Günlerden 3 Haziran, televizyonda haber seyrediyorum. Ekranda Başbakan'ın "zeka timsali" damadının kanalı, haber "Nazım Hikmet'in ölüm yıldönümü"...
Ekranın sağ üst köşesinde "Vatan Şairi" etiketi.
Hayat hikayesini yazacak değilim, o kadar gözümüzün içine soktular ki hepsini biliyoruz. Nerede doğduğunu, nasıl "vatanı için" komünist olduğunu, Rusya'ya "biat" ettiğini, arkasında bıraktığı çocuklarını, aldattığı gözü yaşlı kadınlarını; her nedense hayattayken ait hissetmediği benliğinin öldükten sonra bu ülkeyi nasıl arzuladığını...
Nazım'ın hikayesi Türk Edebiyat tarihinin en önemli kurmacası. Vatan şairliği de bu kurmacanın zirve noktası. Nazımın "hikayesini" bildiğim için sordum, tanımlamaya şaşırdığım için, hangi vatanın şairi diye.
Bizi böyle düşünmeye sevkeden şey, geçtiğimiz yıllarda kaldırılan, kuru bir Bakanlar Kurulu kararı mı?
Nazım'ın "ihaneti" Bakanlar Kurulu kararıyla değil, hayatıyla tescil edilmişti. İşte bu yüzden hangi vatana ait olduğu da Bakanlar Kurulu Kararı ile değil, vatanına ettiği hizmet ve ömrü boyunca takip ettiği çizgi ile tespit edilmesi gerekirdi.
İşte o çizgiyi gözler önüne seren birkaç ayrıntı...
30 Haziran 1951, Cumhuriyet gazetesi 1. Sayfa. Haber: Şakşakçı Kızıl Şair hava alanında "beni yaratan Stalin'dir" diye bağırdı ve vatanının Rusya olduğunu söyledi. Moskova radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve havaalanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova radyosuna göre, Kızıl Şair Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir: "- Gözlerimin ışığını Stalin'e borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor."
Nazım'ı yaratan Stalin'i biliyoruz; ömrü Orta Asya Türklüğünü katletmekle geçmiş, hızını alamayıp Kars'ı Ardahan'ı istemek "küstahlığı"nda bulunmuş, en az Hitler kadar kanlı bir tiran...
Devam edelim Cumhuriyet haberlerine. 1 Temmuz 1951: "Moskova "ebedi" gazetesi Hikmet'e, hatta Pravdadan bile fazla yer ayırmış ve komünist şairin "Türkiye'de Amerikanlar" başlıklı bir makelesini yayınlamıştır. Nazım Hikmet bu yazısında "Türk burjuva sınıfının her türlü hicab hissini kaybettğini ve burjuvaların Türkiye'yi Birleşik Amerika'ya sattıklarını" ileri sürmüş ve Türkiye'de Sovyetler Birliği'ne karşı harb için hummalı hazırlıklar yapıldığını iddia etmiştir."
Kurtuluş savaşı destanı ile "coştuğumuz", ilk gençlik yıllarında yazdığı bir kaç şiirine dayanılarak"Vatan şairi" diye yutturulmaya çalışılan Nazım'ın "olgunluk dönemi" şiirlerine de bir göz atalım...
"Köyde bebeler ağlıyor/Uyku uyutmuyor açlık Yaramı sarıver bacım, jandarmalarla çarpıştık Görüp durur yolumu/Emzikli bir kadıncağız/ Biz on kere onbin memet/On kere on bin kaçağız. (Asker Kaçakları) **** "Kışlamız gömülünce karanlığa/İneceğim sokağa pencereden Bir saat içinde varırım dağa/Gel dağa çıkalım İzmirli teğmen Kuvayı Milliye kanı damarda/Asker ocağının şanı damarda Bekler bizi yüzbin yiğit dağlarda/Gel dağa çıkalım İzmirli teğmen." (İzmirli Teğmen)
Nazım'ın Atatürk'ü çok sevdiğini iddia edenler de var tabii. Onun İstiklal Harbi'ne katkısından bahsedenler nerede, nasıl olduğunu bir türlü anlatamadıkları hizmetlerini anlata anlata bitiremiyorlar. Bakalım "vatan şairi"nin Mustafa Kemal sevgisi nasıl bir şeymiş?
