Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: yunus emre okuyalım...  (Okunma Sayısı 905 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 22 Şubat 2007, 18:28:06 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

yunus emre okuyalım...


Türlü türlü cefanın
Adını aşk koymuşlar.

* * *
Aşk aşıkı şir eder,
Aslanı zencir eder,
Katı taşı mum eder.

* * *
Dervişlik baştadır, tacda değildir,
Kızdırmak addadır, saçta değildir.

* * *
İlim, kendini bilmektir.

* * *
Dağlar nice yüksek ise,yol anın üstünden geçer.

* * *
Dünyada dertsiz baş olmaz.
Derd'olanın ahı dinmez.

* * *
Cümleler doğrudur sen doğru isen,
Doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

* * *
Bu dünyaya gelen gider.
Yürü fani dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?

* * *
Eğer bir müminin kalbin kırarsan
Hak'ka eylediğin secde değildir.

* * *
Aklı olan korkmak gerek
Nefs elinden, hırs elinden.
Nefstir seni yolda koyan,
Yolda kalır nefse uyan.

* * *
Sabır saadeti ebedi kalır
Sabır kimde ise o nasib alır.

* * *
Eğer hor eğer hürmet
Kişiye sözden gelir.
Zehr ile pişen aşı
Yemeğe kim gelir.

* * *
Beni bende demen bende değilem,
Bir ben vardır bende benden içeri.

* * *
Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz.



Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
Fix Robot Modu
Özel Bir Bottur =)
*****
Mesajlar: 27344
Re: yunus emre okuyalım...
« Posted on: 19 Kasım 2008, 07:56:09 »

uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: yunus emre okuyalım... oyunları, yunus emre okuyalım... programı, yunus emre okuyalım... oyunu indir, yunus emre okuyalım... program yükle, yunus emre okuyalım... download, yunus emre okuyalım... hikayeleri, yunus emre okuyalım... resimleri, yunus emre okuyalım... haber, yunus emre okuyalım... yükle, yunus emre okuyalım... videosu, yunus emre okuyalım... msn eklentisi, şarkı sözleri


Logged
« Yanıtla #1 : 22 Şubat 2007, 18:42:28 »
Fixforum Üye Profili anadolu007
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 163
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1964

"_TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDULİLLAH_"

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

ŞURDA BİR GARİP ÖLDÜ DİYELER
ÜÇ GÜNDEN SONRA DUYALAR
SOĞUK SU İLE YUYALAR
ŞÖYLE GARİP BENCİLEYİN...

bu da Yunus Emre'den...
Logged

"YARALI BİR CEYLAN DAĞLAR BAŞINDA
UYUR YAVRUSUNU GÖRÜR DÜŞÜNDE
PERVANELER GİBİ AŞK ATEŞİNDE
KEREM YANAR ASLI KÜLE ÇEVRİLİR"
« Yanıtla #2 : 23 Şubat 2007, 22:57:05 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

MEVLÂNA CELALEDDİN_İ RUMİ'DEN İNCİLER...
 

** Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte
akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol,
tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol,
her ne olursan ol,
ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol.

** Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

** Eşekten şeker esirgenmez ama eşek
yaratılışı bakımından otu beğenir.

** Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

** Leş, bize göre rezildir ama, domuza,
köpeğe şekerdir, helvadır.

** Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül,
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

** Pisler, pisliklerini yapar ama
sular da temizlemeye çalışır.

** Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten,
kederi de sevinç haline sokabilir.

** Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir,
nasıl olur da güneş üflemekle söner?

** Akıl padişahı kafesi kırdı mı,
kuşların her biri bir yöne uçar.

** Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta
aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

** Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

** Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.

** Dünya tuzaktır. Yemi de istek.
İstek tuzaklarından kaçının.

** Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

** Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

** Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek,
inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

** Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

** Oruç tutmak güçtür, çetindir ama
Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından,
bir derde uğratmasından daha iyidir.

** Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz.
Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

** Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana,
içinde inci vardır.

** Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

** Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

** Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes
çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

** Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.

** Her dil, gönlün perdesidir.
Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

** Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları
olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

** İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey
görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun
diye bu alem yok değildir.

Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #3 : 25 Şubat 2007, 22:04:25 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

** Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor,
gama binlerce defa aferin.
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #4 : 25 Şubat 2007, 22:05:56 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
 
Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim
Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum
Biri benden bundan başkasını naklederse


Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim...


Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir...
Güneş olmak ve altın ışıklar halinde
Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim
Gece esen ve suçsuzların ahına karışan
Yüz rüzgarı olmak isterdim....

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap...

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz
Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz...

 Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir
Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır...

Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini
Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil...

Bir katre olma, kendini deniz haline getir
Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin

Beri gel, beri !
Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...

Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...


Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #5 : 05 Mart 2007, 13:59:57 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

kelime anlamı olarak efendimiz demektir...
aslında çok şey yazmak kabil hakkında ama kısacık yazmak istedim...
'nÎst peygamber velî dâred kitab'
yani ki peygamber değil ama kitabı var...

Ne duruyorum, ne yürüyorum,

Üzengideki ayak gibi…

Ne susuyorum, ne konuşuyorum,

Kitaptaki yazı gibi…

Ne varım, ne yokum,

Gülsuyundaki koku gibi…
 Mevlana, dinler üstü bir düşünür / şairdir....Mesnevisinide herhalde

çıraklık! ? devresinde yazmadı.........- Gülümseme

yoksa nasıl yazardı aşağıdaki şiiri...?


Gel

Gene gel, gene.
Ne olursan ol, ister kafir ol,
İster atese tap, ister puta,
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,
Nasılsan,
Öyle gel...

Mevlana Celaleddin Rumi

O bir müslümandı. Namaz kılar oruç tutar ve diğer emrolunduğu ibadetleri yerine getirirdi. Bir mutasavvıf olduğu kadar İslami ilimlerini tahsil etmiş bir İslam Alimiydi aynı zamanda..
Bir yaratıcıya inanıyordu,
ve BİR yaratıcının peygamber gönderdiğine de inanıyordu..
Meleklere, Kur'anı Kerim'e..
Bir çok deist ve ateistin inkâr ettiği mucizeye de inanıyordu. Cennet ve cehenneme de.. ceza ve mükâfâtın var olduğuna da inancı tamdı.

Nedense çoğu insan Hazreti Mevlâna'nın bu yönlerini pek bilme(k
isteme) zler...


 

 
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #6 : 05 Mart 2007, 14:06:39 »
Fixforum Üye Profili qüLüN_qöZya$LarI
Fixforumania
*******

İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 120
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2630

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

KALANLARA SELAM OLSUN

Bu dünyadan gider olduk
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun

Ecel büke belimizi
Söyletmeye dilimizi
Hasta iken halimizi
Soranlara selam olsun

Tenim ortaya açıla
Yakasız gömlek biçile
Bizi bir aşan vech-ile
Yunanlara selam olsun

Azrail alır canımız
Kurur damarda kanımız
Yuyacağın kefenimiz
Saranlara selam olsun

Sala verile kasdimize
Gider olduk dostumuza
Namaz için üstümüze
Duranlara selam olsun

Dünyaya gelenler gider
Hergiz gelmez yola gider
Bizim halimizden haber
Soranlara selam olsun

Miskin Yunus söyler sözün
Yaş doldurmuş iki gözün
Bizi bilmeyen ne bilsin
Bilenlere selam olsun

 Yunus Emre
Logged

asil_türk & qüLüN_qöZya$LarI
« Yanıtla #7 : 05 Mart 2007, 14:55:39 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

gariptir kimse ilgili olmadı yunus emre ile senden başka...

işin tuhaf olan tarafı yunus emre günümüz hatta yakın yüzyıl için bile diyebiliriz ki en büyük rehber...
ısrarla tavsiye ederim,
alçakgönüllü olmak,tasavvuf,şiir,ilahi aşk,paylaşım vs vs vs...

her şey sanırım saklıdır onun yaşantısında...
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #8 : 06 Mart 2007, 11:51:00 »
Fixforum Üye Profili qüLüN_qöZya$LarI
Fixforumania
*******

İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 120
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 2630

