GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI FACİASI
13 Aralık 1995’te (Başbakanımız Tansu ÇİLLER’dir)Avrupa Parlamentosun da 343 lehte, 149 aleyhte ve 36 çekimser oy ile onaylanan ve bizlere çok büyük bir zafer olarak gösterilmek istenip, Ankara, İzmir ve İstanbul’da havai fişek gösterileri ile kutlanan Türkiye’nin Gümrük Birliğine girişine bakış açımız nasıl olmalıdır.
Gümrük Birliği Anlaşmasının Yasal Durumu Nedir ? :
* AB’nin Avrupa Parlamentosunun onayına sunduğu bu sözde anlaşma, Anayasamızın 87 ve 90’ncı maddelerine göre TBMM’ne getirilmesi gerekirken, Meclisten kaçırılmıştır.
* Bu anlaşma konusunda, Bakanlar Kurulumuzda herhangi bir karar yoktur.
* Milletlerarası Anlaşma statüsünde olan bu anlaşmanın ‘Türk Mer’i Mevzuatında’ yeri yoktur.
* BU ANLAŞMA RESMİ GAZETEMİZ DE YAYINLANMAMIŞTIR.
Gümrük Birliğine girilerek bir ANAYASA SUÇU İŞLENMİŞTİİİRRRRRRRR…..
Gümrük Birliği Anlaşmasının İçeriği Nedir ? :
* 64 Maddeden oluşan bu anlaşmada deniliyor ki ‘AB’nin dış ticaret politikası, Gümrük Birliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.’ Yani Türkiye, AB’nin dış ticaret politikasına uyacaktır. Peki bu dış politikayı kimler ayarlıyor Tam Üyelerin olduğu Üst Kurul… Hadi tam üye değiliz ama adamlar işlerini garantiye zaten almışlar, imzaladığımız anlaşmada ‘Türkiye’ye sadece bu konuda bilgi verileceği ve görüşü alınabileceği’ yazmaktadır. Yani Dış Ticaret Politikamızı Brüksel belirliyor.
* Türkiye AB’nin üçüncü ülkelerle bugüne kadar imzalamış olduğu ve ileride de imzalayacağı bütün anlaşmaları, beş yıl içerisinde imzalayacağını taahhüt etmektedir.(16’ncı ve 55’nci Maddeler) Yani kendi gıyabımızda imzalanan anlaşmalara sanki tam üyeymişiz gibi uymakla mükellefiz. Ulusal çıkarlarımıza ters düşmesinin (Kıbrıs gibi) bir önemi yoktur. Azerbaycan’a Ermenistan’dan dolayı ticari ambargo koysa uyacağız.
* Herhangi bir dünya ülkesi ile AB’nin bilgi ve onayı dışında ticari anlaşma yapmayacağını kabul etmiş, yapması durumunda, AB’ye bu anlaşmayı engelleme yetkisi vermiştir.(56’ncı Madde)Üçüncü bir anlaşma yapacaksak, bu anlaşmanın AB Ticaretini olumsuz etkilememesi gerekmektedir. Türkiye’ye üçüncü bir ülkede girecek mal, Gümrük Birliğinde olduğumuz için AB’nin sistemini etkileyecektir ve AB bize müdahale edebilecektir. AB Yüksek Adalet Divanına başvurarak bu uygulamamızı durdurabilir ve 64’ncü maddeye göre de, biz bu Adalet Divanının Gümrük Birliği ile aldığı ve alacağı karalara hukuken uymakla yükümlüyüz. Bu kararların, TBMM karalarının bile üstünde olduğuna dikkat çekiyorum arkadaşlar.
Gümrük Birliği Anlaşmasının Sonrası Konuşmalar :
*Gümrük Birliğine sokulmuş bir Türkiye ile Kıbrıs sorunu daha kolay çözülür.
Protokolün imzalanmasından 34 gün önce alınan AB Parlamento Kararı
* Gümrük Birliği Türkiye’de kesinlikle sıkıntıya yol açacaktır.
