Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Senelerdir ayrı düşmez yolumuz Biri gurbet, Biri hasret,Biri ben Bir birine benzerimiş halimiz Biri gurbet,Biri hasret, Biri ben
Sevda dersen gurbet yanı başında Hasret olup akar gözüm yaşında Bir günde yazacak mezar taşında Biri gurbet, Biri hasret, Biri ben
Coşkunoğlu buydu bütün ahtımız Sevgiyle kurulsun gönül tahtımız Ne yüzümüz güldü nede bahtımız Biri gurbet, Biri hasret,Biri ben
Ozan Erol
Logged
ESKİ BİR SEVDADAN KURTULMUŞUM, ARTIK BÜTÜN KADINLAR GÜZEL, GÖMLEĞİM YENİ, YIKANMIŞIM, TIRAŞ OLMUŞUM, SULH OLMUŞ, BAHAR GELMİŞ, GÜNEŞ AÇMIŞ, SOKAĞA ÇIKMIŞIM, İNSANLAR RAHAT, BEN DE RAHATIM...
Hazırlanıp azık çıkılır yola Devletten devlete verilir mola Tekrar görüşmemiz gelecek yıla Gurbet işte gardaş, yürek yakıyor
Konuşur anlamam, dilini bilmem Duygusalım ben, gurbete gelmem ALLAH'ım, inşallah burda ölmem Gurbet işte gardaş, yürek yakıyor
Ağlatır anaları, yürekler sızlar Bir başka dertlidir, çalınan sazlar Duygusal olunur, dokunur sözler Gurbet işte gardaş, yürek yakıyor
Akan yaşlarımı anam, silemez oldum Çıktım gurbet elede, dönemez oldum
İbrahim Tamer
Logged
ESKİ BİR SEVDADAN KURTULMUŞUM, ARTIK BÜTÜN KADINLAR GÜZEL, GÖMLEĞİM YENİ, YIKANMIŞIM, TIRAŞ OLMUŞUM, SULH OLMUŞ, BAHAR GELMİŞ, GÜNEŞ AÇMIŞ, SOKAĞA ÇIKMIŞIM, İNSANLAR RAHAT, BEN DE RAHATIM...
Hava kararmış Yorgun,argın adımlıyor kaldırımları Kafasında,memleket anıları Ah memleket,ah şu gurbet Yalnızlık olsun adın Yıkılası,körolası gurbet Okul yokmuş köyünde Okuyamamış amele Mehmet Onlarca çimento torbası Geçmiş üstünden Ondan değil de Omuzları çökmüş Yaşamın yükünden İş paydos edilmiş Eve dönüyor amele Mehmet Ev dediğin de bir odalı Bir metre de alçak yerden Sağda bir kanepe Solda küçük bir tüp Masada birkaç kapkacak Mehmet se şükrediyor Yuvası varya başını sokacak Uzanır kanepeye amele Mehmet Yakar bir sigara Gurbetin kahrı yanar Sigaranın ucunda Ah memleket,ah şu gurbet İncebelli yari,Karagözlü Eminesi için Çekilen bunca sefalet Birgün kar yağsa Yolları kapanır köyünün Baharda ise salıncaklar kurulur Ne koyu olur gölgesi Salkım söğüdün Emeğini doğrar Sevdasını da katık eder ekmeğine Amele Mehmet Yalnızlık olsun adın Yıkılası,körolası gurbet Hasret yalar gözlerini Yüzünden süzülür yaşlar O bilir ki,onun memleketinde Göğe erer,eğilmez başlar Ah memleket,ah şu gurbet Çaresizlik yüreğini dağlar Dağların ardında İncebelli Emine ağlar Ama birgün köyüne dönecek Başlık parasını verecek, İncebellisiyle,Karagözlüsüyle evlenecek Amele Mehmet Ah memleket,ah şu gurbet Yalnızlık olsun adın Yıkılası,körolası gurbet.