"Trabzon'da bir motor açılıyor/Sa-hil-de-ka-la-ba-lık Motoru taşlıyorlar/Son perdeye başlıyorlar! Burjuva, Kemal'in omzuna binmiş Kemal kumandanın kordonuna
Kumandan kahyanın cebine inmiş Kahya adamların donuna/Uluyorlar/Hav..Hav..Hak..Tü Yoldaş unutma bunu/Burjuvazi ne zaman aldatsa bizi Böyle haykırır/Hav..Hav...Hak..Tü.." (28 Kanuni Sani)
Kendini "yaratan", gözlerinin ışığı Stalin'in ölümü üzerine yazdığı 5 Mart 1953 şiirinde ise Stalin Yoldaş'ın arkasından döktüğü gözyaşlarını "muhteşem" dizeleriyle şöyle ifade ediyor:
"İlk önce kim kime/Metin ol kardeşim diyecek İlk önce kim kime/Baş sağlığı dileyecek? Hepinizindi o/Hepimizindir yoldaşlarım Acınızı duyuyorum/Sizin duyduğunuz gibi. ......
Nazım yolunu seçmişti, kendi gönlü ile; bilerek ve isteyerek. O "gönül" ile Rusya'ya sığındı. İlk gençlik yıllarında yaptığı gibi. Bu bir mecburiyet değildi; ancak alışkanlık olarak nitelendirilebilir.
Sağlığında "vatan"ı ancak "kaçmak" için hatırlayan Nazım'ın "beni Anadolu'da bir köye gömün" sözünün ne derece gerçek, ne derece "samimi" olduğu kendi satırları gözler önüne seriyor. Aşağıdaki mektup Nazım tarafından kendini "yaratan" Stalin'den sonra işbaşına gelen Kruşçev'e yazılmış. "Vatan şairi"nin SSCB vatandaşlığına geçmek için "ricasını" birlikte okuyalım:
"Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç,
19 yaşından beri, yalnızca kalbim ve kafamla değil, geçmişimle de Sovyetler Birliğine bağlıyım. Bolşevik Partisi'ne ilk olarak 1923 yılında üye oldum. Ardında, 1924 yılında yine Moskova'da 1925 yılı başında Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi oldum. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'ni bitirdim, parti işleri için Türkiye'ye gittim. 1925 yılı sonunda, Ankara'da yeraltı çalışması gösterdiğim için gıyaben 15 yıl hapis cezasına çarptırıldım. Sonra yine Moskova'ya döndüm. 1928 yılında Türkiye'de parti işleri ile uğraştım. O zamandan 1950 yılına kadar toplam 56 yıl hapis cezasına çarptırılmama karşın, toplam 17 yıl cezaevinde kaldım. Başta Sovyet halkı olmak üzere, ilerici insanların mücadelesi sonucu cezaevinden çıkarıldım. Ben sayılı komünist şairlerdenim. Çok mutluyum, çünkü Büyük Ekim Devrimi'nin beşinci yıldönümünü Moskova'da kutladım. Bu nedenle de şiir yazdım. SBKP'nin 22nci kongresini kutladım. Bu nedenle de şiir yazdım. Artık 10 yıldır Moskova'da yaşıyorum, ailem de yanımda. Bütün Sovyet halkı gibi, buradaki yaşama alıştım. Saygıdeğer Nikita Sergeyeviç, yardım edin, ben Sovyet vatandaşı olmak istiyorum."
Ne diyelim. Medya kalantorlarının "vatan şairi" ancak böyle bir şey olurdu zaten.
İsmail ŞAHİN
---------------------------------------------------- Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda arkadaşlar?Fikrinizi almak istiyorum...
Logged
Bir Memleket Yalnız Bir Milletindir... O Milletin İstek ve Menfaatlerine göre idare edilir...