Anne Van Lencker-Dönemin Avrupa Parlamentosu Sosyalist Gurup Sözcüsü
* Gümrük Birliği ekonomi ve ticarette Türkiye’nin değil Avrupa’nın yayarınadır
Yannas Kranidiotis-Dönemin Avrupa Parlamentosu Yunan Üyesi
* Gümrük Birliği Türkiye için kötü bir ekonomik hediyedir.
Daniel John Bendit-Dönemin Avrupa Parlamentosu üyesi
* Türkiye nedense çok tavizler verdiği, çok haksız bir anlaşmaya imza attı. Tansu Çiller oy kaybeden partisine çeyiz getirmek kaygısıyla pazarlık etmeye cesaret edemedi. Bu anlaşma yeniden düzenlenmezse Türkiye’nin ekonomisi açısından bir felaket olur. Avrupa Pazar istiyordu, istediğini fazlasıyla elde etti.
Erıc Routeau-Dönemin (Fransa’nın) Anakara Büyükelçisi
* Gümrük Birliği sürecinde Avrupa kazanırken, Türkiye ekonomik açıdan kaybetti
Benoit Hambückers-1993/1999 AB Komisyonu Türkiye Masası Şefi
Gümrük Birliği Anlaşmasının Maddi Zararları :
İlk yılda ki Zararlarımız :
* Tam olarak İthalat patlaması yaşanmıştır.
* Tekstilde ithalat % 56 artarken, ihracat % 4,6 gerilemiştir.
* Almanya’dan yapılan ithalat % 77,5 artmış, ihracat % 1’e düşmüştür.
* Fransa’dan ithalat % 88,3 artmış, ihracat %6,1 düşmüştür.
* İtalya’dan ithalat % 86,8 artmış, ihracat % 11,1’e düşmüştür.
* İsveç’ten ithalat % 92,9 artmış, ihracat % 1 artmıştır
* Hazinenin vergi fon kaybı 2 milyar dolara, dış ticaret açığı 20 milyar dolara yaklaştı. 1996’da bu miktar 19.6 milyar dolar, 1997’de 21.2, 1998’de 21.4 ve 2000 yılında 27.2 milyar dolar oldu.
1998 yılına geldiğimiz de :
* 15 bin tonluk sıfır gümrüklü domates salçası kotamız gerekçe gösterilmeden kaldırılmıştır.
* Aynı günlerde daha önce açılacağı söylenen 9 bin 60 tonluk ilave fındık kotası açılmamıştır.
* 16 hazirandan beri yürürlükte olan 14 bin tonluk gümrüksüz karpuz kontenjanımız kaldırılmıştır. Ancak gümrük ödeyerek ihraç edilebileceği bildirilmiştir.
* Midye,İstiridye,Kum midyesi gibi deniz ürünleri ile taze balık ihracatı tamamen yasaklandı.
1999 yılın da :
* AB, Türk Demir Çeliğine antidamping soruşturması başlattı. Görünen sebep ihraç ettiğimiz demirin düşük fiyatla satılmasıydı. Gerçek sebep ihracatımızı bu konuda 24.741 tona çıkararak % 529 artırma başarımızdı.
* Açık Pazar haline getirildik ve AB pazarından dışlandık.
5 yıllık dönemde :
* 117 milyar dolar dış ticaret açığı verdik.
* 25,8 milyar dolarlık ithalatımız, 5 yıllık dönemde 46,8 milyar dolara çıktı.
Gümrük Birliği Anlaşmasında Olupta Kullanmadığımız Haklar :
* Katma Protokol Madde 60. Türk ekonomisi bir sektörünü, dış mali istikrarını, bir bölgesinin ekonomik durumunu bozacak bir tehlike ile karşılaştığında yada bozulması durumunda Türkiye gerekli mali tedbirlerini alarak Ortaklık Konseyine bildirir … Peki 100 milyar dolarlık (Son on yıl için) terör zararında, 40 milyar dolar zarara yol açan Marmara depreminde, 275 bin esnafın iflas ettiği, 59 bin şirket, 20 bankanın kapandığı, işsizliğin % 8’den 13’lere çıktığı ekonomik krizlerde ne yaptık.. Yine AB’ye karşı açık pazar özelliğimizi koruduk.