Eskişehir/20.12.2006
Ergin Erol
Logged
ESKİ BİR SEVDADAN KURTULMUŞUM, ARTIK BÜTÜN KADINLAR GÜZEL, GÖMLEĞİM YENİ, YIKANMIŞIM, TIRAŞ OLMUŞUM, SULH OLMUŞ, BAHAR GELMİŞ, GÜNEŞ AÇMIŞ, SOKAĞA ÇIKMIŞIM, İNSANLAR RAHAT, BEN DE RAHATIM...
Geçmez oldu gurbet elde günlerim Sıla diye söyler durur dillerim Gurbet elde yaman oldu hallerim Ben gurbeti, gurbet beni bırakmaz
Aklıma düştükçe yadı sılanın Esen yelden bile haber sorarım Hasret yumağını tel tel sararım Ben gurbeti, gurbet beni bırakmaz
Yüce dağlar yol vermiyor aşayım Seller gibi dolu dizgin coşayım Coşayım da sevdiğime koşayım Ben gurbeti, gurbet beni bırakmaz
Sılada yaz bahar ayları geldi Güller çiçek açtı, bülbüller güldü Şu gurbet gönlüme elemler saldı Ben gurbeti, gurbet beni bırakmaz
Remzi Zengin
zehir şiir için teşekkürler...sevgiyle kal...
Logged
ESKİ BİR SEVDADAN KURTULMUŞUM, ARTIK BÜTÜN KADINLAR GÜZEL, GÖMLEĞİM YENİ, YIKANMIŞIM, TIRAŞ OLMUŞUM, SULH OLMUŞ, BAHAR GELMİŞ, GÜNEŞ AÇMIŞ, SOKAĞA ÇIKMIŞIM, İNSANLAR RAHAT, BEN DE RAHATIM...
Sokaklara Kar Yağardı Geceleri sokaklara kar yağardı üşürdük bir hüzün çökerdi odamıza kapanıp içimize ağlardık ağlardım………………… ağlardı……………. ağlardık geceler boyu ıslanırdı pencereler ıslanırdı yalnızlığımız ıslanırdı geceler
ıslanırdı bütün şehir nem kokardı, is kokardı özlem kokardı gurbet kuşları dönerdi başımızda cama yaslayıp başımızı boynu bükük karanfiller gibi bakardık dalardım..................... dalardı ................................ dalardık anılara uzaklarda türküler çalardı kulaklarımıza hasretlik çekerdik ölesiye yüreğimize bir ateş düşerdi yangın olup yeryüzünü yakardık ben Urfa’lı Mustafa ve Maraş'lı Ali
gözlerimizde biraz duman biraz dalgınlık olurdu hep susardım…… susardı................ susardık kan kusardık susardı sokaklarda sarhoşlar içimiz kan ağlardı soranlara yok bir şeyimiz iyiyiz derdik ben Urfa’lı Mustafa ve Maraş'lı Ali
bütün gece yatağa uzanıp tavana dikerdik gözlerimizi bakardım………… bakardı............................ bakardık puslu ve ıslak sokaklara gözlerimiz yağardı ölesiye sılamızı özlerdik yüreğimiz acırdı gözlerimiz acırdı uyuyamazdık kalkıp sokaklara düşerdik gezerdik sahipsiz kediler gibi gezerdim......... gezerdi ................................. gezerdik sabahlara kadar sonra uyumadan işe giderdik
her gece sazımdaki hüzün olurdu gurbet yüreğimizdeki sızı gözlerimize yağmur diye düşerdi acıları alır içimize saklardık bir ben bilirdim................. bir onlar ............................... bir biz bilirdik ayrılık nedir, özlem nedir
çocukluğumuzu yaşardık masalsı düşlerde her bayram yeni papuçlar giyer koşardık ninemize biz ona doğru koştukça o uzaklaşırdı bi -türlü yetişemezdik
hep bir gün dönceğiz umuduydu içimizde sakladığımız başımızı yastığa gömüp gizli gizli ağladığımız sıla özlemiyle doldurup içimizi duvarlarla paylaştığımız hep döneceğiz umuduydu bunca kahrı yaşadığımız
