısır’ın Makarios’a gönderdiği silâhların rolü de büyük olacaktı. Kıbrıs’ta “Rumlar devleti ve hükümeti temsil etmektedirler” görüşünüz yanlıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti 1960’da “Kıbrıs Yunanistan’a mı gitsin, yoksa eski sahibi Türkiye’ye mi iade edilsin; bu da olmazsa ada Türkiye ile Yunanistan arasında taksim mi edilsin? git-gel” leri arasında ORTAKLAŞA CUMHURİYET zemininde halledilmişti. Bunu ortadan kaldırmak için harekete geçen Makarios’u, ada NATO’nun üssü olsun, Sovyetler adaya gelmesin düşüncesiyle emperyalist ülkeler, yasa, anayasa, uluslararası antlaşmalar, insan hakları, demokrasi, hak ve ahlâk tanımaksızın desteklemeyi yeğlediler. Ve sizler de, bağlantısızlar olarak, hatta Sovyetler olarak, emperyalistlerin bu oyununu görmezden gelerek, aynı yolun yolcuları oldunuz. Kıbrıs Türklerinin ortaklaşa kurulmuş olan bağımsızlığı (ve dolayısı ile bağlantısızlığı) korumak için Uluslararası Antlaşmalarla elde ettikleri hakları savunmanın manasını ve felsefesini anlamak istemediniz. Gözünüz kapalı Kıbrıs’ta “en iyi Türk ölü Türk’tür” diyerek 107 camiyi yerle bir etmiş olan eli kanlı Rum idaresini sonuna kadar desteklemeyi marifet bildiniz ve ne yazık ki 43 yıllık gelişmeler Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs’ı fethetme siyasetini anlamanıza yetmedi; bu siyasetin önünü kesen Türk askerine dil uzatmayı yeğlediniz; KKTC’nin kalıcı barış için ne denli gerekli olduğunu görmek istemiyorsunuz. Ve böylelikle emperyalistlerin oyununa geliyorsunuz.

Sayın Başkan! Kıbrıs’ta İKİ EŞİT, EGEMEN HALK; İKİ AYRI DEMOKRASİ VE İKİ DEVLET VARDIR. Eski Genel Sekreter Cuellar “bu iki halktan tek halk” yaratmak girişimlerini gerçekçi bulmadığını açıklamıştır. Rum tarafından yapılan kamu yoklamalarında yüzde 46 Rum Türklerle birleşmek istememektedir; yüzde 59 Rum taksim demektedir. Kuzeyde (yani adını anmak istemediğiniz KKTC’de) yüzde 95 Türk devletim ve askerim, Türkiyem demektedir. Siz bu gerçekleri görmemek için gözlerinizi kapamaya devam edebilirsiniz ancak biliniz ki siz Mısır’ın egemenliğine ve bağımsızlığına ne kadar sahip çıkıyorsanız, aynı hak 24. yaşına girmekte olan KKTC’yi savunan Kıbrıs Türk halkında da vardır. Kıbrıs’ta 500 yıldır var olan iki milletten tek millet, iki halktan tek halk yaratmak eylemine son verilmesi gerekir. Mısır’ı bu gelişmenin başında görememenin üzüntüsünü yaşamaktayız. Toplu mezarlardan ve yerle bir edilmiş 107 camiden kardeş Mısır’a saygılar ve selâmlar.

 
Rauf Denktaş.
Logged

"YARALI BİR CEYLAN DAĞLAR BAŞINDA
UYUR YAVRUSUNU GÖRÜR DÜŞÜNDE
PERVANELER GİBİ AŞK ATEŞİNDE
KEREM YANAR ASLI KÜLE ÇEVRİLİR"
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Serkan

Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Güzel Şiirler Burçlar Çocuk Oyunları ssk - tatil - Sohbet