Hz. Hamza'nın yeni müslüman olduğu günlerde idi. O sırada Peygamberimizin yanında, otuz sekiz veya otuz dokuz Sahabî bulunuyordu.
Hz. Ebû Bekir, Peygamberimizin, müslümanlarla birlikte Mescid-i Haram'a gidip, herkesi İslâmiyete dâvet ve teşvik etmesi için ısrar ediyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz ve yanındakiler, hep beraber Dâr-ı Erkam'dan ayrılıp, Ka'be'ye doğru yöneldiler.
Hz. Ebû Bekir, ayağa kalkıp, Allah'a ve Rasûlüllah'a inanmaya davet edince, müşrikler, onun ve diğer müslümanların üzerlerine yürüyüp dövmeye başladılar. Hz. Ebû Bekir'i döve döve yere düşürüp çiğnediler.
Hele, fâsık Utbe b. Rebia, Hz. Ebû Bekir'in karnının üzerine çıkıp çiğnedi, demirli ayakkabılarıyla, yüzünü tekmeledi ve şişirdi. Hz. Ebû Bekir'in yüzünde burnu belirsiz oldu.
Hz. Ebû Bekirin kabilesi olan Teymoğulları, gelip yetişince, müşrikler, uzaklaştılar.
Teymoğulları, Hz. Ebû Bekr'i, baygın bir halde, bir örtünün içine sararak evine götürdüler. Kendisinin öleceğine kanâat getirmişlerdi. Onu saatlerce konuşturmak için çalıştılar.
Günün bitimine doğru ayılma belirtileri göstermiş ve söylediği ilk söz şu olmuştu: Rasûlüllah, Rasûlüllah nerede, şimdi ne haldedir?
Hz. Ebû Bekir'in annesi Ümmül Hayr, kendisine, bir şeyler yiyip-içmek isteyip, istemediğini sordu. Ebû Bekir (r.a.) tekrarladı: Rasûlüllah (s.a.v.)nerede, ne haldedir?
Annesi ne kadar ısrar ettiyse de O: Allah'a yemin ederim ki Rasûlüllah'a gitmedikçe, ne bir yiyecek tadarım, ne de bir içecek, içerim! diyordu.
Sonunda ortalık sakinleşip, halk, evlerine çekildikten sonra, Annesi ve Ümmü Cemil, koltuklarına girerek, Hz. Ebû Bekir'i Peygamber Efendimizin yanına götürdüler.
Ebû Bekir (r.a.), Peygamberimizi, görür görmez, kendini, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin kucağına bırakıp, onu öpmeye başladı. Hz. Ebû Bekir (r.a.)in ilk sözü şu oldu: Anam, babam sana feda olsun yâ Rasûlallah Orada, bulunan müslümanlar da Hz. Ebû Bekir'e sarıldılar.
Onlar bir an ayrı kalamazdı Efendimizden (s.a.v) ...Acılarını O (s.a.v) ile unutuverirlerdi.
Ya bizler..



Logged