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? oyunları, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? programı, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? oyunu indir, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? program yükle, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? download, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? hikayeleri, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? resimleri, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? haber, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? yükle,
Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? videosu, Nazım Hikmet hangi vatanın şairi? msn eklentisi, şarkı sözleri
Sonra gidip mezarında ağladı bir meclis başkanı sonra onu türk şairi sıfatıyla andı oda yetmedi mezarını türkiyeye alalım dedi peki hangi akla hizmet nazımofa saygı etmek istiyorsanız ölünün ardından konuşmayın
Logged
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşardım gitmeli olanların arkasından, Kahramanlık içerek acı ölüm tasından, İleriye atılmak ve bir daha dönmemektir. Yırtıcılar az yaşar uzun sürmez doğanlık, Her ışığın altında gizlidir bir karanlık...
Bay Nayman, sen kalkıp kafadan bu kadar yazıyı yazacağına sana çok kısa bir şey söyleyeyim ki bu yazıyı belki amacına ulaşmış sayasın diyorum... Sayın Nayman bak ne diyeceğim Nazıım Hikmet'in senin için eleştirilecek çok yanları olabilir ama, savunduğun ve peşinden gittiğin insanlar ise özellikle şu son yıllarda giderek artan bir ateşli taraftar gibi başladılar onun şiirlerini mitinglerde propaganda olarak kullanmaya... Bence lütfen susunuz iyisi mi, nazımı eleştirmek hakkınız olabilir ama; burada değil... buradaki kuralları dikkate almanızı öneririm bir dost olarak... siyaset yasak burada ne olursa olsun anti propaganda yapmayalım lütfen... Bir noktaya daha değinmek gerekir Ortaasya Türklerimiz de o zamanlar dünyayı istila etmeye çalışmamışlar mı ? Tarihte en çok imparatorluk kuran milletlerdendir Türkler, yalın kılıç istila, barbarlık, toprak bütünlüğüne milli duygu ve düşüncelerle yaşamaya yapılan bir saldırı değil midir... Böyle bir hak kimin hangi kitabının hangi sayfasında yazıyor acaba ? tarih geleceğe hataları ile doğru yolu zemin eyler, hazırlar... Türk milletine de sütten çıkmış ak kaşık dersek hata etmiş olmaz mıyız ? Eleştirileri açacak olursanız saymakla bitmez... İnsanlarımıza "Sözde Soykırım" olarak inandırılmaya çalışılan ve sözde olmayan daha nice gerçekler var... Boş versenize kardeşim o adam madem memleketini böyle sakınmadan ret etmiş sizin anlayışınıza göre vatana ihanet etmiş geçmiş gitmiş mesele de kalmamış... Kötülemenin de, göklere çıkarmanın da anlamı yok... Şimdiye bakalım, şimdiden sonrasını insani değerleri ön planda tutarak düşünelim iyisimi. Hadi o tek başına bunu açıkça yapmış, peki vatanı oylarımızla teslim ettiğimiz bunca halka gözünün içine baka baka yapılan bunca haksızlıklar peşkeş çekmeler birer ihanet gibi işler değil mi acaba ?
Türk milletine de sütten çıkmış ak kaşık dersek hata etmiş olmaz mıyız ? Eleştirileri açacak olursanız saymakla bitmez... İnsanlarımıza "Sözde Soykırım" olarak inandırılmaya çalışılan ve sözde olmayan daha nice gerçekler var..
yaşınıza ve tecrübenize saygım sonsuz... ama korkarım siz aslınızı yitirmişsiniz Baytunca... her devlet topraklarına toprak katma çabasındadır... ama bu demek değildir ki türk milleti bunu yaparken masumların canına kast etmiş... burada açılan konuyu saptırmayalım lütfen...
Logged
Dört yanlış birleşince Bir doğru vurulur Ama Testilere hesaplar Kırılmazdan önce sorulur...