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

  YUNUS EMRE'YE SELAM


  Selam olsun, Anadolu'nun orta yerinden, Türkiye halkının bağrından dünyaya seslenmiş olan Yunus Emre'ye;

Halkı seven, halkın sevgilisi olmuş Yunus Emre'ye;

Halkın ağzından konuşmuş ve halkı kendi ağzından konuşturmuş Yunus Emre'ye;

Türkçe, insanca ve Yunus'ça olmanın sırrını, yani gerçek şiirin sırrını bulmuş Yunus Emre'ye;

Yüreğini, düşüncesini, ezenlere karşı, ezilenlerden yana koymuşYunus Emre'ye;

Sevgiyi, insanlığı yücelten, tanrılaştıran, tanrıyı alçak gönüllere, insanlığa, sevgiye indiren Yunus Emre'ye;

İnsanları birliğe, dirliğe, doğruluğa, barışa çağıran, yaşamayı seven, ama ölümden korkmayan Yunus Emre'ye;

Şairler şairi, insanlar insanı, garipler garibi, dostlar dostu, Türkmen Kocası Yunus Emre'ye 1971 yılı Türkiye'sinden selam olsun!

Sabahattin EYÜBOĞLU


Türk edebiyatının en büyük adlarından biri olan Yunus Emre'yle ilgili olmamak mümkün mü.Tşkr ederim böyle güzel bir başlık actığın için.
« Son Düzenleme: 06 Mart 2007, 11:59:46 Gönderen: qüLüN_qöZya$LarI » Logged

asil_türk & qüLüN_qöZya$LarI
« Yanıtla #9 : 06 Mart 2007, 11:58:29 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

MEVLÂNA'NIN ESERLERİ

MESNEVİ

Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla "İkişer, ikişerlik" demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.

Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî'de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.

Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.

Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.

Mesnevî'nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün'dür

Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.

DİVAN-I KEBİR

Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

MEKTUBAT

Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.

Fİ Hİ MA Fİ H

Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.

MECÂLİS-İ SEB'A

(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna'nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis'lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :

1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.
3. İnanç'daki kudret.
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah'ın sevgili kulları olurlar.
5. Bilginin değeri.
6. Gaflete dalış.
7. Aklın önemi.

Bu yedi meclis'de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme "Hamd ü sena" ve "Münacaat" ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî'nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.

 
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #10 : 11 Mart 2007, 20:35:28 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

MEVLANA Hayatı Yaşamı Biyografisi
MEVLANAâ??NIN HAYATI Mevlana 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlana'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultanü'I-Ulema 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultanü'I-Ulema'nın ilk durağı Nişabur olmuştur. Nişabur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlana burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultanü'I Ulema Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Ka'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Larende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsa'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultanü'/-Ulema ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlana 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlana'nın Sultan Veled ve Alaeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlana bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlana'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Ã?lim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alaeddin Keykubad idi. Alaeddin Keykubad Sultanü'I-Ulema Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alaeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler. Sultanü'l-Ulema 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlana Dergahı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. Sultanü'I-Ulema ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlana'nın çevresinde toplandılar. Mevlana'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlana büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlana 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlana Şems'de "mutlak kemalin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlana Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selahaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar. Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlana 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlana'nın cenaze namazını Mevlana'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlana'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlana'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlana ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlana ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu. "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir" MEVLANAâ??NIN SÖZLERİ Gel, gel, ne olursan ol yine gel, İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... Ben yaşadıkça Kur'an'ın bendesiyim Ben Hz.Muhammed'in ayağının tozuyum Biri benden bundan başkasını naklederse Ondan da bizarım, o sözden de bizarım, şikayetçiyim... Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir... Güneş olmak ve altın ışıklar halinde Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim Gece esen ve suçsuzların ahına karışan Yüz rüzgarı olmak isterdim.... Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap... Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz... Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır... Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil... Bir katre olma, kendini deniz haline getir Madem ki denizi özlüyorsun, katreliği yok et gitsin Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ? Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik... Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol...

Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #11 : 16 Mart 2007, 19:20:57 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

Çok sevimli bir hanımefendi, ağzını doldura doldura kalın bir “a” harfiyle “Mavlana”, “Mavlana” diyerek şunları anlatıyordu:detayı:xyz Çok sevimli bir hanımefendi, ağzını doldura doldura kalın bir “a” harfiyle “Mavlana”, “Mavlana” diyerek öyle şeyler anlatıyordu ki; muhatapları söylenenleri daha önce hiç sanki hiç duymamışlardı.




Konferanstakiler O’nun anlattıklarını dinlerken Mevlânâ’yı ilk defa keşfediyor gibiydiler. Senelerce dirsek çürüttükleri okul yaşamlarında böyle büyük bir Mevlânâ öğretilmemiş, tanıtılmamıştı.



Dinleyenler gönül ferahlatıcı, kalpleri yumuşatan, ruhları kanatlandıran bir konuşmaya tanık oluyorlardı. Konferansı takip edenlerin pek çoğu gayr-ı müslim ve yabancı, dînî değerlere hor bakan kimselerdi. Buna rağmen salonda herkes tek ruh halinde, gözleri mıhlanmışcasına konuşmacıya çevrilmiş olarak Fransız Bayan’ı dinliyordu.



Konuşma sısırasında sık sık ayet ve hadis-i şerif okuyor, kimi dinleyiciler bir an: “Acaba bu kadın müslüman mı?” sorusunu kendi kendine tevcih ediyorlardı. Konuşması nihayet bulduğunda takdim ettiği bilgilere karşı susuzluğu artmış bir topluluk vardı salonda. İçlerinden birisi kalabalığı yararak zorda olsa Hanımefendi’nin yanına ulaşmıştı. Bu sadece meraklı bir üniversite öğrencisiydi. Özel görüşme talebini memnu niyetle kabul eden konuşmacı, kaldığı otelde gerçekleşmek üzere üniversiteli gence randevu verdi. Randevu saati tam 15:00’te idi. Otel ziyaretini üniversiteli gencin  kendi ağzından dinleyelim:



“Buluşma saatinde otel odasının kapısını çaldım. Beni içeri alıralmaz, daha otur bile demeden “İkindi namazı kaçta oluyor?” diye sordu. Benim çok şaşırdığımı görünce de, hâlâ kulaklarımda çınlayan şu sözleri söyledi: “Hiç insan Mevlânâ’yı okuduktan sonra müslüman olmaz olur mu?” Vermiş olduğu konferansta beni olduğu gibi bütün dinleyicileri de mest ettiğini söyledim. Konuşmasının sonunda salondakilerin soru yağmurunun dinmek bilmediğini de hatırlattım. Bunun üzerine Mevlânâ’dan bahsetmenin insan ruhunu huzura erdirdiğini, kerâmetin kendisinde değil Hz. Mevlânâ’da aranması gerektiğini büyük bir tevâzu ile dile getirdi.



Müslüman olunca Havva adını alan bu çok değerli hanımefendi, Hz. Mevlânâ ve İkbal’in hemen hemen bütün eserlerini Fransızca’ya çevirmiş bulunuyor. Gerek bu tercümeleri, gerekse Fransa içinde Mevlânâ hakkında verdiği konferanslarıyla pek çok kişinin müslüman olmasına vesile oldu ve olmaktadır.



Havva (Prof. Dr. Eva de Vitray-Meyerovitch)’ya göre Mevlânâ’nın Mesnevî’si sonsuz bir aşk şarkısı... İnsanlığın en büyük mistiklerinden birinin Allah (c.c)’ı ile kurduğu gönül bağı... Bu gönül bağını kurmak isteyen her gönül sahibine Mevlânâ’nın diliyle sesleniyor Havva Hanım....



 



“Beni kamışlıktan kestiklerinden beri,



hep özledim o koparıldığım yeri,



Gönlüm paramparça susuzluktan



özlemden ve ayrılıktan...”



 



“Kalk, âşık, kalk!.. Acele et biraz. Bak! Su sesi geliyor... Sense susuzsun.. Ve uyuyorsun...”
 

