yarısı boş bakan gözlerle dallarında asırlık kırık çınarın Giden zamana tüm dostlarıma yaşanmış ve yaşanacak bütün toz bulutu zamanlara Hatırlıyorum herşeyi ve asla geri gelmeyecek bütün şeyleri Bütün bunların bunca şeyin arasında kime asice bakmalı zamana mı gözyaşlarına mı akıp giden yıllara mı yoksa yollara mı ya da sana mı Bilinmez herşeyin bir şarkı veya şiir gibi akıp bitip gideceği dönmeyen adımlarla geçmişin kördüğümü kucağına Bunca zamandan sonra şimdi
burada yani şu anda umudunun gölgesinde kimsesiz ve öylesine herşeye ama herşeye bir daha hoşçakal dercesine
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
En derinden bir kere sever insan ve bir kere geçer karanlık yıldızsız bir geceden Bir kere tutar yarin gül kokulu ellerinden Bir kere içer kadehini zehir kara sevdasının Zaman ömürde bir kere durur insan herşeyi unutur ama kadının sonsuz kokusunu asla Saçlarından güneşi bir kere kavrar en canalıcı en heyecanlı yerindeyken kan kara dudaklarından öper gülünü ve ölmek ister en tatlı yerindeyken yaşamın Ve bin kez ölür karanlık bahçelerinden geçerken zamanın
Son mevsimde bütün hüzünlü aşk şarkılarının kıyısından hırçın bir dalga geçer ve yorgun bir kuş öter zamanın bahçelerinde Son mevsimde pervasızca denize bakarız bir akşamüstü bütün güneşleri tutar gibi gökyüzünün birazcık altından okşarcasına tutarız yarin zil kara saçlarından
Bilemezsin hıçkırığa doymuş gizemini suskunluğumun Vee asla seni unutamayışımı Bilemezsin seni bir gece alıp ansızın sana geleceğimi Sanma ki sensiz mutluyum ve sanma ki herşey yolunda Biraz küskünüm ama nasıl derinden kırık döküğüm Bilmezler bilmezsin sensizliği haykırıp beni başkasıyla paylaşamayan duvarları Sen bilebilir misin bir insanın bir insanı ne kadar çok sevebileceğini
Yakasında hayatın çocukluğumuz güle benzer Dudaklarımızda bitmez tükenmez sandığımız hüzünlü bir şarkıdır gençliğimiz Hiç sönmeyecek kadar kutsal ve parlak bir sonsuzluk yıldızıydı bizim aşkımız Benzersiz sevgililer geçerdi hayatımızın taş köprü kaldırımından Akşam güneşi gibiydi uçup giden okul günlerinin yitirilişi ilk tuttuğumuz dilek yarin yumuşak elleri ve bir veda gecesi
Şimdi anımsadım o vapur iskelesi Ellerin ellerimde evxilikten bir oyunun gerçeğimsi rolünde ve ben sana koşabilirim yalnızca durup dururken hiç olmadık yerinde şarkıların Sevdalısıyım diye yalnızca seni bekleyebilirim o koca kalabalık durakta ve yalnızca sana açabilirim gönül kapımı dertli sazımı kara bahtımı Gülümse
SENİN SEVDAN Seni hep o mevsimde seveceğim O güneş o gök o toprak ve ona ait olanlarla birlikte Gam değil ölsek de uğruna uğruna böyle bir sevdanın herkes şahit o mevsimde
Teşekkürler umudum şiirler güzel ama, şimdi kızacaksın belki, hani günde 2 (iki) şiirden fazla yazılmayacaktı arkadaş... kuralları ihlal etmeyelim olmaz mı ? konulmuş kurallar var yani... kurallar tanınmamak için mi konulmuş olur, olmaz değil mi ? Neyse ellerine sağlık... afferin hocana da...
Zaman bir gülümseyiştir bulutların arka penceresinden can verir gibi bana ve sana serinliği yanaklarından süzülen Kimi maviye beyaza ve kızışa boyar ufukta tüm gerçekliği Kaybolup giden mutluluğu tutup ensesinden savuran Gidiyorum adımlarımla çarpar yüreğim bir yol bulursam inceden hırçın bakışlı dağın uzunca eteğinden zor değil taşlı kayalar kaygan kükreyip giden yüreğimizden bir yara ki kan kırmızı
Teşekkürler umudum şiirler güzel ama, şimdi kızacaksın belki, hani günde 2 (iki) şiirden fazla yazılmayacaktı arkadaş... kuralları ihlal etmeyelim olmaz mı ? konulmuş kurallar var yani... kurallar tanınmamak için mi konulmuş olur, olmaz değil mi ? Neyse ellerine sağlık... afferin hocana da...