Hangi konu sapmış hanfendi. Milletlerin toprak bütünlüğüne karşı söylediğin sözün farkında mısın bayan şu an acaba ? Toprak katma derken gel kucağıma evladım değil kılıçlar, silahlar konuşmuş bayan. Zorbalık ve istila. Barbar'ın anlamını neden Türk milletine vermişler "Barbar" şimdiki deyimle berber : anlamı "kesen, doğrayan" demektir... Aslını yitiren ben değilim, kendi sözünüzdeki tersliklerinizi gözden geçiriniz bir daha... Savaşta masumiyet sivil halkın içinde kalan bir özelliktir. Ben savaşmaktan söz ediyorum. Kimse gel bu toprağı sana vereyim demez gönüllü olarak... Saldırı olmazsa savunma ve savaş zaten olmaz... Savaşın ise anlamı belli... Ben senin düşündüğün biçimde bir aslım olduğunu kabul etmeyebilirim... Bu da bana ve benim görüşüme sizin yaklaşım savaşınız değil midir bayan tanecan ?
Bay Nayman, sen kalkıp kafadan bu kadar yazıyı yazacağına sana çok kısa bir şey söyleyeyim ki bu yazıyı belki amacına ulaşmış sayasın diyorum... Sayın Nayman bak ne diyeceğim Nazıım Hikmet'in senin için eleştirilecek çok yanları olabilir ama, savunduğun ve peşinden gittiğin insanlar ise özellikle şu son yıllarda giderek artan bir ateşli taraftar gibi başladılar onun şiirlerini mitinglerde propaganda olarak kullanmaya... Bence lütfen susunuz iyisi mi, nazımı eleştirmek hakkınız olabilir ama; burada değil... buradaki kuralları dikkate almanızı öneririm bir dost olarak... siyaset yasak burada ne olursa olsun anti propaganda yapmayalım lütfen... Bir noktaya daha değinmek gerekir Ortaasya Türklerimiz de o zamanlar dünyayı istila etmeye çalışmamışlar mı ? Tarihte en çok imparatorluk kuran milletlerdendir Türkler, yalın kılıç istila, barbarlık, toprak bütünlüğüne milli duygu ve düşüncelerle yaşamaya yapılan bir saldırı değil midir... Böyle bir hak kimin hangi kitabının hangi sayfasında yazıyor acaba ? tarih geleceğe hataları ile doğru yolu zemin eyler, hazırlar... Türk milletine de sütten çıkmış ak kaşık dersek hata etmiş olmaz mıyız ? Eleştirileri açacak olursanız saymakla bitmez... İnsanlarımıza "Sözde Soykırım" olarak inandırılmaya çalışılan ve sözde olmayan daha nice gerçekler var... Boş versenize kardeşim o adam madem memleketini böyle sakınmadan ret etmiş sizin anlayışınıza göre vatana ihanet etmiş geçmiş gitmiş mesele de kalmamış... Kötülemenin de, göklere çıkarmanın da anlamı yok... Şimdiye bakalım, şimdiden sonrasını insani değerleri ön planda tutarak düşünelim iyisimi. Hadi o tek başına bunu açıkça yapmış, peki vatanı oylarımızla teslim ettiğimiz bunca halka gözünün içine baka baka yapılan bunca haksızlıklar peşkeş çekmeler birer ihanet gibi işler değil mi acaba ?
