Uzaklara benzeyen gözlerin olmalı, Özlenip de varılamayan şehirler gibi Sana özenip de bulamamamın nedeni,sanki
Açık denizlerde kaybolmuş bir yelkenlinin sakinliği, Senin içinde olmalı...
Çok defa aynı denizin ortasında,aynı vapurun içinden Belkide aynı martıya ekmek atmışlığımız vardır...Kimbilir... Hatta aynı cumartesinde canımızın sıkıldığı Aynı yoğurdu üfleyerek yemişliğimiz vardır... Ve aynı Orhan Veli'ye acıdığımız bir gün, Aynı şarkının sözlerini belkide aynı anda mırıldanıp, Birbirimizi tanımadan özlemiştik mısralarında, Belkide aynı gece,aynı kayan yıldıza dilek tutup, Birbirimize sözvermişliğimiz vardır...
Çok da uzak değildik, Aynı kıtada olduğumuzdan emindik, Aynı oksijeni,güvenerek soluyorduk, Belkide aynı anda aynı sigarayla zehirleniyorduk umursamadan çocuğumuzu... Çünkü aynı kaygıları yaşıyorduk Ayrı umursamazlıklar içinde Aynı geleceği bekletip,aynı hayatı çürütüyorduk Üstelik henüz armağan edemeden,kendimizi kendimize...
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: LEYLA MEKTUPLARI oyunları, LEYLA MEKTUPLARI programı, LEYLA MEKTUPLARI oyunu indir, LEYLA MEKTUPLARI program yükle, LEYLA MEKTUPLARI download, LEYLA MEKTUPLARI hikayeleri, LEYLA MEKTUPLARI resimleri, LEYLA MEKTUPLARI haber, LEYLA MEKTUPLARI yükle,
LEYLA MEKTUPLARI videosu, LEYLA MEKTUPLARI msn eklentisi, şarkı sözleri
LEYLA MEKTUPLARI Yine uzak denizlerden döndü yelkenlim, Yine karakış sonrası gökkubene indim Ben yaralıydım sen bilmezdin...
Her bahar esrarlı perdesini sıyırıp bakardım hayatına Varılamaz bilirdim geçtiğin yollar Ardından içimde ne güller solardı Ben kanardım sen bilmezdin..
Masumlaşınca alınırdı yalnızlığın Kalabalık odaların yabancı seslerinden kaçıp içimde biriktirdiğin bir dünyaya taşınırdın Sırça bir saraydı odandaki dört duvar Yaşamdan habersiz alemi seyretttiğin Kavanozda kendini deryada sanan balık Ne kavanozun ne dünyanın farkındaydın Sen benim dünyamdın...Sen bilmezdin...
Ayışığı vurgundu ay yüzüne Telaş ve de hasretle eserdi başında meltem Dokunabilmek için olsun saçının bir tek teline Ay sana vurgundu...Kıskanırdım...Sen bilmezdin...
Heyecandan titrerdi bir mum alevi gibi güneş Senin gözlerine hasret Vuslata varabilmek için ilk seherde Hiç uyumadan hiç dinlenmeden yolunu beklerdi.
Ben varolduğun günden beri hala uykusuz... Sen bilmezdin...
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
Birbirimizi tanımadan özlemiştik mısralarında, Belkide aynı gece,aynı kayan yıldıza dilek tutup, Birbirimize sözvermişliğimiz vardır...
Matemim olurdu uykusuz geçen tek bir gecen Oysa bilirdim gözlerinin buğulu karasından alırdı rengini İçimin dehlizlerinde demlenen gecenin karanlığı Benim canım Yanardı...Sen bilmezdin...
Ayışığı vurgundu ay yüzüne Telaş ve de hasretle eserdi başında meltem Dokunabilmek için olsun saçının bir tek teline Ay sana vurgundu...Kıskanırdım...Sen bilmezdin...
yüreğinize sağlık...
çok etkileyici...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
Benim gecelerimin bir derdi vardı.. İçimdeki yeniliklerin ve yenilgilerin bir anlamı vardı. Gereksiz sevinçlerime saklardım hüznümü. Gözyaşlarım ötelere adanmıştı ağlayamazdım... Ama içime dökülürdü senin gözlerince kaynayan denizler, Ve ben her gece boğulurdum, Adına eş yangınlardan kaçıp,sensizliğin en derin denizsizliğinde...
