Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: LEYLA MEKTUPLARI oyunları, LEYLA MEKTUPLARI programı, LEYLA MEKTUPLARI oyunu indir, LEYLA MEKTUPLARI program yükle, LEYLA MEKTUPLARI download, LEYLA MEKTUPLARI hikayeleri, LEYLA MEKTUPLARI resimleri, LEYLA MEKTUPLARI haber, LEYLA MEKTUPLARI yükle,
LEYLA MEKTUPLARI videosu, LEYLA MEKTUPLARI msn eklentisi, şarkı sözleri
ne zor dımı kendı hayatını cızerken yasamaya ramak kala.. bır fılm sahnesındekı senaryo sız olmak... asıl hayatın kendısı senaryobızde oynamaya mecbur oyuncular... umut ettıklerınız sızı bulsun hiç bırakmasın... eyvallah su........
ne zor oyuncu olmak bazen yenilmek bazen kazanmak ,ah içimizdeki o mahsum çoçuk hep kahraman olmak ister , ama bazende korkar ,bazende ağlar,yaratılmış olduğumuzuzu unutur bazende eksizsin ve noksansızlıkta arar benliğini,insan olduğumuzu anlamak yetersizliğimizi kabul etmek zaman alır bu filmde,ama eğer öğrenirsek bir gün ne olduğumuzu hüzünde aşkta güçte kahramanlıkta bizim için.yeterki yüreğimizin ötelere açıık bir yönü olsun. sen ben olmazsak bunlar film olarak kalır ama efsane olamaz....
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
yerinde olsaydım senin gibi mi yapardım haklılığına önlem alamadım bir türlü, haksızlığına,korkalığımı, feda ettim, yeri değildi belki yaşadığımız çağ,
yüksek algılama ve sadakat gerektiren duygulara, hevesimiz varken hala,bir çok yenilikçi gözdeğmelerine. , ve hala bulmak ve bulunmak kaygısıydı acınası,merak ve fazlası… utanmak ve geri çekilmek erdem sayılırdı eskiden inanmadığını yaşamamak için, yüzü kızarmayan dokunuşlarda yitirdik,çoçuğumuzun yaptığı resmi odamıza asmama isteğimizi, annelerimizi huzurevine gönderdik,bulaşmasın eteğimize diye şefkat, ve kullanmamak için yeri geldiğinde,tebessümü,ucuz yalanlarımıza kamuflaj yaptık,atlatttık bir gün daha, kurtardık ilişkilerimizi, ve bir çok kere plastik çiçeklerle parfümler sıkarak gonca güle,ihanet ettik, plastik kokusuna aldırmadan ,kokladık ,intihar süsü verdik ve susu verdik.adına 14 şubat dedik. bir gülün ruhunu çalıp ,sevgiliye verdik.gözlerine bakmadan… çalınmış mısraları,çiçekçi çoçuğa verdik.
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
kaypak sisler içindeyim,güneşe açamıyorum çiçeklerimi, içimde kuruyorum,içimde susuyorum. susmuyor sessizlik,yırtıyor perdesini ruhumun en mahrem gün batımlarının, kanayan yaralarımın,üstüne tuzlu gözyaşını basıyor, içimdeki tek hatıran olan sensizlik.
oysa içimde gün çoktan batmış, bir bahara boyanmak,bir çiçeyi koklamak ne zormuş, katlanmadan içindeki şüpheye,asmadan yüreğini darağacına, ve yargılamadan baharsızlığını,uçuruma tutunmuş özlemlerine ihanet etmeden, yüzünü asıkklığını merak etmeden okumaya çalışmak içini, ve sana her seferinde içimdeki kalkan bir gemiden el sallamak, ve sana her seferinde geç kalmayı başarmak.
içimde ki enderin sevimli yanızlığıma değişemedim seni, karanlığıma ihanet edemedim. ve sana her geç kalışımı çok sevdim.
kendime susuyordum sana değil , kendimden kaçıyorum senden değil,
eğer bu bir düş olsaydı haykıracaktım yüreğine ,yüreğimden, bulamazlar sana verilebilecek aşkımın karşılığını. ya sende yoksa aradığım sen de değilsen ,ruhumun yarısı, bırak sende bırakayım bu sıırın anahtarını sensizliğin sisli gerdanına asayım , bırak inanayım varlığına dokunamayayım ama senin var olduğuna inanayım.
nasıl uyanırım bu düşten,nasıl vazgeçerim sensizlikten, var olduğunu kanıtladın ya o da yeter bana,o da yeter….
