Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Yağmur Gözlüm oyunları, Yağmur Gözlüm programı, Yağmur Gözlüm oyunu indir, Yağmur Gözlüm program yükle, Yağmur Gözlüm download, Yağmur Gözlüm hikayeleri, Yağmur Gözlüm resimleri, Yağmur Gözlüm haber, Yağmur Gözlüm yükle,
Yağmur Gözlüm videosu, Yağmur Gözlüm msn eklentisi, şarkı sözleri
Acılar vardır, bir de çaresizlikler Ne zaman başladıysa benim öyküm Yürüdük, kimbilir kaç yıl beraber Bir yanımda aşk, bir yanımda ölüm Durup durup kirlendim yaşadıkça Aşktı beni yıkayan, Arıtan su Dünyamı saran bir uçtan bir uca Hep o bir gün sevememek korkusu Ben kalbimi o taşlarda biledim Bütün pisliklerini yeryüzünün Kazıdım hançerimle yeniledim Son dakikasında bile ömrümün Ben Tanrıdan başka bir şey istemem Her sevgiye açık olsun pencerem
Son yalvarışları alıp götürüyor rüzgâr Duyasım yok...inanasım hiç Ki ben üşür(d)üm bu rüzgârda, Ben üşür(d)üm yokluğunda..
Vazgeçiyorum ben... Kışlıkları geçirip üstüme yitiyorum senden...
Ve bitti!!! Sona erdi tüm zamanlar Düştü son yaprağı ağacın.. Yere eğilip alamıyorum bile...ne acı Her eğilişinde nefessiz kalır mı insan? Kalırmış... Nefessizlik nasıl batar etine,ciğerine Nasıl sızlatır,nasıl kanatır içten içe Bilirim... İşte bu yüzden, Tüm bu bildiklerim yüzünden..
Son sözleri esirgeyerek senden... Vazgeçiyorum ben bu eziyetten...
bu gece hep yanımdaydın benim ışık oldun karanlık geceme hayalin canlandı gözlerimde bu gece seni ölesiye özledim
o an vakit dursun istedim her kapı çalışında gelmeni diledim duvarlarla konuştum sen diye yine bu gece seni ölesiye özledim
sensizlik ve yine sensizlik var bu odanın içinde dışarıda uğultulu bir ayaz var sevgilim gelmeni istedim dışarıdaki yağmurla birlikte bu gece seni ölesiye özledim
dün gece sensiz geçti yine umutlarım tükendi gözyaşlarımla birlikte ben sensizlikten öldüm yine dün gece seni ölesiye özledim yine
Tatlı bir melodi senin sesin Güneş gibi yüzün Bir yudum su seni hissetmek Ve Sana olan aşkın Bana verdiği mutluluk Bence gerçek bir mucize Sonsuz aşkımsın Cennetimsin de herşeyimsin de Tüm mutluluklarımın da esin kaynağısın
Bir kartanesinin sıcaklığındadır benim aşkım Güneş damlalarının ayazında Bir kasırganın ılıklığında Hoş bir meltemin hoyratındadır. Masmavi semanın siyahındadır benim aşkım Zifri karanlık bir gecenin yıldızında. Bir ihtiyarın gülümseyişinde Bir bebeğin hıçkırıklarındadır. Gözyaşımın uzağındadır benim aşkım, Kalp atışlarının yakınında...
Ne güzel şey seni seviyorum demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel Her baharda gece gündüz her saniye Seni seviyorum Seni seviyorum Seviyorum seni diyebilmek ne güzel
Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir
Çünküsü yok nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, dakikalar zaman üstü Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerinin duyuyorum yüreğimde Ve hasretin içimde Seni seviyorum Sesinin duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak Hiç kapatmamak telefonu Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe
Bir kere sevdaya tutulmayagör Ateşlere yandığının resmidir Aşık dediğin mecnun misali kör Ne bilsin alemde ne mevsimidir
Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabıma sığdıramıyorum aşkı Gülmek geliyor içimden Sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık tanımadık herkese selam vermek Merhaba ülkemin güzel insanları Hepinize hepinize merhaba Sizi de seviyorum Yağmuru, denizi, kokusunu toprağın Gökmavisinde güvercinleri, martıları Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bin dallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum Seni seviyorum Bir kenara mahsun çekilen içim Yemeden içmeden kesilen içim Sensiz/yarsız uykuyu haram bilen için Ayrılık ölümün diğer ismidir
Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı Senin sevdiğin herşeyi seviyorum Türkülerini memleketinin Feneri ve kara kartalı senin için Davamızı ve şiiri sende seviyorum Seni seviyorum İyi ki doğdun İyi ki varsın Doğum günün kutlu olsun Seni çok seviyorum Seni çok seviyorum
Yaşamaksa seni sevmek Ben hiç ölmedim Seni seviyorum
