Güneş sisteminin en küçük gezegenlerinden olan “yer” küresindeki 5 kıt’a, dünyada hemen hemen hiç kimsenin adlarını peş peşe sıralayamayacağı 200 devlete bölünmüş durumda. Bunlardan sadece 173’ü, Birleşmiş Milletler üyesi.
* * *
Düşünün ki sadece Afrika kıt’asında 54 tane devlet var; bunlardan 50 tanesinin lideri de hafta başında, Ankara’nın özel davetiyle ortak bir toplantı için İstanbul’daydı.
* * *
Şimdi darbeci generallerin yönettiği Fuji Cumhuriyeti’nden, geçenlerde 3 emekli generalin darbe yaptığı Moritanya Cumhuriyeti’ne kadar; tüm devlet liderlerinin, yönettikleri halk yığınlarına karşı söyledikleri nutuklarla yaptıkları açıklamalar alt alta yazılsa...
İnsanı kahkahalarla güldürecek matrakolojik bir tablo çıkmaz mıydı ortaya?
* * *
Bendenizin çocukluğunda, ona buna zart zurt etmeye kalkanlar için:
- İbrikçi Başı’lığa özeniyor, denirdi.
Çünkü o dönemlerde İstanbul’daki Yenicami’nin hemen girişi yanında, önünde sırayla ibriklerin durduğu bir ibrikçi vardı.
Susuz cami tuvaletlerine girmek zorunda kalanlar, o ibrikçiden bir ibrik alarak girerlerdi tuvaletlere.
* * *
Ve Yenicami’nin kıyısındaki ibrikçi, önündeki ibriklerden birini kendiliğinden almaya kalkanlara, hemen ihtarda bulunurdu:
- Onu bırak, şunu al!
Böylece otoritesini ve gücünü göstermiş olurdu, susuz tuvaletlere girmek zorunda kalmış olanlara.
* * *
“Yer” küresi üstündeki 200 devletin liderini, 200 tuvaletin önünde oturan ibrikçiler olarak düşünsek...
* * *
Darfur’da soykırım yapmakla suçlanan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, Sudan’ın ibrikçi başısı değil mi?
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kendisini suçlaması konusunda da:
- Onlar Sudan’ın düşmanları; Sudan’ın iç işlerine karışmaya hakları yok; bizde şeriat yasaları geçerlidir, onların yasaları değil; demiyor mu?
* * *
Ya Pakistan Devlet Başkanlığı’ndan istifa ederek, Pakistan’dan ayrılmak zorunda kalan Pervez Müşerref?
Neyse ki Müşerref, Pakistan’daki kanlı çatışmalar nedeniyle yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalmış kaçak göçmenlerin; dişlerinden tırnaklarından artırdıkları paralar karşılığında, içine tıkılmayı kabul ettikleri TIR kamyonlarına gizlice binme durumunda değil.
Yoksa o da, 9 yıldır yönettiği yurttaşlarından, kaçak göçmenliği yeğlemek zorunda kalmış olanlar gibi; içine tıkıldığı TIR kamyonlarından birinde, açlık, susuzluk ve havasızlıktan ölüp gider, cesedi de Büyükçekmece’deki bir tarlaya atılıverirdi.
* * *
“Yer” küresi 200 devlete bölünmüş görünse de; gerçekte 4 milyar “yoksul”la, 2.5 milyar “orta halli” ve “zengin”e ayrılmakta...
* * *
Bir türlü “gelişmiş” olamayan devletlerin ibrikçi başları da, 21. yüzyılın “küreselleşme” ve “şeffaflaşma” makasları arasında sıkışmakta.
Ne demişler:
“Rüzgâr eken, fırtına biçer”
“Keskin sirkenin zararı, küpünedir”
“Ne oldum, deme; ne olacağım de”
“Etme, bulma dünyası”
* * *
Eski Yunan mitolojisinde bir “Sisifos” efsanesi vardır.
Sisifos, Korent kralının oğludur ve gaddarlığıyla, zulmüyle, talancılığıyla ünlüdür.
O nedenle de öldükten sonra cehennemde, koskoca bir taşı bir dağın tepesine çıkarmaya mahkûm edilir; ama taş tam tepeye çıkarıldığında tekrar aşağıya yuvarlanır ve bu çaba sonsuza dek sürer gider.
* * *
Yine eski Yunan mitolojisinde, bir de “Tantalos” efsanesi vardır.
Tantalos da, Lidya kralıdır.
Kendisini ziyarete gelen tanrıları, “bakalım çakacaklar mı” diye sınavdan geçirmek için; oğlunu boğazlayıp etlerini ikram eder sofrada tanrılara.
Baş tanrı Zeus, durumu hemen anlar ve öylesine kızıp öfkelenir ki; Lidya kralı Tantalos’u, dört bir yanı meyve ağaçlarıyla çerçevelenmiş bir gölün bulunduğu bir diyara fırlatarak, hiç bitmeyecek bir açlıkla susuzluğa mahkûm eder.
* * *
Tantalos, su içmek için ne zaman göle eğilse, sular geriye doğru çekilir; karnını doyurmak için ne zaman meyvelere uzansa, meyveler dallarında yukarı doğru kalkar.
* * *
Dünya edebiyatında Tantalos işkencesi; Pervez Müşerref gibi, ihtirasını tatmin etme çabalarıyla kurum kurum kurumlanmaya çalışırken, kıç üstü oturanlara yakıştırılır.
Sisifos işkencesi de, sonu hiç gelmeyecek bir işle uğraşanlara...
* * *
21. yüzyıl, 200 devletin tepesindeki ibrikçi başlarını, evrensel bir hukukun büyüteci altına alma ve 4 milyar yoksulu da; gıdım gıdım “etli şaraplı, kadınlı kahkahalı masalarda” burjuvalaştırma doğrultusunda...
* * *
Vazgeçtik 100 yıl sonrayı, 10 yıl sonra dahi bugünkü siyasal zıtlaşmalardan hangisi kalacak ki gündemde?
Çetin Altan...



Logged