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2008, 00:26:33 Gönderen: maskelibalo »
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
var oldugunu bılmek ,bıyerlerde yasadıgını bılmek, şiir yazmak, şiirlerle bulusmak...bızemı emanet acaba bu duygu catısmaları neden dıye sormaktan bıkıp artık herseyı yazmak en guzelı dıye... yormadan içimi dokuyorum .bende kendımı şiirlerıme? bu şiirherseyı anlatıyor gıbı bana... nasıl uyanırım bu dusten,nasıl vazgecerım sensızlıkten.... ve var oldugunu kanıtladın ya o da yeter,o da yeter... mecburen yetırıyoruz hepsı bu yuregıne saglık... eyvllah su
En son ne zaman çayını karıştırdın, Tuzu kendinden önce ona uzattın, En son nezaman ondan önce uyandın, Üstünü örtüp kahvaltı hazırladın...
Ondan önce ölmeyi dilendin mi hiç, Yaşarken ölmemek için.
Yemeği yaktığında gülümsedinmi, Kabusundan uyandırıp dizinde uyuttunmu. Korkularına rakip olup savaştın mı.
En son nezaman önüne geçtin gölge oldun. anlattıklarında kayboldun....
O istedi diye karanlık bir pazartesi işi ekip ,işsiz kaldınmı, Korkmadan ağızının kokacağını,yada fakirliğini hissettirmeden onunla soğan ekmek yedinmi.
Beceremediği ayşekadı fasulyeye ve altını yaktığı pilava yüzçevirmemezlik ettinmi.
Ve belkide hayatının en başarılı anında,belkide bir plaket verilmeden az önce, Onun gözlerine bakıp,iyiki varsın, Ve en anlamlı bu ödülünden önce,ona sarıldınmı gerçek ödülüm diyerek...
Ve belkide trilyonluk bir çeki,onunla değiştirmek istermisin dedikleri bir düşte, Gözünü kırpmadan çeki yırtıp,uyanır uyanmaz , onu öptünmü. gerçek hazinem diyerek...
En son ne zaman vazgeçtim başka gözlerden zevk almaktan biliyormusun, işte gerçekten böyle bir adam olmam gerektiğini düşündüğüm an. Çünkü senin gibi bir kadın olmalı böyle düşünmemi sağlayan Çünkü ben var isem ,o da var. Yangın var ise ateşte var......
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
yanlış zamanlar da düşünmüştüm aşkı, kimseyle paylaşma çağında değildim, var olma çabamdı,düşlerim aslında,bir kaç gözdeğmeli bakışlardan usanmıştım.o yüzden gözlerimi yıldızlara adamıştım.uzak kalmak için kabileyetsiz,arayışçı gözlerden.
yanlış zamanlarda düşünmüştüm aşkı, bir çok beklenti sıradanlığına ters düşmüştü yüreğim, ruhumun erdemini, bedenimin hışmından saklıyordum. özüne itaatsiz riskler taşıyordu gecelerim, hem korkusuz,hem korkak, hem bilge,hem zalim hem ölümlü,hem sonsuz, bir var oluşa gebeydi içimde,yaşatılan dengesiz hakimiyet, ama bir sevda büyümüştü bu ormanlıkta, dar patikası sonsuzluğa açık, içinde yangın çıkmış, ya içinde kalıp yok olmaya,, ya onu alıp sonsuzluğa varmanın,tek çaresiydi aşk,
yanlış zamanlarda düşünmüştüm aşkı..... artık benimde gözyaşlarım vardı....
artık sırlar diyarına taşındım, sır,şairlik makamında...
