- Küreselleşme nedir ? Küreselleşmenin DÜZENİ var mı ? Kim ?
- Düzen nedir ? Neyi nasıl yapar ? Neden görülmez ?
- Düzeni benimsemek,Düzene teslim olmak şart mı?Değişmez mi?
- Düzeni kimler – neden savunur ?
- Düzenin isteklerine HAYIR-YAPMIYORUM denilemez mi ?
- Düzene hayır diyene İktidar Yolu kapalımıdır ?
- Tüm sorunların anahtarı DÜZEN midir ? Küreselleşme ve Düzen ile ilgili soruları çoğaltabiliriz.
Ancak önemli olan sorular değil.Zira Küreselleşme senaryosunda
Düzen bir figür.Amaca giden yolda araç.Düzenin Demokrasi olması ve Düzenin seçilmiş veya atanmış olması göstermelik.Adına ne derseniz deyin yapılan her şey GÜCE sahip olmak için yapılıyor.
Gücü elinde bulunduranda görüntüde insanlık için-demokrasi adına esasta ise ezerek,sömürerek istediğini yaptırıyor.Bunun adı da ;
( KÜRESELLEŞEN YENİ DÜNYA DÜZENİNDE DÜZEN !...) oluyor.Dolayısıyla SUÇLU,DÜZEN mi? Yoksa Millet olarak Düzenin, küreselleşmenin ne olduğunu – ne yapmak istediğini tam olarak anlayıp algılamayan,oyunu bütünüyle görmeyenler mi?Yoksa kendi gücünün farkında olmayıp kurtuluşu milletini ezen-sömüren emperyalist projelerde arayanlar mı?
Düzenin oyununu görmek ve Dünyada DÜZEN adına yapılanları anlamak için; kapalı mekanlarda kulağımıza söylenenler yerine TARİHİ GELİŞMELERİ okuyup-inceleyip-öğrenerek Sorun Olan Konunun Analizini ve tahlilini tarihsel perspektifin yol göstericiliğinde ve duygusallıktan uzak VATANa-MİLLETe-BAYRAKa sahip çıkarak yapmalıyız.İnsan yaşamında teşhis-tedavi ne kadar önemli ise toplumsal olayların teşhis edilmesinde de,ulusların tam bağımsızlıklarını ve ülke çıkarlarını
Korumalarında da, Küreselleşmenin niyet ve Düzenini TEŞHİS VE TESPİT o kadar önemlidir.Teşhisteki HATA sorunu içinden çıkılmaz hale getirir,emir almaya alıştırır,bağımlı yapar,toplumda sosyal fay hatları yaratır,zamanla hem insanı hem de toplumu-milleti yok eder.
Buna göre HATA yapmamak için , DOĞRU TEŞHİS için Küreselleşmenin Düzeninin analiz ve tahlilinin yapılması ile işe başlamak gerekir.Şöyleki;
DÜZEN !
- Terörizm gibi tek bir tarifi yapılmayan ve yapılan tarifleride şahsa-ülkeye göre değişen KAVRAM ,
DÜZEN !
- Teşhis edeni,hayır diyeni yok eden MEKANİZMA,
DÜZEN !
- Gücü dünya genelinde merkezileştirmek için yapılan FAALİYETLER BÜTÜNÜ,
DÜZEN !
- Yüzyıllar boyunca beyin yıkama yöntemiyle uygulanan ve birkaç kişi-grup veya zümrenin cenneti,Milletlerin ise cehennemi olacak yapıyı gerçekleştirme SANATI,
DÜZEN !
- Karşısında olanları birbirine düşürerek kendi varlığını perçinleyen,halkları ezen, kendi seçkin zümresinin varlığına varlık katan ve devamını sağlamak üzere dünyayı kontrol eden YAPI,
DÜZEN !
- Kendi çıkarına göre senaryo yazıp az gelişmiş ülkelere yazdığı senaryoyu oynatarak halkları ezen-sömüren DÜNYALI,
DÜZEN !
- Egosunun esiri olan aşırı hırslıları seçip yazdığı oyunda onlara rol vererek bu kişilere kısa süreli sanal başarılar kazandırırken uzun vadede kendi kasasını dolduran FAİZCİ BANKER,
diye söylensede-anlatılsada DÜZENle DÜZEN aynı kavram.Düzen Küreselleşmenin amacına ulaşmadaki aracı ve maşası Dolayısıyla KANDIRMACA burada başlıyor.Tüm söylenenler hem gerçek hem sanal.Düzen illizyonist kimliğine bürünerek istediği yüzü gösteriyor.Gösterilen,reklamı yapılan düzlemde HAYAT-YAŞAM güllük-gülüstanlık.Ya ötesi ! Ya aynanın arkası ! Yada söylenenin ve gösterilenin, açıklananın dışında neler var?Kim kimin için ne yapıyor ve ne düşünüyor?Neler planlıyor?Düzenin rol dağılımı nasıl?
Oyun kurucunun oyun kartlarıyla oynanan oyunda kazanacak bellidir.Hiç bir oyunda figüranlar star yapılmaz.Eğer dünya bir sahne ise ki öyle,bu sahnede oyunu kuran,oyunu yazan siz değilseniz,oyunu Rejisörün verdiği role göre oynamak zorunda kalırsınız.Bugün tüm dünyada küreselleşme adına yapılan budur. Birisi diyor ki bu dünyada hakim güç benim.Sizler figüransınız. Ya benim dediğimi yapar, emirlerime uyarsınız.Yada sizlere hayat hakkı tanımam.Açtığım problemlerle uğraşırken - birbirinizi öldürürken ben gelir ülkenizi işgal ederim veya dediklerimi yapacakları seçtiririm. Yeni Dünya Düzeni olarak ifade edilen kısaca Küreselleşme denilen Düzende oyun yazarı ve rejisör konumundaki gücü-parayı elinde tutan sözüm ona gelişmiş emperyalist ülkeler yazdıkları oyunu dünyada sahnelerken Az Gelişmiş ve Gelişmekte olan ülkelere-devletlere uygun gördükleri rolleri verip oyunu kendilerine göre istedikleri yerde oynatıyorlar.Aynen filmdeki gibide farklı cepheler oluşturarak oyuncuları birbirine kırdırıyorlar.Oyun, düzenin isteğine göre vizyonda kalıyor veya turneye çıkıyor.Afganistan,Yugoslavya,Irak,Lübnan,Filistin örneklerinde görüldüğü gibi Mekan ve Zamanı değiştirenler için ezerek sömürmeye,bölmeye,güçsüzleştirmeye,yıpratmaya dayalı içerik-amaç hiç değişmiyor.Kazanan, oyunu kuran emperyalist güçler.
OYUNUN AFİŞİ :
- Oyunun Adı ; Küreselleşen Yeni Dünya Düzeninde Düzen
- Oyunu Sahneye Koyan ; ABD-AB ve tayfaları
- Oynanacağı Yer ; Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler
- Yardımcı Oyuncular ; Sivil Toplum Örgütleri,Medya,Şirketler
Logged
Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Oyunu sahneleyeceği yeri(ülkeyi) tespit eden rejisör(ABD) önce acenteler açıyor (Şirket-Dernek-Temsilcilik v.s.).Vereceği role göre oyuncu arayışına giriyor (Yenilikçi-Çifte Pasaportlu-Kansız). İlanlar veriyor.Gelen müracaatları değerlendiriyor.Kendisi tespitler yapıyor(Danışman-Temsilci v.s).Bu arada stüdyo yerini belirliyor.
(Şehir merkezinde bir iş merkezi veya kırsalda sarp dağlık bölge)
Mekanın hazırlanması,oyuncuların tespiti ve rollerin dağılımı tamamlanınca sahne çalışmaları-provalar başlar.Işıklandırma devreye girer.Her şey maskeli balo görünümünde olmalı, defolar belli olmamalıdır.Cambazın gösterisini fark edenlere FAİLİ MEÇHUL süsü verilmelidir.Kampanyalarla halk oyalanmalı,dağıtılacak afiş-bildiri-broşür v.s. ile halka oyunun kahramanı kurtarıcı olarak gösterilmeli ve halk kurtarıcıyla özdeşleştirilmelidir.Farklı sesler ile görüntülere yer verilmemelidir.Figüranların özü ile bağı kesilmelidir.
OYUNUN SAHNELENMESİ VE İCRASI
Oyunu kuran kendisini merkeze yerleştirir.Oyun düzeneği tahterevallidir.Söz dinleyen yukarda tutulur.Dinlemeyen ise yerdedir.Düzen al gülüm ver gülüm ile işi götürür.Düzenin dini imanı paradır,kendi çıkarıdır.Ticareti iyi bilir.Temel kural kazanmaktır.
Dün tahterevallinin bir ucuna sağı,diğer ucuna solu oturtanlar ve sıraya da irticacı kesimle etnik grupları dizip beklemeye alanlar bugünde aktörlerin yerini değiştirerek oyuna devam ediyorlar.
Amigoları ile de;Ana dilde eğitim,azınlıkların korunması,ferdin inanç ve eğitim özgürlüğü,reformların süratle yapılması şeklinde tezahürat yaptırarak toplumu kamplara ayırıp sosyal fay hatları yaratıyorlar.Bu esnada düzenin düzenini bozacak sesler olursa Düzen hemen
Enstrümanlarını devreye sokar.Bunlar başlarlar haykırmaya;Nerde insan hakları,demokrasi yok mu,serbestçe inancımızın gereği yapılamayacak mı,fikir ve düşünce hürriyeti yok edilemez,hepimiz Ermeniyiz -azınlıklara özgürlük diye.Bu arada ayrılıkçı ve bölücü tohumlar eşgüdümlü kuruluşlar-şahıslar vasıtasıyla devreye sokularak toplum dantel gibi işlenir.Böylece Emperyalist Güç, dünyadaki ülkeleri insan hakları-demokrasi AFYONU ile çözerken medya ve proje destekli sivil toplum kuruluşları ile de toplumun direncini kırar.Müthiş bir zamanlama ile tabloyu tamamlamak - fay hatlarını derinleştirmek üzere VUR- VUR sesleri yükselir.KİME ?
- Bizi biz yapan tüm değerlere,
- Bizi biz yapan değerleri yaratanlara,
- Düzeni görüp kral çıplak diyenlere,
İşte yakın tarihimizden örnekler. Düzenin ne olduğunu ne yapmak istediğini görüp-anlayıp HAYIR dedikleri için,Düzenle ilgili açıklamalar yaptıkları için,milletine gerçekleri haykırdıkları için cezaları kesilip öldürülenler ;
A. Ecel süsü verilerek öldürülenler ;
- Atatürk
- Turgut Özal
- Alparslan Türkeş
B. Trafik kazasına kurban gidenler ;
- Adnan Kahveci
- Bedri İnce Tahtacı
- Recep Yazıcıoğlu
C. Esrarengiz kazayla hayatına son verilenler ;
- Eşref Bitlis
D. Faili meçhuller ;
- Uğur Mumcu
- Ahmet Taner Kışlalı
- Çetin Emeç
- Muammer Aksoy
- Bahriye Uçok
- Necip Hablemitoğlu
E. Öldürülmek istenenler ;
- Bülent Ecevit
F. Düzen tarafından ölmesine izin verilmeyip yaşatılanlar ;
- Abdullah Öcalan
Dünya genelinde haritaya bakıp TARİH incelendiğinde görüleceği gibi esasında Düzen de belli Düzenin oyunu da. 1789 da Fransa da Devrimi yapanlar ve bu devrimde tahıl piyasasında gerçekleştirilen manipülasyonlarla halkın çektiği acıları araç olarak kullanıp besin stoklarını bloke ederek halkı açlığa mahkum edenler, işsizliği önlemek için(TERÖR) projesi ile nüfusu azaltanlar-nesilleri yok edenler,dine ve sisteme bütünüyle karşı olanlar ,devamında 1nci Dünya Savaşında ve 1929-1934 de Ekonomik Buhranla birlikte Hitleri yaratıp İsrail devletinin kurulması için 2nci Dünya Savaşını çıkartanlar o tarihlerde neleri niçin yaptılarsa temsilcileri de bugün Afganistanda,Irakta,Filistinde ve hedef seçtikleri diğer ülkelerde de aynısını yaparak Emperyalist Projelerini uygulamaktadırlar.
EMPERYALİST PROJE
Dünya hakimiyeti ve zenginliklerinin devamı için hakim güçlerce uygulanan Maskelenmiş Emir namedir.Emperyalist projenin uygulayıcıları; Teslimiyetçi,söz dinleyen ,üyelik ve benzeri avanslar karşılığında köleleştirebileceği-sömürebileceği,icabında kişiliğini ve kendi öz kimliğini yok sayabilecek,aidiyetinin ve milletinin değil sermayenin hizmetkarı olacak Kişilerden oluşan Yönetim ister ve de bu tür kişiler ile yönetimlerin önünü açar-destekler-görüşür v.s…
SONUÇ
Sahnedeki oyunu kuran,halkları Düzen adına Düzenin en büyük ve etkili gücü iletişim ağı ve finans gücüdür.Dünya Bankası IMF ve Dünya Ticaret Örgütü ülke ekonomilerini sarsmakta ve ABD adına BANKERLİK yaparak ülkelerdeki yatırımlarını - sermayelerini koruyup yardım adı altında borçlandırdıkları ülkeleri sermayenin önünde diz çöktürmektedir.Böylece Küreselleşme Düzeni ile birlikte
Çokuluslu Şirketlerin çıkarları korunmaktadır.ABD yöneticilerinin çokuluslu şirketlerinde yöneticileri olması,ABD Askeri gücünün Amerikan Şirketlerinin dünya genelindeki çıkarlarını koruma,kollama
sonucunu doğurmuştur.Ayrıca küresel güç ABD dünyayı en yüksek
teknoloji ile dinlemekte,askeri güçle kontrol etmektedir.Geliştirilen ECHELON sistemi dünyadaki bütün telefon-faks-telsiz-SMS-elektronik posta iletişimini dinleyen dev bir kulaktır.Anten sistemleri Türkiye dahil birçok ülkede bulunmaktadır.
Gelinen noktada esasında emperyalist gücü oluşturan ülkelerin insanlarına da(iki yüzlü davranmalarına rağmen) kızmamak lazım.Zira oyunu hem herkesin gözü önünde sahneliyorlar hem de pokeri AÇIK POKER olarak oynuyorlar.Zaten POLİTİKA denen şey ( DOĞRU YALAN SÖYLEMEK SANATI )diye tarif edilmiyor mu?
Kişi olarak sen gücünün farkında olmazsan-değerlerine sahip çıkıp-akıl-mantık-şuur bütünlüğü ile hareket etmezsen elbette seni Düzenle aldatacaklardır.Bakın CIA Başkanı George T. bir tarihte ne demiş ;
ABDnin yaşamsal çıkarları yalnız bize karşı olan ülkeler de değil bizim için hiç tehlikeli olmayan dost ülkelerde de söz konusudur.Biz dost yada dost olmayan ülke ayrımı yapmayız.Görevimiz her zaman aynıdır,ABDnin yaşamsal çıkarlarını korumak- devamını sağlamak.
Görüldüğü gibi küreselcilerin amaç ve hedefleri - istekleri çok net.
( Düzenin yaşamsal çıkarları )
SORUN Dünyayı Yönetmekte kilitli.Bugün dünyayı yönetme iddiasında olan Emperyalist Güçler adil ,insancıl değiller. Hep bana diyorlar.Kendilerini hakimi mutlak görüyorlar.Dünya ülkelerine bütünün bir parçası olma imkanı tanımıyorlar.Bu durumda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler kararlarını verirken düşünmek zorundalar.Aksi taktirde yoksullaşarak köleleşmeleri kaçınılmazdır.
YAPILACAK İŞ – SÖZÜN ÖZÜ Dünyayı yönetenlerden olmak istiyorsak,özgürce hür ve bağımsız yaşamak için öncelikle silkinip kendimize gelmemiz -özümüze dönmemiz şart.
Emperyalistlerin amigolarının( Dünyaya kapalı olamayız, Dünyaya açılmalıyız )sözlerine kanıp bugüne kadar binbir güçlüklerle ter ve kan akıtarak elde ettiğimiz varlıklarımızı miras yedi şımarık lümpen çocuğun hovardalığı ile satıp savamayız.
Dünyanın güçlü10 ekonomisinden biri olmalıyız. Bizim enerjimizi kendilerinin yarattığı TERÖR ile mücadelede,İç Çekişmelerde, o ne dedi bu ne dedi tartışmalarında harcatanlara artık yeter bizi uyutup oyaladığınız demeliyiz.Günlük plansız-programsız
Yaşamayı terk ederek İlimin-Bilimin yol göstericiliğinde BİLGİ TOPLUMU olmaya yönelmeliyiz.En önemlisi de bizi uçurumun kenarına iten,muasır medeniyet seviyesinden geri bırakan,farklı alemlere yolculuk yaptıran her cins AFYONU verenlere HAYIR diyerek irtibatımızı kesmeliyiz.Büfe işleten değil fabrikatör olalım.
Eğitim ve öğretime yönelmeliyiz.Çok ama çok çalışmalıyız. Gün dinlenme değil çalışarak BİLGİ TOPLUMU olma zamanıdır.
Z.Abidin SEZER
Logged
Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...
Abi çok iyi açıklanmış küreselleşme denen meret... Zaten dünya yeteri kadar yuvarlak daha da yuvarlamanın kimseye yararı yok...Bu dünyada iyi görünen her şeyde bir kötülük vardır... Milletlerarası birlilikten bir yarar gelmiş mi hiç şimdiye kadar?Hangi imparatorluk kalmış?AB'sinden BM'sinden kime yarar var? Çıkarları olmasa birbirlerini yerler...
Tek olalım, tek yürek olalım derim ben...
Bu arada emeğine sağlık...
Logged
Bir Memleket Yalnız Bir Milletindir... O Milletin İstek ve Menfaatlerine göre idare edilir...
Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün "dikey"leri "yatay" hale getirecek bir nida kopararak "Mukaddes emaneti ne yaptınız?" diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında "Hakimiyet hakkındır" düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...