Kıbrıs'ı verelim de kurtulalım diyenlere Atatürk'ten bir anı:
Günlerden birgün İtalyan büyükelçisi Ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi: '' Ekselans dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.'' der. Odada bir an sessizlik olur. Ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak'ın bağlanmasını ister ve Çakmak'a:'' Paşa İtalyan dostlarımız Hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der. Fevzi Çakmak durumu anlar ve '' Biz hazırız Paşam. '' diye yanıtlar. Ata büyükelçiye döner ve: '' Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse Hatay'ı gelip alabilirler.''
Efendiler! Avrupa'nın bütün ilerlemesine,yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur.Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak,bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak,bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi zihniyetler belirdi. Halbuki,hangi istiklal vardır ki,ecnebilerin nasihatleriyle,ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!... M.KEMAL ATATÜRK
"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.Çocukluğumdan bugüne kadar ailevi,hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler,bu aşkım malumdur.Bence bir millette şerefin,haysiyetin,namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.Ben şahsen,bu saydığım vasıflara çok ehemmiyet veririm.Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim.Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım.Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir.Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse,insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyet ile takdir ederim.Ancak,benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin ,bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım." M.Kemal ATATÜRK
Mazinin kararsız, çürümüş zihniyeti ölmüştür. Bütün dünya bilmelidir ki, Türk milleti hakkını, haysiyetini, şerefini tanıtmağa kadirdir. Türk vatanının bir karış toprağı için bütün millet bir vücut olarak ayağa kalkar. Haysiyetinin bir zerresine, vatanın bir avuç toprağına vuku bulacak tecavüzün bütün mevcudiyetine vurulmuş darbe olacağını artık Türk milletinin farketmediğini sanmak hatadır. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: MusTafa keMaL AtaTürK.. oyunları, MusTafa keMaL AtaTürK.. programı, MusTafa keMaL AtaTürK.. oyunu indir, MusTafa keMaL AtaTürK.. program yükle, MusTafa keMaL AtaTürK.. download, MusTafa keMaL AtaTürK.. hikayeleri, MusTafa keMaL AtaTürK.. resimleri, MusTafa keMaL AtaTürK.. haber, MusTafa keMaL AtaTürK.. yükle,
MusTafa keMaL AtaTürK.. videosu, MusTafa keMaL AtaTürK.. msn eklentisi, şarkı sözleri
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek: "HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.
kurtuluş savaşı sonrası uluslararası bir yemek verilmektedir.Yemekte her ülkeden generaller, komutanlar vardır..Atatürk ve yaveri de bu yemektedir...Bir ingiliz komutanı Atatürk'e dik dik bakmaktadır..Atatürk yaverine dönerek;Atatürk=Sor bakalım niye bana dik dik bakıyor deryaver gider konuşur ve geri geliryaver="O" Çanakkale'de babamı öldürdü diyor..derAtatürk=(gülerek)Sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?! der
İzmir kurtuldu, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket >>edecekler. >>Trene binerler kompartımana çekilirler. Ertesi gün kompartımanı >>çalar >>yaveri, açar yorgun, bitkin, kravatını yıkamaktadır Atatürk. Yaveri >>"ya paşam bu ne hal hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz" der. " >>Ya >>çocuk kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşunuz. Kolumu >>yastık yaptım ağrıdı setremi yastık yaptım üşüdüm bende uyumadım >>kalktım " der. Yaveri; "aman paşam! Birimize haber vereydiniz hemen >>size bir yastıkla battaniye getirirdik" der. Ve bir ülke >>kurtarmaktan >>dönen komutan söylüyor bunları tarihi bir cevap derki " Geç >>farkettim >>hepiniz en az benim kadar yorgundunuz. Hiçbirinize kıyamadım. >>Önemli >> olan benim uyumam değil milletimin rahat uyuması".
TeşekkürLerinizi RepLeyerek de GösterebiLirsiniz...
Çirkin kadın yoktur ; Estetik yaptıramayan ve makyaj yapmasını biLmeyen kadınLar vardır.
I'm not an angel. I'm not god.
doya doya ağladıktan sonra yaşanan, 10 saniyelik sessizlik gibidir,incilmez dokunulmaz olursun bütün benliğinle. Huzur kelimeler de değil kelime arasındaki boşluklarda aranmalıdır. Mutluluk değildir huzur; aksine hüzne yakındır; dogaya ,insanliğa kendine karsı kaybettiğini kabullenmektir belki de...
Aşk da yasak tanımam. KuraLLarı ben beLirLerim. Ya kuraLLara uyarsın yada çeker gidersin.. BinLerce DANSÖZ var...
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek: "HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.
buna bayıldımmm süperrr demiş yaaaa... helal olsuın atamızaaaaaa....................
Sana borçluyuz ta derinden Işığısın bu yurdun Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun .. Hürriyeti sen yaydın içimize Halkçıyız dedin halk içinden İnançta hür yetiştirdin bizi Borçluyuz sana ta derinden .. Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti Bu milleti temiz ellerin Sana borçluyuz ta derinden En büyüğü Mustafa Kemal'lerin ...
Onun manevi kizi olmanin gururunu tasimak, onunla ayni yerde yasamak mutlulugunu tatmak ve onun gözyaslarina tanik olmak... Hem de bir kaç kez... Iste Atatürk'ün manevi kizlarindan olan, Dünyanin ilk kadin savas pilotu Sabiha Gökçen'in anilarindan Atatürk'ün gözyaslari... Yil 1934... Çankaya Köskü'nde bir aksam... Atatürk'ün sofrasinin müdavimi konuklar... Masanin önündeki saz heyeti, Atatürk'ün sevdigi sarkilari söylemekte... Sabiha Gökçen, o siralar 20 yaslarinda ve her zamanki gibi, "Pasa Baba"sinin yanibasinda, sofrada... Atatürk'ün yakin arkadasi Kiliç Ali ve Basyaver Salih Bozok da aralarinda... Sohbet derin...Memleket meseleleri tartisiliyor... Atatürk çok neseli... O sirada, saz heyeti Selahattin Pinar'in "Gel Gitme Kadin" sarkisini çalip söylemeye baslar... Birden Atatürk durgunlasir ve susup sarkiyi dinler... Pasanin ani hüzününü farkeden masadaki konuklar, kadehlerini,çatallarini usulca birakip, susar. Atatürk basini tabaga eger, gözlerinden yaslar süzülür ve gögsüne dogru akarak, gömlegini islatir. Bu onun, konuklari yaninda ilk ve son aglayisidir. Salih Bozok, saz heyetine "kesin" anlaminda isaret verir... Kiliç Ali de, konuklara da ayni isareti yapar... Gökçen, gözleri dolu dolu, Atatürk'ün aglayisini izlemektedir. Az sonra, saz susar ve çekilir, masadakiler sessizce kalkip gider, Atatürk tek basina kalir... Bir sigara yakip bahçeye çikar, saatlerce yürür... O gece,gözünü bile kirpmayan Gökçen, Atatürk'ün niçin agladigini ve "Gel Gitme Kadin" sarkisinin onu, neden bu kadar duygulandirdigini çok merak eder... "Yoksa bu büyük insan, kalp hazinesinde, çok geride kalmis, yillarin küllendiremedigi bir ask masali mi saklamaktadir..." Gökçen ertesi sabah Atatürk'ün odasina gider ve çekinerek konuyu açar: -Pasam, dün gece "Gel Gitme Kadin" sarkisi çalinirken çok müteessir oldunuz... Hatta, yanilmiyorsam, agladiniz da..." diyecek olur. Atatürk, ondan bir sigara ister ve susar ... Sonra Gökçen'i ve yaverlerini alarak, araba gezintisine çikar... Saatler sonra ve ansizin, Gökçen'e dönerek, sabahki sorusunun cevabini, sirrini kendine saklayarak manevi kizina verir: -Unutma ki, Mustafa Kemaller de insandir!... Onlar da bazen aglamak ister!
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek: "HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.
buna bayıldımmm süperrr demiş yaaaa... helal olsuın atamızaaaaaa....................
Kurtuluş mücadelemizi anlatan, 1960'lardan kalma, siyah beyaz bir belgesel. Uzunluğu 54 dakika. Sakarya'dan, İzmir'e, Afyon, Bursa, Eskişehir, Denizli, Aydın, Balıkesir'e kadar tüm Batı Anadolu işgal altında. Türk Ordusu'nun saldırları ve bu kentleri ele geçirmesi, birebir o günün görüntüleriyle aktarılıyor.
Çanakkale savaşından görüntüler, daha birçok konu.
1918 Kasım'ında İstanbul'un işgali oldukça dramatik anlatılmış. Belgeseldeki ifadeyle "Çanakkale'den topla tüfekle geçemedikleri İstanbul'a ellerini kollarını sallaya sallaya geliyorlar gemilerle. İşgal güçleri komutanı Harrington, İstanbul boğazına girdiğinde Galata Kulesinde boynu bükük halde dalgalanan Türk bayrağını görür. "Bu kırmızı paçavranın ne işi var hala gönderde" diye bağırır ve bayrağı indirtir."
Atatürk ve Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'da 3000 atlı Seymen tarafından 30 zurnacı ve 50 davulcu ile karşılanması.....
Her evden çıkan elinde tüfekli delikanlıların direnişe katılması....
Filmin sonunda hem İzmir'deki Yunan bayrağı, hem İstanbul'daki işgal kuvvetleri bayrağı, yerini yeniden Türk bayrağına bırakıyor.
Tarihte seyahate çıkmak isteyenler için çok önemli görüntüler var o dönemden. Belgesel Atatürk'ün kendi sesinden 10. Yıl Nutku ile bitiyor.
atamızı tanımak isterdim.. >(şahsen) ve gurur duyuyorum.. onun evlatları olarak.. içimizden fazla değil (70 milyon kişini arasından) 2 kişi çıksa.. sırtımız yere gelmez.!
Logged
Bitmeyen hasretinin esiriyim şimdi.. Alkışmı taşmı reva bana.. Şimdi SENSİZLİĞİN kuytusunda tabi yine seninle Olmak yada olmamak savaşlarındayım.. Lütfedip hayat bana GÜLSEDE olur GÜLMESEDE.!
Mustafa Kemal Pasa 19 Mayis 1919'da Samsun'a gelip bir sure calistiktan sonra kentin postanesine gider. Gorevli bulunan PTT memuru o gunu soyle anlatir:
Hava yagmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadigi icin telleri topraga vermistim. Saat gece yarisina yaklastigi bir anda kapidaki nobetci kosa kosa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Pasa geliyor. O sirada, Mustafa Kemal Pasa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayaga kalktim. Buyurun Pasam. Derhal Havza ve Amasya ile gorusmem gerekiyor dedi. ” Hava elektrikli, telleri topraga verdik, sizi gorusturemem! ” Bu, vatanin kurtulusu ile ilgilidir. Muhakkak gorusecegim, ya oluruz, ya vatan kurtulur, dedi.
Ceketin cebinden ipek mendilini cikarip maniplenin uzerine koydu. Benim icin telleri devreye sokmaktan baska yapacak bir sey kalmamisti.
Sen olursen ben de olurum dedi.
Elimi birakmasi icin soyledigim israrli sozlere aldirmadi, elimi uzun sure birakmadi. Once Havza'yi aradim. Derhal cevap geldi. Nobetci memur, Kemal Pasa'nin adamlarinin emir beklediklerini soyledi. Pasa sifreli bir not verdi, yazdim. Gelen sifreli cevaba elimi birakmadan bakti. Bir kagida cabucak sifreli bir seyler yazdi. Havza'ya iletmemi soyledi. Amasya ile de istedigi konusmayi yapti, sonra;
Oh cok sukur, simdi vatan kurtuldu.» dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallasmistim. Oturdugum yerden kalkamadim. Mustafa Kemal Pasa hayatini ortaya koyan bir kisiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmis biri olamazdi. O gercek bir vatanseverdi, Ataturk'e hayranligim yagmurlu bir gecede iste boyle basladi...
kurtuluş savaşı sonrası uluslararası bir yemek verilmektedir.Yemekte her ülkeden generaller, komutanlar vardır..Atatürk ve yaveri de bu yemektedir...Bir ingiliz komutanı Atatürk'e dik dik bakmaktadır..Atatürk yaverine dönerek;Atatürk=Sor bakalım niye bana dik dik bakıyor deryaver gider konuşur ve geri geliryaver="O" Çanakkale'de babamı öldürdü diyor..derAtatürk=(gülerek)Sor bakalım babasının Çanakkale'de ne işi varmış?! der
İngiliz Lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.İngiliz Lordu şerefine verilen yemekte servis yapan Türk elindeki tepsiyi devirir.Herkes büyük bir şaşkınlık içinde kalmıştır ve Atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, Atatürk ingiliz lorda dönerek: "HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR"der.