rüzgar eserdi geceler boyu trenler geçerdi her iniltide yapraklar üşürdü içimizde yağmur düşerdi gözlerimize usanırdım……… usanırdı……… ıslanırdık……. her gece böyle yalnız, uykusuz bir hüzün çiçeği kırılırdı düşlerimizde bir kardelen boy verirdi susuz boynu kırık bir gelinciğin sızlayışını duyardık yüreğimizde
ömür gelip geçerdi mevsimler gelip geçerdi fırtınaler eserdi içimizde esen fırtınalar yüreğimizi delip geçerdi
hasret istasyonunda yolcusuz kalmış terkedilmiş bir tren gibi dururdu kalbimiz beklerdim…………………….. beklerdi………………. beklerdik geceler boyu ne gelen olurdu ne giden yalnız, çileli ve kederli susuz, uykusuz ve dertli beklerdik
kuşlar uçup giderdi uzak diyarlara kuş olup uçardık ardından alıp götürsünler diye sonbahar rüzgarları estiğinde yaprak olur savrulurduk kar olur yüksek dağlara ağardık oturup yüreğimizin kıyısına ince ince yağardık
rüzgar olup eserdik doruklarda sel olup akardık dünyanın öbür ucuna bahar gelmezdi…….. acı dinmezdi………… kuşlar sevinmezdi…….. ve biz ölür ölür dirilirdik her gece kimse bilmezdi ağlardım………….. ağlardı………….. ağlardık geceler boyu silmezdik gözlerimizde akan yaşları silmezdik ki kirpiklerimiz nemli kalsın silmezdim ki ıslak gözlerimizde, soluk yanaklarımızdaki izden anlaşılsın gurbet ellerde bir ömür çektiklerimiz
ömrümüz gelip geçerdi trenler gelip geçerdi biz yılları sayardık yıllar ömrümüzü durmazdı kanaması kalbimizin bir türlü beklediğimiz o an gelmezdi ben Urfa’lı Mustafa ve Maraş'lı Ali
kısacık bu hayatta alıp onca acıları sırtımıza upuzun bir yolda hiç yorulmayacak gibi koştuk sonuç bir avuç toprak bir bedenlik kefen
şimdi ne Urfa’lı Mustafa var ne de Maraş'lı Ali sıra bizde
şimdi anlıyorum ki sıla bir aşk özlem bir rüya kavuşmak bir hayalmiş…….
emeğine sağlık ..... gurbet deyince aklıma bi türkü geldi bi kaç satır yazayım dedim.. Ayrı düştüm vatanımdan ilimden Gurbet bana ben gurbete alıştım Taktir böyleymiş ne gelir elden Gurbet bana ben gurbete alıştım. Virane köyümün dağları karlı Her gün ah çekerim sinem yaralı..
Hoşçakal ey şehir hoşça kal şimdi acıya, kedere, sana elvedâ üstüme simsiyah perdeler indi elveda ey şehir sana elvedâ
hoşçakal sevdiğim hoşça kal şimdi. yıllarca çektiğim bu yağmur dindi gidiyorum işte bakmadan ardıma elveda sevdiğim elveda şimdi.
hoşçakal sevdiğim duramam artık kedere boğulduğum bu şehirde varsın ağlamasın ardımdan kimse belki dönerim yine gün gelirde
hoşçakal karanlık geceler hoşça kal hüzne boğulduğum şehir hoşçakal bir daha anma beni arama kirpiğin değmesin yarama
susku mevsimi,dil mevsimi elvedâ hazan mevsimi, çöl mevsimi elvedâ nazlı gelincik, gül mevsimi elvedâ sevgiye, sevdaya,ey şehir sana elvedâ
Ardıma bakmadan gidiyorum işte bir daha geçmeyeceğim bu sokaklardan her köşede sessiz gözyaşımı bırakıyorum bir odada gerçekleşmeyen düşlerimi elvedâ ey şehir sana elvedâ
hoşçakal ey şehir hoşça kal şimdi hoşçakal sevdiğim hoşça kal kedere boğulduğum bu şehirde duramam, duramam, duramam artık