Sessizce tutşturuverdiğin kağıt parçası hala elimde hazırladığın ayrılık notaları nasılda hüzünlü oysa gittikçe değerlerde daha bir yükseliş var hepsi neredeyse dörtlük değerde gibi gittikça daha ağırlaşıyor daha etkiliyor sayfa biraz kırışmış ıslanmış sonlara doğru ağlamış gibisin sende son satırları karalamaya çalışırken sanki yazmak istememişte kalem,gittikçe inat etmişsin yazacağım diye... temize geçmeyede vaktin olmamış anlaşılan git bebeğim git,git ama nereye.....
ellerimiz hüzünlü bir şarkı eşliğinde tutma ne olur gülen yüzüme hakaret gibi bu sanki hayatı ciddiye almayışım son resitalindede,halay eşliğinde ayrılalım seninle yada uçuk bir parça eşlik etsin bizlere, yada ne bileyim işte komedi filmi eşliğinde ayrılalım seninle ayrılırkende gülelim.....
Logged
Ne sen dönebilirsin bana... Nede ben kapıyı açabilirim sana. Yok be güzel hata ettim... Tutup elini bağrıma sokmalıydım Ya kaçardın... YADA....
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Senin neyine idi be kahrolası yüreğim! Dağlarla boy ölçüşmek sevdaların adına, Sana mı kalmıştı nehirlerle yarışmak? Bir nebze aydınlık için karanlıklarla boğuşmak. Senin neyine idi be kahrolası yüreğim! Alın yazını silmeye yoldaş aramak... Her güzeli adam sanıp elini uzatmak, Sana mı kalmıştı dünyanın dikenlerini budamak. Senin neyine idi be kahrolası yüreğim! Bu kahpe düzenin kalleşlerine kafa tutmak, Eğrileri doğruların arasında çıkartmaya çalışmak! Sana mı kalmıştı sevmeyi beceremeyenlere öğretmek! Senin neyine idi be kahrolası yüreğim! Yüzüne her gülene güvenip sırtını dönmek, Sana mı kalmıştı el yerine dizlerini dövmek! Bak da gör bundan sonra nasılmış yaşarken ölmek!
Alıntı...
Logged
Ne sen dönebilirsin bana... Nede ben kapıyı açabilirim sana. Yok be güzel hata ettim... Tutup elini bağrıma sokmalıydım Ya kaçardın... YADA....
Sana kırgın olmak isterdim zaman zaman... Sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını yani üstünde!
Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana... Yani; beni “unutma ihtimalinin” bile olamayacağı mesafelerde!
Bilirim, seversin beni. “Bilirim” sadece, çünkü öyle söylersin!.. Ama soluyamam... Ama dokunamam... Ama yaşayamam... Bilirim, seversin beni; Odandaki lambanın açma anahtarına iliştirdiğin bir kartpostal gibi!..
Ben, güze bakan ağaçlar gibi meyvelerimi dökmeye başlamışsam dibime... Ve ben de “senin gibi” sevmeye başlamışsam artık... Ve ben de sana demeye başlamışsam; “Ben de unutmadım seni!..” Bir mevsimi tüketmiş demektir tarlalar; ekilmeden, dikilmeden, sulanmadan ve gübrelenmeden... Halbuki kısır mevsimlere gebedir tüketilmiş her mevsim!
Yıllar, kenarda bekler; geceye doğru giden trenleri gözleyen çocuklar gibi... Yollar, dürmededir artık kendini! Ve hatıralar süpürülmededir hafızalardan; “artık” paylaşılmayanlara yer açılsın diye!..
Bilirim tabii ki unutmadığını... Unutmayışımdan bilirim. Bilirim, seversin hâlâ beni; çünkü sevmek “Hâlâ”dır işte, hâlâ aradığımız delîl!
Sana kırgın olmak isterdim aslında, zaman zaman... Yani üstünde, sana kırgın olmayı hakedecek kadar hukukum olmasını! Ve; “Unuttuğumu zannetme” diyemeyeceğin mesafelerde olmak isterdim sana... Yani; beni unutma ihtimalinin bile olamayacağı mesafelerde!
Logged
Ne sen dönebilirsin bana... Nede ben kapıyı açabilirim sana. Yok be güzel hata ettim... Tutup elini bağrıma sokmalıydım Ya kaçardın... YADA....
beni nereye koyuyorsun böyle? neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?... beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte... öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin, amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin? artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor... ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende herşeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin...
Logged
Ne sen dönebilirsin bana... Nede ben kapıyı açabilirim sana. Yok be güzel hata ettim... Tutup elini bağrıma sokmalıydım Ya kaçardın... YADA....
bir sır düğümü gibi kaldım, içimde ne fırtınalar koptu, bu gözler ne haksızlıklara tanık oldu, gene de konuşamadım.... dilim başka söylüyor, içim başka yaşıyor, artık dermanım kalmadı, herkes üstüme geliyor, yüreğim bu kadarını kaldıramıyor.... sen beni düşünmezken, ben seni bekledim, sen başkalarını severken, ben seni sevdim... bugün sevdiğin yemeği yaptım sana soğan katmadım ama, olurda gelirsin diye bana...... sende acıma acı katma, uzak değilim o kadar gel yanıma... sen anlatılamazsın aslında, hani elime kalemi alıp anlatıyorum ya; olmuyor yetişemiyorum sana, bıraktım sonunda sevgili seni sana!!! gene de bir ömrüm daha olsa, hiç mutlu olmadığım bu hayat yolunda, gene aşık olurdum sana, asla gitmezdim başkasına... elini bir uzatsan yanındayım, bir sesini duysam koşacağım, sana hala aşığım, kor gibi yanmaktayım....
Logged
Ne sen dönebilirsin bana... Nede ben kapıyı açabilirim sana. Yok be güzel hata ettim... Tutup elini bağrıma sokmalıydım Ya kaçardın... YADA....