« Son Düzenleme: 11 Mayıs 2008, 20:40:07 Gönderen: maskelibalo »
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
ıster yanlış zamanlarda dusunelım aşkı,ıster dogru bıgun mutlaka...o aşk...denılen her nekarın agrısıysa gelıp bızı buluyo...yda ölebı basımıza eksıyokıtarıfı yok bu meselenın cözumude tabı... ama sundan emınım en guzelı şiiirlerde anlatmak aşkı ıstesekte,ıstemesekte,vazgecsekte,aşkdıye dılensekte,aglasakta aşkıcın,bı zalımıcın,bence kocaman bı yurege sahıbız... herseyın sebebı bu... allah sevdıgı kuluna verırımıs aşkı...cıleyı...sevdayı...demekkı bızım yuregımız cok derınkı...kaldırabılecegız bunca?sancıları... şiirlerınız hiç bıtmesın...yuregınız hiç dınmesın...kalemınız hep yazsın...daımolun sevgıler tesekkurler eyvallah su....hezaman dupduru su
ve sonrası bilinmezlikti hayatın hiç böylesine karışık olmamıştı oysa,, yaşamın anlamsızlığı böyle bişeymiydi,
kırmızıydı beton demir yumuşaktı, kavgalıydı sanki yer ve gök, zamanın gerginliği kime ve niyeydi, tedirgindi gökte yıldızlar, ağlamaklıydı duvar, aynalar suçluydu niye....
ufukları kolluyordu masum bir umudu yüreklendirmek için yalancı bir fecir, avlanıyordu kırık bir tebessümde,uyanmayı bekliyen her bahar da gülünü, ağırlamak için sahte bahçeler düzenliyordu,bülbüle ihanet seralı,yalancı bakışlar, gizlenmiş bataklıklarda....
kuşlar küstürülmüştü, eşya mahsun ve yetim, mekan karanlığa çaldırmıştı yüzeyselliğini, akıl çekip gitmişti, buralardan, yenilmemek için cehalete, ve insan dönüp sırtını dünyaya, doğan güneşe karşı baka kaldı bir zaman,
gök ağlamak üzereydi, bulutlar hazırdı kendini vermeye,toprağa, toprak açtı, ve aynadaki yüz kendinden kaçmalıydı
bataklığa düşmüş,bir yüz secdeye kapandı,çamurdan yaratıldığını anlayıp, gözlerinin nuh tufanından beri kısırlaşmış pınarlarından,toprağa bir tek damla adamıştı, aşkının uğruna,
kalp paslı bir yaraydı,paslı bir çiviyle saplanmış göğsüne,dudaklar çölleşmiş,günahların kuraklığında.....
ve sen herzaman içimdeki boğulan kayıtsızlığım. önce meraktın ,sonra bir gözdeğmeliği,merasimi, rehavet sonrası gece sancıları,beklenmedik uykusuzluk ve gecenin yarınına kavuşma hayali,
artık dudaklarım kuruyordu,adınla ıslatamıyordum,tuzluydu, yaralarıma daha bir dokunmuştu,iyileşmek istemiyordum aslında, kayboldum sahilinde,yakomozlarına gömülmüştüm,kuytu bakışlarının, gelgitinde bıçaklandım,ağır yaralıydı yüreğim artık, ve sen hep limansız kalacaktın.
karşılığında çöller olacağını ne bilecektin beklerken açıkları, içine dolup kurutmaya yetmezmiydi,kendini açtığın ruhsuz seferler, içinde dolunay yoktu ,yakomozların donmuştu,martılar limansızdı, koynuna dökülüyordu birbir cansız .sen dalgalanıp karışıyordun, mutsuzluğunu kayalara çarpıyordun,
sen sahiline kavuşmayı beklerken,ben martıları kırıntılarla besliyorum... yüreğimin ekmeğinden kopardığım.... . içinde bütün umutların bittiği halde neden martıların hala yaşadığını hiç bilemiyeceksin. eğer bir gece vurursa dalgaların ısssız bir çöle , nereden bileceksin bir limanın olduğunu. işte o zaman martılara sor....