Avrupa Komisyonunun Son 10 Yılda Aldığı Kararlardan Örnekler (Benim sözlerim yada yorumlarım değil arkadaşlar, harfi harfine tam metinler):
* Türk Devletinin temel felsefesi olan KEMALİZM, Türk Devletinin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz bir endişe kaynağı olmaktadır. Devletçilik, ordunun rolü, din gibi konularda çok katı bir tavır sergileyen KEMALİZM FELSEFESİ, Türkiye’nin AB’ye katılımına engel oluşturuyor.
25 Mart 2003.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu
* Türk Hükümetinden, özellikle Kıbrıs’tan işgalci askeri güçlerin geri çekilmesini ister
17 Eylül 1998.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu
* Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının yüzde 37’sini yasadışı bir biçimde işgal etmektedir.
10 Şubat 2000.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu
* Türk Hükümetine, Kuzey Kıbrıs’taki işgalci güçlerini geri çekmesi çağrısında bulunur.
15 Kasım 2000.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu
* Türk Hükümetine ve TBMM’ne özellikle modern Türkiye Devletinin kurulması öncesinde Ermeni azınlığın maruz kaldığı SOYKIRIMIN kabulü çağrısında bulunur.
15 Kasım 2000.Avrupa Parlamentosu Kararı
* Türk Hükümetine PKK’ya ve diğer Kürt örgütlere, Şiddete dayanmayan siyasi bir çözüm bulmaları için ellerinden gelen çabayı göstermeleri için çağrıda bulunur.
13 Aralık 1995.Avrupa Parlamentosu Kararı
* PKK Başkanının tek taraflı olarak ateşkes ilan etmesini memnuniyetle karşılar.
18 Ocak 1996.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu
* TSK’nın Türkiye’nin doğusunda sürdürdüğü askeri operasyonlardan ve KÜRDİSTAN’DAKİ anlaşmazlığa çözüm bulma yollarını aramayı reddetmesinden büyük kaygı duymaktadır.
19 Eylül 1996.Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu.
* Bay ÖCALAN’A verilen cezayı LANETLER ve ölüm cezasının kullanılmasına kesin muhalefetini tekrarlar. Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bay Öcalan için alacağı karar uymaya çağırır ve Bay Öcalan’ın idamının Türkiye’nin Avrupa Birliği ile bütünleşme süreceğine zarar vereceğine inanır.
22 Temmuz 1999.Avrupa Parlamentosu Kararı
* Sakharov Ödülü sahibi Leyla Zana’nın ve düşünceleri nedeni ile hapse atılmış olan kürt kökenli eski milletvekillerinin serbest bırakılmalarını talep eder.
15 Kasım 2000.Avrupa Parlamentosu Kararı
* TSK Güneydoğu Anadolu’da KÜRTLERE karşı sürdürdüğü operasyonları durdurmalı çağrısını tekrarlar.
20 Haziran 2002.Avrupa Parlamentosu Kararı
* Doğu Ege’de Kardak Adası ile ilgili Türkiye’nin proaktif askeri operasyonundan kaygı duymaktadır.
15 Şubat 1996.Avrupa Parlamentosu Kararı
* Türkiye’nin AB’ye üye olan Yunanistan’ın egemenlik haklarını tehlikeli biçimde ihlal etmesinden kaygı duyduğunu ilan eder.
15 Şubat 1996.Avrupa Parlamentosu Kararı
* Patrikaneye doğrudan bağlı bulunan Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden ve derhal açılması çağrısında bulunur. (İki Türk kızının Hıristiyan olması üzerine, Atatürk tarafından kapattırılmıştır.)
25 Mart 2003.Avrupa Parlamentosu Kararı



Logged