Sahi Ben Kimim Hatırlıyor musun "kimsin sen?" diye sormuştun bana!! Sahi ben kimim? Ah bilebilsem seni üzer miydim hiç… Birilerini üzmek insanın "kim" olduğu bilincinden İlm-i huzuriden mahrumiyetle kabildir. Yağmur yağıyordu yanılmıyorsam, Gelincik renkli arabamda oturmuş Belki de "kim"liğimi bulmaya çalışıyordum. Ama sen daha fazla dayanamadın, Sormadan edemedin "kimsin sen?" diye... Sahi ben kimim? Bir deli mi? Aklını kullanamayan bir zavallı mı? Başı kuma gömülü bir devekuşu mu? Belki de gardiyanını seven bir mahkum… 12 Eylül'de Diyarbakır zindanlarında 5 Nisan'da vatan caddesi'nde, Kasım'da Merter'de başına çuval geçirilen Bilinmeyen bir yere kaçırılan tuhaf bir insan… Dedim ya sahi kim olduğumu bilsem Seni üzer miydim hiç! Onlar da benim "kim" olduğumu Bilmedikleri için yanıldılar, "kim" olduğumu bilseler yaşatırlar mıydı dersin! Gerisin geriye bırakırlar mıydı? Hiç sanmıyorum! Ama ne iyi değil mi? Allah'tan başka hiç kimse "kim" olduğumu bilmiyor. Onlar "kim"liğimi bilmiyorlar, Ama ben "kim"sesiz değilim ki! Yalnızlık ayrı şey, "kim"sesizlik ayrı şeydir. Ben hep yalnız yaşadım, Ama hiç bir zaman kimsesiz olmadım. Bu yüzden de hiç "kim"se "kim" olduğumu anlayamadı, bilemedi. Para sundular olmadı, Araba teklif ettiler olmadı, Ev vadettiler olmadı, Dolar dediler olmadı, Güzel kızlar yolladılar olmadı, Dövdüler olmadı, Hapsettiler olmadı, İşkence ettiler olmadı, Gece yarısı baskın yaptılar olmadı, Yolumu kestiler olmadı, Başıma çuval geçirip kaçırdılar olmadı, Olmadı, olmadı, olmadı… Ve olmayacak Çünkü "kim"olduğumu bilseler, Beni üzmezlerdi biliyorum. Kendileri de üzülmezdi en azından. Ama olmadı işte, tanıyamadılar, Kimliğimi okudular Ama "kim" olduğumu anlayamadılar. Düşmanlar şöyle dursun dostlar da anlayamadılar. Deli dediler, asabi dediler, Taliban dediler… Ama hep dediler, Hiç bilmediler, tanıyamadılar. Düşmanı yanıltan da belki bu "dedi"ler oldu. Evi var, yazlığı var, arabası var, Parası var, kaçamaz düşündüler. Bırakıp gidemez dediler. Bunca şeyi tepemez zannettiler. Bir de çuval geçirdin mi kafasına İşi tamam bildiler. Ama olmadı işte yanıldılar… Ben kendimi tanıyamadım ki onlar tanıyabilsin. Villada yaşasam Gecekondudaki yalınayaklılara ağlar gözlerim Son model arabaya binsem Cadde kenarında otobüs bekleyen İnsanlara takılır gözüm. Sahi "kim"im ben? Hiç bir şey tutamıyor beni Esareti, bağımlılığı tutkunluğu, hiç sevmedim. Özgürlüğe bile aşık olamadım Esaretten nefret ettiğim kadar! Yağmur yağıyordu Ben arabamda oturmuş düşünürken, Sen sırılsıklamdın "Sen kimsin?" derken Ben gülümsedim, hatırlıyor musun? Seni üzmek istememiştim inan, Ama çok zor bir soruydu bu. Nasıl anlatsaydım, Nereden başlasaydım, bilemiyordum? Hem anlatsaydım, başlasaydım, Sen anlayabilecek miydin, Sen başladığım bu hikayemi Bitirebilecek miydin? Hiç sanmıyorum! Çünkü sen o çölün bağrındaki Kurumuş ağaç hikayesini Hiç duydun mu sen? Tahmin etmiyorum! Sahi çöl nedir bilir misin? Sen şehir çocuğusun, Çölü nereden bileceksin, Hadi bildin farzedelim O kurumuş ağacı Nereden bileceksin? Hadi bildin diyelim, O yol sevdalısını nereden bileceksin? Arayıp dilinden anlamazsın ki! O şehir dilini bilmez, sen de çöl dilini! Çevirisi de olmaz bu dilin! Hissedeceksin, yaşayacaksın, Sesi yok bu dilin. İşte böylesine garip bir macera. Ama bilebilseydin, bulabilseydin, O kurumuş ağacın altındaki O yol sevdalısıyla anlaşabilseydin, İşte o zaman bana "sen kimsin?" diye sormazdın, Gerek duymazdın. Artık "kim" olduğumu, Kimliğimden daha iyi bilebilirdin, Hissedebilir, yaşayabilirsin. Ama olmuyor işte "Onlar"ın "kim" olduğunu Anlayamadıkları birini, Sana nasıl anlatsaydım, Hissettirip yaşatsaydım! Bir daha sorma bana ne olur, Çok zor bir soru! Her yıl sınıfta kaldığım, Geçemediğim bir ders… Gel de bir gidelim, Hava karardı, sırılsıklam olmuşsun, gidelim… Düşünmekle anlaşılmaz bu muamma Bir gün belki anlarsın Yağmurlu bir gecede sorduğun Bu zor sorunun anlamını! Gerçi tahmin etmem ya! Ama ne de olsa dosttan ümid kesilmez. Haydi gidelim, hava kararmadan, Ortalığı sel basmadan… Bir daha da sorma bu soruyu ne olur!
yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
Gelecekse ölüm; Senin ellerinden gelsin. Sona erecekse ömrüm; Senin gözlerinde sona ersin. Sus ne olur. Cellâdım olmuşken gözlerin, Ellerinden gelen soğuk ölümü, Fakir yüreğim " onur " bilsin. eline saglık cok guzel
« Son Düzenleme: 05 Ocak 2007, 14:44:46 Gönderen: bagdat caddesi »
Logged
yÂLÑÍzCå ÇØCuKLåR ÂĞLåR Wê ¥ÂLÑÍzCå ÄLLåh 僃è&EThèR ßíRgÛÑ ß€ÑÏ T€RK€dE€RSèñ ÇoCÙk DÊğÏLÎM ÁğLÂMÄM ÂLLÄH D€ğÏLÍM ƒƒêtM€M <br /><br />3 4 ½ C a d d e tiKKy bOyS<br /><br />
Ben aşkım fitarihinde muhtelif cömertlikler doğurdu beni hayatın kıpırtısıdır yüreğimi kancalayan atılgan düşlerime hiçbir kalemin çizemediği bir yeryüzüm var –saklıdır– iyi hal üzre yoğunlaştıkça kalbim ayın rahminde rahmana açılan eller benim elimse aşkımı söylemeye bu can az gelir.
Ben aşkım şair körfezime tabiat imge taşır ben ceylan adım şiirim yılan kabuğunca soyunur suya nakşeder kuytulardan usandıkça girerim kemik köprülerimin kıl besleyen evine düşe-kalka tozuturum gövdemi sana karşı okurum yastığıma yazılmış gül cengini kâlû belâdan beri çavdar ekmeğine varınca bir sarı anka çaprazlanmış bir aşkı yürürlüğe sokarım.
Ben aşkım gümrah gözlerimde harfi harfine sen varsın kıyamet arşivinde yağmurlanmış bu gözlerimde çok muhacir olmuş süryani ilinde kıyama durmuş utanmış arınmış yanmış velhasıl ve benim kükremiş zamanımda ölçmüş kendini bir nişan almış azrail örtülü namus gelincik evcil tutmuş isyanları kendinde şahan kıymış esmiş yemenlere eşkiya rüzgârlarla ve bana doğru üç usul devenin ümmi çobanı aşkımın selâmı veysel karani.
Ben aşkım kimse dolduramaz bu fukara isteğimi karşılanmış sevdayla zenci bir çocuğun göz aydınlığında kokar dururum kokar dururum eğrelti kalmış yontulmamış zamanda uçtukça havalandıkça bütün bu kuşlar ve aramakla sözlü ben hamd ü senalarımı göklere düğümlerim sevgilim bozdikenler içinde rüya yollayan hür ağzımla bir akkuşun uçuşundan inanç emerim.
Ben aşkım işte böyle bir tutam köz koyarken kalbime serinkanlı ferah kentler adına hicretlerim gitgide çoğaldıkça yakup bir gözde anneler anneleri hep bekledikçe varım ve bütün yollarım hakka çıktıkça çekingen kırlangıçlar örneği filintam elimde namlu kaldıkça ben aşkım.
Ben aşkım kardeşim söz atmış mercan benzerliklerle çemrenmiş gömleğimde açık ve gerili pazım bu uyanık göbeğim alanlarda attıkça öpüşler kovalarken sizi inci kızlarım demir atacağım bulutların ardından menekşeler kentine umuda yakı yaktım ben aşkım yavrum.
şimdi sokaklar kar diliyle konuşuyor;şairler de farkındayım aşksız yaşadığımın,fotoğraflarım bir kez daha sıyırıyor alnımı;şarkıların diline düşmüş gençliğim bazan yağmurun adını çağırıyor içimdeki mahpusluk bazan hayra yoruyorum hayatımı usta bir karanfil yakalıyor saçlarımdan-şehri gözetleyen dikbaşlı çocuklar sonra kar diliyle çorap söken kadınlar-hazan abla bir çay içimi molasında elma! elma! elma! benim de şakaklarımda bir çapkınlık günün ortasında mahşer sevinci-babam ve sanki sinema biletimdeki koltuk akşama her yer yarılmış düşlerin ve karıncaların yolu ayrılmış ve biliyorum şahlar da ölüyor-dişlerinin kısmetinde memleket havaları sevgilim bize kar diliyle bu yalnızlık ayrılmış bir yanı yaşamak biryanı senin de adın kar diliyle çağrılmalı gecenin yüreği büyüsün diye,sevgilim saçlarına kardan meç yapılmalı,gözlerin gözlerin...gözlerin.... bakarken sürgün günlerimin erkekliğinden birşeyler hatırlatmalı....