« Son Düzenleme: 20 Mayıs 2008, 10:24:12 Gönderen: maskelibalo »
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
bütün şiirlerini tek tek okudum paylaşımın ve güzel yüreğine teşekkür ederim hepsi çok güzeldi doyurdun bizi şiire
DOĞALLIĞIMIN AŞKI... Anlayamadın yine, Senin kahrından batmıştı güneş, Ve küresel ısınma zannettiler iç sıkıntısını, Canımız sıkıldı ,bütün buzullar eridi, Bütün ormanlar kendini yaktı o akşam, sen uykunda kabus gördün diye, haber bültenleri,mangalcı ziyafeti sandılar, ve sürmanşet vermediler,sensizliği...
sen aynadayken hani demiştim ya bakmayı bilmiyorsun gökyüzüne, bakabilseydin görürdün, kainatın kalbini....ürkememiştin bile, anlıyamadığın kadardı,kaybettiğin.
pencerene bu sefer yeminliydi,düşebilmeye, bir yağmur damlası buharlaşıp gelmiş gözyaşımdan, soluğun olmaya adamıştı kendini bir yudum oksijen parçası, son selamlaşmamızdaki tıkanık bir iç çekişime özenip,
ve bir yakomoz en yakın bir deniz penceresinden kaçıp, senin en sevdiğin bir şarkında adının geçmesini bekleyecekti içinden,söylediğin. az sonra tükenecekte olsa,
ve az sonra söneceğini bile bile bir ateş böceği, pencerenin saçağında son nefesini bir rengini göstermeye çalışan, menekşe nin dalına tırmanmış, gözlerine son bir kez yanmaya çalışırken can veriyordu. Az önce gücü yetmemiş gölgende uyumaya,, Bir ipek böceğinin baş ucuna anlarsın diye bıraktığı, Sevdasının yarasını anlatan kozasının yanında……….
Ve biz bütün kainatla beraber her gece senin için öldük, Sen her yeni sabaha uyanıken ,... Yeterki anla diye bir gün aşkı,,,,
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....
Anlayamadın yine, Senin kahrından batmıştı güneş, Ve küresel ısınma zannettiler iç sıkıntısını, Canımız sıkıldı ,bütün buzullar eridi, Bütün ormanlar kendini yaktı o akşam, sen uykunda kabus gördün diye, haber bültenleri,mangalcı ziyafeti sandılar, ve sürmanşet vermediler,sensizliği...
sen aynadayken hani demiştim ya bakmayı bilmiyorsun gökyüzüne, bakabilseydin görürdün, kainatın kalbini....ürkememiştin bile, anlıyamadığın kadardı,kaybettiğin.
pencerene bu sefer yeminliydi,düşebilmeye, bir yağmur damlası buharlaşıp gelmiş gözyaşımdan, soluğun olmaya adamıştı kendini bir yudum oksijen parçası, son selamlaşmamızdaki tıkanık bir iç çekişime özenip,
ve bir yakomoz en yakın bir deniz penceresinden kaçıp, senin en sevdiğin bir şarkında adının geçmesini bekleyecekti içinden,söylediğin. az sonra tükenecekte olsa,
ve az sonra söneceğini bile bile bir ateş böceği, pencerenin saçağında son nefesini bir rengini göstermeye çalışan, menekşe nin dalına tırmanmış, gözlerine son bir kez yanmaya çalışırken can veriyordu. Az önce gücü yetmemiş gölgende uyumaya,, Bir ipek böceğinin baş ucuna anlarsın diye bıraktığı, Sevdasının yarasını anlatan kozasının yanında……….
Ve biz bütün kainatla beraber her gece senin için öldük, Sen her yeni sabaha uyanıken ,... Yeterki anla diye bir gün aşkı,,,,
Logged
o kadar hızlı düşerki martı asılı kalır beyazlığı havada,gözlediği balığı tutamasada açlığıyla çarpışır suda....