Yakışık olmayan bir açıklama olmuş bunuda duygusal olarak yaptığınıza veriyorum tarih içinde türklerin barbarlığını nasıl söyleyebiliyorsunuz anlamış değilim bunu söyleyebilecek kadar tarihle iç içe değilseniz yorumunuzu sadece duygusallığınıza veririm. Ve eleştiri hakaret tozuna varmadığı sürece güzeldir nazımı sevmiyorsa biri bun akimse karışamaz sizde başka birini sevmeye bilirsinir buda sizin en doğal hakkınızdır Kimse kendini küçümsemez nazım kendi fikirleri içinde kendini haklı sayan bir insan nitekim hayatı içerisinde izlediği çizgi onu bu duruma düşürmüştür kimine göre vatan haini sıfatı yakıştırılmıştır buda demek oluyorki bir yerde bir açık kapı brakılmış Eğer ben benim babam stalin dersem önce ailemi sonra memlekette hin damgası yerim. Anayasal olarak bir araştırın lütfen bize Bir Dönemler Türüt ün anlamını sormuştunuz hatırlarsanız ben size kişileri değil sadece hainliği araştırın diye sormak durumundayım anayasada hainlik nedir bir kişiye hain yakıştırması yapılıyorsa muhakkak bir şeyler vardır Sizin bu açıklamalarınızı hayretler içinde üzülerek okudum her ülke tarihiyle gurur duyarken siz suçları hataları araştırı oldunuz tarihden ders almak için yapıyorsanız evet bencede doğru yapıyorsunuz
Alıntı
Şimdiye bakalım, şimdiden sonrasını insani değerleri ön planda tutarak düşünelim iyisimi. Hadi o tek başına bunu açıkça yapmış, peki vatanı oylarımızla teslim ettiğimiz bunca halka gözünün içine baka baka yapılan bunca haksızlıklar peşkeş çekmeler birer ihanet gibi işler değil mi acaba
yukarıdaki açıkalmada siz haklısınız ama sadece hainlere oy verdiğiniz kısmında birey bağımsız hareket edebilir ama devlet bağımsız değildir Hain devlet yoktur hain vatandaş hain kral hain yönetici vardır yani bakın yine bireylerden bahsediyoruz 5 yıl sonra halkı bilinçlendirip hainlere oy verdirtmeyin
Saygılarımla SELİMOĞLU
Logged
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşardım gitmeli olanların arkasından, Kahramanlık içerek acı ölüm tasından, İleriye atılmak ve bir daha dönmemektir. Yırtıcılar az yaşar uzun sürmez doğanlık, Her ışığın altında gizlidir bir karanlık...
Arkadaşlar lütfen ortamı germeyelim.Dedik ya herkezin fikri kendine.Eğer yanlış olduğunu düşündüğünüz bir takım fikirler ve sözler varsa bize doğrusunu söyleyebilir yada bunu bize belge,kaynak v.b elemanlarla ışık tutabilirsiniz.Tartışmacı bir üslupla hiç bir yere varamayız
Saygılarımla...
Logged
Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık
Son sözüm şu size bayan tanecan, evet ben cahilim, belli ki siz ise; tarihlerin tamamını tek başına yazdığınız anlaşılıyor.. ve ne kadar da doğru yazmışsınız ve de ne denli öğrenmek zorunda olduğumuz, muhtaç eserler maaşallah... savaşı toprak kazanma diye niteleyen birisi zaten benimle değil, hiç kimseyle fikirlerini tartışamayacak kadar körü körüne bir cahildir bayan...
"siz yaş itibariyle çok yol kat etmişsiniz fakat malesef hala ilk ve ortaöğretimde yanlış okutulan tarihle hareket ediyorsunuz...
biraz daha kapsamlı araştırma tavsiye ederim..."
"ama mesele miilletim,özüm,dilim,dinim olunca özlellikle onlara haksızca dil uzatılınca sabır taşıyor..."
Bende yukarıda saydıklarınızın bütününe sahip çıkmaya özen gösteren bir T.C. Vatandaşıyım... Ama geçmişin yalnışlarını söylemek yani gizlememek aslını en güzel şekilde doğru ortaya koymaktır bana göre işte sizde olmayan, eksik olan zaten bu... Anlamak istemediğiniz nokta ise geçmişinin hatalarını o geçmişten gelen biri olarak kabul etmemeye yanaşmamanızdır... Bu ise asıl o savunuyorum dediğin fikirlerine, ayrıca da seviyorum şunları şunları benden kimseler özümden alamaz dediğin toplumuna karşı bir sözde sevgi ve riyakarlıktır...
Bari şurada somut olan eserlerinizdeki gerçeklerinizi ortaya koyunuz da, sizin şu değerli eserlerinizden istifade edelim de hiç değil zararın neresinden dönersek kardır diyelim... eve lütfen şu cahilliğimizden kurtarın bizi hanfendi... Hangi kitabınızın kapsamından örnekler vereceksiniz bizlere sabırsızlıkla sizi bekliyorum ?
Bay Selimoğlu arkadaş doğrular kimisinin gözüne çirkin görünür ama doğrudur her haliyle. Yakışan tarafını içinde (kişiden başlayarak, toplumun bütünü ile) evet içinde yatan doğruları kavradıkça güzellikleri farkedilir. Gerçeklerin içerisinde duygusallığın yeri yoktur... Gerçeklere vurulan darbe bir ağacın yaş iken köküne hoyratça balta vurup onu dalı yaprağı meyvesi demeden devirmektir... Ağaç devrilir ama gerçekleriyle beraber devrilir... Ne duygusallığından bahsediyorsunuz, neyi neyin duygusallığına veriyorsunuz arkadaş, imparatorluklar sadece türklere mahsus bir şey değil ki, dünyanın genelinde kurulan imparatorluklar, devletler, kavimler, kabileler hep birer savaşın, istilanın zorlamanın sonucunda oluşmamış mıdır... Türkler tarihte kim önüne gelmişse hangi millettir, allahın kulu mudur değil midir diye düşünmeden dünyanın dörtte üçünü nasıl elde etmişlerdir peki ? Şimdiki 21 asırda yedi düvelin hala bizlere olan bu kini, bu dışlayışları nedendir sizce, o kadar saf ve temiz bir geçmişi olan toplum istilacı olmasaydı o koca imparatorluklar oluşamazdı değil mi ? Aynı şey yabancılar içinde geçerli değil mi ? Örneğin Roma İmparatorluğu... Alman İmparatorluğu, Almanlar Karpat dağlarını aşsaydı Rusyayı işgal etmeyecek miydi... Bu ne demektir... Biz temiz bir uysal geçmişe sahip değiliz demektir... Global olarak söylüyorum... buradanda sakın yalnış anlamlara kendini yönetme ... Ben sana çok basit bir örnek daha vereyim : Türk Milleti neden kısa (genelde) boyluymuş biliniz lütfen tarihte sürekli at üstünde olduğundan bu bilimsel olarak kanıtlandı... O akın bu akın gözü doymadan koşturduğundanmış... Ben bunları yazarken yani bu ülkeye tam cephe almış biri gibi neden düşünülüyorum ki, bunlar gerçekler, bu gerçekler yine bütün dünyada devam ediyor... savaşların şekilleri değiştirilmiş olarak... bunu inkar etmiyorum ki... Bak "Barbaros hayrettin Paşa" mız, hatta "Muhteşem Süleyman" 'ımız bile var değil mi ?... İngilizler Kaptan-ı Derya o adama lakap bile takmış değil mi ? Söylediğim sadece şu : Gerçekleri inkar etmemek lazım... Tarihin acı mirası ama, bize bırakılmış ve bizim de geleceğimize bırakacağımız acı gerçekler... Benim maksadım Allahın yarattığı düşünen varlık olan "İnsan" ın geçmişinden geldiğimiz halde onların yaptığı yanlışlara kafa tutamaz oluşumuz işte hepsi bu...
« Son Düzenleme: 06 Haziran 2008, 13:36:34 Gönderen: BAYTUNCA »
Sevgili Vuslatım Şafak, ortamın gerildiği falan yok sizden ricam o zaman şudur : arkadaşlar bu konularda kurallara uydukları takdirde ben daima uymaya devam ederim... dikkat ediniz her tartışma başladıktan çok sonraları daima söze karışıyorum... İnsan olarak ülkemizde bunca sorunumuz varken yok Deniz gezmiş, Yok PKK, yok Nazım Hikmet şöyle olmuş, yok Rum mahallesinde Villalar yapılmış falan gibilerden yararsız şeylerle uğraşıyoruz... bence bu kısımın içine yazılacak olanların sizinde belirttiğiniz gibi kuvvetli denetimi gerekmektedir... Politik bir isim, politik bir konu görüldüğünde asla konulmamalıdır... Saygılarımla.
Sevgili Vuslatım Şafak, ortamın gerildiği falan yok sizden ricam o zaman şudur : arkadaşlar bu konularda kurallara uydukları takdirde ben daima uymaya devam ederim... dikkat ediniz her tartışma başladıktan çok sonraları daima söze karışıyorum... İnsan olarak ülkemizde bunca sorunumuz varken yok Deniz gezmiş, Yok PKK, yok Nazım Hikmet şöyle olmuş, yok Rum mahallesinde Villalar yapılmış falan gibilerden yararsız şeylerle uğraşıyoruz... bence bu kısımın içine yazılacak olanların sizinde belirttiğiniz gibi kuvvetli denetimi gerekmektedir... Politik bir isim, politik bir konu görüldüğünde asla konulmamalıdır... Saygılarımla.
