Devletlerarası ilişkiler millî çıkarlara dayanır. Her devlet menfaatlerini düşünür uluslar arası münasebetlerde. Bu dün de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Bu hususun yadırganacak bir tarafı da yoktur. Durum bu iken devletleri dost düşman diye kategorilere ayırmak da pek sağlıklı bir yol değildir. Çünkü menfaatlerine dokunduğunuz devlet, sizin kadim dostunuz olsa da bir anda düşman kesilir size.
Uyanık olmak lâzım her zaman… Hatta teyakkuzda olmak gerekir iç ve dış mihraklara karşı. Basiret gözümüzün açık olması elzemdir. Herkesi dost olarak görmek ahmaklık olacağı gibi, herkesi düşman olarak bellemek de aşırı bir vehim hâlinden başka bir şey değildir. Orta yolu takip etmek en sağlıklı olanıdır.
Osman Pamukoğlu ömrünü askerlik mesleğine adamış bir general… Bir vatan sevdalısı o…. Otuz yılı aşkın bir zaman boyunca Türk ordusuna değişik kademelerde hizmet etmiş bir yiğit asker…. Emekli olduktan sonra kendisini yazmaya vermiş Pamukoğlu… Yaşadıklarından yola çıkarak birikimlerini ve düşüncelerini genç, yaşlı demeden bütün insanlarla paylaşıyor.
Geçenlerde Osman Pamukoğlu’nun “Ey vatan” isimli kitabını okudum. Çok faydalı ve enteresan bir eser olan “Ey Vatan” ı bir oturuşta bitirdim. Zaten hacimli bir kitap değildi. 158 sayfadan oluşuyordu. Kitabın kapağındaki Türk bayrağı resmi, alâkayı ister istemez üzerine topluyor. Merak uyandırıyor okuyucu da… Elinize bir aldınız mı sonunu getirmeden bırakamıyorsunuz bir daha… Arka kapakta kitap şöyle sunuluyor okuyucuya:
“ 'Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok'un yazarı Osman Pamukoğlu, 'Ey Vatan' da Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış bir ulusun yeniden doğuşunu anlatıyor. Vatan olgusunun ulusların oluşumunda ve vatana sahip çıkmanın ulusların gelişimindeki önemini vurgulayan Pamukoğlu, Türklerin aslında barışsever bir ulus olduğunu, savaşın insanlığa yıkımdan başka bir şey getirmediğini ama ulusal varlığımızı tehdit eden bir saldırı karşısında Türklerin nasıl kahramanca vatanlarını savunacağını gösterdiğini anlatıyor.
ABD'nin Irak'a haksız müdahalesi ve Türkiye'nin tutumuyla ilgili düşüncelerini de açıklayan Pamukoğlu, Irak müdahalesinin daha ilk günlerinde bu savaşın kolay kolay bitmeyeceğini ve ABD'nin ikinci bir Vietnam'la karşılaşacağını söylediğinin ve durumun bugün tam da söylediği gibi geliştiğinin altını çiziyor.
Ey Vatan, 30 yılı aşkın bir süre Türk ordusuna hizmet vermiş ve Güneydoğu'da ateşin içinden geçmiş bir generalin, deneyimlerinden ortaya çıkan vatan, savaş ve liderlik üzerine görüşlerini içeriyor.”
Bu kitapta Türkiye üzerine oynanan oyunlar anlatılıyor. Osmanlı’nın devamı olan Türkiye’nin adeta bir ateş çemberi içerisinde bulunduğu hatırlatılıyor. Bunu hepimiz biliyoruz da oynanan oyunların vahametini hakkıyla idrak edemiyoruz. Duyuyoruz, düşünüyoruz fakat hakkıyla idrak edemiyoruz. Millet olarak idrak özrümüz var. Bu başımıza onca belânın gelmesine neden olsa da hâlâ bu eksikliğimiz gün gibi ortada …. Böyle olmasaydı sürekli tekerrür eder miydi tarih? .... Ediyor işte, bu anlayışla devam edersek değişen bir şey olmayacak… Oysa Mehmet Akif bu durumu ne de güzel ifade etmişti bir zamanlar:
“Geçmişten adam hisse mi alırmış? Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar.
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi? „
Olmadı işte, tekerrür ettirdik tarihi…Alamadık ibret… Bu gidişle alamayacağız da… Osmanlı'dan günümüze Türk toplumu üzerinde oynanan oyunlar hâlâ devam ediyor. Bu oyunları ve sebeplerini “Ey Vatan” adlı kitabın sayfalarında bulmak mümkün… Osman Pamukoğlu bu kitapta devlet meselelerine felsefî yönden ilginç yaklaşımlar getiriyor. Kritikleri çok da isabetli… Bunu kitap boyunca hissedebiliyorsunuz. Sanki duygu ve düşüncelerimize tercüman olmuş.
Hemen herkes vatansever olduğunu iddia eder ama bunu ispatlama konusunda acze düşer. Osman Pamukoğlu duyarlı bir vatansever… 2002’de tümgenerallikten emekli oldu. Güneydoğu’da savaşın en yoğun olduğu 1993–1995 döneminde Hakkâri’de Dağ ve Komando Tugayı’nda ve Güvenlik Komutanı’ydı. Kitaplarının konusu da bu tecrübelere dayanıyor. Bu yönüyle hem inandıklarını hem de yaşadıklarını yazıyor. İstanbul’da Boğaz’a nazır yalılarda oturup yazmadı kitaplarını O… Yaşadı ve yazdı. Onun içindir ki kitapları çok tesirli ve de inandırıcı… Böyle olmasaydı yazdığı kitapların baskısı ve satışı yüz binleri zorlamazdı. Vatanını seven ve gerçeklerle yüzleşmek isteyenleri bu kitabı ve Osman Pamukoğlu’nun diğer kitaplarını okumaya davet ediyorum.



Logged






