Başbakan, AKP grup toplantısında, emekliye müjde verirken öyle dolduruyordu ki ağzını açıkladığı rakamlar, sanırsınız avro cinsinden bol sıfırlı maaşlardan söz ediyor da, sığdırmakta zorlanıyor ağzına. En düşük maaşa en yüksek, en yüksek maaşa da en düşük zam… Ey adalet duygusu, ey vicdan! Hep var olun!
Artık, 306 TL alan Bağ-Kur emeklisi çiftçi 368.6 TL alacak. 467 TL alan Bağ-Kur’lu esnaf 538.7 TL, SSK emeklisi tarım işçisi de 403 TL alırken, 446.2 TL almaya başlayacak. 601 TL alan SSK’lının maaşı ise 663.5 TL olacak. Oldu!
368.6 TL, 446.2 TL, 538.7 TL, 663.5 TL… En az alan emeklilerin yeni maaşları. Açlık sınırının 794 TL, yoksulluk sınırının ise 2.588 TL olan memlekette, Başbakan’ın söylerken ağzına sığdırmakta zorlandığı rakamlar!
Yeni yıla girerken yapılan yüksek oranlı akaryakıt, içki, sigara, köprü, otoyol zamlarının aile bütçelerinde yarattığı açığı düşündüğünüzde, emekliler bu zamlara karşın 42 TL alacaklı durumdalar. Eşeklerini kaybedip, semersiz buldular sonra. Hadi, ‘içki sigara zararlı, içmesinler’ diye düşünmüştür hükümet diyelim de, yollardan köprülerden de geçmesinler mi?
Müjdeyi alan emeklilerden bazıları ağlıyordu dün. Elektrik, su, doğalgaz faturalarını kameralara gösterip ağlıyorlardı. Haaa, bir de ‘emekliler şükretsin’ diyen bir emekli vardı: “Emekliler şükretsin. Oğlum üniversite mezunu ve işsiz!”
Başbakan emeklilere müjdeyi verirken grup toplantısında, AKP milletvekilleri alkışlıyordu. Emekliler ağlıyor, milletvekilleri alkışlıyordu…
Aslında, sadece AKP milletvekilleri değil ağlanacak halimizi alkışlayanlar. Gözümüz Ergenekon’dan, Kozmik Oda’lardan, hâkime-savcıya gönderilen mermilerden başka bir şey görmez olduğundan ve orada gördüklerimizi de yalnızca inançlarımız üzerinden anlamlandırdığımızdan, bir kısmımız aşkla alkışlıyoruz AKP’nin yapmakta olduğu demokratik devrimi.
Galiba, bu alkışların tüm sorumluluğunu ‘liberalizme’, ‘liberal olma hali’ne yıkmak da adil değil.
Vicdan ideolojik midir ya da ideolojinin vicdanı olur mu diye soruyorum bazen. Olabilir. Ancak, asıl olarak insana ait bir özellik vicdan. “Laissez faire laissez passer, le monde va de lui meme” (Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler, dünya kendini idare eder) ilkesine inansanız da, AKP’nin yaptıklarını yerli yerine oturtabiliyorsunuz vicdan sahibiyseniz.
Cüneyt Ülsever, ki başlangıçta hem Erdoğan’a hem AKP’ye nasıl destek olduğu malum, bir süredir medyada ‘liberal vicdan’ın somutlaştığı bir isim oldu. Kürt Açılımı konusunda, bir zamanlar okusun diye kitaplar verecek kadar yakın olduğu Başbakan’ın ‘konjonktüre uygun davranarak sahtekarlık ettiğini’ söyleyebiliyor. Hızlı trenin o raylarda gitmeyeceği kendisine söylendiği halde, ‘emir verdi ve o raylarda 35 kişi öldü. Bu Şeyhliktir’ diyor. “Başbakan’a güvendim, o da benim hıyarlığım” diyebilecek kadar dobra özeleştiri yaparken.
Şeyhten demokratik devrim bekleyen liberalleri de ‘hükümetçi-liberaller’ diye tanımlayıp, “AKP Hükümeti kendi anlayışı ile şekillenen emir komuta zinciri içinde ‘tek adam’, ‘tek parti’ kültleri yaratarak ‘Yok aslında başkasından farkımız’ şiarı ile yine merkezden beslenen Milli Görüşçü işadamı üretmeyi en büyük eseri olarak ülkeye sunmuştur” diyor.
BirGün’de ve bu köşede benzer şeyleri çok yazdık; yaşanan ayrışmada bir tarafın kuyruğuna takılmayıp üçüncü bir taraf yaratmanın önemini vurgulayarak.
Nuray Mert de, Vatan’daki ses getiren röportajında, bir vesayet rejimi yerine bir başkasının kurulmakta olduğunu saptarken, epey veciz ifade etti paylaştığımız kaygıları: “Bu iktidar, sivil otoriter tek parti rejimine doğru gidiyor… Türkiye yokuş aşağı gidiyor. Demokrasi adına, iktidar her icraatında daha da otoriterleşiyor. Basın susturulmaya çalışılıyor. Kurumlar yıpratılıyor. Bu gidişle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz.”
Emekliler, işçiler, memurlar çoktan oldular evdeki bulgurdan. Kurdukları bir ‘demokrasi pirinci’ hayali de yok, kimi liberaller gibi. Bulgurdan oluşları alkışlanmasın yeter!
L.DOĞAN TILIÇ - BirGün Gazetesi



Logged



