Günümüzde şiirler, eskisinden farklı olarak ölçüsüz, kıtasız hatta kafiyesiz olarak bile yazılabiliyor. Peki bu, şiiri şiir olmaktan çıkarıyor mu? Öyleyse şiir nedir? Her cümleleri bölünüp alt alta yazılan nesirler de şiir midir?
ŞİİR NEDİR?
Logged
Nerdesin Unuttuğun soluk bir yaprak mı oldum Rüzgarlarla savrulan? Hafif dalgalarla oradan oraya İtilip kakılan küçük bir balık mı? Lime lime oluyorum gün geçtikçe, Adım adım yok oluyor varlığım; Lakin bir tek unutamıyorum adını. H.A.
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Şiir Nedir? oyunları, Şiir Nedir? programı, Şiir Nedir? oyunu indir, Şiir Nedir? program yükle, Şiir Nedir? download, Şiir Nedir? hikayeleri, Şiir Nedir? resimleri, Şiir Nedir? haber, Şiir Nedir? yükle,
Şiir Nedir? videosu, Şiir Nedir? msn eklentisi, şarkı sözleri
Elbette ki insanın duygu ve düşüncelerini belli ölçü ve kalıplara sokmak da ille de şiirdir denilemez... Yani anlatılmak istenenler ya hece vezni, ya da serbest vezinle anlatılır. Kaafiyeler özellikle önceki yüzyıllarda daha çok kullanılıyordu şiirde... ama bir Nazım Hikmet, Ahmed Arif, Can Yücel, Arif Damar şiirlerini hep serbest yazmıştır nasıl diyemiyorsak, bir Aşık Veysel de serbest şiir yazmıştır da diyemiyoruz. Neden ? Çünkü, ozanlık farklı, şairlik farklı şeylerdir. Ozan, ille de ölçülü, uyaklı (kaafiyeli) yazar, ama, bence çoğunun şiirlerinde anlattıklarında, anlamlarda akla gelmeyecek kadar kopukluklar vardır. Bir nevi sonlar kaafiyeli olsun da, anlamını kaybetmesinin de önemi yok gözüyle bakılır. Bu şiir olmaktan zaten çıkar, kaafiyeli de yazılsa işin özünde satırlar arasında birbirlerini tamamlayarak bir sonuca doru gitmek meseledir. İlk kıtanın içine aşk ile giren bir şair, daha ikinci kıtasında ilk kıtasında söylemek istediğinden uzaklaşır, dikkatle incelendiğinde sanki iki kişibir şey konuşuyorlarken, oradan geçen hiç tanımadıkları birisi lafa karışıyor ve konu da bu nedenle dağılıp gidiyor, sonuç ortada ne nesir var, ne şiir... yani şairlik düşüncelerini bütünlük içinde başlatıp, çözülmeye meydan vermeden, giderek birbirleriyle ilişkilendirerek yazarsa, şiir yazmış olur, kalıplara sokmak ille de şiir değildir... tekerlemeler de aynı şeyler gibidir, maniler de, varsağı larda, ağıtlar da, destanlar da, güzellemeler de, yakarılar da ve hatta ilahiler de, önemli olan "uydu ya" demek değil, anlatmakistediğini doğru anlatmaktır... Ama yukarıda bahsettiğim örneklerden, Nazım Hikmet, Can Yücel, Ahmed Arif gibi serbest şiir yazanların, serbest şiirlerinin içinde de zaman zaman kaafiyeler mevcuttur... Ve bence anlatmak istediklerini tam anlattıkları gibi, üstüne üstlük okurunu çok yönlü düşünceye sevk etmeyi de başarmışlardır... Şiir özünde kelimelerin birer cambazlar dizisi olarak eğitildiği şairin ruhunun arenasıdır... her kelime ip üstünde hayretler uyandıracak ayrı anlamda oyun sergilerken, aynı ipin üzerinde bir bütünlüğün de düşmediği, birbirinin anlam hakkına dokunmadan, hatta yardımlaşma yapan, imeceye katılmış köylüler gibi oldukları zaman görev tamamlanmış olacak, şiir yazılmış olacaktır... sorunuz güzel soru sevgili "ben şar" dostum... edebiyat insanın içinde olan bir melekdir... ama kimisinde gelişmiş olur, kimisinde ise gelişmesine neden olan unsurlar oluşur... güdülemeler, ulaşılamaz gibi görünen şeylere ruhi olarak, manevi bir sempati ve sevgi gösterisi yapma gereği var sa, (örneğin aşk/aşık olmak/yoksulluk/hasret çekmek/doğa sevgisi/ilahi aşk vs.) gibi nedenler güdülemelerdir ki insanın içinde olanın dışına vurumuna döner... Şiir olu, kıta kıta, kaafiyeli, ya da serbest, ya da roman olur nesirlerle, öykü olur, masal olur, kahramanlık destanı olur v.s... Kısacası anlatılan meramın tüm incelikleriyle kopuksuz anlatılmasıdır önemli olan... sevgilerimle...
Şiir, neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür. Şiiri tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir. Ancak, kendine ait bir dil ya da söylem kullanması, müzik ve sesle yakın ilişki içinde bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul edilebilecek özelliklerdir.
Şiirin ortaya çıkışı, insanın sesini bulması ve özellikle konuşarak iletişim kurmasını sağlayan bir dil geliştirmesi ile yaşıttır. İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu. Bu dilin ritmik özellikleri şiir dilinin öncülü olarak algılanabilir. Platon da şiiri tanımlarken “büyülü söz” ifadesini kullanmıştır.
Çağlar boyunca türküler şiirsel metinler olarak sözlü yazın örnekleri olarak yaşamışlardır. Her kültürün günlük dil kadar sık kullandığı türkülerin sosyolojik boyutu yazınsal boyutundan daha önde görülmüştür. İşlerini yaparken türkü söyleyen insanlar bireysel ya da grupsal gereksinimlerinden dolayı farklı türlerde şiir geliştirmişlerdir. Bu gereksinim sonucu ortaya çıkan türler Yunan kültürü etkisi altında gelişmiştir. Bu bağlamda ilk gelişen türler lirik, epik ve dramatik şiirdir. Bunların dışında pastoral, didaktik ve satirik diye adlandırılan türler de şiirde iç farklılaşmanın diğer örnekleridir.
Topluma ortak bir duyarlık ve bazen vicdan oluşturmak, insan-doğa ilişkisini düzene koymak, sıradan insanın gözlemleyebildiği halde ifade edemediği olayları ve olguları güzel ve farklı bir dil kullanarak gündeme getirmek ve böylece toplumun sözü olmak gibi işlevleri vardır şiirin. Şiirin işlevi yazıldığı ya da söylendiği döneme bağlı olarak farklılık göstermiştir. Topluma kazandırılmak istenen değerlerin sözcülüğünü yapmış, yenilikleri tanıtmaya çalışmış, demokrasi ve özgürlük kavramlarının kalıcı olmasında önemli pay sahibi olmuştur.
Alıntı
bu sorunun bir açıklaması sanırım yeterlidir
yani araştırmak istedim netten acaba gerçek anlamı nedir diye sakın yalnış anlama
güzel bi soru sormuşsun çünkü teşekkürler...
Logged
şimdi sussam olurmu yoruldum desem hayat durulurmu... hayalet gibiyim varken yok oluyor bedenim sus... soru sorma yüreğim... meddücezir'deyim....
şiir hayattan alıntıdır söylemek isteyipte söyliyemediğimiz saklı kelimelerdir şiirde özgür olursun dilediğini yazarsın içindekileri satırlara dökersin yani ne biliyim sevgini aşkını kinini nefretini şiir sayesinde anlatırsın daha doğrusu şiir yaşamımızın bir parçasıdır bana göre
kendi düşüncelerimide yazmak istedim...
Logged
şimdi sussam olurmu yoruldum desem hayat durulurmu... hayalet gibiyim varken yok oluyor bedenim sus... soru sorma yüreğim... meddücezir'deyim....
şiir uzaktakileri yakına getirebilmektir... hislere tercümedir. üretken ruhlardan kağıda yansıyanlardır...
kimsesi kalmış bir ruhun psikolojisini yansıtan bir yazıya şiir diyebiliriz. bunda herhangi bir düzen aramak olmaz çünkü o psikolojide zaten ruhun düzensizliği ana öğedir...
ama yine de mümkün olduğu kadar düzene uyulmaya çalışılması çok daha iyi olur. tekdüze itmek bir yere kadar...
Logged
sonunda boğulmak olsa da benim o sularda yüzmem gerek...
şiir kelimelerin raksıdır her bireyin raksı gibi şiirleri de ayrı figürler içerir. şahsen benimkiler uyaksız, kafiyesiz ve ölçüsüz olsun tıpkı duygularım gibi ölçüsüz....
Logged
ne yağmurun elleri var ateşimi söndürmeye yetecek ne rüzgarın nefesi var hasret gemimi sıla limanına cekecek ne de toprağın nemi var sevda tohunu yeşertecek ne de zamanın kıyısında saatlerin zehir zemberek döngüsünde bir an var sensiz geçecek
herkes sıır hakkındakı goruslerını yazabılır buraya...
Logged
... Denedim insanını dünyanın Sabah sabah Cimrilikle dolu deriler yürüyordu Başka bir şey göremedim Sonra Kanaat kınından bir kılıç çektim Keskin tarafıyla onlardan Ümitlerimi kestim
duyguların kağıda dökülmesi dedniyor. ama bu günümüzde tembelliğimizden uzun uzun denemeler yapamadığımız için kısa bir biçimde manzumlaştırılıyor. (halbuki pekala bir nesirle de duygu düşünceler açıklanabilir.) hal böyle olunca, kanaatimce, adam gibi şiir diyebileceğimiz şiirler meydana gelemiyor.(kendimi de eleştiriyorum bu arada). bence şiiri şiir yapan ahenk günümüzde yakalanabilmiş değil. herkes serbest nazım diyerek işi çığırından çıkarıyor. Orhan Veli'yi düşünürsek; o serbest nazımla yazmış, fakat aruz veznini de çok iyi bilmiştir ki; bazı şiirlerinde o ahenk yakalanabilmektedir. benim dert yandığım hiç kendimi şiir açısından geliştirmiyorum; üstüne üstlük karaladıklarıma birkaç insan şiir dedi diye havalanıyorum. galiba şiirin ne olduğunu örenmek için biraz eskilere bakmamız lazım.
Logged
Nerdesin Unuttuğun soluk bir yaprak mı oldum Rüzgarlarla savrulan? Hafif dalgalarla oradan oraya İtilip kakılan küçük bir balık mı? Lime lime oluyorum gün geçtikçe, Adım adım yok oluyor varlığım; Lakin bir tek unutamıyorum adını. H.A.