 

 
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #12 : 20 Mart 2007, 10:59:08 »
Fixforum Üye Profili eskideniz
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 45
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1661

Aktiflik
Seviye
Deneyim


Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

Konya Gösteri Sanatlar Merkezi’nin Kültür Bakanlığı ve Devlet Demir Yolları ile ortaklaşa yürüttüğü proje olan Mevlana Hoşgörü ve Sevgi Treni, Konya ve Mevlâna’yı tanıtmak için yollara çıkıyor.

UNESCO’nun 2007’yi “Dünya Mevlana Yılı” ilan etmesinden sonra ilk önemli çalışma hayata geçiriliyor. Konya Gösteri Sanatlar Merkezi’nin Kültür Bakanlığı ve Devlet Demir Yolları ile ortaklaşa yürüttüğü proje olan Mevlana Sevgi ve Hoşgörü Treni, Konya’yı ve Mevlâna’yı tanıtmak için yollara çıkıyor. Tren, Avrupa’da 20 üzerinde başkenti dolaşacak ve Madrid’de, İspanya Başbakanı ile Başbakan Erdoğan tarafından karşılanarak dünya kamuoyuna duyurulacak. Semazenler, çilehaneler ve Mevlana’nın günümüze kadar gelen eşyaların yer alacağı 7 yataklı trenin uğradığı başkentlerde sema gösterileri yapılacak. Yaklaşık 3 ay Avrupa başkentlerini dolaşacak trenin en son durağı ise İspanya’nın başkenti Madrid olacak.

Konya Gösteri Sanatlar Merkezi Kurucu Ahmet Güral Şağban, 27–28 Ağustos tarihinde Antalya Aspendos’ta dev bir organizasyon ile projenin başlayacağını belirterek, “15 bin kişinin izleyeceği ücretsiz sema ve müzik şöleni yapacağız. Gerçekleştirilen proje Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biri olacak” dedi.

Mevlana Hoşgörü ve Sevgi Treni’nin dünya başkentlerini dolaşması için Başbakan Erdoğan, Kültür Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile görüştüklerini dile getiren Şağban “Tren 2 yataklı, bir yemekli ve 4’ü yük olmak üzere toplam 7 vagondan oluşacak. Üzerinde semazen figürlerinin yer alacağı bu tren 20’nin üzerinde başkenti dolaşacak. Her gittiği yerde sema gösterisi yapılacak ve Türk Tasavvuf Musikisi Konseri verilecek” dedi.

Bir vagonunda Mevlana’ya ait eserlerin yer alacağı trende ayrıca mini bir müze oluşturulacak. Trenin diğer vagonlarında ise Konya ve Mevlana’yı anlatan turistik eşyaların yer aldığı bölümler oluşturulacak.
Logged



gel artık,
tüm hücrelerde
deli diyorlar bana...

                          eskideniz...
« Yanıtla #13 : 06 Nisan 2007, 14:14:59 »
Fixforum Üye Profili anadolu007
Fixforumax
******


İRTİBAT GÜCÜ
RepGücü: 163
Offline Offline

BİLGİLER Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1964

"_TÜRKÜM MÜSLÜMANIM ELHAMDULİLLAH_"

Aktiflik
Seviye
Deneyim

WWW
Durumum:

Ynt: yunus emre okuyalım...

Yunus Emre nin çok sevdiğim bir şiiri...


Acep şu yerde var mola
Şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı
Şöyle garip bencileyin

Gezerim Rum'ıla Şam'ı
Yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım
Şöyle garip bencileyin

Kimseler garip olmasın
Hasret oduna yanmasın
Hocam kimseler kalmasın
Şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm
Gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım
Şöyle garip bencileyin

Nice bu derd ile yanam
Ecel ere bir gün ölem
Meğer ki sinimde bulam
Şöyle garip bencileyin

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin

Hey Emre'm Yunus biçare
Bulunmaz derdime çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin
Logged

"YARALI BİR CEYLAN DAĞLAR BAŞINDA
UYUR YAVRUSUNU GÖRÜR DÜŞÜNDE
PERVANELER GİBİ AŞK ATEŞİNDE
KEREM YANAR ASLI KÜLE ÇEVRİLİR"
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer: