Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben...
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun
soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun!
şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben...
şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun...
kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun
gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)
sen mapusta solan gülsün her yanın duvar SEN AĞLAMA KAN OLUR BANA O YAŞLAR sen hayatın küskünüsün acının suskunu
sen yayalada bir baharsın, tarlada rüzgar içimde sana dair bembeyaz bir sevda var
sen torosta yağan karsın tarlada rüzgar SAKIN ESME TOZ OLUR KAPANIR YOLLAR sen eylemin yangınısın hayatın cılgını tenimde sana dair ürpertiler var
sen munzurda akan çaysın yaylada bahar SEN GÜLÜNCE GÜL AÇAR YİNE O DAĞLAR sen sevincin dudağısın sevdanın sapağı sazımda sana dair esintiler var Yusuf Hayaloğlu
Ben İstanbul’um Yedi tepeli şehir Bir ebruli umudum, içindeki Yüreğin kanatlanışıyım dalga dalga. Gri bir yanılgıyım kimi zaman Kimi zaman da yılgı. Titreyen parmaklarının arasındaki sigaranım, Duman duman olmuşken sen. Geceleri bakışlarını göğe çevirip Hayalini kurduğun o düş benim Kalabalıklar arasında yaşanan Kalabalıklarca yalnızlığım. Bir kadınım, Denizlerden derin, güneşten sıcak. Gurbetim… Sılayım… Ben İstanbul’um. Asırlar yorgunuyum.
Umudum ben Başını yastığa koyup Gözlerini kapadığın vakit Önünde açılan yepyeni bir sayfayım. İşim ben, ekmeğim,yahut okul. Hayalini kurduğun o düş benim. Ve ‘’gel’’ derim düşlerinde ‘’Umut dolu bir geleceğim.’’
Ve yanılgıyım kimi zaman Yanılgının omuzdaki ağırlığı Kolların iki yana düşüşüyüm umutsuzca. Hayal kırıklığıyım, ama istemeden. Gecelerce kurduğun düşlerin failiyim gözünde. Açlığım bazen, yoksulluğum Ve çaresizlik…
Gurbetim ben Uzun, upuzun yolların sonuyum. Sıla hasretiyle anılır adım. Bir kavuşma anıyım ki, hasreti çekilen, Öyle bir özlemim ki Kucaklar, kucaklar dolusuyum.
Deniz gözlü bir kadınım ben Saçları rüzgarın elinde tel tel. Ne şiirler yazılır adıma, bilsen Ne türküler yakılır… Bir elimde güneş, Bir elimde Marmara. Güneş kadar güzel Su misali coşmada.
Bir koca yalnızlığım ben İşte şu dev kalabalıkta. Nicedir sustuğumdan mı bilmem Bir sükunetim şimdi kocaman. İhtiyar bir şehirim ben, Yüreğim hala çocuk. Kalabalığım,coşkuluyum ve sevgi dolu. Yalnızlıksa ayrılmaz parçam.
Son sigaranım ben Efkarlı bir gece yarısı Bir türlü içmeye kıyamadığın. Gece-gündüz dinleyen Bir dert ortağıyım,vefalı. Gülümseyişlerindeki ince sızıyım. Bir derin yarayım saramadığın.
Ve gizemim bir parça Aradığın ne varsa bende gizli Usta bir sanatkarın elinden çıkmış İnce bir nakışım ben. Her kıvrımımda ayrı bir sır, Ayrı bir sanat her bucağım.
Yaşanası bir sevdayım ben Apansız geliveren. O hafiflik benim, O çırpınış, yüreğindeki. Her mevsim ayrı baharım Her gün başka güzel. Haydi, tut ellerimi!
Yaşamanın ta kendisiyim ben Her sabah gün doğumuyum Ve batışıyım her akşam, usulca. Nice zamanlar aştım böyle Yıllar yılı ayakta. Koca bir çağ deviren Şanlı bir tarihim ben! -Ki asırlar yorgunuyum- Ben İstanbul’um.
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum.
bir kırmızı gül dalı eğilmiş üstüne bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta okşar yanağını alnını Nazım Ustanın... ......... yıllar var ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 Haziran 63'ü...
---------------------bende usta için yazılmış bir parçayı paylaşmak istedim--------------------
Logged
Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi ...
I'm goin' deeper underground I'm goin' deeper underground got to go, got to go deeeeepeeer deeeeepeeer, deeeeepeeer, yeah I'm goin' deeper underground got to go deeeeepeeer deeeeeee eeeeeee eeeeeee peeeeerrrrr gotta get down now they're gonna bring it down yah they're gonna bring it down now they're gonna bring it dooooowwwwwwn I'm goin' deeper underground