Sırlara gömülmekteki hünere dönüşmektir gerçek aşk, Seni sayıklama nöbetlerim kalsada günyüzünde, Dedim ya ötelere saklı benim sevdam, Sana anlatabilmek kolay olmaz,derinliğindeki inci tanesine koydum kalbimi, Gözlerin bir denizkızı, İçimdeki günbatımını anlamadan,anlayamazsın,anlayamadıklarını Kalpsiz bir tekneden vurulmadan senin tenine özenmiş yüzlerce tayfanın ağına takılmadan henüz, İçindeki hazinenin farkında olmamanın acısı, Sana sahip olmaktan daha değerli olduğunu sana nasıl anlatabilirimki. İşte o hazinede,bizim gecelerimiz,yakamozlarımız,baharımız,acılarımız,hüznümüz,kalbim,kalbin ve evimiz saklı...
Senin gözlerine gökkuşağı dolar,ağlatırdı. Bir istiridyenin son dileğiydi başucunda uyumak. Ve bir meleğin duasıydı,gözlerinin bahçesinde bahçıvan olabilmek... Ve ben,içimdeki kahraman olmaktan çıkıp, Tek kahramanlığı senin bir sabah gözlerine uyanabilmemin ne demek olduğunu,anlamak olduğunu öğrenen. Ve yüreğindeki tek hazineyi senin gözlerine gömmüş, Gözlerinde hep özlediğin bir yakamoz tanesini avucunda getirip. Evine dönen bir denizci olmalıyım bir gün biliyorum...
Ve eğer sen her sabah uyanmasan keşke hep böyle bensizliğe. Bir başka olacağını hiç bilemeyeceksin yarının,senin,benim,baharın,hüznün,yağmurun,martıların ve evimizin, Ve adımız ötelerde hiç yankılanmayacak... Leyla senin için,Mecnun benim için göklerden bir kez daha ağlayacaklar... Ve biz yine aynı yağmur sanıp anlayamadan,karşılaşmadan en iyi dostumuzla sinemaya gideceğiz. Ardımızda gecelerimizi,gözyaşlarımızı,baharımızı,evimizi,seni,beni,ve kızımızı hiç tanımadan...
Bir filmdeki yabancı ve yalancı kahramanları izlemeye devam edeceğiz...
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
Benim gecelerimin bir derdi vardı.. İçimdeki yeniliklerin ve yenilgilerin bir anlamı vardı. Gereksiz sevinçlerime saklardım hüznümü. Gözyaşlarım ötelere adanmıştı ağlayamazdım... Ama içime dökülürdü senin gözlerince kaynayan denizler, Ve ben her gece boğulurdum, Adına eş yangınlardan kaçıp,sensizliğin en derin denizsizliğinde...
Sırlara gömülmekteki hünere dönüşmektir gerçek aşk, Seni sayıklama nöbetlerim kalsada günyüzünde, Dedim ya ötelere saklı benim sevdam, Sana anlatabilmek kolay olmaz,derinliğindeki inci tanesine koydum kalbimi, Gözlerin bir denizkızı, İçimdeki günbatımını anlamadan,anlayamazsın,anlayamadıklarını Kalpsiz bir tekneden vurulmadan senin tenine özenmiş yüzlerce tayfanın ağına takılmadan henüz, İçindeki hazinenin farkında olmamanın acısı, Sana sahip olmaktan daha değerli olduğunu sana nasıl anlatabilirimki. İşte o hazinede,bizim gecelerimiz,yakamozlarımız,baharımız,acılarımız,hüznümüz,kalbim,kalbin ve evimiz saklı...
Senin gözlerine gökkuşağı dolar,ağlatırdı. Bir istiridyenin son dileğiydi başucunda uyumak. Ve bir meleğin duasıydı,gözlerinin bahçesinde bahçıvan olabilmek... Ve ben,içimdeki kahraman olmaktan çıkıp, Tek kahramanlığı senin bir sabah gözlerine uyanabilmemin ne demek olduğunu,anlamak olduğunu öğrenen. Ve yüreğindeki tek hazineyi senin gözlerine gömmüş, Gözlerinde hep özlediğin bir yakamoz tanesini avucunda getirip. Evine dönen bir denizci olmalıyım bir gün biliyorum...