Önerileriniz yönetim tarafından dikkate alıncaktır abi
Logged
Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık Anla ki yok, Allah’tan başkasıyla yakınlık
Çok teşekkür ederim kardeşim. Evet lütfen ilgilenilsin dilerimki çünkü sanat ve şiir forumundan başka her bir şeye benzemeye başladı... Siteyi kuranların güzel ve dürüstçe insanca hizmet verenlerin emeklerine yazık olmaya başlıyor gibi bir ortam, hoş bir durum oluşmamakta yani... Saygı ve sevgilerimle.
Bay Nayman, sen kalkıp kafadan bu kadar yazıyı yazacağına sana çok kısa bir şey söyleyeyim ki bu yazıyı belki amacına ulaşmış sayasın diyorum... Sayın Nayman bak ne diyeceğim Nazıım Hikmet'in senin için eleştirilecek çok yanları olabilir ama, savunduğun ve peşinden gittiğin insanlar ise özellikle şu son yıllarda giderek artan bir ateşli taraftar gibi başladılar onun şiirlerini mitinglerde propaganda olarak kullanmaya... Bence lütfen susunuz iyisi mi, nazımı eleştirmek hakkınız olabilir ama; burada değil... buradaki kuralları dikkate almanızı öneririm bir dost olarak... siyaset yasak burada ne olursa olsun anti propaganda yapmayalım lütfen... Bir noktaya daha değinmek gerekir Ortaasya Türklerimiz de o zamanlar dünyayı istila etmeye çalışmamışlar mı ? Tarihte en çok imparatorluk kuran milletlerdendir Türkler, yalın kılıç istila, barbarlık, toprak bütünlüğüne milli duygu ve düşüncelerle yaşamaya yapılan bir saldırı değil midir... Böyle bir hak kimin hangi kitabının hangi sayfasında yazıyor acaba ? tarih geleceğe hataları ile doğru yolu zemin eyler, hazırlar... Türk milletine de sütten çıkmış ak kaşık dersek hata etmiş olmaz mıyız ? Eleştirileri açacak olursanız saymakla bitmez... İnsanlarımıza "Sözde Soykırım" olarak inandırılmaya çalışılan ve sözde olmayan daha nice gerçekler var... Boş versenize kardeşim o adam madem memleketini böyle sakınmadan ret etmiş sizin anlayışınıza göre vatana ihanet etmiş geçmiş gitmiş mesele de kalmamış... Kötülemenin de, göklere çıkarmanın da anlamı yok... Şimdiye bakalım, şimdiden sonrasını insani değerleri ön planda tutarak düşünelim iyisimi. Hadi o tek başına bunu açıkça yapmış, peki vatanı oylarımızla teslim ettiğimiz bunca halka gözünün içine baka baka yapılan bunca haksızlıklar peşkeş çekmeler birer ihanet gibi işler değil mi acaba ?
Baytunca,
size sayın diye hitap etmek isterdim ama, yazdıkalrınızın saygı duyulacak bir yanı yok.
ne yahu !
ne var burada yasak olan, hangi kural çiğnendi ?
neresinde siyaset var yazının !
İşin aslında sizin yaptığınız Türklüğe ve Türklere hakarettir,
sizin yaptıığnız kural dışı
nerede barbarlık yapmışız?
kimi katletmişiz,
şu sözde soykırım ve sözde olmayan gerçekler demekle Türkleri soykırımla suçluyorsunuz?
karnından düşünüyor ve konuşuyorsun Baytunca,
türk imparatorluklarına bile çamur attın, boylarına laf ettin, at üstünde oluşlarını katil olamalrıyla ilişkilendirdin ! ...
keşke tüm dünya Türklerin imparatorluğunda olsaydı şu an,
olsaydı
ABD IRAK'ı yakıp yıkmazdı, katil olmasına izin vermezdik,