Ve eğer sen her sabah uyanmasan keşke hep böyle bensizliğe. Bir başka olacağını hiç bilemeyeceksin yarının,senin,benim,baharın,hüznün,yağmurun,martıların ve evimizin, Ve adımız ötelerde hiç yankılanmayacak... Leyla senin için,Mecnun benim için göklerden bir kez daha ağlayacaklar... Ve biz yine aynı yağmur sanıp anlayamadan,karşılaşmadan en iyi dostumuzla sinemaya gideceğiz. Ardımızda gecelerimizi,gözyaşlarımızı,baharımızı,evimizi,seni,beni,ve kızımızı hiç tanımadan...
Bir filmdeki yabancı ve yalancı kahramanları izlemeye devam edeceğiz...
fikir ve düşünce üstadım amcam döktürmüş yine...harika bir yapıt...
Logged
DÜNYA YALANCISIDIR ŞAİRLERİN, DÜNYA,AŞKA ENGEL OLAMAMANIN ACISINI ŞAİRLERDEN ÇIKARIR.. ACIYA ,HÜZNE VE YALNIZLIĞA SARDIRIR ONLARI.
DÜNYA KENDİNDE OLMAYANA SAHİP OLDUĞU İÇİN SEVMEZ ŞAİRLERİ,
DÜNYADA NEFRET VARDIR ŞAİRDE AŞK, DÜNYADA İHANET VARDIR ŞAİRDE VEFA, DÜNYAYI SEVENLENLER NE ŞİİRLE NE ŞAİRLE DOST OLABİLİRLER, ÇÜNKÜ ALLAH C.C BİR KALPTE İKİ SEVGİYE YER VERMEZ…
LEYLA YA VEDA... Beni artık bırak yalnız ölmeliyim... Asırlar tükettin mecnun Çok değişti Leyla Sana söleyemedim utandım... Artık onun eti makbul, Markalaştı Leyla teniyle Teninde senin busen yok Sana yeminli,iffeti artık marka Ben tabutuna razıydım oysa.
Ben sen olamadım Mecnun Çöllere dönüşemedim... Aldandım yalancı kırlara baharlarda açacağını sandığım Leyla Barlarda söndü...Barla'da dirilemedi...
Kendilerini boyadılar Mecnun, Kandilleri kınaları unuttular, Vebalı boyalarla,hem kendilerini hem gözlerimi boyadılar Gözyaşları akmıyordu,gözleri rimelliydi Dinlemiyorlardı,kulakları tıkalıydı Konuşmuyorlar,mesajlaşıyorlardı...
Özlemiyor,sevmiyor,anlamıyor,göremiyorlardı, Lensleri,gözlükleri,cepleri,cam ları vardı Ama saffetleri,özleri,sözleri,anlamları yoktu... Bratleri,pitleri,itleri vardı. Şiirleri,masalları,sadakatleri yoktu, Yani kalpleri yoktu Mecnun. Çaldırmışlardı şeytana,iffetlerini ve ruhlarını Artık Leyla,Leyla değil, Özendiği Katherina olmuştu.
Beni artık bırak yalnız ölmeliyim Mecnun Emanetine sahip çıkamadık...
Ve asıl olan gerçek şu ki, Çocuklarımız annesiz biz aşksız kaldık...
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
Yaman iş şu yaşamak... Uyanmaya,benzemiyor ansızın içli bir uykudan, Avutup beynindeki kovalamacaları uyumak. İmkansız değilsede,güç olan biteni anlamak, Şu geceyle gündüzün kaçarcasına uzaklaşması andan, Ve sonu gelmez dediklerinin önünde bir bir can verişi, Sonra kırılan umutların savruluşu dört bir mevsime. Bakıyorum da sıkışıyor derinlik ve anlam, Gün ve gün dört duvara. Sonra aklın ulaşılmaz sandığım kalesinin yağmalanması kör bir akıl sonrası, Çelişki ordularının vahşiliği,kan revan meydan yeri kabuslar, Ve aklın kendi silahıyla can verişi,cinnetin kucağında. Anlamanın yitik düşmüşlüğü... Dört ayaklı bir mahluk suretinde doğrulma çabası, Oysa zincirleri kordan nefsin, Ruhun boynundaki esaret halkasını daha bir acımasızca çekiyor, Ağzı sulanmış bir cehenneme doğru...
Artık zaman daha bir hızlı,mesafeler azalıyor, Ve gözyaşları çaresiz bir karanlığın umutsuzluğuna akıyor...
Son vedasına hazırlanan son bir nefes gibi...
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....